Memleketimden İnsan Manzaraları

Ne günlere kaldık ulu Tanrım
Şaka gibi her şey çevremizde
Yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim
Şaka gibi inanın

Düzeltmek için bazı işleri
Boşuna bir avuç insanın çabaları
Ne diyebilirim ki
İşte size ülkemden insan manzaraları

Fırsatı yakalayan toptan kaldırıyor
Çıkarı için her şeye saldırıyor kimi
Uyanıklar var, oruçla, namazla kandırıp çevresini
Cebini öylece dolduruyor

Aşkları, sevdaları öylesine çarpık
Öylesine marazlı ki
Yan baktı diye yanındakini
Ya da çok sevdiği için, tutup
Gözünü kırpmadan öldürüyor sevgilisini

Saydıklarım azınlıkta olanlar
Ya geriye kalanlar?
Koyun sürüsü gibi
Tünemişse başlarına kurnaz bir çoban
Suya götürüp geri getiren sulamadan
Kavalıyla ninni çalarak sabah, akşam uyutan
Bundan daha keyifli ne var

O kadar çok ki uykuda geçirdiğimiz yıllar
Oturup saymadım, sayamadım
Hani ne demişti büyük usta Aziz Nesin
“Öyle güzel uyuyorsun ki aziz milletim
Uyandırmağa kıyamadım.”

Asrın lideri
Öyle takdim ettiler halkımıza
Öyle buyurdular
Partinin ileri gelenleri

İşsiz tayfasından Zileli Bekir Akbaş emmi
Bütün dertlerini unutup
Başbakanın arkasında saf tutup
Namaza durmaktan öylesine mutlu ki
Ama
Eline bir fırsat geçse
(Hiçbir zaman geçmez ya)
İnanın, kan kusturur en yakınına bile

Karadere’li, kömür işçisi Emir Hansu dayı
Günahlarından arınmayı
Ve cennetin yolunu açan bir ibadet olarak görüyor
Başbakanına dokunmayı

Rizeli çopur reis Kamil Er de
Takmış kafayı
“O penim peygamberum
Onun idrarinu içerum, bo..nu yerum”
Diye dolaşıyormuş her yerde

Denir ya, biz bize benzeriz
Gerçekten tuhaf insanlar memleketiyiz
Öyle yurttaşlarımız var ki
Çepnili Hayrünnisa Çipil teyze gibi
O da içinden gelerek diyor ki
“İsdesin başbakanım
Nikahsız eşi olurum
Varsın depe depe gullansın”

Hele Adapazarlı ev hanımı Sümeyye Galip
O kadar çok seviyor ki asrın liderini
‘Acaba nesi olsam’ diye düşünmüş
Vermiş kararını -kıçının kılı- olmağa talip

Neler var daha bilmediklerimiz, duymadıklarımız
Akıllara ziyan
Bu ülkede yaşayan
Analarımız, bacılarımız
Emmimiz, dayımız
Yakınımız, uzağımız olan

Ne diyebilirim azizim
Yönetenlerine karşı duydukları sevgide
Sınır tanımayan
Büyük kentlerimizin varoşlarında
Yarı aç, yarı tok yaşayan
Damarlarında asil kanı taşıyan
Bu insanlar bizim

İsmail İlhan37 Yazı

1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987’de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...