Kamuda Yap-İşlet-Devret Modelinden Yap-Zarar Et-S’ktret Modeline Geçiliyor

21 Temmuz 2017Kaparoz0

Hükümet kamu yatırımları için devrim niteliğinde bir karar verdi. 2017 yılından itibaren aşama aşama Yap İşlet Devret modeli bırakılarak Yap Zarar Et S’ktret modeline geçilecek. İş adamları ve müteahhitler tarafından büyük bir sevinçle karşılanan karar hakkında açıklamalarda bulunan Hasibe Tıngır “Bugün açıkladığımız modelle kamu yatırımlarının önündeki pek çok engeli kaldırmış oluyoruz.” dedi. “İş Adamlarımızın Üstündeki Ürkekliği Atmalarını Sağlayacağız” İnşaat piyasasında ciddi bir hareketlenme beklediklerini söyleyen Tıngır “Eski modelde iş adamlarının büyük endişeleri vardı. İş adamlarımız “Efendim bu yatırımı yapıyoruz ama kârlı biçimde işletebilecek miyiz?”, “Bu dönemin sonunda devredebilecek miyiz?” gibi sıkıntılar içindeydiler. Her şeyden önce iş adamlarımızın zarar etme korkuları vardı. Yani biz bu dağ başına bu yolu yapıp, gişeye de şu kadar para yazıyoruz ama bakalım buradan bu kadar insan geçecek mi? diye anlamsız korkular içinde çalışıyorlardı. Artık yeni modelimizde iş adamlarımızın üstündeki bu ürkekliği atmış oluyoruz. Kârına zararına bakmadan dökecekler asfaltları.” dedi. “Eski Modelde Kim Yapacak, Kim İşletecek, Kim Kime Devredecek Gibi Sorunlar Vardı” Yeni modeli anlatan Tıngır “Yap-İşlet-Devret modelindeki ayrı bir sorun da bu yatırımı kim yapacak, kime devredecek gibi konulardı. Açıkçası bize karışık geliyordu bu sistem. Yap-Zarar Et-S’ktret modelindeyse tek bir iş adamıyla tüm süreci götürebileceğiz. Yolu iş adamlarımız yapacak, zararı halkımız karşılayacak, S’ktretme kısmını da biz üstlenmiş olacağız. Daha basit ve hızlı bir modele geçiyoruz, yazışma işleri de önemli ölçüde azalmış olacak.” dedi. “Biz Memleketin Bir Yarısını İnşaat, Kalan Yarısını Hafriyat Alanı Olarak Görüyoruz” Açıklamalarını sürdüren Tıngır “Yeni Türkiye’de artık yatırım yapmaktan korkulmayacak. Yok fizibiliteymiş, ÇED raporuymuş bunlarla zaman kaybetmeyeceğiz. Bakanlıkta rapor yazan arkadaşları da kursa gönderiyoruz. Şu an memur arkadaşlarımız sahada harç karmayı, demir bükmeyi ve kamyon kullanmayı öğreniyorlar. Yani bir iş çıkaracakları da yok ama iki sayfa rapor yazana kadar iki tuğla taşısalar bizim için kâr. Hiç taşımasalar bile olur. Memleketin rapora değil betona ihtiyacı var. Planlama konusunu da şöyle çözüyoruz: Memleketin bir yarısını inşaat, diğer yarısını da hafriyat alanı olarak planlıyoruz” dedi.

Topbaş’tan Rahatlatan Açıklama: 2.300 Cankurtaran, 21.000 Can Simidiyle Yağmura Hazırız

