Kimler FETÖ’cü?

FETÖ’cü avı bütün hızıyla davam ediyor. KHK’ların da yardımıyla pek çok vatandaşımız sorgusuz, sualsiz, itirazsız, savunmasız içeri tıkılıyor. İşini kaybedenlerin sayısı yüz bini aştı. Cumhurbaşbakanımızın ifadeleriyle “At izi it izine karıştı.” Her alanda rakibinizi saf dışı bırakmak için bulunmadık bir fırsat var şimdi. Sokakta, canını sıkan birisine karşısındaki, “Seni şimdi polise FETÖ’cü diye ihbar edip, altı ay içeri tıktırırsan anlarsın Hanyayı, Konyayı.” diye tehditler savurmaktan çekinmiyor. Arkasından,”FETÖ’cü seni, sana gününü gösteririm.” diyebiliyor. FETÖ’cü olmak için FETÖ’cü olmak gerekmiyor, bir ihbar mektubu hazırlayıp ilgililere takdim etmeniz yetiyor. İhbar ettiğiniz kişinin suçlu olup olmaması hiç önemli değil. Zaten suçsuz da olsa suçsuzluğunu kanıtlayıncaya kadar en azından üç, beş ay içerde tutulmaktan kurtulması mümkün değil. Bu da adam olana yeter.

Geçenlerde AKP’li bir tanıdık, çok samimi olduğu bir meslektaşını ihbar etmek istediğini, ama buna vicdanının elvermediğini yana yakıla anlatıyor bana. “Aslında arkadaşımın FETÖ ile organik bir bağı yok, bundan adım gibi eminim. Ama ondan hep övgüyle bahseder. Memlekete, hatta dünya Müslümanlığına yaptığı inanılmaz katkıları anlata, anlata bitiremez. Geri kalmış Müslüman ülkelerin kalkınması için gerekli olan beyin gücünü sağlamak amacıyla açtığı okulları olağanüstü bir dehanın ürünü olduğunu her fırsatta bana anlatır. Sayın Gülen’in, kendini tamamen Allaha adamış bir evliya kişi olduğuna gönülden inanmış. Ama Allahı var, maddi bir yardım yapıp yapmadığını bilemiyorum, duymadım da. Galiba böyle bir şey vuku bulmadı. Şimdi; bu arkadaşımı FETÖ’cü diye jurnal etsem bi türlü, etmesem iki türlü. Edersem vicdanıma nasıl laf anlatacağım bilemiyorum. Etmezsem yarın, bir gün bir şekilde onu tutuklarlarsa eğer, benim onunla çok samimi olduğumu bilmeyen yok, sen de onunla berabersin diye beni de içeri almayacaklarının hiç bi garantisi yok. Hocam söyle şimdi, ben ne yapayım? Bana bir akıl ver.” dedi.

“Hiç vakit kaybetme, hemen ihbarda bulun, yoksa sen de yanarsın. Şu yalan dünyaya hasbelkader bi kere gelmişin, çıkarına, keyfine bak. Arkadaşlık, dostluk dediğin şey nedir ki. Yenmez, içilmez, alınmaz satılmaz. Nice can dostlarının sonradan iflah olmaz düşmanlar olduklarını bilmiyor musun? Hatta ne yap biliyor musun? Böyle çevrende şuradan, buradan işittiğin FETÖ sempatizanı, ya da onun kurumlarında resmi, gayrı resmi çalışarak ailesini geçindiren insanlar varsa onları da ihbar et. Yönetimin gözünde muteber, yurtsever birisi olarak geleceğini de garantilemiş olursun. Bu ülkede bunun ne kadar kolay olduğunu Ergenekon’da, Balyoz’da, Casusluk vb. gibi davalarda bol, bol görmedik mi? Ha! Şunu da bir arkadaşın olarak sana hararetle tavsiye edebilirim; Muhalefet partilerindeki nefret ettiğin, sevmediğin kişileri de bu ortamda tereyağından kıl çeker gibi çekip kolayca yere serebilirsin. Hatta bu daha da kolay olur. Çünkü onlardan mevcut yönetim de hiç hazzetmiyor. Onlar istedikleri kadar “Bizim bu terör örgütüyle bir ilişkimiz olamaz, bu tamamen deli saçması bir iftiradır. Bu iftiranın sahipleri bunu kanıtlamak zorundadır.” filan gibi ipe, sapa gelmez hezeyanlar savursalar da ağzım, gözüm deyinceye kadar atı alan Üsküdar’ı geçmiş olur. Böylece bir taşla birkaç kuş vurmuş olursun. Bunun için vicdan yapmana hiç ama hiç gerek yok değerli kardeşim. Bu ilkenin vicdanı uzun zamandır tatile çıktı zaten. Bırak senin vicdanın da gönlünce bir tatil yapsın.” diye akıl verdim ben de.

İyi yapmış mıyım?

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

İsmail İlhan hakkında
1940 yılında Yozgat’ın Köçek Kömü Köyünde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar kendi köyümüzde eğitmenle okudum. İlkokulun kalanı ile orta öğrenimimi Yozgat’ta tamamladım. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. 1976 da Dr., 1982 de Doç., 1987'de Prof. oldu. 6 adet mesleki ve bilimsel kitap ile çok sayıda bilimsel makalesi yayınlandı. 2007 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Bursa Belediyesi Türk Sanat Müziği Konservatuvar’ını bitirdi. Keman çalıyor, beste yapıyor ve öykü yazıyor.

Yorumlar

2 Comments

  1. İsmail ilhan, kendinden taviz vermeyen ve üretken kişiliğinizden dolayı sizi ; betimleyici ve hümanist olduğundan dolayı da yazınızı tebrik ediyorum…Allah hayirli uzun omurler versin..

  2. Hesap meydaninda kendimden cok su iki kesimin girecegi cennet kontenjanlarini merak ediyorum..
    1.dindar gorunumlu hakka susanlar mi yerlesebilecek
    2.yoksa zor kosullarda hakki savunanlar mi ….bekleyisim suruyor..

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...