Bir Oyuncu Olsaydın Hangisi Olurdun?

17 Ağustos 2017Kaparoz0

Bir oyuncu olsaydın, Ayşen Gruda olmazdın mesela, mutlaka manken gibi bir şey olurdun sen. Parasını verir, estetik ameliyatı da olurdun. Ameliyattan sonra kimse tutamazdı seni. Hokka gibi bir burun, yay gibi kaşlar, hafif dolgun dudaklar… Erkeksen İlyas Salman değil de Ediz Hun ya da Tarık Akan olurdun. Öyle bir havan var senin, saçların falan aynı öyle. Mallığın da geçer zaten zamanla. Geçmese de sorun değil, küçük şeyler zamanla unutulur. Bir atlet olsaydın kesinlikle götten bacak değil ince uzun bir şey olurdun. Erkeksen geniş omuzlu, kadınsan ince belli, çocuksan süper zekâ olurdun. Bitki olsan katiyen bir hıyara benzemezdin sen, belki bir begonvil, bilemedin nar çiçeği. Manolya gibi kokardı göğsün, tezek değil. Bir hayvan olsan kedi olurdun deve değil. Seni küçük bir aslana benzetirlerdi, mandaya değil…

Kumsalda Bikinisiyle Namaz Kılan Kişinin Nuray Mert Olduğu Kesinleşti

14 Ağustos 2017Kaparoz0

Bodrum’da bikiniyle namaza duran kişinin aynı anda hem iktidara hem de cumhuriyetçi kesime yaranmaya çalışan ünlü gazeteci Nuray Mert olduğu belirlendi “Hem İktidara Çatmayalım, Hem Muhalefetten Vazgeçmeyelim Derken Buralara Kadar Geldik” Cumhuriyet’teki yazılarına son verildikten sonra Bodrum’a tatile giden Nuray Mert, muhafazakâr arkadaşlarının uyarısıyla, öğlen saatinde namaza başladı. Bodrum’daki komşularından çekindiği için örtünmeden namazını tamamlayan Nuray Mert daha sonra denize girdi. Görüntülerinin kaydedildiğini fark etmeyen ünlü gazetecinin çevresindekilere “Yahu liberallik ne zor işmiş, her dolaba girmek, her delikten geçmek gerekiyor. Vallahi hem iktidara çatmayalım, hem muhalefetten vazgeçmeyelim derken buralara kadar geldik. İnanın artık ben de ne halt edeceğimi şaşırmış vaziyetteyim.” diye dert yandığı öğrenildi. “Esnek Bir Yapım Var, Siyasi Görüşlerin Hepsi Bedenime Uyuyor” Kaparoz muhabirinin ulaştığı ünlü gazeteci “Kendimi bildim bileli liberalim. Aynı zamanda milliyetçi, muhafazakâr ve cumhuriyetçiyim. 70’lerde ortanın solu diye bir deyim vardı. İşte ben aynı zamanda oradayım. Solun biraz sağında, ortanın hemen üstünde, her görüşün azıcık kenarındayım. Mazhar Fuat Özkan’ın bir şarkısı vardır, ‘Bir Oradayım Bir Burada’ diye, benimki tam olarak öyle de değil. Ben hem oradayım, hem burada. Dindar ve laik bir kişiyim ama aynı zamanda kendimi Sünnilere ve Alevilere yakın hissediyorum. Sosyalizme hem sıcak, hem soğuk bakabiliyorum. Siz hiç dindar bir komünist gördünüz mü? Eğer görmediyseniz, işte şu anda görüyorsunuz. Bana kısaca devrimci de diyebilirsiniz, daha da kısa olsun derseniz dinci deyin. Esnek bir yapım var, siyasi görüşlerin hepsi üzerime uyuyor.” dedi. “Ben Nabzımı Şerbete Göre Ayarlayabiliyorum” Kaparoz muhabirinin “Nuray Hanım, bu da biraz nabza göre şerbet vermek olmuyor mu?” sorusuna sinirlenen Nuray Mert “Ne alakası var? Çok klişe bir yakıştırma, artık o günler geride kaldı. Ben nabza göre şerbet hazırlamakla uğraşacak insan değilim, doğrudan nabzımı, şerbete göre attırabiliyorum. İlk görünce doktorum da şaşırdı, bundan yüz yirmi yıl önce ilk kez bir bukalemunda görülmüş benzer bir kabiliyet. Ben İkinci Cumhuriyetçi arkadaşlardan öğrendim bunu, bir gelenek olarak devam ettiriyorum. Bizim aramızda sıkça tekrarladığımız çok güzel bir söz var: ‘Herkese mavi boncuk dağıtıyor’ deriz. Tek farkı, biz kendimizi dağıtıyoruz, bizler bu toplumun mavi boncuklarıyız.” dedi.

