Deprem Sonrası Tatile Çıkmak

Eğer deprem sizin belediye başkanı olduğunuz şehrin dışındaysa gayet normal bir harekettir. Tatil her çalışanın anayasal hakkıdır. Çalışanlar “Neden işini adam gibi yapmıyorsun lan?” veya “Niye belediyeden para araklıyorsun oğlum?” diye eleştirilebilir ama “Niye tatile çıkıyorsun?” diye eleştirilemez. Çünkü tatile çıkmak adamın hakkı. Yani yasal hakkını niye kullanıyorsun diye kimseyi eleştiremezsin. Düşünün, tanıdığınız her normal insanın -eğer parası varsa- tatile çıktığını fark edeceksiniz.

Ben bankada çalışırken gişede bir arkadaşım vardı. Tatile gitmez, hastalık nedir bilmezdi. Yemeklerini bankaya söyler, öğlenleri bile koltuğunu bırakmazdı. Bir gün genel müdürlükten zorunlu bir eğitime çağırdılar bunu, gitmemek için kıçını yırttı ama sonunda mecburen gitti. O gün gelen müşterilerden biri defterini yazdırınca bunun foyası ortaya çıktı. Meğer müşteri hesaplarından para çekip defterleri de yazıcı bozuk ayağına elle yazıyormuş. Teftiş gelince böyle tatile gitmeyen, koltuğu bırakmayan tiplerden kuşkulanmak lazım dediydi. Herkesten sonra çıkan kişi ya telefonda memleketi ararmış ya da kendi cebini doldururmuş.

İmamoğlu ailesiyle tatile çıkınca CHP’nin içindeki çok bilmiş abiler de “Bu yanlış oldu” demeye başlamış. Sen git falanca AVM’de ortaklığı olan bir laz müteahhidi İstanbul’un başına koy, camide Kuran okumasına göz yum, “Üst düzey yöneticilerin %40’ını kadın yapacağım” dedikten sonra %15 kadın yönetici atamasına ses çıkarma sonra adamın en haklı olduğu yerde ak trollerin yanında yer al.

Ne yapmış lan bu adam? Gitmiş taziye ziyaretinde bulunmuş, acıları paylaşmış, İstanbul belediye başkanı olarak verebileceği desteği vermek üzere harekete geçmiş, daha ne istiyorsunuz lan adamdan?

Birisi metresiyle tatile çıkar, diğeri yatta bilmem ne yapar, bunlar haber olmaz ama bu adam kendi parası ve kendi ailesiyle tatile çıkınca laf oluyor.

İlla sizin gibi yalandan ağlayıp, hikâyeden yas mı tutsun? Şehit cenazeleriyle poz verip, gözündeki tek damlayı yedi gazetede manşet yaptırmak için düzen mi kursun?

Türkiye’de doğru düzgün bir siyasetçinin olmazsa olmazı toplumu şeyine takmamaktır. O yola girersen bir de bakmışsın habire yalan söyleyen, günde yirmi farklı role giren biri olmuşsun. Bu yola girince sen de Selo’ya terörist demek zorunda kalır, Kılıçdaroğlu gibi Yenikapı’da bayrak sallarsın.

Benim bir arkadaş var, bir yerde tsunami olsa hemen yalandan üzülmüş pozlarına giriyor. Geçen uzak bir memleketi sel alınca sosyal medya hesabından “Sabahtan beri ne yiyip içtiğimi bilmiyorum” diye yazmış artist.

On dakika sonra aradım bunu, “Bugün ne yedin?” diye sordum.

Bu anlamadı tabii, “Bilmem kimin yerinde iki porsiyon mantı yedim” dedi.

“Hani bilmiyodun lan ne yediğini, iki porsiyon mantı yer mi oğlum yas tutan adam, hem de öğlen saatinde?” dedim. Geveledi ağzında bir şeyler. Sıkıntıdan yiyormuş.

Eskiler “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” demiş. Bizim toplumda bu yalan ağlama modası çok yaygın. İnsanlar hemen şiir yazıp, arabesk havalar takınıyor. Bu arada diziler son gaz, eğlence yerleri avaz avaz, futbol maçları tıklım tıklım.

