Başkanlıkta Em Ay, Mecliste Eyç Di Pi

Dış mihraklardan bana gelen talimat bu şekilde. Sevgili aktroller çok doğru bir teşhisle bizim dışarıdan emir aldığımızı belirledikten sonra ekip olarak rahatladıydık. Yani kökümüz dışarıda diye gizliden bir utanç duyuyorduk, açıklanınca en azından korkumuz bitti. İpliğimiz pazara çıktı. Artık ne mal olduğumuzu herkes bildiği için, biz de ipliğimizin ardı sıra rahatlıkla çarşı pazar gezebiliyoruz.

Dış mihrakların maşası olduğumuz için her hafta bize düzenli olarak talimat geliyor tabii. Ne yapacağımız orada yazıyor. Bu dış mihrakların çalışma düzeniyle iş disiplinine hayranım ben. Daha pek çok şeylerine hayranım ama şimdi sırası değil bunları sıralamanın. Adamlar noktasına, virgülüne kadar ne yazacağımızı, ne yazmayacağımızı açıklıyorlar bir kere. Bize kopyalayıp yapıştırmak kalıyor lan. Onu bile anlatıyorlar her seferinde. Ctrl+C yapıyoruz önce, sonra Ctrl+V yapıyoruz, oluyor. Maaşı da fena değil. Geçen “Bizim burada yollar hep duble” diye yazdı bir arkadaş, ondan beridir yol paralarımız da duble yatıyor. Yani kim kopyalayıp yapıştırarak ekmek parası kazanıyor lan bu devirde. Millet ne hallere düşüyor üç kuruş için. Biz yazman gibi çalışıyoruz ama Allaha şükür onlardan iyi durumumuz.

Yan binada iç mihraklara bağlı olarak çalışan bir arkadaş var. Beş yılda herifin saçı önce beyazladı, sonra döküldü. Şu an tamamen kel durumda. Kafa derisi soyulmaya başlamış, alnındaki damar yirmi metre uzaktan seçilebiliyor. Önceleri ‘Hoca’fendi’ diyerek geziyordu, şimdi sadece ‘Reyiz’ diyor. Bir ara namaz kılıyordu, sonra “gerek kalmadı” deyip bıraktı. Şimdilerde aletli jimnastiğe başlamış. Geçen gün iş çıkışı aradım “Kulplu beygirde parende atıyorum” dedi. Alçak sesle bir şey sorunca yanıt veremiyor. Öyle alışmış ki azarlanmaya, bağıra çağıra konuşmazsan öyle mal gibi bakıyor sana. Maaşları da TL bazında olduğu için iyi beslenemiyor tabii, yanakları iyice içeri çökük. Ben buna en son üç ay önce söyledim: “Oğlum siktr’et iç mihrakları, dış mihrakların imkânları daha iyi, gel bizim mihraklarla tanıştırayım seni” dedim ama bu cesaret edemedi tabii. Hatta bizim Mikrakbaşına söz ettim. “İç mihrak tecrübesi var ama dış mihrakla çalışmamış, üç ayda bizi bile geçer” dedim. Ekrandan bir tipine baktı “Çok sündürmüşler bunu ama sen tamam diyorsun gelsin bir bakalım” dedi. Herif bu fırsatları kaçırdı lan, şimdi de gelmiş saç ektirmek için benden borç istiyor. Olmaz dedim tabii.

Mihraklarla çalışmanın zor yanları da var. Örneğin bunlardan talimat gelmeden çevredekilerin sana düşünceni sormaları. Gerçi onu da öğrendim artık. “Şimdi inceliyoruz”, “Önce bir araştıralım” falan diyerek geçiştiriyorum soruları. Tabii gözüm telefonda. E-posta gelene kadar topu çeviriyorum. Bu oy verme konusunda da iki aydır bizim mihraklardan haber bekliyorum. Evde sorarlar “Kime oy vereceksin?” diye, anket firmasından ararlar, ben hep kararsız seçmen ayaklarına yatıyorum. “Herhalde şuna vermezsin” diyenlere şöyle bir bakıp, yanıt vermeden önce gelen mesajları denetliyorum. Bir şey olmadığını görünce “Şu an için kendimi yakın hissettiğim kimse yok” gibilerinden duygusal yanıtlar veriyorum.

Neyse bugün bizim mihraktan mesaj geldi de rahatladım. “Başkanlıkta Em Ay (M.İ.), Mecliste Eyç Di Pi (HDP)” yazmışlar bana. Tam yanıt yazacaktım “Ama bunlar duble yol yaptılar” diye, sonra vazgeçtim. Şöyle bir silkelendim, “Oğlum sen maşasın lan” dedim kendime. Maşanın bağlı olduğu elden ayrı hareket etme olanağı var mı? Dünya üzerinde böyle bir şey görülmüş, işitilmiş mi? Hem kim bilir ne hesapları var adamların. Ayrıntılı olarak da yazmışlar nereye mührü basıp nereye imzamı atacağımı. Yeniden hayran oldum heriflere. “Kimde var lan böyle güzel mihrak” diye geçirdim içimden.

Evet, bizim mihrakta son vaziyetler böyle.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...