18 Temmuz 2017Kaparoz0

Dün akşam saatlerinde şiddetini artıran yağmurla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi de şehir genelinde önlemler aldı. “Yağmur Yağınca Nerede Sel Olur, Kaç Kişi Boğulur Hepsini Biliyoruz” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş “Vatandaşlarımız endişe etmesin, İBB olarak Meteoroloji Genel Müdürlüğünden arkadaşlarla birlikte konuya hâkim durumdayız. Yani yağmur kaçta başlar, kaçta biter, nerede sel, nerede su baskını olur hepsini biliyoruz. Dile kolay, neredeyse yirmi beş yıllık bir tecrübe. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki memur arkadaşlar bile ‘Şiddetli yağmur yağdı, gelin falanca yere gidelim, orayı su basmıştır’ diyebiliyorlar. Hiçbir ihbar gelmeden o bölgeye gidiyoruz ki aynen arkadaşımızın söylediği gibi her yeri sular altında, vatandaşları çırpınırken buluyoruz.” dedi. “2.300 Cankurtaran, 745 Kurtarma Botu ve 21.000 Can Simidi İle İstanbul Olarak Yağmura Hazırız” Açıklamalarını sürdüren Topbaş “Allahtan başka kimseden korkumuz yok. Yalnız yağmurun da Allah tarafından gönderildiğini düşünürsek biraz korku olması da normal tabii. Ancak İstanbullu kardeşlerimiz korkmasın. 2.300 cankurtaran, 745 kurtarma botu ve 21.000 can simidi İle İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yağmura hazırız. Vatandaşlarımızdan da kesinlikle paniğe kapılmamalarını istiyorum. Paniğe kapılmak yüzme bilen kişinin bile boğulmasına neden olabilir.” dedi. “Sele Kapılan Yurttaşlarımız Çenelerini Kaldırmak Suretiyle Ağızlarını Suyun Üstünde Tutsun” Acil durumlarla ilgili açıklamalarda bulunan Topbaş “Su yutan kişiye uzmanlar tarafından acil yardım yapılması ve suyun boşaltılarak solunumun yeniden başlatılması çok önemli. Sele kapılan yurttaşlarımız da çenelerini kaldırmak suretiyle ağız ve burunlarını su seviyesinin üstünde tutmaya çalışsınlar. Eğer bu mümkün olmuyorsa İBB Beyaz Masayı arayarak veya eposta ile bizden yardım talep etsinler. En geç 24 saat içinde kendilerine dönüş yapacağız. Şu anda Beyaz Masa birimimizdeki masalar yüzer vaziyette, personelimizin bir bölümünün de bahçedeki telefon direklerine tırmandığı yönünde duyumlarımız var ancak endişe edilecek bir durum yok. Hemşehrilerimiz bize güvensinler.” dedi. “Geçen Yılki Yağmur Dualarımızın Sonucu Olabilir” Kaparoz muhabirinin “Neredeyse 25 yıldır bu şehri yöneten kadrolar olarak sizin hiç sorumluluğunuz yok mu?” sorusunu yanıtlayan Topbaş “Tabii ki bizim de İBB olarak, belli noktalarda sorumluluğu üstlenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Mesela bir yıl kadar önce kuraklık nedeniyle yağmur duasına çıkmıştık. Mübarek insanlar olduğumuz için Allah da dualarımızı kabul etmiş olacak ki, o günden beri yağmur bir daha kesilmedi. Bu noktada ben de ‘Acaba bu kadar dua etmese miydik?’, ‘Duayı farklı mı etseydik?’ gibi sorular soruyorum kendime. Yani hiç merak etmeyin aynı yol yaptığımız gibi, özeleştiri de yapıyoruz” dedi.

Uzungöl’e Yapılacak Mega Projenin Detayları Belli Oldu

20 Haziran 2017Kaparoz0

AKP yönetiminde büyük değişime uğrayan Uzungöl’e yeni bir mega proje daha geliyor. Kaparoz muhabirlerinin elde ettiği bilgilere göre bölgeye akın eden Arap turistlerin önerisi ve AKP’nin usta mimarlarının dokunuşuyla Uzungöl artık çok daha farklı bir göl olacak.   Bittiğinde Kabataş’ın Beton Martı’sını da Aşacak Bir Sanat Eseri Olacak Belediyeden üst düzey bir yetkilinin açıklamalarına göre 14 ayda tamamlanacak proje toplam olarak yüz yirmi iki milyon dolara mal olacak. Daha önce dünyada eşi benzeri görülmemiş bir proje için kolları sıvadıklarını belirtilen yetkili “Bu proje ustalık dönemimizin bir ürünü olacak. Biliyorsunuz zaten Uzungöl’de bugüne kadar çok önemli değişikliklere imza attık. Aslında imzadan ziyade beton attık diyebilirim. İnanın bizim buraya attığımız betonla başka ülkeler bir şehir kuruyor. Geçen gün beton kamyonu sürücüsü, betonu dökecek yer bulamayınca ‘Gölün içine dökeyim mi?’ diye sormuş arkadaşlara. Biz de bu durumu Ankara’ya sorduk. Oradaki arkadaşlar tabii bizim gibi değil, hepsi şehir planlaması okumuş arkadaşlar ‘Göle betonu bir plan dahilinde dökelim’ dediler. Aradan üç hafta geçmeden de bu projeyi tamamlamışlar. Uzungöl’e yakışan güzellikte bir mega proje olacak inşallah. Şu an için bu projenin tek rakibi Kabataş’taki beton martı heykeli ancak Karadeniz bölgesi olarak rakipsiz diyebilirim. Çok ama çok önemli bir sanat eseri” dedi.   Projenin Çizgileri Rahatlık ve Huzuru Simgeliyor Açıklamalarını sürdüren yetkili “Bu proje Uzungöl’ümüze de çok uygun oldu. Herkes Uzungöl’e rahatlamaya, stres atmaya geliyor. Bu projeyi de dikkatle incelerseniz, sahip olduğu çizgiler rahatlamayı, hafiflemeyi ve stresten kurtulmayı sembolize ediyor. Esnafımıza da sorduk. Onlar da ‘Biz zaten böyle bir şey bekliyorduk, Uzungöl’de bir tek bu eksik kalmıştı’ dediler. Tabii biz Uzungöl’ün hiçbir eksiği kalmasın istiyoruz. Şimdi bu projeyi bile beğenmeyecek insanlar çıkacaktır ancak toplumun genelinin seveceğini tahmin ediyoruz. Turistlerin tepkisi açısından bakıldığında, Avrupalı turistlerin burunları maalesef çok havada, sanat konusunda önyargılılar. Bu noktada bizler Arap turistlerle daha iyi anlaşıyoruz.” dedi.

