RTE Başkan Olunca

AKP ülkeyi metazori olarak götürdüğü ikinci seçimde çoğunluk kazanınca Başkanlık Sistemi de yeniden pişirilip servise konuldu. Hatta o kadarki ülkemizin de, siyasetin de en önemli konusu oldu. Yandaş medyanın tamamı yatıp, kalkıp Başkanlık Sistemine övgüler diziyorlar. RTE arada bir “Ben başkanlık sistemini asla kendim için istiyor değilim. Ülke yönetimi tıkanmıştır. Açmak için tek çıkış yolu başkanlık sistemidir.” diyor. Bence çok da haklı konuşuyor. Güya herkes bal gibi biliyormuş tek derdinin, tek hedefinin ülkenin tek yöneteni, tek sahibi olmak istediğini. Muhalifler, her isteğinin, her buyruğunun itirazsız yerine getirilmesini, yani bir nevi diktatör olmak istediğini utanmadan, sıkılmadan söyleyebiliyorlar. “Daha kaç defa söyleyeceğim bunu. Ülkenin sorunları bu sistemle çözülemiyor. Yeni bir sisteme geçmemiz lazım. Bu da Başkanlık Sistemidir.” diye kaç kez vatandaşlarımızı uyardı. Ne laf anlamaz bir milletiz yahu. Eğer şu başkanlık bir getirilse, Doğu ve Güneydoğuda süren ve bu sistemle yakın bir gelecekte biteceğine dair bir umut da vadetmeyen savaş şıp diye bitmez mi? Biter elbet. “Bu savaşı bitirmek için sayın Asrın Liderimizin elini tutan mı var acaba? Bütün milletimiz bunun için her türlü desteği iktidarlarının emrine vermedi mi?” diye söylendiğinizi duyar gibiyim. Vermedi tabii. O 400 vekil istemişti, millet 317 verdi. Öyle olunca başkanlık çantada keklik olmuyor ki. Yine, yasalara ve anayasaya uygun olarak, AKP’nin başkanı konumunda ülkeyi karış karış dolaşıp başkanlık sisteminin erdemlerini bir kere daha anlatmak gerekiyor.

Başkanlık sistemi getirildiği zaman ekonominin nasıl, tezgahtan yeni çıkmış bir lokomotif gibi tıkır, tıkır işleyeceğini görmeyen gözleri, kavrayamayan beyinleri adam yerine koymak bile gerekmez. Piyasada işlerin nasıl kabak çiçeği gibi açılacağını, vatandaşın çılgınlar gibi (olmayan paraları) harcayarak, refahını ve mutluluğunu artıracağını idrakten uzak olanları çok kınıyorum. Başkanlık yönetiminin mutlaka geleceği umuduyla, ihracatımızın şaha kalkmayı sabırsızlıkla beklemekte olduğunu bilmeyen mi var? Milyonlarca yoksulumuzun işe, aşa, insan gibi yaşama koşullarına kavuşmasının başkanlık sistemine bağlı olduğunu artık herkes adı gibi bilmiyor.

Başkanlık sistemi, ülkemizin eğitim sistemindeki sorunlarının da tek ilacı. Yönetim sistemimiz başkanlık olmadığından çocuklarımız, gençlerimiz yaratıcı, sorgulayıcı, çağdaş bireyler olarak yetişmiyor. Öğretmenlerimiz, özlemini çektikleri bu sisteme kavuşamadıkları için moral bozukluğundan dolayı verimli olamıyorlar. Öte yandan yeterli dini eğitim alamadıklarından dürüst, ahlaklı, çalışkan, ülkesine, milletine faydalı, görevine bağlı, herkesin haklarına saygılı bir toplum yaratamıyoruz. RTE iktidarının bütün çabalarına rağmen Üniversitelerimizden hala yönetimle uyumlu olmayan, çatlak sesler duyulabiliyor. Sivil toplum örgütlerinden de benzer hezeyanlara tanık oluyoruz. Başkanlık sisteminde bunlara asla yer verilmeyeceği için ülke uyum içinde, istikrar içinde süratle kalkınacaktır.

İftiracı, haysiyetsiz muhalefetin sayın cumhurbaşbakanımıza yükleme gayreti ve gafleti içinde olduğu ayrımcılık ve kutuplaştırma siyaseti de, yönetim sisteminin zafiyetinden kaynaklanmaktadır. Başkanlık sisteminde çok başlılık olmaz, olamaz. Tek bir baş vardır o da başkan. Öyle olunca da ayrılmakmış, kutuplaşmakmış kimsenin haddi değildir. İlla da olacaksa o da ancak başkanın izni ya da emriyle olur.

Başkanlık sisteminde herkesin hakkını, hukukunu başkan gözetir. Başkan bu görevi kendisine bağlı, kendi hukuk ve adalet anlayışıyla uyumlu mahkemeleri aracılığı ile yerine getirir. Başka yerlerde, başka zeminlerde hak, hukuk aramak anlamsızdır. Üniversitelerimiz, başkanlık sisteminin öngördüğü ölçütlere uygun, bağımsız hukukçular yetiştirmeye programlanmış olacağından birbirinden farklı kararlar veren mahkemelerin yarattığı karmaşa ortadan kalkacak, mahkeme koridorlarına taşan dava dosyaları süratle eriyecek, adalet dağıtma işi alabildiğine hızlanacak, bu alandaki vatandaş mağduriyeti önlenecektir.

Yeni sistemde kadınlarımızın erkeklerin isteklerine karşı gelmeleri söz konusu olmayacağından kadına şiddet diye bir sorun da olmayacaktır. Bunu da başkanlık sistemimize hakim olan; “Kadının yeri evidir. En az üç çocuk doğurup, onları ülkesine, dinine, kinine, başkanlık sistemine bağlı bireyler olarak yetiştirmekle yükümlüdür. Başka şeylerle ilgilenmesi gerekmez.” anlayışı ve görüşü sağlayacaktır.

Başkanlık sisteminin ülkemize getireceği en büyük kazanım demokrasimiz açısından gerçekleşecektir. Halihazırda ileri demokrasiyle yetinmek zorunda bulunan ülkemiz insanları RTE’nin başkanlığında getirilecek yeni sistemle ilerinin de ötesinde, en uçta bulunan bir demokrasiye kavuşacaktır. İnsanlarımız RTE’nin kendilerine sunduğu hakları sonuna kadar serbestçe ve rahatça kullanacaklardır.

Oooh be! Artık Somalar, tomalar olmayacak. Şehit cenazeleri gelmeyecek. Kimsenin ettiği yanına kalmayacak, kimse etmediğini bulmayacak. Düşmanlarımız bize gülmeyecek. Ülkede kötülük asla kök salmayacak. Yandaş filan olmayacak. Etkili ve yetkililerimiz artık çalmayacak. Kimse onların ne yaptığını, ne düşündüğünü bilmeyecek. Böylece üzülüp, derin düşüncelere dalmayacak. Haksızlıkları görüp saçını başını yolmayacak. Ooohh be!

Şimdi söyleyin lütfen ; Oooh be! Demek hakkım değil mi? Haydi hep birlikte: Ya Allaaah, Bismillah.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...