Karaman’ın Sigaradan Tahrik Olmasının Ardından Dindarların Şehvet Duymadığı Bir Tek Zigon Sehpa Kaldı

3 Ağustos 2017Kaparoz0

Hayrettin Karaman’ın sigara içen başörtülü kadınların etrafa ümit dağıttığı ve sigara içmek yoluyla “Benim sizlerle paylaşacak çok şeyim var” demeye getirdiklerini söylemesinin ardından sigara da “Dindar Erkeklerin Tahrik Olduğu Nesneler” listesine eklendi. Dindar Kesimi Tahrik Eden Gereçler Listesi Son Yıllarda Büyük Bir Hızla Büyüdü Daha önce kapı menteşesi, çok amaçlı dolap, su arıtma filtresi, mutfak robotu, teleskopik cep telefonu tutacağı gibi nesnelerden tahrik olan dindar erkekler, bugüne kadar sigaraya sağlığa olan zararları dışında bir itiraz yöneltmemişlerdi. İlk kez Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında “Ben başını örten ama göstere göstere sigara içen bir bayan gördüğümde şöyle bir intibaa kapılıyorum: Sanki farklı olanlara şunu diyor: ‘Siz benim başımı örttüğüme bakmayın, benden ümidinizi kesmeyin, sizinle paylaşacağım daha çok şeyim var.’” diyerek sigaranın tahrik edici yönünü açıklamış oldu. Sigaranın da Erkekleri Tahrik Ediciler Listesine eklenmesiyle evdeki eşyalar içinde tahrik etme özelliğine sahip olmayan bir tek zigon sehpa kaldı. Kaparoz’un ulaştığı din alimleri ‘Zigon’ isminin de gayrimüslim bir kadın ismine benzemesi nedeniyle hafif derecede tahrik edici olarak nitelendirilebileceği görüşündeler. “Karbüratör Contasından Tahrik Olan Yazarlarımız Var” Yeni Şafak gazetesinde çalışan başörtülü bir kadın emekçi ise “Artık işe gidip gelmeye korkuyorum, sigara içtiğim için herkes bana isterik gözüyle bakacak. Bizim bölümümüzdeki bir erkek yazar geçen gün araba tamircisindeyken karbüratör contasından tahrik olmuş, hastaneye zor yetiştirmişler kendisini. Yoksa elinden bir kaza çıkacakmış. Yanındakilere öyle demiş. Şimdi Hayrettin Bey’in açıklamalarından sonra nasıl zapt edeceğiz bu kişileri bilemiyorum. Önceki sene sigarayı bırakmak için nikotinli sakız çiğnemeye başlamıştım ancak Arşiv Müdürümüz sakızdan tahrik oldu, sakız çiğnememi yanlış algılamış kendisi. Ben de akupunkturla bırakayım dedim, ondan da Genel Müdürümüzün içi gıcıklandı. Sigarayı içsek olmuyor, bıraksak olmuyor, nereye varacak bu işin sonu bilmiyorum.” dedi. Sigara İçen Kadınlara Tecavüz Edilirse Ceza İndirimi Olabilir mi? Kaparoz muhabirinin danıştığı bir ceza avukatı ise “Tahrik ediciler listesindeki nesneleri kullanan kadınların tecavüze uğraması durumunda, mütecaviz kişi Hayrettin Karaman’ı referans göstererek kadının kendisine “Benim sizinle paylaşacağım çok şey var” mesajı ilettiğini öne sürebilir. Elbette bu durumda, kadının da azmettirici, ümit verici bir durumu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu görüş mütecaviz kişiler için ceza indirimi noktasında bir umut teşkil edebilir.” dedi.

