Flört

İktidar partisi, muhalefet liderleriyle ilgili olarak açtığı tüm davaları geri çekince, ana muhalefet partisi de bu jeste yanıt olarak kendi açtıkları davaları geri çekmiş. Zaten biliyorsunuz, karşılıklı olarak mitinglere gidip gelmeler, parti merkezlerini ziyaret etmeler daha önceden başlamıştı. Ben tarafların iş dışında da görüştüğüne eminim. Bu işler böyledir, çarşıya pazara diye çıkılır ama yol seni başka bir yere götürür. Kaçamak bakışlar, sürekli ondan söz etmeler, dalıp dalıp gitmeler. Eskiden mendil atılırmış, şimdiki gençler daha cesaretli, cart diye oturduğu binaya karşı tarafın en sevdiği posteri çekmiş. Vallahi helal olsun. Belli ki taraflar arasında bir çekim var yani en azından duyguların karşılıklı olduğu aşikâr. İki tarafta da “Şöyle yapsam acaba nasıl karşılanır?” gibisinden bir çekingenlik olması da şu an için son derece doğal, her ilişkinin başında bu türden kuşkular olur, bunlar zaman içinde rayına oturur.

Çocukluğumuz TRT’de yerli aşk filmleri izleyerek geçtiği için böyle karşılıklı bir jest, bir elektriklenme, bir bakışma oldu mu insan ister istemez o duygusal filmleri anımsıyor, hadi artık olsun bu iş gibilerinden bir beklentiye giriyor. Oysa bizi ilgilendiren bir durum kesinlikle yok. Yani filmlerde de öyle değil midir aslında? Oturup ağzımız açık seyrediyoruz, “aman bir ayrılık girmesin araya” diye dua ediyoruz ama sevişseler bize bir faydası var mı sanki? Ya da ayrılsalar bize ne? Öyle değil işte, insan bakışan bir çift gördü mü istiyor ki el ele de tutuşsunlar. Çok tuhaf, çok güzel, insani bir duygu. Annem namazını bölüp de gelirdi lan televizyonun olduğu odaya, “Öpüştüler mi?” diye sorar, sonra kalan iki rekâtını daha kılardı. Öpüşme anı bir filmin doruk noktasıdır, biz öyle gördük büyüklerimizden. Şimdi ben ekonomi, siyaset falan bilmiyor olabilirim ama kimse de kusura bakmasın bu türden ilişkiler konusunda iki satır yazacak kadar bilgiye sahibim. Bak sadece Türk filmleri de değil, Love Story’yi tam 12 kez seyrettim lan ben. Türk filmlerindeki ünlü aşk sahnelerinin yüzde doksanı hala ezberimde. Çoğu filmi sesini açmadan izlerim, replikleri biliyorum oğlum, boş yere niye dinleyeyim ki o sinir bozucu sesleri tekrar tekrar. Onun için bu tür ilişkiler nasıl başlar, nereye gider, çapkınlığın sonu neye varır, kayınvalide nasıl iş bozar bu tür konuları üstünde iki satır yazacak kadar bilirim. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki kimse eskiden yaşanan olumsuzlukları kafasına takmasın, bunlar hiçbir zaman yeni başlayan bir ilişkiyi kötü etkilemez. Filmlerden anımsayın, kavga, gürültü, mahkeme sahnelerini her zaman, ateşli bir aşk sahnesi izler. Bu türden kavga ve gerilimler, insan zihninde tuhaf bir çekim yaratır. Onun için iktidarla muhalefetin geçmişte yaşadığı tartışmalarla ilgili korkulacak bir durum kesinlikle yok, kimse endişelenmesin. Geçmişteki sorunlar, bir ilişkinin tuzu biberi gibidir. Bu işlere kafa yoranlar bilir ki ilişkileri değerlendirmek için geçmişe değil geleceğe bakmak gerekir.

Şimdi bugünkü durumu somutlaştırmak istiyorum. Bizler maalesef erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz, doğal olarak iktidar sahibi olan yani gücü elinde tutan, güce tapan taraf her zaman için erkek tarafıdır. Erkek komplekslidir, yalan söyler, her türlü numarayı çevirir ama işte güç de ondadır. İktidarın gücüne karşı bazen direnen, bazen teslim olan taraf da kadındır. Onun da bin bir türlü başka numarası vardır. Yani bu ilişkiyi bir film olarak ele alırsak, iktidar partisini başroldeki erkek, muhalefeti de kadın oyuncu olarak kabul edebiliriz.