Boğaza Yapılacak Yeni Köprünün Adı Belli Oldu: Ali Ağaoğlu & Ortanca Hanım Köprüsü

28 Kasım 2016Kaparoz0

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Boğazdaki mevcut köprüleri birbirine bağlayacak yeni köprünün adının Ali Ağaoğlu ve Ortanca Hanım Köprüsü olacağı belirtildi. Boğaza paralel ve önceki köprülere dik olarak inşa edilecek köprünün kara ile bir bağlantısı olmayacak. Köprüler arasında geçişe olanak sağlayacak yeni köprü inşaatıyla, herhangi bir köprüde sıkışıklık olması durumunda trafiğin diğer köprülere kaydırılarak trafiğin rahatlatılması amaçlanıyor. Köprü İçin İstanbul’a ve Aile Kavramına Yaptığı Katkılardan Dolayı Ali Ağaoğlu’nun Adı Tercih Edildi Köprüyle ilgili görüşmeler yapılırken Aile Bakanı tarafından, diğer köprülerin arasında yer alması ve bir aile gibi tüm bireyleri birleştirmesi nedeniyle yeni köprü için ‘Ali Ağaoğlu ve Ortanca Hanım Köprüsü’ adı önerildi. Kaparoz muhabirinin öğrendiğine göre Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında söz alan Aile Bakanı “Bugün sizlere İstanbul’a çok emek vermiş bir iş adamından söz etmek istiyorum. Bugün insanlar bir tane bile aile kuramazken kendisi üç dört tane aile kurmuş, bunları bir arada yürütebilmiş, küçük, ortanca, büyük gibi derecelendirmiş, sadece iş yaşamı açısından değil, aynı zamanda çok önemli bir düşünce insanı olarak da ülkemize önemli hizmetler vermiş bir isim: Ali Ağaoğlu” dedi. Bu konuşma sorasında bir bakan da “Madem aile kurumunu yüceltiyoruz o zaman eşinin de adını ekleyelim bu köprüye” deyince yeni köprünün adı da konulmuş oldu: ‘Ali Ağaoğlu ve Ortanca Hanım Köprüsü’. Ağaoğlu, Cengiz İnşaat ve Doğuş Grubu Tarafından Üç Yıl İçinde İnşa Edilecek Köprünün İhalesi 2017’nin Mart Ayında Yapılacak 2017 yılı Mart ayında ihaleye çıkacak köprü Ağaoğlu, Cengiz İnşaat ve Doğuş grubunun oluşturacağı bir konsorsiyum tarafından inşa edilecek. İhaleye katılan diğer firmalara birer plaket takdim edileceği öğrenilen köprü için Ali Ağaoğlu’nun şimdiden kolları sıvadığına ilişkin görüntüler de ajanslara düşmeye başladı. Kaparoz muhabirinin “Köprü için kolları sıvadınız mı?” şekildeki sorusuna “Şimdiye kadar İstanbul’un içine yeterince hizmet yaptık, şimdi bu hizmetlerimizi sıvayacağız” şeklinde yanıt verdi. Ali Ağaoğlu’nun “Bu benim ustalık eserim olacak” dediği köprü için şimdiden üç mimar, on altı güzellik uzmanı ve yirmi beş masözden oluşan dev bir kadro kurduğu da gelen haberler arasında. Beykoz’dan Köprüye Giren Bir Araç Dört Saat Köprü Üzerindeki Sıkışıklıkta Kaldıktan Sonra Yine Beykoz’dan Çıkabilecek Diğer köprülere göre çok önemli bir farklılık sunacak olan yeni köprü ile boğaz geçişi tümüyle değişecek. Beşiktaş’tan köprüye giren bir araç iki saat sonra Levent’ten çıkabilecek. Beykoz’dan köprüye giren deposu ful bir araç ise dört saat köprü üzerindeki trafik sıkışıklığında kaldıktan sonra boş depoyla yine Beykoz’dan geri çıkabilecek. Uzmanlar trafik sıkışıklığına nasıl bir katkı sunacağı belli olmayan köprünün kullanıma girmesiyle birlikte trafiğin iyice arap saçına dönebileceğini belirtiyorlar. Görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Mimarlar Odası Başkanı “Devrim niteliğinde denilen köprü Boğaza paralel olarak düşünülmüş. Biz bugüne kadar suya paralel olarak inşa edilmiş bir su geçişi köprüsü görmemiştik, onun için büyük bir merakla sonucu bekliyoruz. ‘Bu köprü tam olarak ne işe yarayacak?’ derseniz, denizi betonla dolduracak ve trafiği biraz daha sıkıştıracak çok önemli bir köprü projesi olduğunu söyleyebiliriz” dedi. Gebze Beylikdüzü Arası Üç Dakikaya İniyor Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada köprünün üstünden geçen uçakların üç dakika on beş saniye içinde Gebze’den Beylikdüzü’ne varacağı belirtildi. İntihar etmek isteyenler için sağ şeritten çıkışlar ayrılacağı da belirtilen açıklamada bu uygulama sayesinde intihar vakaları nedeniyle trafiğin sıkışmasının da engelleneceği belirtildi. Tek yönlü olarak düzenlenecek intihar sapaklarına bir kez girildiğinde geri dönüş mümkün olmayacak. Kararsızlık yaşayan kişiler araçlarından indirilerek köprüden aşağı atılırken, araçları da Türgev Otoparkına çekilecek.