Mehmet Görmez’e İlk Helallik Mercedes’ten Geldi

2 Ağustos 2017Kaparoz0

Görevinden ayrılırken helallik talebinde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e ilk helallik Mercedes-Benz firmasından geldi. Mercedes’in Helallik Sertifikasını Gören Basın Mensupları Gözyaşlarına Hâkim Olamadı Mercedes-Benz firması yetkilileri, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek Mehmet Görmez’in kendilerinde ne kadar hakkı varsa hepsini helal ettiklerini bildiren bir sertifikayı basın mensuplarına dağıttı. Mehmet Görmez’e verilen Helallik Sertifikasını gören bazı basın çalışanları, gözyaşlarına hâkim olamazken Mercedes CEO’su da yaptığı konuşmada duygusal anlar yaşadı. “Kendisiyle Çok Özel Bir Bağımız Vardı” Görevinden ayrılan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’le ilgili anılarını paylaşan Mercedes CEO’su Dieter Zetsche “Kendisine müşterimiz demek istemiyorum. Mehmet bizim dostumuzdu ve her zaman öyle kalacak. Kendisiyle çok farklı, çok özel bir bağımız vardı. Araba ve din tutkusunu bir arada yürütebilen nadir insanlardan biriydi. Bugün kendisinin kalbimizdeki yeri, göreve başlayıp, makam otosuna kurulduğu günkü ile aynı yerde. Belki klasik bir söz olacak ama yeri doldurulamayacak bir müşteri, pardon dostumuzdu. Mercedes olarak ne kadar hakkımız varsa helal olsun” dedi. “Mercedes, Mehmet Görmez’in Anısına Bir Model Üretecek” Açıklamalarının ardından çok önemli bir sürprizi olduğunu ve bunu açıklamak üzere geliştirme direktörünü sahneye davet etmek istediğini söyleyen Mercedes CEO’sunun mikrofonu bırakırken sergilediği hüzünlü tavır, meraklı gözlerden kaçmadı. Mikrofonu alan Ola Källenius ise “2018 yılı için çok farklı bir model üretmeyi planlıyoruz. Türkiye pazarı için üretilecek yeni model, komple zırhlı olacak ve dışarıdan bakıldığına içerisi görülemeyecek. Açılır tavana sahip araçlarda, opsiyonel olarak Allah ile kul arasına girmek isteyenleri engelleyen APS (Anti Papaz System) sistemi bulunacak. Bu modeli Mehmet Görmez adıyla, onun anısına piyasaya süreceğiz.” dedi. “Para, Diyanetle Aramızda Hiçbir Zaman Mevzubahis Olmadı” Aracın fiyatı ile ilgili sorulara gülümseyerek yanıt veren Geliştirme Direktörü Ola Källenius “Spekülasyonlara yer vermemek için aracın fiyatını şimdi açıklamak istemiyorum. Zaten Diyanetle aramızda para hiçbir zaman mevzubahis olmadı. Mehmet tam bir gönül insanıydı, parayla pulla işi yoktu. Araç alırken de fiyatını sorduğunu ben hatırlamıyorum. Sadece modelini söylerdi, biz de gönderirdik.” dedi

