On Maddelik Hayır Reçetesi

16 Nisan Referandumu faşizme karşı direnenlerin zaferi olabilir. Anahtar sözcük zafer ya da kazanmak değil dayanışma. Eğer demokratik güçler birlik olursa karşısındaki güçler dağılacak ve bu birliktelik bir kez oturunca Türkiye referandumun geçmemesiyle yetinmeyecek, dayanışma her alana yayılarak üniversitelerde, sokaklarda, meydanlarda adım adım faşizmi geriletecek. Peki referandumdan ‘Hayır’ çıkması için ne yapmalı, nasıl bir strateji izlemeliyiz? Elbette akıldan, bilimden ve gerçeklerden beslenmeliyiz, ideolojilerden ve hayallerden değil.

Hayırcılar kimlerden oluşuyor? Benim aklıma gelenler: Kemalistler, sosyalistler, Kürtler, Aleviler, liberaller, milliyetçiler, adalet ve hukukun üstünlüğüne inanan dindarlar, azınlıklar ve az sayıda da Suriyeli. Kazanmak için bu insanları bir araya getirecek yöntemler üzerinde düşünülmeli ayıracak değil. Eğer söylemlerinizi sadece Kemalizm ve Türklük üzerine kurar, diğerlerine kapıyı kapatırsanız, CHP ve MHP’nin de dindar olmayan bir bölümü ile yetinir ve yenilirsiniz. Eğer sosyalist söylemleri tercih ederseniz milliyetçiler ve dindarların önemli bir bölümünü kaybedersiniz. Peki bu cepheyi bir arada tutacak tutkalın karışımı nedir? Bu tutkal demokrasi, özgürlük, yurtseverlik, insan haklarına saygı, hukuka bağlılık ve gerçek adalet gibi ortak değerlerimiz elbette. Toprağına, suyuna, ağacına, hayvanına sahip çıkmak, sevmek onları. Bu kesimleri bir araya getirecek tutkal sevgi, hoşgörü olmalı. Birlikte gülümsemekten daha güzel bir hedef olabilir mi?

Elbette faşizm yanlıları bu dayanışmayı bozmak için çeşitli suçlamalar yönlendireceklerdir. Dindarlara ‘camileri ahıra çevirenlerle bir araya geliyorsunuz’, milliyetçilere ‘PKK’yı destekleyen teröristlerle aynı cephede duruyorsunuz’, Atatürkçülere ‘Yetmez ama evetçilerle’ bir araya geliyorsunuz diyecekler. Öyle diyecekler ki cephe bölünsün. Oysa bunlar gerçek değil. Peki bu suçlamalar karşısında nasıl bir yol izlemeliyiz, Hayırcı cephenin ülkemizi 17 Nisan’da aydınlık bir güne uyandırması için aklıma gelenleri toplayarak On Maddelik Kazanma Reçetesi oluşturdum. Eğer eklenecek veya çıkartılacak maddeler olduğunu düşünüyorsanız yorum olarak ekleyebilirsiniz. Bu cephe Atatürkçü Cephe, Milliyetçi Cephe veya Sol Cephe değil hepsinin bir arada yer aldığı bir Demokratik Cephe.

1- Dayanışmayı Bozanlar Sadece Düşmanlardır: Kazanmanın sihirli sözcüğü “dayanışma”dır. Aynı amaç için bir araya gelen kişilerin iyi niyetli olduğuna inanmak zorundayız. Dün kızdıklarımız, karşı çıktıklarımız olabilir, onlar da bize en ağır sözleri söylemiş olabilirler ancak bugün koşullar farklı. Bu dayanışmayı gösterenler, Hayırcı gruplara kapılarının açık olduğunu söyleyenler artık bizim birer parçamız olmalı. Kendi içimizden çıkıp da dayanışmayı bozanlara da fırsat vermemek gerekir. Dayanışmayı bozan her kim olursa olsun ona Hayır demeliyiz.

2- Biz Birbirimize Güveniriz ve Hiçbirimizden Vazgeçmeyiz: Birbirimizden faklı düşünsek bile birbirimize güvenmek durumundayız. Dayanışmayı bozmadığı sürece herkes bu cephenin en değerli üyesi olmalı. Kürtlere, Ermenilere, Suriyelilere, Alevilere veya dindarlara yönelik nefret içeren sözlere karşı ortak bir sesle Hayır demeliyiz.

