Hiç Kimse Güvenliğimizi Bozamaz

Daha önce yaşadığımız terör saldırıların sonrasında en üst düzey yetkililerimiz tarafından söylenmesine alıştığımız ve ezberlediğimiz cümleler, Güneydoğuda, Ankara’da, İstanbul’da ardı ardına yaşanan, pek çok vatandaşımızın, hatta turistin ölümüne neden olan canlı bomba eylemlerinin ardından yine tekrarlandı. En son İstanbul’da, İstiklal caddesinde patlayan canlı bomba saldırısından sonra sayın asrın liderimiz aynen şöyle söyledi: “Terörün gündemine asla teslim olmayacağız. Ülke ve millet olarak hedeflerimizden uzaklaşmayacağız. Terör örgütlerini er ya da geç hüsrana uğratacağız.”

Aynı saldırının ardından yaptığı başka bir konuşmasında; “Terör örgütlerinin, saldırılarla insanlarımızı korku ve yılgınlığa sürüklemek istediklerini çok iyi biliyoruz. Bu tür saldırılarla hedefine ulaşmış bir terör örgütü yoktur. Yılmayacağız, yıkılmayacağız. Kimse sabrımızı sınamasın. Kimseden korkmuyoruz. Karşılarında millet olarak dimdik duracağız. Halkımın eskisinden daha güçlü, daha kararlı ve kalabalık bir şekilde sokakta demokratik haklarını kullanmasını, terörü lanetlemesini, büyük bir öz güven içinde işinde, gücünde, alışverişinde, eğlencesinde olmasını istiyorum, vb.” Bu arada, o akşam oynanacak olan Galatasaray, Fenerbahçe maçı için var olan endişeler kendisine iletilince maçın derhal iptalini emretti. Biletini alıp stadyuma girmiş olan binlerce taraftar kuzu, kuzu stadı güvenli bir şekilde boşaltmak durumunda kaldı.

Danışmanları, yeni saldırı ihbarları bulunduğunu söylediklerinde; “Kamu oyuna sızdırılmasın, aramızda kalsın, içişleri bakanıma, benim korumalarımın sayısını 30, 40 kadar daha artırmasını söyleyin. Bu teröristlere güven olmaz. Maden terörü büyük şehirlerden uzak tutamıyoruz bari kendimizden uzak tutalım. Biz işimizi önce sağlama alalım, sonra Allahın takdirine sığınalım. Ayrıca benim televizyonlardan halka hitabımda –Sokağa çıkarak dik duruşunuzu sergileyin, demokratik haklarınızı kullanın, terörü protesto edin, terörü lanetleyin- gibi sözlerime bakmayın siz. Sokaklarda 3 kişinin bile bir araya gelmesine müsaade edilmesin. Toplanmakmış, yürümekmiş, pankart açmakmış yok öyle şey. Bu ülkeyi kimin idare ettiğini herkes iyi bilmeli. Ayrıca dünyanın parasını verip bu kadar biber gazı ithal ettik, bu kadar TOMA aldık, bunlar küflensin, paslansın diye alınmadı herhalde değimli kardeşlerim. Güvenlik güçlerimizin sayısını üç katına çıkardık. Ben her zaman olduğu gibi polisimin arkalarındayım. Gazını da, tomasını da, mermisini de çekinmeden kullansınlar. Kimse bana karşı, hükümetime karşı tek laf etmemeli. Kimsenin terörden şikayet etmesine göz yumamayız. Bu, teröre hizmet etmektir. Bu, vatan hainliğidir. Bu vatan hainlerini bağrımızda, içimizde barındıramayız. Buna asla izin veremeyiz.” Daha konuşacaktı ama bulunduğu yerde bir canlı bomba patlayabileceği ihbarının kendisine iletilmesi üzerine daha güvenli bir yere gitmek üzere apar, topar oradan ayrılmak zorunda kaldı.

Naçizane ben de diyorum ki ülkemin insanları ne de olsa terör olaylarına alıştı nasılsa. Her gün güneydoğudaki terör çatışmalarından, büyük şehirlerimizin en kalabalık yerlerinde patlatılan canlı bombalardan, bunların sonucu ölen yüzlerce masum insanlarımızdan fazla etkilenmiyoruz. Sadece cenaze sahipleri ve yakınları acı çekiyor. Kanıksadık bunları. Ama hiç olmazsa başta sayın asrın liderimiz olmak üzere bizi bu güzel günlere taşımış olan hükümetimizin sayın üyelerine karşı ve hatta bütün yardımcı bürokratlarına vicdan borcumuzu ödemeliyiz. Onları her türlü terör tehdidinden, tehlikesinden korumak boynumuzun borcu olmalı. Bu yüzden bütün istihbarat örgütü, bütün polis örgütü, jandarması, askeriyesi bu sayın büyüklerimizi korumak, kollamak için seferber edilmeli. Onlara bir şey olursa maazallah ülkemiz terör bataklığına iyice saplanır. İşte böyle durumlara düşmek istemiyorsanız asrın liderimizin istek ve öğütlerine kulak verin. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapmadan, olan bitenden yönetimi sorumlu görüp protesto etmeden, kalabalık yerlere gitmeden yani evinizden dışarı çıkmadan ileri demokratik haklarınızı sonuna kadar kullanabilirsiniz. Neden “Teröre alışmayacağız” filan gibi laflar edip asrın liderimizi ve yetkililerimizi üzüyor, sinirlendiriyorsunuz anlamıyorum.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...