Magazincilerin İftara Çağrılması Sayesinde Türkiye İki Saat Kafa Dinledi

14 Haziran 2017Kaparoz0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın televizyoncu ve magazincileri Tarabya Köşkünde iftara çağırması sayesinde Türkiye iki saat boyunca huzura kavuştu. Halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılaşılan uygulamanın sadece Ramazan ayında değil en azından üç aylar boyunca devam etmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanımıza Minnettarız Kaparoz muhabirinin mikrofonlarını yönelttiği çok sayıda vatandaş uygulamayı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Muhabirimizin yaptığı röportajlardan bazıları şöyle: Samiye Gürok (42): “Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Yaptığı gerçekten büyük bir fedakârlık. Halkı için kendisini feda etmesine üzülüyorum tabii ki ancak bu kişilerden de başka türlü kurtulma şansımız yoktu.” Hamit Ünlü (24): “Sayın Cumhurbaşkanımıza minnettarız. Hep birlikte Hac organizasyonu da yapılabilir miydi? Bu kişileri sahurdan iftara kadar bloke edecek daha geniş bir organizasyon düşünülebilir miydi? Beklemiş tavuk da servis edilebilir miydi? Veya iftar yemeği Guatemala’da organize edilebilir miydi? gibi sorular da insanın aklına geliyor ancak başlangıç olarak çok güzel bir uygulama.” Sibel Bekle (56): “Boş beleş kişileri toplayıp da üç saat bunlarla oturmak kolay iş değil. Sayın Cumhurbaşkanımıza sabrından ve yaptığı bu büyük hizmetten dolayı teşekkür ediyoruz. Vatandaşlar olarak iki saat için de olsa kafamızı dinledik, radyoda güzel bir program izleme fırsatı bulduk. Ülkem adına ilk kez umutlandığım bir akşam oldu.” Timuçin Fortun (47): “Belediyenin Halk Sağlığı birimlerine defalarca başvurduk ancak magazincilerin toplatılmasının mümkün olmadığı söylendi bize. Demek ki Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bir kişinin bu işe el atması gerekiyormuş. Buradan İstanbul Belediyesi çalışanlarına da seslenmek istiyorum. Her şeyle Sayın Cumhurbaşkanımız mı ilgilenecek, neden sizler işinizin gereğini yapmıyor ve bir dünya liderini bu işlerle uğraşmak zorunda bırakıyorsunuz?” Cumhurbaşkanı İçin Çok Zor Bir Akşam Oldu Kaparoz’un ulaştığı deneyimli gazeteciler cumhurbaşkanının çok yorulduğunu belirtirken, iftar sırasında sinirli olduğu gözlenen Cumhurbaşkanının sürekli olarak Emine Hanım tarafından “Az bir şey sabret, birazdan bitecek, hepsi gidecekler.” denilerek sakinleştirilmeye çalışıldığı öğrenildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın magazincilerle çekilecek fotoğrafların fotoşopla bir araya getirilmesi yolundaki teklifi ise danışmanlar tarafından “Ayıbolur” gerekçesiyle kabul edilmedi.

İmsakiyelere Dayak Vakti Ekleniyor

12 Haziran 2017Kaparoz0

Ramazan ayında oruç tutmayanlara gelişigüzel dayak atılmasından rahatsız olan yetkililer, bundan sonra illere göre dayak vaktinin de imsakiyelere ekleneceği bilgisini verdi. Erzurum ve Yozgat’ta başlayacak pilot uygulama zamanla tüm illerde geçerli olacak. Erzurum ve Yozgat’ta Dayak Saatleri Belirlenerek İmsakiyelere Eklenecek Konuyla ilgili olarak Kaparoz muhabirine bilgi veren Diyanet yetkilisi “Öncelikle şunu belirtelim ki bu uygulama Erzurumlu veya Yozgatlı vatandaşlarımızı mağdur edecek bir uygulama olmayacak. Yani kesinlikle oruç tutmayanların korunmasına yönelik olarak düşünülmüş bir şey değil. Bizim buradaki asıl amacımız bu şahısların genelge ve yönetmelikler çerçevesinde, belli bir düzen içinde dövülmelerini sağlamak. Biz imsakiyelere dayak vaktini eklediğimiz uygulamamızla sadece hangi kişinin, ne zaman ve ne şekilde dövüleceğini belirlemiş olacağız. Tabii burada halkımızın görüşlerini de dikkate alacağız. Özellikle esnaf kardeşlerimizin tercihlerine göre herkes memnun edecek bir düzenleme yapılacak” dedi. Linç ve Meydan Dayağı Gibi Geleneksel Değerler Korunacak İmsakiyelerdeki dayak saatlerine uymakta zorlanan esnaf için çeşitli eğitimler de verileceğini söyleyen yetkili “Bizim maksadımız üzüm yemek değil. Hem üzümü yedirmemek, hem de bağcıyı dövmek. Özellikle akşamüstü saatlerinde esnafımızın işleri azaldıktan sonra dayak atmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz. Ancak sabah oruç yiyen kişinin, dayağını akşam yemesinin de bazı sakıncaları olacağının bilincindeyiz. Bir kere bu kişilerin akşam saatinde evlerinde bulunabileceğinin bir garantisi yok. Ayrıca linç ve meydan dayağı gibi geleneksel dayaklarımızı da bu yönetmeliğin dışında tutuyoruz. Ramazan ayında Erzurum meydanında dondurma yiyen kişi aslında zaten ‘Meydan dayağı istediğini’ söylüyor. Bu tür acil durumlarda esnafımız serbest olacak. Ayrıca, istediği saat ve şekilde dayak atamadığı için psikolojik olarak yıpranan esnafımızın uğrayacağı manevi zararı da telafi edecek önlemler alıyoruz.” dedi.

