Kabataş’taki Beton Martıya Alternatif Priapos Heykeli Projesi

Kabataş’ta Mimar Sinan’ın Molla Çelebi Camisiyle Nigoğos Balyan’ın Bezm-i Âlem Valide Sultan Camisinin arasına yapılacak ve Dolmabahçe Sarayı’nın da olduğu sahil şeridine büyük güzellik katacak dev beton martıyı elbette ben de destekliyorum. Dubai yaklaşımı ve çizgi film öğelerini İstanbul’un tarihi dokusuyla buluşturacak bu dev martının kanatlarının altında bir de AVM olacağını öğrenince tabii ki sevincim ikiye katlandı. Yapılacak yeni AVM’de dünyanın önemli markalarını görme şansı bulacağımızı tahmin ediyorum.

Başkan Kadir Toptaş, Gezi Parkı olaylarının sonrasında “Artık bir otobüs durağının yeri değiştirilirken bile halka sorulacak” demişti. Ben de bundan cesaret alarak bu projeye bir itiraz değil de ufak bir katkıda bulunmak istiyorum. Kabataş’taki projenin içinde, dev martının yerine, hem Anadolunun içinden çıktığı hem de bereketi temsil ettiği için daha uygun olduğunu düşündüğüm Lapsekili Priapos heykeline yer verilmesini öneriyorum. Bereketi temsil eden bu heykel, alışveriş ve rant merkezi olarak yeniden projelendirilen Kabataş’a çok daha farklı bir anlam katacaktır. Şimdi sözü uzatmadan projenin teknik detaylarıyla ilgili önerilerime geçiyorum.

  • Yapılacak AVM, Heykeldeki Testislerin İçine Yerleştirilerek Bereket Kavramı Vurgulanabilir
    Proje kapsamında inşa edilecek AVM’nin heykelde yer alacak testislerin içine konumlandırılması AVM’deki sermaye sahiplerinin kazançlarını artıracak ve Priapos’un etkisiyle Kabataş, aktarma merkezinin yanında ülke için çok önemli bir kâr merkezine de dönüşmüş olacak.

  • İleride Priapos Heykelinin Üzerinden Boğazı Geçmek Üzere Heykelin Belli Bölümleri Uzatılabilir
    Bu projenin bir özelliği sadece yer altından değil ileride yer üstünden de köprülere alternatif olacak farklı bir geçiş sağlamaya elverişli olması. Önümüzdeki yıllarda Priapos heykelinin belli bölümlerinin uzatılması suretiyle Boğaz geçişinin heykel üzerinden sağlanması da mümkün olabilir. Böyle bir proje ile hem çok sayıda turistin İstanbul’a akın edeceğini hem de İstanbul’daki farklı mimari bakış açısının tüm dünyaya örnek oluşturacağını söyleyebiliriz.

  • Kanal İstanbul’daki Hafriyattan Gelecek Toprakla Kabataş’taki Boğaz Dolgusu Ucuza Getirilebilir
    Bildiğiniz gibi İstanbul’a alternatif bir boğaz yapılmasını öngören çok önemli bir proje daha bulunuyor. Bu projede, boğaz benzeri bir su kanalı inşa etmek için yapılacak kazılarda önemli miktarda taş, toprak çıkacak. Kabataş projesindeyse kıyıya inşa edilecek 9,5 metrelik dev bir beton bina için Boğaz’ın deniz tarafı toprakla doldurulacak. Bu iki projeyi eşgüdümlü hale getirirsek, yani yeni kanaldan çıkacak hafriyat toprağını Boğaz’a dökersek proje maliyetlerimiz de yarı yarıya düşecektir. Milyarlarca dolar harcayıp, bir yandan yeni bir kanal açarken bir yandan da eskisini doldurmak, elbette dünyadaki mimari çevreleri de şaşkınlığa uğratarak İstanbul’un adından daha fazla söz edilen bir marka olmasına katkı sağlayacak.

  • Boğazın Altından Geçecek Yaya Borusu Kanalizasyon Borularıyla Birleştirilebilir
    Kabataş’taki yeni projenin çok önemli bir özelliği de kıtalararası geçişi yayalaştıran dev bir boruya sahip olması. Bu projeyle yayalar on beş, yirmi dakikada kapalı bir beton borunun içinden yürüyerek kıta değiştirebilecek. Projedeki yaya geçişi için düşünülen malzeme tahmin edilebileceği gibi camdan falan değil, bildiğiniz kanalizasyon tipi çelik, beton karışımı kapalı bir boru. Tabii kıskançlıktan çıldıran bazı kişiler, daha projenin detayları belli olmadan bu öneriye bok atmaya başladılar. Buradan yetkililere sesleniyorum, kimse bu kişilere kulak asmasın. Söyleyin, hangimizin aklına gelirdi denizin altına döşenecek bir borunun içinden yürüyerek boğazı geçmek. Karanlık bir boruya girip yirmi dakika sonra borunun öbür tarafından çıkıyorsunuz ki başka bir kıtadasınız. Gerçekten müthiş. Yalnızca ulaşım olsa neyse, bu proje sayesinde İstanbullular kapalı bir borunun içinden yürümek gibi çok farklı bir deneyimi de yaşamış olacaklar. Benim buradaki önerim yayaların içinde yürüyeceği borunun içine döşenecek kapalı başka bir boru ile yürüme yoluna kanalizasyon sisteminin de eklenmesi. Böylece bir yandan maliyet anlamında önemli bir azalma sağlanırken öte yandan İSKİ’nin uzmanlığından yararlanılarak proje çok daha kolaylıkla tamamlanabilecek.

  • Priapos Heykeli, Mahkemede Geniş Bir Manevra Alanı Yaratabilir
    Bu projenin çok önemli bir artısı da çevrecilerin “Burası SİT alanı” şeklindeki itirazlarından kaçmaya olanak sağlayacak önemli bir manevra alanına sahip olması. Projenin yetkilileri mahkemede “Aaa SİT alanı mı demişler, biz onu başka bir şey anlamışız, tüh.” gibilerinden bir kıvırma ile tüm davalardan kolayca kurtulabilecekler.

Ben mimar olmadığım için elbette önerdiğim projede bazı eksiklikler olabilir ancak şu an İstanbul’daki değişime baktığınızda da mimarinin, mühendisliğin ve şehir plancılığının çok ötesinde yaklaşımlar görebiliyoruz. Bu özgürlük ortamını halka yaymayı başarabilirsek, gelecekte Boğaz’da bugüne kadar görmediğimiz çok farklı figürler de görebileceğimizi düşünüyorum. Önemli olan bu özgürlük ateşini tutuşturmaktı ve ‘beton martı’ bu anlamda çok önemli bir şeyi başardı: Kafamızdaki sınırları kaldırdı. Bu projeye bakan herkes, “martı oluyorsa konserve açacağı niye olmasın” gibilerden düşüncelerle yaratıcılıklarını ortaya koyacak ve belki de on, on beş yıl sonra tümüyle farklı bir Boğaz manzarasına sahip olabileceğiz.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...