Başbakan Davutoğlu: “Kürt Sorununu Çözdük”

Davutoğlu, basın toplantısında Kürt sorununun çözüldüğünü dünyaya duyurdu.

Başbakan Davutoğlu, bugün düzenlediği basın toplantısıyla Kürt sorununu çözdüklerini dünyaya duyurdu. Toplantıdaki neşeli hali gözden kaçmayan Ahmet Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın da her zaman söylediği gibi, hepiniz hoşgeldiniz, heyecanımı bağışlayın ama bugün tarihi bir gün, sahi bugün günlerden neydi” diyerek sevincini basın mensuplarıyla paylaştı. “Soruları sonda alacağım, lütfen araya girmeyin” dedikten sonra yanlışlıkla mikrofonu kapatıp, yirmi beş dakika boşa konuşan Davutoğlu, daha sonra açık olduğunu zannettiği mikrofonu kapatmak için hamle yapıp, mikrofonu açtıktan sonra, yardımcısına “şu sol baştaki paralel gazeteci geçen sefer ana dilde eğitim ile ilgili bir soru sormuş muydu, adresi ne ki bu arkadaşın” şeklinde konuşmasına devam etti.

Danışmanından gazetecinin adresi ile birlikte yirmi beş dakikadır boşa konuştuğu bilgisini de alan başbakan, “Kürt sorunu için uzun süredir MİT Laboratuvarlarında çalışıyorduk. Geçen hafta sorunu çözmeye çok yaklaştık, hatta kayınbiraderin otelinde basın toplantısı için yer ayırttık ancak, son saatlerde, sorunun öbeğine yerleşmiş bir düğümlenme fark ettik. Kıvıl kıvıl olmuş, afedersiniz şey yuvası gibi. Neydi o solucan gibi var ya hani.” dedi. Davutoğlu, soru-yanıt kısmında, bugüne kadar, kimlik sorunuydu, anadilde eğitimdi, insan haklarıydı, askeri yönetimlerdi, Kürt siyasetçilere baskıydı derken çok zaman kaybettiğimizi vurgulayarak, “Ivır zıvır işlerle uğraşırken otuz yıl uçup gitmiş. Sayın Cumhurbaşkanımız, geçenlerde beni arayarak, bu sorunu çözmemi istedi. Sen akıllı çocuksun, bu işi çözersen, sen çözersin Ahmet. Eğer çözersen, seni gerçekten başbakan yapacağım, dedi.” şeklinde konuştu. Tam anlamıyla başbakan olamadığını anlatırken duygulanan Davutoğlu, özeleştiri de yaparak “Aslında bizim de hatalarımız olmuştu. En başta sorunu polisiye yöntemlerle çözelim diye uğraştık. Biber gazı, dayak, tekme, tokat, künde, tepik hepsini denedik ama istediğimiz randımanı alamadık. Geçen gün evde tavla oynarken, amcaoğlunun aklına bir fikir geldi. Bu işi uzmanlarına bıraksanıza deyince, benim kafamda şimşekler çaktı. Onun için ilk iş, akademisyenlerden oluşan bir çalışma grubu kurduk. İçinde üç kimyager, iki tonmayster, beş tur operatörü, iki futbol antrenörü ve dört tane de kredi kartı satış temsilcisinden oluşan, toplam 12 kişilik bir ekipten söz ediyorum. Ekibin kurulmasını bizzat kendim organize ettim, zaten yarısının soyadı Davutoğlu. Bir yandan eşe dosta iş ayarladık, diğer yandan da Kürt sorununu çözdük, fena mı?” dedikten sonra, yeni bir soru sorması için biraz önce basın mensuplarının arasına geçen danışmanına söz verdi.

Davutoğlu, “Efendim, tabiri cazise yıllardır kemikleşmiş bir sorunu böyle zart diye çözmenizin sırrını anlatabilir misiniz?” şeklindeki soruya verdiği yanıtta, başarıyı, teknik ekip ile sahada ter döken arkadaşların uyumuna borçlu olduklarını söyledikten sonra, “Dışarıdan bir kızarıklık gibi görünse de içi irinle dolmuş. Neşteri değdirince iltihap fışkıran bir yara. Nah bu kadar. Biz olaya değişik açılardan bakmasak bunları fark edemezdik.” dedi.

Gülben Ergen’in son kasetindeki ‘yazık bunca yıla, yazık verdiklerime, istemem sende kalsın, bana bir şey ödeme’ şarkısının da çözüme giden yolda kendilerine kılavuzluk ettiğini söyleyen Davutoğlu, gazetecilerin ısrarı üzerine, eliyle ritm tutarak, şarkıdan bir kupleyi de mırıldandı. “Programımı ‘Beraber Yürüdük Bu Yollarda’ ile noktalamak istiyorum” diyen Ahmet Davutoğlu, şarkısını okuduktan sonra, korumalarına -direnişle karşılaşılmadıkça biber gazı kullanılmamasını rica ederek- grubu dağıtmaları yolunda talimat verip, salondan ayrıldı.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...