Şimdi, bir uzman olarak taraflara, özellikle de muhalefete çeşitli uyarılarda bulunmak istiyorum. Her ilişkinin başlangıcında bu türden ince hareketler, küçük hediyeler, güzel jestler olur ancak benim muhalefete önerim bu flört dönemindeki davranışlara kendilerini çok da kaptırmamaları yönünde. Bakın benim arabesk müzik seven bir arkadaşım var, bir kızla çıkmaya başladı iki ay önce. Kızı almış klasik müzik konserine götürmüş geçen hafta. “Nasıl dayandın lan kaliteli müzik dinlemeye?” diye sordum. “Abi kızı görsen, onun için caz festivaline bile giderim” dedi. Şimdi böyle kitaplar, konserler falan olunca sanırım kız arkadaşı da bunun sanatsever bir adam olduğunu düşünüyor. “Oğlum sen televizyonda futbol seyreden bir adamsın, bu kız eninde sonunda senin öküz olduğunu anlamayacak mı, niye farklı havalara giriyorsun?” diye sorduğumda aldığım yanıt çok manidardı. “Anladığında çok geç olacak” dedi. Niyetinin ne olduğunu anlamışsınızdır.

Bir de mahallelinin diline düşmek var. Yani çağdaşlık falan hikâye, “iki medeni insan gibi”, “aşkımız bitti”, “uygarca ayrıldık”, “yürütemedik”, gibi laflar etsen de bizim toplumumuzda “sevdi bıraktı” demezler, filanca yaptı, sonra da bıraktı derler. Sen istediğin kadar ben de onu falanca yaptım de, kimse sana inanmaz. Onun için muhalefetin bu noktada gözünü dört açması lazım. El ele tutuşmaktan başlar bu işler ama ipi bir kere gevşettin mi iş nerelere varır, sen bile tahmin edemezsin.

İktidar tarafının geçmişine baktığımızdaysa başından pek çok ilişki geçmiş, tecrübeli bir kişi izlenimi uyandırıyor ama son evliliğinin sokakta bir mahalle kavgasıyla bitmiş olması tedirgin edici tabii. Önceki yıllarda duygusal olarak yakınlaştığı kim varsa bugün kanlı bıçaklılar. Eski birlikteliğine lanet okuyan iktidarla muhalefetin, bu teselli seansları sırasında bir yakınlaşma yaşadığı görülüyor ancak ben pek çok filmde yeni gelenin de eskinin durumundan beter bir hale düştüğüne çok tanık oldum. İlla öyle olacak demiyorum ama muhalefetin bu noktalarda biraz temkinli olmasında yarar var. Yani buluşmalarda biraz mesafeli olmak, “hadi bize gidelim” türünden teklifleri uygun bir dille geri çevirmek, içeri odada hazırlanan içecekleri hop diye kafaya dikmemek gibi basit önlemler bunlar. Yalnız bu işin de ayrı bir sanat olduğunu söylemek gerek, hem partnerini küstürmeyeceksin hem de tuzağa düşmeyeceksin. Öyle incecik bir çizgide yürümek gerekiyor ki ‘hayır’ derken bile ses tonun ‘evet’ der gibi olacak, bir randevu reddedilirken bir diğeri kabul edilecek.

Gerçekten de zor işler ama olmaz diye de bir şey yok. Benim taraflara önerim öyle çok ince eleyip sık dokumasınlar. Herkesin küçük çapkınlıkları, akçeli işlerde çevirdiği ufak tefek dolapları, adının karıştığı bazı kanunsuz işler olabilir. Bunları büyütmek ilişkiyi zora sokar. Herkesin hataları olabilir, marifet bunları yakalamak değil görmezden gelmek, birbirlerinin hatalarını örtmektir. Her zaman birbirlerinin iyi taraflarını görmeye çalışsınlar. Fitne ve fesada geçit vermezlerse bu taze fidanı kimse kurutamaz. Ben muhalefetin kulağını dedikodulara kapatıp, yüreğinin sesini dinlemesini öneriyorum.

Güzel muhalefet, körpe muhalefet!
Bak, güzel bir yaz akşamı var dışarıda, gökyüzü pırıl pırıl. İkinci kattan bir akordiyon sesi geliyor, güzel şey çingenelerle komşu olmak. Rujla yazmış balkon camına: İnanma Seni Sevecek.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...