3- Nefret Dili Bize Yakışmaz: Nefret dili güçsüzlüğün işaretidir. Küfretmek, aşağılamak, küçümsemek yerine bir sevgi ve saygı diline sahip olmalıyız. Bu dil, karşınızda küfredip sizi çileden çıkartarak etkisiz hale getirmek isteyen trollere karşı da yapılabilecek en akılcı eylemdir. Yetmez Ama Evetçi, Ermeni Soykırımını savunuyor, günde beş vakit namaz kılıyor, Kürt milliyetçisi, Türk milliyetçisi, Atatürk’ten başka bir şey bilmiyor, içki içiyor, içki içmiyor gibi sözleri kullanmak bazı insanlarda ‘Benim burada ne işim var?’ düşüncesini doğuracaktır. Bunun yerine herkesi birbirine bağlayacak bir kardeşlik dili kullanılmalı. Nefret diline Hayır demeliyiz.

4- Trolleri Dışlıyoruz: Sadece hakaret eden, tehdit eden değil, fikrini söylüyormuş gibi yaparak nifak tohumu ekmeye çalışanlar o anda dışarı atılmalı. Forumlarda üyeliği sonlanmalı, mesajları yasaklanmalı, toplantılarda susturulmalı. Faşizm için bir ifade özgürlüğünden söz edilemez. Bu kişilerin konuşmasının sonu beklenmemeli, mesajının sonuna kadar okunmamalı. Televizyonda, internet ortamında veya hayatın içinde nerede görürsek görelim orada iletişimi kapatmalıyız. Demokratik olmak adına sürekli olarak yandaş gazetelerin zırvalarını değerli bir habermiş gibi internet sayfalarına veya gazete sütunlarına taşıyanları demokratik güçlerin sesine ağırlık vermesi için uyarmalıyız. Trollerle hiçbir şekilde tartışmaya girmemeli, onlar yokmuş gibi davranmalıyız. Bizim zamanımızı, enerjimizi çalmalarına izin vermemeliyiz. Trol faaliyetlerine Hayır demeliyiz.

5- Gündemi Yoksulluk, Adaletsizlik ve Bozulan Huzur Üzerine Kurmalıyız: Halk yokluk içinde, terörden, nefret dilinden bıkmış halde. Ekonomi zor durumda, firmalar iflasın eşiğinde. Binlerce insan adaletsiz biçimde hapishanelerde tutuluyor veya işlerinden atılıyorlar. Gündem yokluk, yoksulluk, adaletsizlik, hukuksuzluk olmalı. Günden Kuran olmamalı, cami olmamalı, Atatürk olmamalı, bayrak değil halkın yaşadığı sorunlar olmalı. Gündemi başka tarafa çekecek sorular mutlaka bu mecraya çekilmeli. Cumhuriyet döneminde şöyle oldu, İnönü döneminde böyle oldu tartışmalarına çekilmek istenen tüm hareketler yanıtsız bırakılıp konu yoksulluk, ekonomik sıkıntı ve adaletsizliğe getirilmeli. “Yol yaptık, köprü yaptık” sözleri, “Yoksul halkın, kamyoncunun, taksicinin o köprüden geçecek parası yok, köprüleri zenginlere ve yandaşlara yaptınız halka değil” gibi mantıkla bizim istediğimiz alana çekilmeli. “Siz yoksulluğu da savaşı da bitiremediniz. Şimdi ekmek karneyle değil ama parayla. Halkta para var mı bakalım. Siz köprüler, saraylar içinde yaşarken halk açlık içinde, bizim çocuklarımız şehit oluyor, sizinkiler değil. Sizler bolluk içindesiniz, halk kıtlık içinde” gibi bir söylem oluşturulmalı. Gereksiz polemiklere girmeden yoksulluğa ve adaletsizliğe Hayır demeliyiz.

6- Taksim Camisi Projesiyle İlgilenmiyoruz: Seçim dönemlerinde Taksim’e cami projelerinin ortaya atılması gündemi belirleme, din üzerinden bir çatışma çıkartıp, karşı tarafı cami düşmanı gibi göstererek oy korumak için yapılan siyasi bir manevra. Bizler akıllı olmak zorundayız. Cami projesini protesto etmek, bu konuda fikir açıklamak yerine bunun gündem olmasını engellemek zorundayız. Bu bir trol hareketidir. Görmemek, duymamak, ilgilenmemek, hakkında tek bir söz etmemek durumundayız. Gündem Taksim Camisi veya Anıtkabir olmamalı. Gündem ekonomi olmalı, adaletsizlik olmalı, kayırmacılık olmalı. Gündem değiştirme çalışmalarını fark edip Hayır demeliyiz.