Herkese her şey serbest de bir tek İmamoğu’na ailesiyle tatil yapmak mı yasak? Herkes sizin gibi sahte davranmak zorunda mı?

O zaman gidin Cedi Osman gibi attığı üçlükler üzerinden para hesabı yapıp, kendi becerilerini bu acının üstüne koyacak kadar reklam peşinde koşan insanların peşine takılın. Hatta o da yetmez, Cedi üçlük atacakken savunma yapan adama da düşmanlık yapın, terörist falan deyin. Hem bu sayede maç da kazanılmış olur. Bir taşla iki kuş.

Mevlâna “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” demiş ya aha bizim belediye başkanı da rol yapmamış işte, olduğu gibi görünmüş. Herkes sizin gibi on farklı camide on namaz kılıp Filistin’de yalandan ağlamak zorunda mı?

Bu kadar duyarlıysanız ekonomik sıkıntılardan ailecek kendini öldürenlere üzülsenize, gidip “Biz ne halt ettik de bu insanlar böyle bir duruma düştü” diye ağlasanıza. Siz kıçınızı da yırtsanız, sizin simgeniz Soma’da madencileri tekmeleyen Yusuf Yerkel’dir.

Ak trollerle birlikte İmamoğlu’na yüklenen bir grup daha var: Ulusalcılar. Bunların eleştirilerini şöyle değerlendirmek lazım: Eğer Emin Çölaşan ile Yılmaz Özdil ‘Bunların eline o kozu vermeyecektin”, “Hakikaten yakışmadı” falan diyerek seni eleştiriyorsa bil ki doğru yoldasın. Yarın Erdoğan “Ben artık Atatürkçü oldum” dese hepsi Erdoğan’ın arkasında bayrak sallar. Bunların kuyruk acısı da İmamoğlu, HDP ile yakın diye ama konuya oradan girmiyorlar tabii.

“Hakikaten yakışmadı” diyen Yılmaz Özdil’in 17’si çocuk 34 insanın uçaklar tarafından bombalanıp paramparça edildiği Uludere’de öldürülenler ve onların yol arkadaşı olan katırları konu ettiği yazısının başlangıcı şöyleydi:

Sayın Kaçakçı
Babası eşek.
Anası attır.
Eşek, atı becerir.
Katır doğar…”

Bir katliamın ardından yazılmış çok önemli bir yazı. Önemi şuradan geliyor, okullarda ‘Nefret dili nedir?’, ‘Bir gazeteci insan hakları konusunda ne kadar aşağılara düşebilir?’ gibi konularda ders olarak okutulabilir.

Şimdi Soma’nın dayakçısıyla Uludere’nin şakşakçısı bir olmuş insanlık dersi vermeye kalkıyor. Kime? Elazığ’daki deprem konusunda hiçbir eksiği, hatası olmayan birine.

İmamoğlu, “Sekiz yaşındaki kızımın yanında olmam gerek, çocukluğunu ıskalayamam” demiş. Bizim klasik siyasetçiler olsa kırk kişilik rüşvetçi erkek takımıyla orayı burayı ziyaret eder, sonra üç aydır ailemi görmüyorum diye fedakârlık pozları keserlerdi.

Bize kızını İstanbul’un önünde tutan adam lazım. Bugün kızını unutan adam yarın beni haydi haydi unutur.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

6 Comments

  1. Helal olsun. Su içer gibi okudum. İmbikten süzülen güzel cümleler, müthiş tespitler👏👏👏

  2. Görev kutsaldır Ama….aile ve yavrular ondan da kutsaldır. Benim gibi düşünenlerin olması mutlu ediyor. Tebrikler, çok beğendim yazınızı.

  3. hadi oradan. eğer bunun aynısını bir akp li yapsaydı aynı cümlelerle bu yazıyı mı yazardınız yoksa eleştiri ve eleştirinizi haklı çıkaracak cümleler mi kurardınız? tabi ki ikincisi… bu ülkenin klasik iki yüzlülüğü… asıl herkes ağlarken gülen sonra neler yapmaz. kimse tatile kızmadı zamanlamasına kızdı….

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...