Davutoğlu’nun Konya Çıkartması: Ya Yeni Bir Hal, Ya İzmihlal!

Davutoğlu 1 Haziran günü şafak sökerken bir yanında yaveri diğer yanında kayınbiraderi olduğu halde eski bir arabayla Ankara’dan Konya’ya doğru hareket etti. Yabancı ülkeler bu geziden çekiniyor ve Davutoğlu’nu adım adım izliyorlardı. Araçta kimsenin açığa vurmadığı bir endişe hâkimdi. Yolun henüz başında aksilikler baş gösterdi, dinlenme tesisinde durduktan sonra yeniden çalışmayan araba için takviye kablosu bulundu. Akünün şarj edilmesiyle birlikte yola devam edilebileceği belli olunca yüzler ilk kez güldü. Davutoğlu “Bu kablo sadece akümüzü takviye etmekle kalmadı, milletimizin pürüzlü kaderini de tesviye etti” dedi. Davutoğlu, mücadelesinin anısı olarak takviye kablosunu istedi ancak kablonun sahibi bu teklife yanaşmadı. İkilinin fiyatta anlaşamaması üzerine kablo alınmadan yola devam edildi. Yaklaşık yirmi dakika sonra Davutoğlu sürücüye tarlada çalışan yaşlı bir kadını göstererek durmasını işaret etti.

“Anne biz Konya yolcusuyuz, bizden bir isteğin var mı?”
“Önüne bakmanı isterim. Bak, fideleri ezdin hep.”
“Hep önümüze bakacağız artık anacığım. Bize çok önemli bir ders verdin. Duanı eksik etme bizden.”
“Allah müstahakınızı versin.”

Davutoğlu duasını da almıştı. Artık daha kararlı, daha mağrur bir şekilde ilerliyordu. Bir ara gözü aracın direksiyonunu zapt etmekte zorlanan sürücüye ilişti. Yandan gelen rüzgâr aracı sallıyor, sürücünün dümeni sabit tutmasını engelliyordu. Sürücü parmaklarının arasında sanki direksiyonu değil yıllardır yorgun düşmüş bir milletin kara yazgısını tuttuğunu bilmeden elinden gelen gayreti gösteriyordu. Rüzgâr arttı, bir ara araç devrilecek gibi oldu. Yaverin korktuğunu gören Davutoğlu gülümsedi. Ayağa kalktı. Kısa boyunun avantajıyla sunrooftan kafasını çıkartarak çevredeki otların kokusunu içine çekti. Yaveri tutmasa sunrooftan sıyrılıp, kısa bacakları üstünde zıplayarak ve küçük bir çocuk gibi kaydıraktan kayarak Konya Ovası’nı aşıp Bozdağlar’a atlayacaktı.

Bir ara yaveri navigasyonu açınca yanlış yoldan gittiklerini fark etti. Davutoğlu biraz sinirlenmişti ama kimseye bir şey söylemedi. Geceyi Yozgat’ta geçirmeye karar verdiler. Her taraf yabancı ajan kaynıyordu. Davutoğlu küçük bir otelde gecelemeye karar verdi. Gece boyunca çok az uyuyup sabah erkenden ekibini topladı. Küçük bir değişiklik yapacağını söyledi. Yaveri sürücü koltuğuna oturttu. Kayınbiraderini yaveri yaptı. Dünkü sürücü ise artık kayınbiraderi olmuştu. Bu değişiklikle işler yoluna girdi. İkinci günün ortasında nihayet ufukta Konya göründü. Davutoğlu’nun gözleri çapak çapaktı. Yolda uyumuş olmalıyım diye düşündü.

Önce akrabalarını ziyaret etti. Sokağın başında toplanmış heyecanlı gençler silahla birbirlerine ateş ederek vurdulu kırdılı oyunlar oynuyorlardı. Vurulan hemen oyundan çıkıyordu. Davutoğlu silahlı gençleri hayranlıkla izledi. Yaverinin kulağına eğildi, belki de tarihe geçecek o cümleyi söyledi: “Git bir mutfağa bak, höşmerim kalmışsa bana bir tabak daha getir.”

Akşamüstü halk meydanda toplanmıştı. Herkes heyecan içindeydi. Davutoğlu kalabalığın önünde durup tahta bir sandalyenin üstüne çıktı. Cebini yokladı, dün yolda yazdığı konuşma metni yerinde yoktu. Hemen kararını verdi, içinden geldiği gibi oradan buradan konuşacaktı. Halkı selamladı. Yaveri burada bir düğün olduğunu ve kalabalığın düğün için toplandığını söyleyerek uzaktaki bir topluluğu işaret etti. Kafasını kaldırdı, yaverin gösterdiği yerde taş çatlasın on beş kişi vardı. Akrabalar bile gelmemiş diye düşündü. Hızlı adımlarla ilerledi, gelenlerle tokalaşıp sandalyenin üstüne yeniden çıktı. Konuşmasına başladı. Herkes saatine bakıyordu. Grupta bir süre sonra eksilmeler oldu. Artık konuşmasını bitirmenin zamanı gelmişti. Durdu, herkes ne diyecek diye heyecanla bakıyor ancak Davutoğlu konuşmuyordu. Ezan bitince konuşmasına başladı ve kısa süre sonra son sözlerini söyledi: “Ya yeni bir hal, ya izmihlal”.

Konuşma bitmesine karşın herkes çakılı kalmış gibi yerinde duruyordu. Özellikle son sözleri ve yeni bir hal ile hallenme çağrısı yüz yıllardır tutuşmayan bir fitili ateşlemişti. Davutoğlu alandan uzaklaştı. Hava kararmaya başlamıştı. Topluluk neye ve kime halleneceğini bilmeden Konya sokaklarına dağıldı.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

3 Comments

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...