İmamoğlu, Liyakat, İlk Atamalar

Hani böyle tuttuğunuz takıma zengin bir başkan gelir, herkeste bir beklenti oluşur. Transfer sezonu yaklaşınca dedikodular başlar, falanca gelecek, başkan parayı basıp filancayı getirecek diye. Transfer sezonu gelir çatar. Milyarlık oyuncularla görüşmeler yapılır, her gün gazetelere yeni bir isim servis edilir. Ancak bir nedenle transfer işleri sonuçsuz kalır. En sonunda 38 yaşında helva kıvamına gelmiş bir abiyle imzalar atılır. Taraftar hem yeni transfere ayıp olmasın hem de kendi takımlarına bok atmamak için bir şey söylemeden birbirine bakar. Arkadaşlardan gelen dokundurmalar “Deneyim önemli tabii” gibi laflarla geçiştirilir.

İmamoğlu’nun ilk atamaları da bende aynı bu etkiyi yarattı. Sen üç aydır meydanlarda gençlik diye, liyakat diye gez, her çıktığın televizyon programında söze gençleşmeyle başla, liyakat diye bitir, sonra da ilk olarak dünyayı zehirleyen bir endüstrinin 64 yaşındaki CEO’sunu kendine danışman olarak ata.

Ben Yavuz Erkut’u tanımam, büyük olasılıkla düzgün bir kişidir ancak önemli soru şu: İstanbul Belediyesi yönetimine danışman olmaya layık mıdır? Dünyanın canına okuyan petrol kaynaklarını satıp pazarlamak için ömrünü harcamış bir kişiye İstanbul neyi danışacak? Bisiklet yollarını mı, parkları, ormanları veya havasını mı?

Kendisi kimya mühendisiymiş, TÜPRAŞ’ta ve OPET’te görev almış. TÜPRAŞ Koç Holding’e satıldıktan sonra 2005-2015 arasında TÜPRAŞ’ın CEO’su olarak görev yapmış sonra da Azeri devlet şirketi SOCAR’ın Türkiye Başkanlığı’na getirilmiş. Yani bu kişi nasıl oluyor da bu göreve layık oluyor ben anlayabilmiş değilim. Belediyecilikle ne ilgisi var TÜPRAŞ’la SOCAR’ın. Amerikan silah şirketinde CEO olan kişi Adıyaman Belediyesi’ne danışman olabilir mi? Petrol rafinerisiyle ilgili birikimlerinden biz nasıl olup da yararlanacağız acaba Yavuz Erkut’un.

Yani mimar olur, halk sağlığı uzmanı bir doktor olur, şehir bölgeci olur, sanatçı ya da ulaşım uzmanı olur anlarım. Meslek de önemli değil, edindiği bilgileri halkın sağlığını korumak için açıklayan Bülent Şık gibi bir gıda mühendisi olur onu başımızın üstünde taşırız. Ama İmamoğlu’nun ilk ataması meydanlarda verdiği sözlere uygun değil. Yavuz Erkut bugüne kadar Koç Holding daha fazla kâr elde etsin diye çalışmış bir kişi.

