Eşcinselleri Allah Yaratmadı mı?

Okurları yanıltmamak için şunu baştan söylemek gerek, ben böyle düşünüyor da bunu soruyor değilim. Ben buna inanmıyorum ama Diyanet İşleri Başkanı’nın ve Müslümanların inancına göre bu soruyu soruyorum. Çünkü kendileri her fırsatta evrendeki her şeyi Allah’ın yarattığını, onun izni olmadan hiçbir şeyin var olamayacağını söylüyorlar. O zaman eşcinsellere söz edeceklerine Allah’a sitem etseler ya. Madem sapkınlık olarak görülüyor bu durum, o zaman Allah onları niye yarattı? Niye binlerce yıldır yaratmaya devam ediyor?

Allah bunu yaratıyorsa da o zaman bu ‘sapkınlığın’ hesabını da kula değil Yaradan’a sormak gerekmez mi? Eğer Allah eşcinselleri istemiyor olsaydı o zaman herhalde yaratmazdı diye düşünüyorum ben. Demek ki gök kubbe altında böyle bir renk olmasını uygun görmüş ki eşcinselleri yaratmış.

Mademki Allah’ın her yaptığında bir hikmet var, mademki onun hikmetinden sual olunmuyor o zaman onun hikmetlerinden birisi neden bu kadar kurcalanıyor? Hem de Ramazan ayında, hem de insanların salgın hastalık nedeniyle günde yüzer yüzer öldüğü bir dönemde. Diyanet İşleri Başkanı böylesine zor bir dönemde iki iyi söz etmek yerine neden eşcinselleri hedef gösterecek açıklamalar yapıyor?

Aynı Diyanet, ülkemiz israf ve yolsuzluklar nedeniyle yoksul düşünce insanlara ayette Allah’ın insanları açlıkla sınayacağını hatırlatarak diyor ki: “Acılarınızı isyana dönüştürmeyin.” “Dert varsa derman Allah’tadır” diyerek insanlardan bu yoksulluğu kaderleri olarak kabullenmelerini istiyor. Yani siz bir şey yapmayın, bu işin peşini bırakın, buna razı olun diyor.

Soma’da ihmal nedeniyle madenciler ölünce Erdoğan, “Bunlar olağan şeylerdir. Bu işin fıtratında bunlar vardır.” diyor. Ölüm Allah’tan geliyor, kaderimizde bu var, o zaman biz de ses çıkarmadan bunu kabul edelim demeye getiriyor.

Peki her şeyi Allah’a havale ederken neden eşcinselleri de Allah’a bırakmıyoruz, neden onun hesabını biz görmeye kalkıyoruz. Gücümüz, hırsızlara, katillere, yolsuzluk yapanlara yetmiyor da bir eşcinsellere mi yetiyor?

Yasalarla yönetilen bir devlette Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı açık bir nefret suçudur. Siz Kuran’da öyle yazıyor diye yasaya aykırı bir harekette bulunamazsınız. Yani Kuran’da belli koşullar altında kadını dövebilirsin, mirasını erkeğin yarısı kadar verebilirsin, dört kadınla evlenebilir veya reşit olmayan bir kızla evlenebilirsin diye yazsa da eğer Türkiye’de bunları yaparsan suç işlemiş olursun.

Peki biz Müslüman değil miyiz, neden Kuran’ın dediği olmuyor da yasaların dediği oluyor? Bunu da Sayın Cumhurbaşkanına ve Diyanet İşleri Başkanı’na sorsun merak edenler. Bugün İsviçre’den devşirme Medeni Kanunu Kuran’ın üstünde tutuyorsak bunun nedeni yirmi yıldır ülkeyi yöneten AKP’liler. Biz değiliz. Kaç kere anayasa değişikliği yaptılar. Beğenmedikleri tüm maddeleri hatta ülkenin sistemini bile değiştirdiler. Ben bugüne kadar bu yönde bir değişiklik teklif ettiklerini görmedim. Demek ki tercihleri böyle. Diyanet’in en büyük suç olarak gösterdiği zina için 2004 yılında AB’ye “Biz iktidardayken bir daha zina suç olarak gündeme getirilemez” diyen kişi de Kılıçdaroğlu değil, Erdoğan.

Sen yoksulluğa isyan etme diyorsun. Çünkü yoksulluğu Allah veriyor. Tıpkı size zenginliği Allah’ın verdiği gibi. Nasıl işse, halkı yoksullukla sizi zenginlikle sınıyor aynı Allah. Diyanet’e bir milyon liralık zırhlı Mercedes’i gönderen Allah, salgın hastalıkta vatandaşın evine üç kuruşluk maskelerini bile göndermiyor. Ama doğru ya, biz isyan etmeyelim, çünkü bu bir sınav. Yokluk da yoksulluk da ölüm de bu sınavın içinde. Peki eşcinselliği de Allah vermiyor mu? Hepsine eyvallah diyoruz da buna gelince neden isyan ediyoruz. Onlar neden dışarıda kalıyor?

