Yeni Dönemin Ayak Sesleri

Sayın Cumhurbaşbakanımız haftalık muhtarlar toplantısına şimdi de Kaymakamlar toplantısını ekledi. Bu toplantılar da başkanlık sistemine geçişte son derece gerekli, etkili ve faydalı toplantılar. Ne de olsa, muhtarlardan sonra en küçük idari birimlerin başı kaymakamlar. Başında oldukları birimlerde devletin en üst düzey temsilcileri. Muhtarlarla da işbirliği içinde oldukları zaman üstesinden gelemeyecekleri, kandırıp oylarını alamayacakları hiçbir kesim düşünülemez. Bulundukları yerlerde hükümetin, cumhurbaşbakanın gören gözü, uzanan eli, konuşan dili konumundalar.

Sayın Cumhurbaşbakanımız bunları çok iyi bildiğinden bu toplantıda, devletimizin ilçelerdeki bir numaralı temsilcileri olan işte bu kaymakamlarımıza çok kıymetli, çok önemli bilgiler ve direktifler verdi. Başkanlık sistemini ülkemize kazandırmak için nasıl bir çalışma yürütmeleri gerektiğini uzun, uzun anlattı. Ülkemize başkanlık sistemi getirilmedikçe milletimizin huzur ve refaha kavuşmasının asla mümkün olamayacağını çok net bir biçimde ifade etti. Hem başbakanı, hem de cumhurbaşkanını milletin seçtiği bir rejimden kimseye fayda gelmeyeceğini, bu iki başlılıktan mutlaka ülkenin kurtarılması gerektiğini açıkça ifade etti. Bu iki başlılıktan kurtulmanın tek yolunun da başkanlık sistemi olduğunu söyledi. “Başkanlık sistemi referandumda mutlaka kabul edilmeli.” dedi. Bunun için var güçleriyle alan çalışmaları yapmalarının önemini vurguladı. “Bunu sağlamak için her türlü yetkinizi sonuna kadar kullanmaktan çekinmemelisiniz” dedi. “Ben her zaman arkanızda olacağım, kimse (benden başka) sizin kılınıza dokunamaz, yaptığınız, yapacağınız icraatın hesabını sadece bana vereceksiniz.” dedi.

Kendisini huşu içinde, kuzu, kuzu dinleyen kaymakamların gözlerindeki vatan, millet sevgisini ve görev aşkını fark etmekte gecikmeyen Sayın Cumhurbaşbakanımız en tepesinde bulunduğu ülkenin, kağıt üzerinde de olsa, demokrasi ile yönetildiğini ve kendi konumunu unutarak kaymakamları yasaları açıkça çiğnemeye yönlendirmesi, AKP’lilerde bile biraz şaşkınlık yarattı. RTE kaymakamlara; “Statükonun gardiyanlığını yapan bir bürokrasi ülkeye patinaj yaptırır. Mevzuat şöyledir, böyledir. Yeri geldiğinde mevzuatı koyun şöyle bir kenara, ben bunu böyle yaparım deyin ve yapın. Kendi zihinsel inkılabınızı devreye sokun. Yöneticilik, işte bu iradeyi kullanmaktır.”

Sayın Cumhurbaşbakanımızın kaymakamlara hitaben yaptığı bu veciz nutkun ne anlama geldiğini bilmeyen, anlamayan olabilir mi acaba? Kaymakamların, gerektiğinde anayasayı, yasaları çiğnemelerinde bir sakınca bulunmadığı demek değil midir bu sözler? “İcabında yasayı, masayı bir kenara bırakın, işinizi görün. Paşa gönlünüz nasıl arzu ediyorsa meselelerin üzerine öyle gidin. Arkanızda ben varım. Karşılaşabileceğiniz herhangi bir sorunu, özel kalemin aracılığı ile her zaman bana ulaştırabilirsiniz. Yaptığınız, yapacağınız her yasa dışı eylemde ben arkanızdayım.” demek olmuyor mu bu sözler? RTE kaymakamlardan bunu istediğine göre kendisinin, başta Anayasa olmak üzere, hiçbir yasayı takma niyeti olmadığı meydanda. Türk usulü başkanlık sistemi bu olsa gerek. Haydi hayırlısı!

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...