Yaşar Holding: “Selim Yaşar Adlı Şahsı Tanımıyoruz, Kimlik Bilgilerini Araştırıyoruz”

26 Nisan 2017Kaparoz2

Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı olduğu söylenen Selim Yaşar adlı şahsın Karşıyaka’dan çok Hayır çıktığı gerekçesiyle, Karşıyaka Spor Kulübüne sağladıkları sponsorluk desteğini kesebileceklerini söylemesi üzerine, halk Karşıyaka kulübüne halk destek verirken, Pınar markalı ürünlere yönelik boykot kararı almıştı. Büyüyerek devam eden Pınar Boykotu üzerine bir açıklama yapan Yaşar Holding, Selim Yaşar adlı şahsı kesinlikle tanımadıklarını açıkladı. “Selim Yaşar Adlı Şahıs Kimdir Bilmiyoruz” Yaşar Holding adına yapılan açıklamada “Değerli tüketicilerimiz, kim olduğunu bilmediğimiz, adını ilk defa duyduğumuz Selim Yaşar adında bir şahıs, hiçbir yetkisi olmamasına karşın bizim sponsorluk işlerimizle ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Biz kendisini şahsen tanımıyoruz. Şahsın basından öğrendiğimiz kimlik bilgileriyle bir ön araştırma yaptık ve şu ana kadar herhangi bir bilgiye ulaşamadık. İnsan Kaynakları bölümümüz de bu adda birisini işe almadıklarına yemin ediyor. Bu şahıs kimdir, neden şirketimizle ilgili açıklamalarda bulunmuştur, bunu anlamakta zorlanıyoruz.” denildi. “Şahsın Yönetim Kurulu Başkanımızla İsim Benzerliği Taşıdığı İddialarını Araştırıyoruz” Açıklamada konuyu gündeme getiren basın organlarına da teşekkür edilerek “Basında çıkan haberler dolayısıyla bir ekip kurduk. Bu ekip ilk olarak bizim şirkette bu isimde birisi var mı, varsa ne iş yapar, kim işe almış, neden almış bu soruların cevabını arayacak. Özellikle sosyal medyada gündeme getirilen bir iddia daha var. Selim Yaşar isimli şahsın, şirketimizin yönetim kurulu başkanıyla bir ilişkisi varmış gibi haberler yapıldığına tanık oluyoruz. Böyle bir isim benzerliği taşısa dahi profilden bakıldığında bu şahıs daha farklı bir insana benziyor. Biliyorsunuz, ‘insanlar çift yaratılmıştır’ diye güzel bir sözümüz var. ‘Her gördüğün sakallıyı deden sanma’ diye daha da güzel bir sözümüz de var. Sevgili basın mensupları, biz Yaşar Holding olarak, araştırılırsa çok daha güzel sözler bulunabileceğini düşünüyoruz. Rakip bir firma böyle bir oyun içine girip acaba bu şahsı bizim içimize mi yönlendirdi diye bir kuşkumuz var. Boykot işini bırakıp hep birlikte bu konulara kafa yormamız gerekiyor.” denildi. Vatandaşlara Çağrı: “Stok Raporumuza Göre Herkesin Sekiz Bardak Süt İçmesi Gerekiyor” Açıklama sonunda tüm yurttaşlara bir çağrı da yapan yetkili “Vatandaş gönül rahatlığıyla bizim sütümüzü içsin, yoğurdumuzu yesin. Şu an elimizdeki stok durumuna göre her bir vatandaşımızın günde sekiz bardak süt içmesi yarım kilo da tereyağı yemesi gerekiyor. Tabii bu arada McDonalds yemeye de devam etsinler.” dedi.

