Nobel Ödülü

Sayın Cumhurbaşbakanmız Nobel Ödüllerinin tamamen siyasi gerekçelerle sipariş üzerine, hiç de hak etmeyenlere verildiğini değişik televizyon kanallarında, yana yakıla dile getirdi. Özellikle 2015 Nobel Barış Ödülünün Tunus’ta İslam karşıtı olan ‘Tunus Ulusal Diyalog Örgütü’ne verilmiş olmasını çok manidar bulduğunu ifade etti. Ayrıca, gelecek Nobel ödülü için Almanya Başbakanı sayın Merkel’in aday gösterilmesi yönündeki gayretlere, söylentilere bir anlam veremediğini söyledi. Nobel’e aday gösterilmek için ne yapmıştı ki bu Merkel Hanım? Ülkesindeki PKK’lıları mı toplayıp, tutuklamıştı? Zalim Eset rejimini yıkmak için Türkiye’ye omuz mu vermişti? Mısırda seçimle işbaşına gelen Müslüman kardeşlerin darbeyle devrilmesine mi karşı çıkmıştı? Afganistan’da Amerikanın, ülkenin asli unsurlarının başında gelen din kardeşlerimiz Taliban’a karşı yürüttüğü acımasız savaşa mı dur demişti? Yoksa, bizim gibi milyonlarca Suriyeli sığınmacıya, kapılarını mı sonuna kadar açmıştı? Hangi icraatıyla sayın Merkel Nobel’e aday olmayı kabullenecek, içine sindirecek acaba?

“Benim ülkem yıllardır PKK terörü ile amansız bir savaş yürütüyor. Dünyanın başına bela olmuş bu terör örgütünü haritadan silme gayreti içinde. Buna rağmen kimse çıkıp da Nobel Barış Ödülünü bana, yani ülkeme vermeyi akıl edemiyor.

Mısır’da halkının oylarıyla iktidara gelmiş olan Müslüman kardeşlerin darbe ile devrilmesine, Cumhurbaşkanı ve hükümet erkanının zindanlara atılmasına cesaretle karşı çıkan tek lider, tek ülke biziz. Buna rağmen kimse çıkıp da Nobel Barış Ödülünü bana, pardon ülkeme vermeyi akıl edemiyor.

Kaç yıldır, şu anda sayıları üç milyona dayanmış olan Suriyeli mültecilere kendi ülkelerinde sahip olmadıkları rahatı ve huzuru ülkemde onlara sağlamış bulunuyoruz. Ülkeme her gelen mülteci haber salıp tüm yakın akrabalarını da buraya çağıracak kadar burada mutlu yaşıyor. Ve hala ülkeme gelmeye devam ediyorlar. Bu göçün nerede, ne zaman nihayete ereceğini kimse kestiremiyor. Bizim bu misafirlerimiz için bütçemizden harcadığımız para 10 milyara dayandı. İkiyüzlü Avrupa bu güne kadar kılını kıpırdatmadı. Sayın Merkel 30 bin mülteci kabul etme kararı aldı diye Nobel Barış Ödülüne aday gösteriliyor. Bunu hangi izan, hangi, vicdan, hangi sağduyu kabul eder söyler misiniz? Eğer bunun için bir ödül verilecekse buna layık olan kişi ve ülke ayan beyan ortada değil mi? Bu nasıl bir idrak yoksunluğudur, bu ne körlüktür Allah aşkına?

Sevgili milletim, biliyorsunuz benim öyle yükseklerde gözüm asla olmadı. Bu dünya malına, nimetlerine da asla itibar eden biri değilim. Bize Nobel Barış Ödülünü verseler ne yazar, vermeseler ne yazar. Allah aşkına benim Nobel’in bana vereceği üç kuruşa ihtiyacım mı var ki onlara yalvaracağım? Sen o kıytırık ödülünü kime istiyorsan ona ver yahu. Ama şunu iyi bil, o ödülü hangi saiklerle, hangi art niyetlerle dağıttığını ben çok iyi biliyorum. Yeryüzünde ne kadar İslam karşıtı faaliyetlerde bulunan, yahut benim ülkemin aleyhinde gayret gösteren oluşum varsa Nobel sahibi. Soruyorum size; ‘Osmanlı Ermenilere soykırım yaptı, bir milyon Ermeni’yi katletti’ dememiş olsaydı tarihine, ülkesine açıkça ihanet eden birisine, hepinizin malumu olan o zata edebiyat ödülünü verir miydi acaba? Vermeyeceğini hepimiz biliyoruz. Onun için diyorum ki Suriye politikamızla barış ödülünü biz hak etmiyorsak ödülünüz sizin olsun. Biz ne yaptıksak, ne yapıyorsak yüce milletimiz adına, insanlık adına yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Şan, şöhret peşinde değiliz, hele Nobel ödülü peşinde hiç değiliz. Bu böyle biline.”

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdum. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdim. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldum. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makale yayımladım. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdim. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyorum. Yazarımız İsmail İlhan 7 Nisan 2020 günü yaşama veda etti.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...