İspatlasınlar da Görelim

Günümüz teknolojisi hiçbir şeyin gizli kalmasına fırsat bırakmıyor. Uydudan çekilen fotoğraflar, video kayıtları dünyanın en ücra köşelerinde olup bitenleri yine dünyanın gözünün önüne seriveriyor. Yer küresi üzerinde yaptığınız ve gizli kalmasını istediğiniz bir eylem, bir konuşma anında ortalığa düşüveriyor. Siz istediğiniz kadar “Ben bunu yapmadım, ben böyle bir şey söylemedim” diye kıçınızı yırtın. Anında önünüze fotoğrafları, canlı kayıtları, konuşma bantlarını koyuveriyorlar. Bu durumda eğer çok büyük yetkiliyseniz inkar edip, kendi hakimlerinizle oluşturduğunuz mahkemeleri harekete geçirerek olayı kanıtlayanları, “Bu delille sahte” diyerek sürüm, sürüm süründürebilirsiniz. (Bunun en başarılı, en açık örneğinin 17- 25 aralık meselesinde yaşadık. Ülkemizde de, dünyada da bunu bilmeyen kalmamıştı. Bu uygulamalar sonunda, gözlerinin önünde olup bitenleri hayret ve dehşet içinde izleyen ve korku duyularına mağlup olan kanıtçılar ses çıkaramaz oldu.) Böylece siz de ülkeyi dikensiz gül bahçesine çevirerek zevk-u sefa içinde yönetirsiniz. Olay bu kadar basit.

İçerde uyguladığınız ve harikulade sonuçlar elde ettiğiniz bu taktik uygulama, iş başka ülkelerle olan ilişkilere gelince ne yazık ki bu kadar kolay ve başarılı olmuyor. Bunun da en yakın ve çarpıcı örneği düşürülen Rus uçağı meselesinde ortaya çıktı. Sanki ülkemizin hava sahası ilk kez ihlal ediliyormuş gibi, sanki Yunan uçakları her gün kilometrelerce hava sahası ihlali yapmıyormuş gibi Rus uçağı hava sahamıza birkaç yüz metre girdi diye jetlerimiz tarafından füzelerle düşürüldü. Suriyeli Türkmenler olduğu iddia edilen kişiler de paraşütle atlayan iki pilottan birini havada, harp yasalarını hiçe sayarak, mermilerle delik deşik ettikleri için çılgınca tepindiler, sevindiler. Ölü pilotun kafasına basarak poz, poz resimler çektirdiler.

Rusya devlet başkanı Putin bu beklenmedik olay karşısında Türk yönetimini bir numaralı düşman ilan etti. Ekonomik yaptırımlarla önemli sayıda insanımızın kazancına, işine, yatırımlarına, seyahatine ve pek çok alandaki ilişkilerine büyük darbe vurdu. Bununla da yetinmedi; “IŞİD petrolünü Türkiye satın alıyor. Böylece IŞİD terörüne en büyük destek Türk yetkilileri tarafından sağlanmaktadır. Ayrıca bu alış verişin içinde Tayip Erdoğan’ın ailesi de var ” Diyerek TC Hükümetini suçladı. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat ailesi ile ilgili iftiralarla dünya kamuoyunu ülkemiz ve Cumhurbaşkanımız aleyhinde yönlendirmeye kalkıştı. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız “Bu çok büyük bir iftiradır. Kimse ailemi bu işlere karıştıramaz. Savcılarım hemen harekete geçecek, bu iftiraların sahiplerine de bunları haber yapan medya kuruluşlarına da hadlerini bildireceğim. Hepsini Silivri’ye postalayacağım. Ailemi karalamak, aileme dil uzatmak ne demekmiş göstereceğim onlara. Burunlarından fitil, fitil getireceğim. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.” Daha devam edecekti ama yanında bulunan danışmanlarından biri; “Sayın Cumhurbaşkanım, bunları söyleyen bizim muhalefet başkanlarından ya da yetkililerinden birisi değil, Rusya Devlet Başkanı efendim.” Diye uyarınca; “Doğru yav, alışkanlık işte.” Diyerek lafı tekrar Putin’e getirdi. “Putin bu söylediklerini ispatlasın ben hemen görevimi bırakırım. İspatlayamazsa o da bırakacak mı?” diye gülümseyerek tekrar daha yumuşak tonda meydan okudu. Gerçi Putin, kanıtları bizimkinin gözünün önüne serse bile bizimkinin görevini bırakmayacağını herkes biliyordu. Biliyordu bilmesine de Kasımpaşalı sayın Cumhurbaşkanımızın kabadayılıkta kimse eline su dökemezdi. Ama Putin Türkiye vatandaşı olmadığı gibi çok önemli bir ülkenin başkanı da olduğundan, bizimkinin lafının altında kalacak hali yok tabii.

Uydudan izleyerek elde ettiği, IŞİD’e ait yüzlerce petrol tankerinin görüntülerini canlı olarak, internette dünyaya servis etti. Tankerlerin petrolü nereden aldığını, nerelerde dinlenme molası verip soför değiştirdiğini, nerelerde başka tankerlere aktarma yapıldığını ve nerelere taşındığını adım, adım sergiledi. Bu internet videoları dünyanın bütün basın yayın organlarında dünya kamuoyunun bilgisine sunuldu. Herkes gözünü, kulağını Sayın Cumhurbaşkanımızın ne diyeceğine, sözünü yerine getirip getirmeyeceğine çevirdi. Ne diyeceğini, ne yapacağını gerçi kendi kamuoyumuz biliyordu bilmesine de yabancı kamuoylarının tepkisi merak konusuydu.

Şu ana kadar, Rusya Devlet Başkanının kanıt diye ortaya koyduğu belgelere ilişkin bizimkinden bir ses, seda duyulmadı. Cumhurbaşkanımızın yeni taktikler, tehditler geliştirdiği, yeni etkili savunmalar hazırladığı sanılıyor. Bu arada İran yetkilileri de petrol yüklü IŞİD tankerlerinin Türkiye’ye gittiğine ilişkin iddialarını tekrarlayarak, çok net görüntülerin ve istihbaratın ellerinde mevcut olduğu, Türk yetkililer isterlerse bunların kendilerine verileceğini duyurdular.

Sayın Cumhurbaşkanımız galiba, başta başkan Putin olmak üzere Rus yetkilileri ve İranlı yetkilileri savcılarını harekete geçirerek hizaya getiremeyeceğini kavramağa başladı. Bu kanıtlar karşısında görevini bırakmasını içeride kimse beklemiyor. Bence görevinin başında dimdik ayakta kalmasının gerekçelerini, sadece dış dünyayı tatmin etme amacına yönlendirmeli.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdum. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdim. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldum. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makale yayımladım. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdim. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyorum. Yazarımız İsmail İlhan 7 Nisan 2020 günü yaşama veda etti.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...