Korona

Korona virüsü dünyada her boku bildiğini sanan kesimi hallaç pamuğu gibi attı. Bu abilere göre dünya finans sistemi, hava yolları firmaları, sigorta şirketleri, işte aklınıza ne geliyorsa hepsi mükemmele yakın zımbırtılardır. Müslümanların Allah’a baktığı gibi bir kul bakışı vardır bunların firmalara bakışında. Uyanık işverenler ya da işini bilen pazarlamacılar da, aynı uydurma şeyhlerin müritlerini badelediği gibi bunları badelerler ama böylesine mükemmel sistemler, böylesine büyük firmalar tarafından badelenmek bile şereftir onlar için.

Benim bir arkadaş var, ne zaman bir uçak düşse daha işin aslını öğrenmeden hemen pilot hatası bulmaya çalışıyor. Aslında amacı pilotları karalamak değil, uçakları korumak. Daha enkaz kaldırılmadan “teknik olarak imkânsıza yakın”, “kullanıcının hata yapma olasılığı” falan diye üst perdeden ahkâm kesmeye başlıyor. Bir gün dayanamadım “Oğlum uçaklar senin babanın malı mı, nedir lan senin bu uçakları savunma dürtün?” diye sordum. Kısa bir süre sustu, sonra airbus’lardaki “köpekbalığı” da denen yeni kanatçıkları anlatmaya başladı.

İşte bu kapitalizme Allah gibi inanların itikadı ilk kez korona ile sarsılmaya başladı. Korona’dan önce böyle uyduruk terimleri dillerine dolamış geziniyorlardı. Yok endüstri 4.0, falanca 5.0, yeni nesil bilmem ne. Şimdi anlatsınlar bakalım son model üretim teknolojisini, ulaşım sistemini… Korona, bir asansöre yirmi beş kişi binip de asansör teknolojisinin hızını takdir eden plazacıları morarttı ama bakın köylülerle bir alıp veremediği yok. AVM’nin içinde yaşamayı ayrıcalık sanan rezidans sakinlerini de morarttı ama gecekondularla hiçbir sorunu yok.

Küresel firmalar başka başka şeyler söyleseler de biz işin aslını biliyoruz. Teknoloji, bilim, insanlık falan değil bunların derdi para. Para için her şeyden vazgeçebilir, her fırsatta etik değerleri kapı dışarı edebilirler. Dağları, ovaları, denizleri, ırmakları ve insanları, üretimlerinin bir parçası gibi görebilirler. Zaten doğayı, biyolojiyi, insan psikolojisini hiçe sayıp belki de milyon yıllık bir bilgiyi kullanmadıkları için şu an üretim yapamıyorlar. Belki yakında uçaklar bile kalkmaz olacak. O zaman ne halt edecek havayolu firmaları? Hastaneler dolup taşınca neyi nasıl ödeyecek sigorta şirketleri? Kime yetecek yoğun bakım üniteleri?

Kabul edelim, kapitalist sistemin her derde deva olacağını, her sorunu çözeceğini sananlar yamuldu. Her konuda dindarlık taslayanlar korona geldikten iki gün sonra camileri boşaltmak zorunda kaldılar. Bugün bilim insanları dua ederken elini öyle tutma böyle tut deseler, İran’daki mollalar bile onları dinleyecek duruma geldi.

Bu, virüs iyi oldu demek gibi bir şey değil ama bizim de artık dünyayı doğru düzgün anlamamız gerekiyordu. İklim değişikliği nasıl bir düzeni yıkıp yenisini kurmayı zorunlu kılıyorsa, korona da aynısını gerektiriyor. Büyüleyen küreselleşme hikâyeleri çok yakında çöpü boylayacak. AVM’ler ölümle bir anılmaya başlayacak.

Şimdi görüyoruz ki dünyayı küçük bir köy haline getirip bir merkezden yönetmeye kalkmak, aslında tüm yumurtaları aynı sepete koymak demekmiş. Ulaşım olanaklarını bu derece artırmak dünyanın bağışıklık sistemini felce uğratmak anlamına geliyormuş. Turizm sanıldığı kadar zararsız değilmiş. İnsanlığı çokuluslu şirketlerin insafına bırakmak aslında ölüm fermanımızı imzalamakmış. Meğer devletçilik veya korumacılık insanlığı kurtaracak bir çıkış yolu olabilirmiş.

Korona insan ayırmıyor, dinine bakmıyor, zengin fakir ilgilenmiyor. Allah sıralı ölüm versin derler ya, korona sıraya da dikkat ediyor. Dünyada savaş, terör, yoksulluk derken binlerce çocuk ölüyor. Korona en azından çocuk öldürmüyor. Ölümcül bir virüs olabilir. İsteyen katil de diyebilir ama dünyadaki diğer katiller içinde en delikanlısı bu.

Tabii kapitalizmi de kolay lokma sanmamak gerek, hâlâ milyonlarca insanı peşinden sürüklüyor, bir kapıyı kapatırken başka bir kapıyı açıyor. Kapitalizmin elbette bir anda sonu gelmeyecek ancak ilk kez bu denli büyük bir yara alacak gibi görünüyor. Yarın marketlerde kolonya, peçete, mendil, dezenfektan bittiğinde belki insanlar düşünmeye başlayacak. Düzeni değiştirmeden, kolonyayla işi çözeceğini sananlar, raflarda kolonya bittiğinde belki ilk kez farklı düşünecekler. Belki ilk kez iklim değişikliğini ciddiye alacak, küresel firmalara bir dur demek isteyecekler. İşte o zaman bir çözüm yolu bulunabilir.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

1 Comment

  1. Alışmış kudurmuştan beterdir” derdi büyüklerimiz,
    Böyle bir ders insanlara gerekliydi, şimdi değişim için düşünme ve gerçekleştirme zamanı. Bunun için evlerde bol bol ve güzel zamanımız oluyor. Umarım aydınlanırız hepbirlikte

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...