Mudanya’da Denize Girmek İsteyen Suriyeliler

Mudanya Belediye Başkanı, Suriyelilerin Mudanya’da denize girmesini yasaklamış. Dört dörtlük bir karar. Sonuçta denize girebilecek vatandaşlara sahip ülkeler aşağı yukarı belli. Kimse kıvırmasın, herkes biliyor bu ülkeleri. Suriye bu ülkeler arasında yer almıyor. Bir Almanya, Fransa olmasa da kendi çapında gelişme gösteren ülkeler var. Bunlar deniz olmasa da büyük göller ve nehirlere girebilecek kalitede vatandaş yetiştiriyorlar. Yarın denize de girebileceklerinden hiç kuşkum yok ancak bugün için biraz erken. Ben gene de bunlar Mudanya’da beline kadar denize girse kimse laf etmez diye düşünüyorum. Diğer canlılara baktığımızda da benzer bir durum görüyoruz. Göl balığı farklı, deniz balığı farklı. Her balık kendi durumuna uygun olan suda yüzüyor. Örneğin sazanlar “Ben neden denizde yaşamıyorum, göl bana küçük geliyor” demiyor. Örihalin denilen hem tatlı hem tuzlu suda yaşayan türler de var ancak bunlar da Suriyeli değil. Kimse konuyu başka yere çekmesin, Suriyeliler denize girince boğuluyorlar. Yani Mudanya Belediyesinin uygulaması aslında Suriyelilerin sağlıkları açısından da son derece isabetli.

Aslında benim hayalim çok daha ayrıntılı bir düzenleme. Örneğin, Suriye’nin şurasında doğmuş birisi Mudanya’da kurbağalama yüzemez, dededen üç kuşak Suriyeliler dibe dalıp da kum çıkaramaz gibi. Estetik kaygıları da olan, farklı motiflere sahip yasaklar. Eğer bir gün yasaklar bu hale gelirse işte ben o zaman bu belediye başkanını ayakta alkışlarım. Yanlış anlaşılmasın şimdi de alkışlıyorum ama oturduğum yerden. Kabul edelim ki Suriyeliler restoranlara giremez dediğin zaman biraz iğreti duruyor. Oysa Suriyeliler risotto, Ruslar kalkan yiyemez dense çok daha profesyonel bir hava olacak. Bu tarz yasakların Mudanya’mıza daha uygun olacağını düşünüyorum.

Ayrıca bu iş sadece Suriyelilerle sınırlı olmamalı. Örneğin Afganlara da salıncakta sallanma yasağı gelmeli. Ben birkaç kere parkta denk geldim. Hiçbiri evrensel anlamda salıncakta sallanamıyor. Yani diğer milletlerin salıncakta yaptığı o klasik el ayak hareketi Afganlarda yok. Öyle oturup bekliyorlar salıncakta. İrlandalılara meyhaneler yasaklansa fena mı olur. İnsan gibi içmesini bilmiyorlar. Bakın Japonlar fotoğraf makinesini Mudanya’nın girişindeki karakolda bıraksa bundan en çok kendileri memnun olur. Maalesef bu millet fotoğraf olayının bokunu çıkarmış durumda, fotoğraf çekeceğiz diye doğru düzgün gezemiyorlar. Ruslar da bir iyi, bir kötüler. Domates gönderiyoruz geri yolluyor, kurtlu kiraz gönderince halay çekiyorlar. Bugün yüzüne güler ertesi gün götünü döner gibi tuhaf bir tarzları var bize karşı. Bu çelişkili hareket tarzının en azından Mudanya özelinde Ruslara yasak olması gerektiğini düşünüyorum. Doğruya doğru, Allah için bıyığın yakıştığı milletler var. Ama bazılarında iğreti duruyor. Yani bir Meksikalı için demiyorum ama Norveç’ten Mudanya’ya gelip de bize de o kıytırık bıyığını gösterme bir zahmet. Şu anda açıklamak istemediğim nedenlerden ötürü Monakoluların kumar oynamasının yasaklanmasını öneriyorum. Yani üç kuruş para için her türlü numarayı deniyor, bunda da başarılı oluyorlar.

Tabii burada atıp tutuyorum ama bu işlerin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını da biliyorum. Diyelim kişinin babası Suriyeli, anası Iraklı. Sen Mudanya Belediye Başkanı olarak Suriyelilere gölü, Iraklılara dağı yasak etmiş ol. Şimdi bu kişi kesinlikle dağ gölüne giremez, tamam ama dağa tırmanabilir mi bakın bundan emin değiliz. Bu Suriyeliler uyanıktır biraz. Eğer açığını görürse dağa çıkarken babamköylü, göle girerken anamköylü oluverir. Bu nedenle bütün bunların üzerinde uzun uzun kafa yormak gerek. Benim aklıma şöyle bir çözüm geliyor. Milletlerin kafatası veya bazı fiziksel özelliklerinin ortalamaları belli. Mudanya Belediyesi, zabıtalara vereceği bir metre yardımıyla sokakta rastladıkları şüphelilerin kafataslarını veya başka yerlerini ölçerek yasaklara uymayanları kolayca belirleyebilir.

Bu konuda dikkat çekmek istediğim bir grup insan daha var. Son dönemde şu türden tipler çıktı: Ben kendimi İsveçli gibi hissediyorum, ben kendimi Alman hissediyorum. Affedersiniz, ben bunlara hasiktir oradan demek istiyorum. Sen kimsin lan, kendini falan milletten hissediyorsun, senin haddine mi düşmüş böyle yorumlar yapmak. Senin kendini kimden hissettiğin değil Mudanya Belediye Başkanının seni nereden hissettiği önemli.

Şimdi böyle bir yasak başlatıldığında bazı hıyarlar hemen çağdışı falan diye ortaya çıkarlar. Bunlar tabii benzer yasakların başka ülkelerde de uygulandığından habersiz. Bakın Almanya hem de 1938’de Yahudilerin sinema ve tiyatroya gitmesini yasaklamış. Bundan tam 81 yıl önce. Artık filmin sonunu mu söylüyor bu Yahudiler ne halt ediyorlarsa bilemiyorum. Çok değil bundan 60, 70 yıl önce Amerika’daki birçok restoran, bar ve otele siyahlar alınmıyormuş. Otobüslerde de beyazların oturacağı yere siyahlar oturamıyor. Lavabo ayrı, tuvalet ayrı. Her şeyi düşünmüş lan adamlar. Uygar ülkelerin yüz yıl önce uyguladıkları yasakları biz daha yeni yeni uygulamaya başlamışız. Mudanya burada belki de bir örnek olacak ve kısa süre içinde diğer belediyeler de Mudanya’yı izleyecek.

Angela Merkel geçenlerde bu türden yaklaşımlara Almanya’da yer olmadığını söyledi. Almanların bizi kıskanması biraz da bu yüzden. Kendilerinde olmayan bir şeyin Mudanya’da olmasını hazmedemiyorlar.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...