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Projesi Açıklandı: Büyük Türkiye Çevreyolu

31 Temmuz 2016Kaparoz0

Türkiye’nin çevresinden dolaşacak yeni yolla, yaşanan terör olayları nedeniyle ülkenin içine girmek istemeyen kişiler hedefleniyor. Turizm Bakanlığı: “İçeride Affedersiniz Her Türlü Pislik Var” Turizm Bakanlığı adına açıklamada bulunan bir yetkili “En başta bir iki noktadan içeri giriş çıkış olanağı da sağlayalım dedik ama bir yerde IŞİD saldırısı, öbür yanda tecavüzler, Güneydoğuda savaş, köprüde çatışma, başkentte hava saldırısı derken uygun bir çıkış noktası bulamayıp bu fikrimizden vazgeçtik. Zaten yaptırdığımız anketlerde de bu yönde bir talep olmadığını görmüştük. İçeride trafiğinden terörüne kadar affedersiniz her türlü pislik var. Ülkemize gelen insanların güvenliğini de düşünmek durumundayız” dedi. Ulaştırma Bakanlığı: “Maalesef Şu An Ülkemiz Girilecek Vaziyette Değil” Ulaştırma Bakanlığı sözcüsü ise “Dünyanın en büyük çevreyolu projesinden söz ediyoruz arkadaşlar, boru değil. Toplamda 6.500 km’lik bir otoyol projesi. Yapılan işi bir by-pass ameliyatı gibi düşünebilirsiniz. Tıkanmış damarın çevresinden dolaşarak ülkeye hayat verecek yeni bir kanal açıyoruz. Maalesef şu an ülkemiz girilip gezilecek vaziyette değil, zaten bildiğiniz gibi pek gelen giden de yok. Bizler de bu krizi bir fırsata çevirmek üzere Turizm Bakanlığı ile birlikte bir proje başlattık. Ülkemizi görmek isteyen ancak güvenlik gerekçesiyle gelemeyen kişiler için son derece güvenli bir turistik karayolu projesi yapacağız. Bu otoyoldan sağlanacak gelirlerle pek çok soruna çare bulabileceğiz ancak şu andaki genel eğilim, eskinin sorunlarıyla uğraşmak yerine, yeni bir ülke kurmak yönünde. Yaptığımız hesaplamalarda bu yaklaşımın daha ucuza çıkacağı görülüyor” dedi. Bulgaristan’dan Girip İran’dan Çıkılabilecek Otoban Üzerinde Konaklama Tesisleri Olacak Karayolları Genel Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre otoyola Bulgaristan’dan giren bir sürücü iki gün sonra İran’dan çıkabilecek. Konaklama yerlerinde ülkenin doğal güzellikleri ve tarihi dokusu hakkında çeşitli fotoğraf ve videolar gösterilirken, otoyolun Türkiye tarafındaki korkuluklarına fazla yaklaşılmaması için yol boyunca uyarılar yer alacak. Yol güzergâhında toplam on iki adet beş yıldızlı otel, sekiz adet Türk Hamamı ve çok sayıda eğlence parkı yer alırken eğlence parkındaki genel konsept ‘Ortada Kuyu Var Yandan Geç’ olacak. Otobanın konaklama noktalarındaki bariyerler üzerinde “Ülkemiz Yeniden Yapım Gerekçesiyle Kapalıdır”, “Bakım Nedeniyle Şu An Hizmet Veremiyoruz” türünden levhalar yer alacak. Ülkeye girmek konusunda ısrarcı olanlardan ise ‘Akli melekeleri yerinde olarak kendi rızasıyla ülkeye girdiğini ve başına gelebilecek olaylardan ötürü Türkiye Cumhuriyetinin sorumlu tutulamayacağını’ belirten bir taahhütname imzalamaları istenecek. Önümüzdeki Ay İhaleye Çıkacak Proje, Cengiz İnşaat Tarafından 2023’te Tamamlanacak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada önümüzdeki ay ihaleye çıkacak projeyi Cengiz İnşaat önderliğindeki bir konsorsiyum kazanacak ve 2023 yılına kadar projeyi hayata geçirecek. Cumhuriyet tarihinin en büyük otoyol projesini rakamlar eşliğinde basın mensuplarına tanıtan şirket yetkilisi “Hep birlikte memleketin de milletin de a.ına koyduk, şimdi de duvarını çekiyoruz” dedi.