Kapatma Kararı, Booking Puanı 2,4 Olan Çakal Resort’ta Sevinçle Karşılandı

4 Nisan 2017Kaparoz0

Booking.com faaliyetlerinin mahkeme kararıyla durdurulması, Fethiye’de üç yıldır faaliyet gösteren beş yıldızlı Çakal Resort’ta büyük sevinçle karşılandı. Otel Çalışanlarının Düzenlediği Kutlamada Yediği Pastadan Zehirlenen Genel Müdür Müşahade Altına Alındı Booking.com’un Türkiye’deki işlemlerinin durdurulması Antalya’nın Fethiye ilçesinde faaliyet gösteren Çakal Resort’ta büyük sevince neden oldu. Haberin duyulması üzerine bir kutlama yapmaya karar veren otel çalışanları, otelin restoran bölümünü pavyon temasına uygun biçimde süsleyerek genel müdürlerine sürpriz yaptılar. Genel Müdür Abdullah Daldalan, kutlama sırasında küçük de bir konuşma yaptı. 2023’te herkese sigortalı çalışma sözü veren Daldalan, daha sonra otel çalışanlarının bir gün önceki yemekleri değerlendirerek yaptığı kakaolu-tavuklu pastadan yedi. Aşçının uyarısına rağmen, pastayı çok beğendiğini söyleyerek iki dilim daha yiyen Daldalan, son dilimi yedikten kısa bir süre sonra kusmaya ve sıçmaya başladı. Çalışanlar tarafından Fethiye Devlet Hastanesine kaldırılan Daldalan’ın sağlık durumunun iyi olduğu ancak 24 saat süreyle hastanede müşahade altında tutulacağı bildirildi. “Yemekten Terlik Çıktı Diye Puanlarımızı Düşürdüler” Kaparoz’a açıklamalarda bulunan Ön Büro Şefi Halit Gözlü “Biz bu tesisi üç sene önce açtık. Çevredeki otellerle de konuştuk, hepsi ‘Odalarımızın yarısını booking.com’dan dolduruyoruz’ dediler. Biz de başvurumuzu yaptık, gerçekten aynı sezon müşteriler damlamaya başladı. Ancak bu sitenin bir problemi var bizimle. Yemeğe, temizliğe takmış, sorunlu müşterileri özellikle seçerek bize yönlendiriyorlar. Bakın ilk ay puanımız 7,1’di. Zaten onu da bazı tanıdıklardan rica ettik, oradan rezervasyon yaptırıp geldiler. Sonra bizim bir terlik olayımız oldu, puanımız düştü 5,5’e. İnanabiliyor musunuz, yayla çorbasından terlik çıktı diye bütün otel zan altında kaldı. Üstelik çıkan terlik de bayan terliği. Geçen sene de bir dayak olayımız oldu daha doğrusu böyle lanse edildi, puanımız 4,3’e indi. Aslında dayağı yiyen bizim garson arkadaş. Neyse uzatmayalım, bizim puanımız, bir gün bile yükselmeden açıldığımız günden başlayarak hep düştü, booking.com’un kapandığı gün puanımız 2,4 idi. Bakın yanımızdaki dandik pansiyonun puanı 9,6. Bahçelerinde doğru düzgün müzik yayını bile yok, müşteriler mandalina ağaçlarından odalarının yolunu bulamıyor ama puanları 9,6; bizim gül gibi beş yıldızlı otelimizin puanı 2,4. Kimse kusura bakmasın biz, ülkemizi de ekmeğimizi de booking.com’a yedirmeyiz. Hükümetimizin kararını sonuna kadar destekliyoruz.” dedi. “İnternet Komple Kapatılırsa Turizm Coşar” Açıklamalarına devam eden Halit Gözlü “Booking.com’un kapatılması kuşkusuz iyi niyetli bir adım ama yeterli değil. Yok trip advisor imiş yok bilmem neymiş, bin tane site var bunlar gibi. Avrupa tarafından kasıtlı olarak ülkemize gönderilen turist görünümlü teröristler bunlar, buldukları her sitede bize zehirlerini akıtıyorlar. Yani her biriyle tek tek uğraşacak olsanız, başka işe zamanınız kalmaz. Biz Çakal Resort olarak internetin komple kapatılmasından yanayız. Ancak bu şekilde, müşteri görünümlü teröristlerin yorumlarından kurtulabiliriz. Yok havlularda bilmem ne izi, yok çarşafta falanca kılı varmış. Tabii biz işi gücü bırakıp kılla tüyle uğraşalım. Sen kimsin de bize puan vereceksin. Sen kimsin ya?” dedi.

