Doktorlar ve Tanrılar

Bugün İtalya’da kimin yaşayıp kimin öleceğine tanrılar değil doktorlar karar veriyor. Çünkü ellerindeki sınırlı olanakları bir hastaya ayırdıklarında diğer hastanın iyileşme şansı kalmıyor.

Neye göre karar verdiklerini bilmiyorum ancak kurtulma olasılığı daha yüksek yani daha genç ve sağlıklı hastalara şans verdiklerini tahmin etmek güç değil. Peki yaşlılar da gençler kadar yaşama hakkına sahip değil mi? Sağlıklı olanlar kadar kronik hastalığı olanların da yaşam hakkı yok mu?

İtalya bu duruma düşen belki ilk ve en çarpıcı örnek ancak bundan bir ay kadar önce İtalya’da yalnızca üç vaka vardı. Hem de beş gün boyunca bu sayı hiç artmamıştı. İnsanlara dışarı çıkmaları, paniğe kapılmamaları, sosyalleşmeleri öğütleniyordu. İlk haftayı doğru düzgün önlem almadan geçiren İtalya’da ikinci hafta artış oranı hızlandı. Şubat ayının sonuna gelindiğinde vaka sayısı bini aşmıştı. O zaman belli oldu ki İtalya önlem almakta gecikmişti. Sonraki iki gün içinde vaka sayısı ikiye katlandı, 10 Mart’ta 10 bini geçen vaka sayısı 14 Mart’ta 20 bini, 17 Mart’ta 30 bini geçti. Alınan önlemlerle 14 Mart’tan itibaren yeni vaka sayısındaki artış hızı biraz yavaşladı ancak henüz bir gerileme yok. Bugün itibarı ile 35 bini aşkın toplam vaka ve günde 4.000’in üzerinde yeni vaka olduğunu düşünürsek koronavirüsün İtalya’da nasıl bir felakete yol açtığını belki anlayabiliriz.*

Görünen o ki vaka sayısının hastane olanaklarını aşması durumunda tüm istatistikler değişiyor. İtalya’daki bir vaka Çin’deki vakalarla kıyaslandığında ölüme çok daha yakın. Sağlık çalışanlarının %8’i enfekte olmuş durumda ve İtalya’dan her gün ölen sağlık çalışanı haberleri geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün %3,4 olarak tahmin ettiği ölüm oranı Çin’de bile aşıldı. Çin’i dışarıda bıraktığımızda dünyadaki ölüm oranı çok daha yüksek. Peki İtalya’da durum ne? İtalya’da bugüne kadar sonuçlanan 7 bin vakanın %43’ü ölümle sonuçlanmış durumda. Elbette ölümlerin gerçek sayısını bilmemize karşın tüm vaka sayısını doğru olarak bilemediğimizden ölüm oranı normalin üstünde çıkıyor. Ancak bu rakamlar gösteriyor ki vaka sayısı hastane olanaklarını aştığında koronavirüsle ilgili tüm bilgiler değişiyor. Sıradan bir griple kıyaslanamayacak kadar ölümcül bir tablo çıkıyor ortaya.

Türkiye önünde çok çarpıcı örnekler olmasına karşın alması gereken ‘tüm’ önlemleri almadığı için vaka sayısı artmaya devam ediyor. Eğer böyle giderse birkaç hafta içinde on binli vaka sayılarına ulaşabiliriz. Uzmanlar ne yazık ki sadece hastalık üzerine konuşuyorlar. Bakanımız üzgün bir ifade ile gece yarısı vaka sayılarını açıklıyor. İnsanlarsa kolonya ile makarna peşinde koşturuyor. Bu artış hızıyla gidildiğinde bir ay sonra kaç hastaya nerede bakacağımızı, sağlık çalışanlarımızı bu virüsten nasıl koruyabileceğimizi, yoğun bakım ünitelerini ve gerekli ekipmanı nasıl artıracağımızı konuşmuyoruz. Pek çok kişi hâlâ toplu taşımayla işe gidip geliyor, AVM’ler açık, insanlar işlerini kaybetmemek için yaşamlarını tehlikeye atıyorlar. Bu arada iktidara yakın olanların karantinadan kaçırıldığına yönelik haberler geliyor.

İktidar önlem alıyor ancak yetersiz, eğer iş çığırından çıkarsa her zaman yaptıkları gibi bunu da Allah’ın takdiri olarak sunup işin içinden sıyrılacaklar. Olan ölenlere olacak. Oysa önümüzde İtalya, İran, Çin gibi örnekler var. Sağlık çalışanlarını ciddi risk altında bırakmamak ve doktorları vicdanen güç kararlar vermeye zorlamamak için henüz az da olsa zamanımız var.

Neden süreci yönetecek uzmanlar için Çin’den yardım istemiyoruz, neden hâlâ gereken şeffaflığı sağlamak yerine gizliliği tercih ediyoruz, neden zorla sağlanabilecek çözümleri uyarılarla sağlamaya çalışıyoruz, neden tüm odak noktamızı hasta sayısını karşılayabilecek sağlık çalışanı, ekipman ve hastane üzerine yoğunlaştırmıyoruz?

Çok değerli zamanlarımızı doğru kullanamıyor ve önlemlerde gecikiyor olabilir miyiz? Henüz test sayısının bile son derece yetersiz olduğu konuşulurken tedavi olanaklarının hazır olduğuna inanabilir miyiz?

Dünyadaki örneklere karşın elbette ki umudumu koruyorum ve bunun üstesinden gelebileceğimize inanıyorum ancak doğruyu söylemek gerekirse bu umudun ne iktidarla ne de sağlık bakanı ile ilgisi var. Benim umudum doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanlarında. Zor dönemlerde birden ortaya çıkan gönüllü gençlerde. Onların her zaman olduğu gibi insanlığın ve meslek ahlakının gereğini yapacaklarına inanıyorum.

Ama işler kötü giderse…

Canımı tanrıların merhametindense doktorların vicdanına emanet etmeyi tercih ederim.

* Veriler https://www.worldometers.info/coronavirus/ adresinden alınmıştır.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

1 Comment

  1. Eski yazım şeklinin ve sitenin tarzı daha iyi idi bu tarz ciddi yazıları çok okuyorum,

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...