Fosil Yakıtların Yeraltında Bırakılması Kararı Türkiye’yi Harekete Geçirdi: Yeraltı Santrali Gündemde

24 Aralık 2015Kaparoz0

Son verilere göre, emisyon düzeyini AB ülkeleri rekor düzeyde, ABD ise en azından belli düzeyde azaltırken Türkiye tüm yatırımlarını kömüre dayalı santrallere yaparak dünyanın en fazla sera gazı salımı yapan on dördüncü ülkesi olmayı başardı. Türkiye’yi salımların % 90’ından sorumlu 58 ülkenin arasında 50’inci sıraya, yani ‘iklim değişikliği performansında en kötü ülkeler’ arasına yerleştiren emisyon artış hızı, 2005-2014 arasında ortalama yüzde 4 iken, 2014’te yüzde 7,4’e yükseldi. Karbon salımının en önemli kaynağı yüksek oranda karbon içeren kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynakları, yani fosil yakıtlar. Sadece kendi ormanlarını, sularını değil tüm gezegendeki yaşamı da baltalayan fosil yakıt yatırımlarına Paris Zirvesinde dur denildiğinde Türkiye’nin ne yapacağı merak konusuydu. İşte tüm bu merak ve beklentilerin ardından, Paris İklim Zirvesi’nin sonuçlarının değerlendirildiği toplantı sonrasında açıklama yapan Çevre Bakan Yardımcısı Halime Güllü, Paris’teki İklim Zirvesinde gezegenimiz için çok önemli kararlar alındığı ve Türkiye’nin bu kararlara uyma konusunda son derece istekli olduğunu belirttikten sonra “Biliyorsunuz, Paris İklim Zirvesi, iki yüze yakın ülkenin imzaladığı küresel ısınmayı iki derecenin altında, eğer olabiliyorsa bir buçuk derecede tutmayı hedefleyen bir anlaşmayla sonuçlandı. En önemlisi de bunu sağlamak için fosil yakıtları yeraltından çıkartmayarak, temiz ve yenilenebilir enerjilere geçmemiz gerektiği konusunda oldukça net bir mesaj verildi. Biz de Türkiye olarak bu kararı değerlendirdik ve fosil yakıtları yeraltından çıkartmadan kullanabileceğimiz bir yeraltı santrali için düğmeye bastık” dedi. Yeraltında inşa edilecek olan yeni termik santralin adının ‘Şark Uyanığı’ olması yolunda düşünceleri olduğunu belirten Güllü santralin sadece bacasının dışarıda olacağını ve bacanın büyük bir olasılıkla yeşile boyanacağını tahmin ettiğini belirttikten sonra “Birtakım çevrelerin oyuncağı olmuş sözde bilim adamlarının bu projemize ne kulp takacaklarını da çok merak ediyorum?” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Bisiklet Devinden Türkiye İçin Özel Model: Gordünnü

14 Aralık 2015Kaparoz0

Ünlü bisiklet üreticisi Goddi’nin “Görmedim”, “Fark edemedim” “Bisiklet mi varmış” “Bi ses duydum sadece” şeklinde ezilen bisikletlilere yönelik çalışması sonuçlandı. Türkiye için üretilen özel “Gordünnü” bisikletleri 2016 başında yollarda olacak. Muhabirimizin ulaştığı Goddi Türkiye temsilcisi Rıza Testi yeni modelden çok umutlu olduklarını söyleyerek “Gordünnü, Türkiye’de bisikletlilerin gözdesi olacak” dedi. Son üç yılda Türkiye’de gerçekleşen bisiklet kazalarına ilişkin bir araştırma yaptıklarını söyleyen Testi “Hepsinde bir ortak nokta vardı. Araç sürücüleri bisikletlileri görmediklerini, sürücünün bisikletle ana yola neden çıktığına bir anlam veremediklerini, küçük araçlarla yola çıkmanın bu tür riskleri kabul etmek anlamına geldiğini söylediler. Kara yolunun arabalar için yapıldığını, bisikletlerin ince ve narin yapısının bu yollara uygun olmadığını düşündüklerini söyleyenler de çıktı. Biz bu araştırmayı İtalya’daki ana firmamıza gönderdik, onlar da analiz edip üzerinde çalıştılar ve ortaya bu bisiklet çıktı” dedi. Gordünnü bisikletleri teknik özellik olarak 42 kilo ağırlığında ve 150″ janta sahip. Trafik sıkıştığında arabaların ve kamyonların üzerinden gidebilen Gordünnü, yaklaşık 7 km. öteden görülebiliyor. Bisiklet üzerinde bulunan havalı korna, Amerika’nın ünlü tır üreticisi Freightliner firmasıyla birlikte geliştirilmiş ve 1 km’lik menzile sahip. Uzmanlar kornan-kulak mesafesinin yarım metreden az olması durumunda geçici sağırlık oluşabileceğini belirterek bisiklete yaklaşan araçları uyarıyorlar. Gece sürüşüne de uygun olan Gordünnü’de far olarak lazer teknolojisinden yararlanılmış. Avrupa yakasından köprüye giren bir araç, ters istikametten gelen Gordünnü’yü Anadolu yakasındaki gişeler mesafesinden görebilecek. Test sürüşü yapan bir bisiklet sürücüsünün “Her gün işime bisikletle gidiyorum. Özellikle sabahları, minibüs ve taksiler araçlarını üzerime sürüp beni sıkıştırırdı. Bugün birinin üstünden geçtim, “Ne yapıyon ağabey, bu bizim ekmek teknemiz” diye cevap verdi.” diyerek yeni modele onay vermesi de üretici firma çalışanlarının yüzünü güldürdü.