Eğer Kuran’ın her dediğini yapacaksanız buyurun yasaları Kuran’a göre değiştirin, olmadı değiştirmeyi teklif edin, bir çaba harcayın biz de inanalım size. Eğer böyle bir niyetiniz yoksa o zaman ortamlarda numara çekmeyi de bırakın lütfen…

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

2 Comments

  1. “tanrı eşcinselliği hem yaratıp hem lanetliyor ve yasaklıyor” dersek mantık hatası yapmış oluruz. hem yaratıp hem yasaklayamayacağına göre,

    birinci ihtimal: semavi dinlerde tapınılan tanrıların üçü de insan aklının ürünleridir, tutarsızdırlar ve gerçekte yokturlar, bir tanrı varsa bile, bu tanrı, semavi dinlerdeki (allah, yehova ya da isa’nın babası denilerek tapınılan) tanrılardan biri değildir.

    ikinci ihtimal: eşcinsellik sapkınlıktır, bir irade sorunudur, semavi dinler gerçektir, haklıdırlar.

    birinci ihtimale hiçbir şekilde şans tanımadıkları için inananlar (müslümanlar, hırsitiyanlar, museviler) inançları gereği ikinci ihtimali savunmak, eşcinselleri sapık olarak görmek zorundadır.

    peki ikinci ihtimal gerçekten de doğru mudur? tarafsız olarak bakmak mümkün müdür?

    “ikinci ihtimalin doğru olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır” denilebilir, ama bu durumda bilim bir tabu halie getirilmemelidir şeklinde düşünenler olacaktır, ki haklılardır, o halde eşcinsellerin tecrübelerine kulak vermek, onları dinlemek gerekir. eşcinseller yaşadıkları durumun bir tercih olmadığını, tıpkı heterolar gibi, yani tıpkı karşı cinse ilgi duyanlar gibi kendilerini bildiklerinden beri aynı yönelime sahip olduklarını, değişmek istemediklerini, kendi kendileri olmaktan memnuniyet duyduklarını, kimseye özenmediklerini, hatta zaten heteroseksüel bir dünyada baskı altında yaşadıkları için özenerek eşcinsel olamayacaklarını her fırsatta tekrarlamaktadırlar. doğrudur, gerçekten de eşcinsellik tam da bu yüzden, yani doğal olduğu için, tıpkı karşıcinsellik gibi her ülkede, her meslekte, her ekonomik sınıfta, her dinden insanlarda, her ideolojiden insanlarda görülmektedir. dahası, insanlık tarihine büyük katkılarda bulunmuş olağanüstü dahiler bile eşcinsel olabiliyorken eşcinsel olmak neden bir insanı aşağılık birine dönüştürmelidir ki. kadın düşmanlığından başka ne ile açıklanabilir bu durum. tanrı yerine konulan ilahi güçler (allah, yehova ya da isa’nın babası) neden kahvehanedeki hasan dayıyla aynı algı kapasitesine sahipler? yani heteroseksüel hasan dayı önemli bir insanken, atıyorum, bir oscar wilde ya da leonardo da vinci ya da bir alan turing’i lgbt oldukları için önemsiz mi kabul etmeliyiz? demek ki insanları lgbt diye aşağılamakta çok ama çok ciddi bir mantık hatası var… eşcinselliğin doğadaki tarihçesi oldukça eskilere dayanmakta olup sadece insan türünde değil, yüzlerce apayrı canlı türünde de kayda değer yaygınlıkta rastlanan bir gerçektir. öyleyse allah, yehova ya da isa’nın babası eşcinsel hayvanları yaratarak neyi amaçlamaktadır? bu hayvanlar televizyonda zeki müren’i, freddie mercury’i gördükleri için mi, ya da anneleri dominant karakterde oldukları için mi eşcinsel olmuşlardır?

    kısacası eşcinselliğin bir irade sorunu olma ihtimali epey zayıftır. bu insanlar hangi cinse ilgi duysam diye düşünüp taşınıp sonunda karar verip eşcinsel olmuyorlar, doğal bir şekilde çocukluktan itibaren böyle hissediyorlar. insanları artık rahat bırakın, vinçlerde sallandırmayın, çatılardan aşağı atmayın, daha fazla zulmetmeyin.

  2. Heteronun da var iyisi kötüsü sapığı psikopatı yardımseveri dincisi liberali yobazı komünisti yufka yüreklisi atatürkçüsü vs… homonun da var binbir çeşiti. Cinsel kimlik insanlara değer biçerken işe yarayacak bir kriter değil bence. Çok basit bir örnek vereyim kafası karışık olanlar, dindar insanlar ya da homolara sinirlenen diğer gruplar, Atatürkçüler vs daha iyi anlayacaktır:

    İşyerimizde biri vardı çok çalışkan becerikli karınca gibi biriydi başkaları sigara dedikodu kahve üçgeninde vakti boşa harcarken kaytarırken bu kişi aldığı 3 kuruş da olsa hak etmek için öööyle çalışırdı. Bu kişinin gay olduğunu öğrenince birden yönetim tavır aldı ve işten attılar. Lan oğlum dedi n’oldu ki şimdi düne kadar kullanışlı işe yarar bir insana dair (bir gerçeği öğrenmeniz dışında) ne değişti de attınız ki. yani bu bir ayrımcılık ve önyargıdan kaynaklanıyor bu önyargıya da din sebep oluyor maalesef. Kulunu kuluna hedef gösteren bir tanrının gerçek olması mümkün mü, bence değil. Zeki Müren olunca paşam paşam, alkışlar, konfetiler; sokaktaki Ali Veli olunca dayak idam, dışlama.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...