Başkanlık Sistemi

Sayın Cumhurbaşbakanımız bulunduğu makamdaki sorumsuz yetkilerini yeterli bulmadığından yasama, yürütme ve yargı erkinin tamamının kendisinde toplanması gerektiğini ifade edemeyerek, başkanlık sistemini istediğini her fırsatta dile getirmektedir.

Yedi haziran seçimleri sonrası, partisi parlamento çoğunluğunu kaybedince başkanlık arzusunu ileri bir bahara bırakmış görünüyordu. Konuşmalarında “başkanlık istiyorum” sözü neredeyse hiç çıkmaz olmuştu ağzından. Ne zaman ki seçimleri yeniletti, mecliste yeniden çoğunluğu kazandı, sanki ülkede giderek çığ gibi büyüyen sorunlar yokmuş gibi, başkanlığı da tekrar gündemin ilk sırasına yerleştirdi. Şimdi bütün havuz medyası başkanlıkla yatıp, başkanlıkla kalkıyor.

Kendisi de, haftada bir sarayında topladığı muhtarlara, başkanlık sisteminin ülkemizi uçuracağını, dünyanın en gelişmiş on ülkesinden biri yapacağını, demokrasimizin Batı demokrasilerini katlayacağını, ekonomimizin, gelişmiş ekonomiler arasında çoban yıldızı gibi parlayacağını bıkmadan, usanmadan anlatıyor. Muhtemel bir Başkanlık Referandumu için şimdiden çalışmalara başlamalarını istiyor. Onlara şöyle sesleniyor: “Seksen küsur yıldan beri debeleniyoruz. Siyasi kavgalarla gücümüzü boşu boşuna tüketiyoruz. Darbeler milletimizin canını, kanını emdi, bitirdi. Milletimiz sahipsiz kaldı. Parlamenter sistem dedikleri bu ucube yönetim tarzı milletimize elle tutulur bir gelişme sağlayamadığı gibi milletimizi böldü, kutuplara ayırdı. Komşularımızla bizi düşman etti. Yönetimin başı olarak elim, kolum bağlı. Burnumuzun dibinde cihat savaşı veren din ve mezhep kardeşlerimize silah, pardon, affedersiniz bir dil sürçmesi oldu, sağlık ve gıda diyecektim, yardımı gönderdiğimiz tırlar bile yoldan çevriliyor. Milletimin hayrına ne yapmak istesem ya söz dinlemeyen yargı, ya da paralel yapı engel oluyor. Engel olmasalar var ya anında ülkemi şaha kaldırırım. İşte bunun için benim acilen başkan olmam lazım.
Bazıları soruyor; “Nasıl bir başkanlık modeli?” Sevgili muhtar kardeşlerim, ben illa Amerika, Rusya, Fransa vesaire bilmem ne ülkesinin başkanlık modelini getirelim demiyorum ki. Siz beni bir bal arısı farz edin. Nasıl ki bir bal arısı her çiçeğe konarak onlardan farklı tat, farklı lezzet, farklı koku alarak balını yapıyorsa işte ben de farklı başkanlık sistemlerinden işime yarayan yönleri alarak kendi başkanlık sistemimi oluşturacağım. Tarihte bunun çok başarılı örnekleri var. Mesela Hitler’in başkanlık modelini araştırılmaya, incelemeye değer buluyorum” diyerek tarihte çok başarılı olmuş örnekler veriyor.

Sayın Cumhurbaşbakanımızın bu görüşlerine aynen katılıyorum. On dört senedir parlamentosu bi yandan, yargısı bi yandan, muhalefeti ve en başta da vatan, millet düşmanı medyası bi yandan sayın cumhurbaşbakanımızı, bu milletin hayrına hangi işe el atsa, elini tutup kıpırdayamaz hale soktular. Elbet de bu millet böyle bir yönetim biçimiyle bir adım ileri gidemez. İşte bu nedenle kendimize özgü bir başkanlık sistemi getirmek artık zaruret oldu.

Eğer bu başkanlık sistemi gelirse, size garanti ediyorum ki ülkemizin baş belası olan, ülkemizin kanını, canını emen terör meselesi bıçakla keser gibi kesilecek. Diyarbakır ülkenin Paris’i olacak. İşsizlik bitecek. Gelir dağılımı adaletsizliği bitecek. Milletimiz batı toplumlarından daha özgür ve daha bir refah içinde olacak. Yasalar herkese eşit uygulanacak. İnsanlarımız inanç ve ibadetlerinde hiçbir ayrım, hiçbir zorlama ile karşılaşmayacak. Fakirlik, yoksulluk tarihe karışacak. Kadın cinayetleri bitecek. Kadınlarımız erkeklerden daha ileri hak ve hukuka kavuşacak. Her alanda erkeklerle eşit sayıda ve eşit koşullarda görev yapacaklar. Toplumdaki her türlü ayrışma son bulacak. Eğitim sistemimiz çağdaşlığın da ilerisine geçecek. Üniversitelerimiz bilim ve araştırma yuvaları olacak vb gibi.

Başkanlık sistemi geldiğinde bunların gerçekleşeceğine inanıyorsanız (ki inanmalısınız, ben çok inanıyorum!) muhtarlarla birlikte var gücümüzle sayın Cumhurbaşbakanımızı destekleyelim ve en kısa zamanda el birliği ile onu, dünyanın en görkemli sarayına yakışır anlı, şanlı bir başkan yapıp muradına ermesini sağlayalım.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...