Bisiklet Yolu Açılışına Gitmek İsteyen Bisikletliler Minibüs Yolunda Ezildi

16 Kasım 2015Kaparoz1

Pazar günü akşamüstü saat beş sularında İstanbul Bostancı’da yaşanan talihsiz kaza görenleri üzüntüye boğdu. Pendik sahil yolunda yapılan yeni bisiklet yolunun açılış törenine katılmak isteyen iki arkadaş saat beş sularında bisikletleriyle Bostancı’dan yola çıktı. Yaklaşık beş yüz metre ilerleyebilen ikili, arkadan gelen sürücünün kendilerini görmemesi nedeniyle, minibüs altında kalarak feci şekilde ezildi. Yolun Adı, Minibüs Yolu Bisikletli gençleri minibüsüyle ezen sürücü Halim Yolcu ifadesinde “Bu yol, adı üstünde minibüs yolu. Bak burası bisiklet yolu olsa tamam, ama sen minibüs yoluna bisikletle, kaykayla, el arabasıyla gelirsen hiç kusura bakma ezilirsin. Ben arkadaşları hiç görmedim, görsem frene basardım ama minibüs sektörünü yakından tanıyan birisi olarak şunu söyleyebilirim ki, benzer bir durumda sürücülerin yüzde doksanı, bisikleti görse bile frene basmaz. Sürücüler olarak bizim de belli hassasiyetlerimiz var.” dedi. Suç Bisiklet Sürücülerinde Kazayı gören ve görmeyenlerin birleştiği nokta, suçun bisiklet sürücülerinde olduğu yönünde. Kaza tanıklarının ifadelerine göreyse suç, sekizde dokuz oranında bisikletlilere ait. Kazayı bir arkadaşından duyduğunu belirten mahalle sakini Azmi Gülle “Senin ne işin var bisikletle yolda, git parkta bin, bahçede bin, evinin balkonunda bin” dedi. Kaza anını yakından gören bir araç sürücüsüyse “Tam elli metre önce hanıma ‘ yahu bisikletle yola çıkılır mı, bak ezilecekler birazdan’ dedim. Nitekim, elli metre geçmeden minibüsün altında gördüm arkadaşları. Etin ne budun ne, ne işin var senin yolda?” dedi. Minibüs sürücüsünün arkadaşı olduğu belirlenen iki kişiyse kaza sonrasında ambulans bekleyen bisikletçilerin yanına gelerek, yaralılara kafa atmaya çalıştı. Polis tarafından sakinleştirilen saldırganlar, bisikletli gençlerin de özür dilemesi sonrasında olay yerinden ayrıldı. Bisiklet Yoluna Bisikletle Gelinir Diye Bir Kural mı Var? Kaza nedeniyle buruk geçen açılış töreninde konuşan İstanbul Belediyesi Göstermelik İşler Müdürü Ebuziya Topbaş “Bakın ben de küçükken iki yıl bisiklete bindim. Daha sonrasında babam ‘bisiklete binmek günah olabilir’ deyince bisikleti atmaya kıyamayıp komşumuza verdik ama bugün öğreniyorum ki onlar da kızlarının bekareti bozulur diye kullanmamışlar, ziyan olmuş benim o bisiklet.” diyerek başladığı konuşmasında “Şimdi buraya bisikletle gelmek üzere olan iki arkadaşımızın ezildiği haberi geldi. Arkadaş ‘bisiklet yoluna bisikletle gidilir’ diye bir kural mı var, koy bisikletini arabanın arkasına, normal insanlar gibi gel törene ama yok illa bir ortalığı karıştırma hevesi, gündemi bozma, açılış törenini lekeleme isteği, yani siz havalimanına uçakla mı gidiyorsunuz, trene binmek için istasyona trenle mi geliyorsunuz?“ dedi. Toplam İki Yüz Elli Metre Uzunluğunda Açılışı yapılan yeni bisiklet yolu, toplam iki yüz elli metre uzunluğunda ve hareket etmemek kaydıyla, yan yana iki yüz bisiklet alabiliyor. Acil durumlarda makam otomobilleri, polis araçları, ambulans ve itfaiyenin de kullanabildiği iki şeritli yolun ortasına koyulan ızgaralar mangal yapmak isteyen vatandaşlarımıza hizmet verirken, yolda bebek arabası ile gezmek ve bebek emzirmek de serbest olacak. Bisiklet yolu hafta sonları bütünüyle, hafta içindeyse saat 18:00 – 21:00 arası yürüyüşçülerin can güvenliği açısından bisikletlere kapalı olacak.