TÜPRAŞ, Türk halkının malıydı. AKP’nin politikaları sonucunda halkın sahip olduğu en büyük varlıklardan birisi Koç Holding’e peşkeş çekildi. O zamanki DİSK Başkanı Süleyman Çelebi TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesinin Türkiye’nin nasıl yağmalandığının bir belgesi olduğunu söyleyerek “TÜPRAŞ’ın nasıl peşkeş çekildiği, Türkiye’nin kaynaklarının bir iktidar eliyle nasıl yok edildiğinin en somut belgesidir.” diyordu. Türkiye’nin en stratejik kurumlarından birisi olan TÜPRAŞ, AKP eliyle Koç Holding’e satıldı. Koç Holding bu özelleştirmeyle rakiplerini solladı. 2018 yılındaki Koç’un bütün şirketlerinin kârını toplayın, TÜPRAŞ’ın kârının altında olduğunu görürsünüz. Yani Koç Holding’in bütün şirketleri bir TÜPRAŞ etmez. Peki Türk halkının zararına ancak kendi ailesinin kârına olan bu alışverişten sonra Koç grubu ne yaptı dersiniz? Bilemediniz, TÜPRAŞ daha az vergi versin diye olağanüstü bir çaba harcadı. Bakın Mustafa Koç 2014’te yeni bir vergi önerisi için ne demiş? “Daha ne vereceğiz? Bir gömleğimiz kaldı.” Gömlek yerine donumuz kaldı diyecek ama ayıp olur diye gömlek demiş. Yani Türk halkının en büyük kuruluşunu ucuza kapat, sadece TÜPRAŞ’tan tüm şirketlerinin toplamından fazla kâr elde et, sonra da vergiden yakın.

Yavuz Erkut, 2005’le 2015 yılları arasında TÜPRAŞ’ta CEO olarak görev yapmış. Bu yılların hepsinde TÜPRAŞ vergi cezası yemiş. 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 hesap dönemleri için 242 milyon lira vergi aslı, 363,4 milyon lira vergi cezası olmak üzere toplam 605,4 milyon lira ceza gelmiş. 2009’da, 2010’da ve sonrasında da durum değişmemiş. 2015’e kadar belli aralıklarla her hesap dönemi için çıkan vergi cezaları var. Yani Koç Holding açısından bakarsak Erkut görevini iyi yapmış. Olabildiğince az vergi ödeyerek Türk halkının paralarını Koç grubuna aktarmış. Daha sonra cezalar kesildikçe de uzlaşmaya giderek olabildiğince az para ödeyerek işi tatlıya bağlamış.

Şimdi Yavuz Erkut’un bu deneyimlerinden mi yararlanacak İstanbullular? Liyakat diye ortalarda gezip bulabildiğiniz en iyi kişi Koç Holding CEO’su mudur? Şehrini savunmak için bilmem kaç yılla yargılanan mimarlardan, şehir bölgecilerden hiç haberiniz var mı?

Ekrem İmamoğlu bir programda “Gelir gelmez, belediye ve iştiraklerini, uluslararası deneyimi olan kurumlara denetlettireceğiz” demişti. İşte bu kafa Koç CEO’sunun kafasıdır. Bu CEO takımı, uluslararası şirketleri tanrılaştırır, bunların çevirdiği dolapları bize profesyonellik diye yutturur. Bu denetleme firmalarının rezaletlerini öğrenmek için internette biraz gezinmeniz yeter. Niye uluslararası kurumlar denetliyor, sizin yerli denetmeniniz yok mu? Hangi ülke kendi hesaplarını yabancı firmalara denetlettirir? AKP’nin falanca bakanlığı bunu yapmışsa bu doğru mudur?

İmamoğlu bir yandan Koç Holding eski CEO’suyla sermayedarlara göz kırparak, diğer yandan hayranlarını Atatürk resmiyle idare edip mavi göz edebiyatı yaparak dualar eşliğinde göreve başladı. Bir yanda halkçılık, diğer yanda sermaye; bir yanda dua okuyup diğer yanda Atatürk resmi asarak durumu ne kadar idare edebilir göreceğiz.

Ekrem İmamoğlu’nun bu idare-i maslahatçı kafasına yanıtı da Mustafa Kemal versin: “’Hocaları memnun edelim, İslâm âlimlerini memnun edelim, herkesi memnun edelim’ dersek biz, maksadı sağlamış olamayız. İdare-i maslahatçılar esaslı inkılâp yapamaz. Bugünkü sefalet ve rezalet içinde esasen kimseyi memnun etmeye imkân yoktur. Yurt imar edildiği gün, millet zengin olduğu zaman herkes memnun olur.”

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...