7- Tayyip Erdoğan Bizim Hedefimiz Değil: Erdoğan’ı veya bir başkasını hedef haline getirmek, ona sempatisi olan ancak kararsız kişilerin Hayırcılar tarafına kaymasına engel olacaktır. Türkiye’nin sorunu kişisel bir sorun değil. Bu nedenle Erdoğan hakkında olabildiğince az kişisel eleştiri yapılmalı ismi bile kullanılmamalı. Hiçbir afişte resmi yer almamalı, karşıt görüş açıklarken bile AKP olarak yani parti olarak söz edilmeli. Erdoğan adı ne kadar az kullanılırsa karşı tarafın kutuplaşma üzerinden oy kazanma hayalleri suya düşecektir. Tek adamların reklam tuzağına da Hayır demeliyiz.

8- Televizyon, Sosyal Medya ve Anketler: Azıcık da olsa demokratik olduğu düşünülen ancak bir yanıyla hükümete bağlı olan televizyonları bile izlememeli, kesinlikle yandaş gazete okumamalı, Twitter’da isminden trol başlığı olduğu belli olan başlıklara karşı görüş yazmamalı, hiçbir şekilde kendi iletişim alanlarımızda karşı tarafa yer vermemeliyiz. “İmam ne demiş?”, “Sedat Peker kimi tehdit etmiş?” gibi haberlere kendi alanlarımızı kapatmalıyız. Bunlar zaten son derece kısıtlı olan kendi dostlarımızın görüşlerine vereceğimiz yeri çer çöple doldurmaya yarıyor. Falanca ‘Namaz kılmayan hayvandır’ demiş. Peki sen neden bu görüşün yayılmasına aracılık yapıyorsun? Sadece umut veren, dayanışmayı güçlendiren akılcı mesajları paylaşmalıyız. Anketler için arayanları yanlış bilgilendirerek önceki seçimde CHP’ye oy verdiğinizi ancak 15 Temmuz’dan sonra fikrinizin değiştiğini ve artık evet demeyi düşündüğünüzü söyleyebilirsiniz mesela. Yandaş kanallar ve anket şirketlerine de Hayır demeliyiz.

9- Bu Hareket Bir Halk Hareketidir: Lideri Kılıçdaroğlu, Akşener, Demirtaş veya bir başkası değildir. Bu liderler ne yazık ki sadece kendi kitlelerine odaklandıklarından ülkede geniş çaplı bir direniş hattını yaratamadılar. Bu hareketin liderleri olmasalar da neferleri olarak elbette onlara da büyük bir iş düşüyor. Halkın önüne geçerek hareketi kendi istedikleri yöne çekmek isteyenlere de Hayır demeliyiz.

10- Direnmek Anayasal Hakkımızdır: Adaletsizliklere direnmek anayasal bir haktır. Şiddet içermeyen her türlü eylem, açıklama, gösteri veya yürüyüşe özgürce katılabilir görüşlerinizi söyleyebilirsiniz. Direniş, korku yaratmaya çalışanların çaresizliklerini göstermek açısından en güçlü silahtır. Boyun eğmeden, şiddeti bir seçenek olarak görmeden bu anayasal hakkımızı son noktasına kadar kullanmalı, var gücümüzle direnmeli ve asla vazgeçmemeliyiz. Hocalar okuldan atılıyorsa, öğrenciler de okula gitmemeli. Boykot diğer okullara yayılmalı. Yandaş markaların boykot edilmesinden vergi ödemelerinin geciktirilmesine kadar eldeki tüm araçlar bu dayanışma ruhu ve hukuk zemini içinde kullanılmalı. Adaletsizliğe karşı hep birlikte karşı çıkmalıyız. Korkumuzu yenip, her yeni durumda aklımızı kullanmalıyız. Türkiye Yunanistan’a çıkışırsa bunun siyasi bir manevra olduğunu görmeli, bir yerde bombalar patlarsa bunun hedefteki birilerinin suçlanması için kullanılacağını önceden sezmeli ve önlemimizi almalıyız. Ne olursa olsun, aklın ve direnişin yolundan sapmamalıyız ki 16 Nisan günü bu kokuşmuş düzene Hayır diyebilelim.

Emperyalist güçler yurdumuzu ele geçirmeye çalıştıklarında karşılarında sadece Mustafa Kemal’i değil onun önderliğinde tüm bir halkı ve meclisi bulmuşlardı. Bugün de aynı şekilde yurtsever kişiler omuz omuza vermek zorundalar.

Burak Kaya75 Yazı
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

1 Yorum

  1. Sozlerinizin hepsine katiliyorum. Bilhassa karsimizdakini siniflandirmaktan kacinarak asgari mustereklerde (adalet, ozgurluk, gecim} bulusmaya calismaliyiz. Fakat 9.maddede buyuk haksizlik yapmissiniz. Selahattin Demistas hapiste. Tayyip’in elinde rehin. Bu durumda ondan nasil bir performans beklenir ki. 7Haziran secimlerinde de uzerine duseni hakkiyla yapmisti. “Seni baskan yaptirmayacagiz.”

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...