Hazineye Ait Orman Arazileri TOKİ’ye Devroldu

9 Kasım 2015Kaparoz0

Hükümete yakın kaynakların bildirdiğine göre TOKİ’nin elindeki orman arazilerinin Hazineye devrine ilişkin kararname yazılırken yapılan hatayı fark edemeyen bürokratlar, Hazineye ait orman arazilerinin TOKİ’ye devrolmasına neden oldu. Hükümet Sözcüsü Hamdi Üçkol yapılan hatayı çok geç fark ettiklerini söylediği açıklamada “Sivil toplum örgütleri ve bazı vatandaşlar, TOKİ’nin elindeki orman arazilerinin Hazineye devredilmesi için hükümetimizden talepte bulunmuşlardı. Biz de bu arkadaşların isteklerini karşılamak üzere bir kararname hazırladık ama yazıcı arkadaş cümleyi ters kurmuş. Aslında İmam Hatip mezunu, son derece yetenekli bir kişi ama olabiliyor işte böyle hatalar. Kardeşimiz, kararname metnini ‘TOKİ’nin elindeki orman arazileri Hazineye devredilecek’ diye yazacağına, ‘Hazineye ait orman arazileri TOKİ’ye devrolacak’ biçiminde kaleme almış. İnanması güç ama katibinden üst düzey bürokratına, bakanından başbakanına kadar herkes kararnameyi okumadan imzalayınca, ne yazık ki bu durum hasıl oldu. Ben sonradan TOKİ Başkanını aradım. ‘Bir yanlışlık yaptık, bu arazileri geri verin’ dedim, hatta biraz da sert konuştum ama başkan ‘Atılan ok geri gelmez, zaten biz şu an budama çalışmalarına başladık’ dedi. Burada asıl sorumluluk vatandaşların. Büyük resme bakmayı, ağacı değil ormanı görmeyi öğrenemedi insanımız, alın işte, iki ağacı kurtaralım derken, tüm orman gitti, iyi mi oldu yani. Neyse gidene üzülecek halimiz yok, artık önümüze bakacağız.” dedi. Görüşünü almak üzere aradığımız Mimarlar Odası yetkilisi “Biz de ilk defa bizi dinlediler diye sevinmiştik. Bir taraftan da huylandık tabii. Meğer niyetleri başkaymış. Zaten kararname yazılmadan önce, Fransa’dan bin beş yüz tane testere siparişi vermişler. TOKİ’ye durumu yazılı olarak sorduk. Gelen yanıtta ‘Ormanlık arazilerimiz Hazineye devrolursa kereste ihtiyacı doğacağını düşündük. Biz kereste siparişi vermek üzere çalışmalara başladık ancak kararnameyi yanlış yazan arkadaş, siparişe ‘kereste’ yerine ‘testere’ yazınca, satın alma da maalesef bu şekilde gerçekleşmiş oldu.’ diye yanıt vermişler.” dedi.

Çekmeköy Belediyesi’nden Yolda Tarla Uygulaması

22 Eylül 2015Kaparoz0

Kent yaşamının getirdiği yabancılaşma ve betonlaşmaya karşı Çekmeköy Belediyesi’nden anlamlı bir yanıt geldi: Yolda Tarla Projesi. Proje kapsamında, araçların geçmesi için tasarlanan asfalt yollar, iş makineleriyle kazılarak üstteki tabaka kaldırıldıktan sonra alttan çıkan toprağın kalitesine göre, gübreleme yapılarak veya yeni toprak ilave edilerek tarlalar oluşturuluyor. Projeyle ilgili olarak ulaştığımız, Çekmeköy Belediyesi’nden üst düzey bir yetkili “Çağımızda artık çocuklarımız toprağa dokunmuyor, domatesi marketten satın alınan bir endüstriyel ürün sanıyor. Çekmeköy Belediyesi olarak bu projeyle mahalle aralarında domates, biber, salatalık tarlaları oluşturuyoruz. Artık çocuklarımız, zift, beton, asfalt değil körpe bir hıyarın filizlenmesini konuşsun istiyoruz.” dedi. Araç geçişlerindeki sıkıntıların zamanla aşılacağını söyleyen yetkili, “İlk günlerde proje hakkında bilgisi olmayan ilçe sakinleri, ‘evimize gidemedik’, ‘işimize geç kaldık’ gibi sudan bahanelerle şikayette bulunuyorlardı. Şimdiyse herkes alıştı, mahalleli artık arazi koşullarına uygun ekipmanlarla sokağa çıkıyor. Örneğin Ihlamurkuyu muhtarımız binek aracını satıp bir adet biçerdöver satın almış. Biraz önce Taşdelen’de okula giden çocuklarımızın çamur banyosu yaptığına tanık oldum. İşte bunlar Çekmeköy’deki büyük değişim ve doğaya dönüşün işaretleri” dedi. Önümüzdeki yıl, Otobanda Kuyu Projesi adlı yeni bir uygulamayla Yolda Tarla Projesini bir adım daha öteye taşıyacaklarını söyleyen yetkili, ısrarlarımıza karşın, yeni proje hakkında bilgi vermek istemedi.

İstanbul’un Semt ve Sokak Adları

9 Eylül 2015Kaparoz0

İstanbul’daki semt, mahalle, sokak adları giderek anlamını yitirmeye başladı. Geçen gün dolmuşla giderken bir yolcunun ‘Kaptan, Kemerdere’de ineceğim’ demesine sürücü ‘Serindere mi abi?’ diye yanıt verince bu gerekliliği iyice fark ettim. ‘Manyak mısınız lan, otobanda gidiyoruz, yolun bittiği yerde de binalar başlıyor, ne deresi, ne kemeri?’ diye araya girmek istedim ama dayak yerim diye düşünerek sesimi çıkaramadım. Dere gitmiş adı duruyor; su bitmiş, ağaçlar kesilmiş ama adları ayakta gibi çarpık bir durum var İstanbul’da. Tüm şehir büyük bir hızla betonlaşırken, ne yazık ki semt adları bu gelişmeye ayak uyduramamış. Öyle ki bugün ilkokul çağındaki çocuklar, yaşadıkları yerin görünümü ile adının arasında bir bağ kuramaz hale geldiler. Ben de bu durumun düzelmesi için, Mevlana’nın “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” sözünden hareketle, büyüklerimizden semt adlarını, bugünkü görünümlerine uygun olarak değiştirmelerini rica ediyorum. Böylelikle, semt adlarına bakarak yanlış kararlar alabilecek kişilerin de zarar görmesini önlemiş olacağız. Nasıl mı? Bugün Koşuyolu’da koşmaya kalkarsanız en iyi olasılıkla bir minibüsün altında kalırsınız. Bostancı’da bostanı bırak toprak bulmanın bile olanağı yok. Durumumuz bu: Bağlarbaşı’da bağ, Cevizli’de ceviz, Fındıklı’da fındık yok artık. Küçükyalı’dan denize girmek için önce otobüse binmek gerekiyor. Fıstıkağacı’da fıstığı bırak, fıstığın ağaçta yetiştiğinden bile kimsenin haberi yok. Semtleri kafamıza göre yıkıp, yeniden inşa ederken kimse dur demediğine göre adlarını değiştirirken de kimse itiraz etmez diye düşünüyorum. Ben aklıma gelen adları hızlıca yazdım, elbette daha güzelleri de bulunabilir ancak burada önemli olan bu adların güncel durum ile uyumlu olmaları. Böylece, yeni kuşaklar “ben Fındıklı’da yaşıyorum ama niye hiç Fındık ağacı göremiyorum?” gibi sorular sormayacak, semtiyle arasındaki yabancılaşma bitecek, sokağını daha çok benimseyecek. Umarım, ağaçları kesip, yerine gökdelen dikenler de bu önerime destek verirler. Bu değişiklikle, kazandıkları zafer taçlanmış, büyük kentsel dönüşümün adı da konmuş olacak. Benim önerilerim şöyle: Bostancı – Bastoncu Yeşilpınar – Kartonpiyer Fıstıkağacı – Sıvaharcı Çiftlikköy – Ziftliköy Fethi Paşa Korusu – Beton Drenaj Borusu Soğanlık – Bilallik Tarlabaşı – Dayıbaşı Söğütlüçeşme – Oluklumukavva Topağacı – Tretuvarcı Zeytinlik – Rüşvetlik Laleli – Hileli Sakızağacı – Rantiyeci Sıraselviler – Avemeler Bağcılar – Yağcılar Kuştepe – Kupontepe Anadolukavağı – Viyadükayağı Taşdelen – Gazbeton Küçükyalı – Rasim Ozan Kütahyalı