Diyarbakırlı Esnaf Ezber Bozdu: Benim Yoğurdum Ekşi

19 Mart 2017Kaparoz1

Akıllara durgunluk veren olay Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde gerçekleşti. Sekiz aydır kendi mahallesinde esnaflık yapan Halil Dumru, dün akşamüstü saatlerinde bakkaldaki yoğurt bölümünün üstüne ‘Yoğurtlar ekşimiştir’ diye yazınca bütün bir mahalle bakkala gelip fotoğraf çekmeye başladı. Yazıyı astıktan kırk, kırk beş dakika sonra sosyal medyada hızla yayılmaya başlayan fotoğraf bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Durumdan rahatsız olan Dumru, saat 19:30 gibi fotoğraf çekimini yasaklayarak, yoğurtların önünde selfie çekmek isteyen mahalleliyi de bakkaldan kovdu. Akşam saatlerinde ulaştığımız Halil Dumru, konuşmak istemediğini söylese de Kaparoz’dan aradığımızı öğrenince, kısa bir röportaj yapabileceğini belirtti. “Hakikaten Acımsı, Böyle Pis Bir Ekşiliği Var Benim Yoğurdumun” Muhabirimizin Halil Dumru ile yaptığı röportaj aşağıda yer alıyor: – Halil Bey, yoğurtların üstüne neden yoğurtlarım ekşi diye yazdınız? – Öğleden sonra biraz yoğurt çekti canım, iki kaşık yerim diye aldım yoğurtlardan birini. Baktım ki yoğurtlar ekşimeye başlamış, ben de bu notu yazdım. – Kim alır ki ekşi yoğurdu? – Bilmem. Şimdilik dört kâse satıldı, alıcısı varmış demek ki. – Atalarımızdan kalma ‘Kimse yoğurdum ekşi demez’ diye bir söz var. – Atalarımızın yoğurdunu yemedim onun için bir şey söyleyemem ama benimkiler ekşimişti. Hanım yapıyor benim yoğurtları, üç gün falan oldu yapalı. İlk yapıldığında da beğenmediydim zaten. Böyle bulaşık suyuyla yapılmış gibi acımtırak bir tadı var, mayasından mıdır nedir, bilmiyorum artık. Zaten çok güzel değildi, şimdi bir de ekşidi, bayağı boktan bir yoğurt oldu. – Neden satıyorsunuz o zaman bu yoğurdu? – Herkesin zevki bir değil. Çok seveni var bizim yoğurtların, yirmi kilometre öteden sırf bizim yoğurt için gelenler var bu bakkala ama bana sorarsan beş para etmez. Bugünden sonra da bir daha ağzıma sürmem zaten. – Eşinize söyleseniz ya. Belki gözden kaçırdığı bir şey vardır. – Bütün yoğurtlar ekşir zamanla. Ekşilik önemli değil ama bazen de böyle soğan gibi kokuyor neden bilmiyorum. Yani hakikaten acımsı, böyle pis bir ekşiliği var benim yoğurdumun. Yedikten sonra bile gitmiyor o pis tat insanın ağzından. – Bayat ekmek de satıyormuşsunuz. – Alt dolap bayat ekmek dolabıdır. Bilir mahalleli. – Kim alıyor bayat ekmeği? – Alan oluyor işte, çetelesini tutmuyoruz her şeyin. Ben tazeyken üste bayatlayınca alta koyuyorum sadece. Kim hangisini isterse onu alıyor. – Peki çok teşekkür ederiz Halil Bey. – Eyvallah, güle güle.

Zulüm Bitiyor: Başörtüsü Başa Bağlanmadan Kendi Başına Devlet Dairelerine Girebilecek

28 Şubat 2017Kaparoz0

İktidar başörtüsü konusunda büyük bir mağduriyete son verecek yeni bir uygulamaya gidiyor. Hükümet sözcüsü tarafından yapılan açıklamada 1 Mart’tan itibaren başörtüsünün herhangi bir kişinin başına takmasına gerek olmadan, aksesuar olarak da devlet dairelerine girebileceği bildirildi. “Vesayet Döneminden Kalan Köhne Bir Uygulana” Vesayet döneminde aksine bir yasa olmamasına rağmen bir tane başörtüsünün bile devlet dairesine giremediğini anlatan Hükümet Sözcüsü “Hükümetimiz artık bu zulme bir son veriyor. Başörtüsü konusunda çok önemli bir mağduriyeti daha gideriyoruz. Artık birisinin başına örtülmüş mü örtülmemiş mi buna bakmadan başörtüsünü doğrudan devlet dairelerine alacağız. Başörtüsü bizim kutsal değerimizdir, bir anlamda bayrağımız gibidir, onun yalnızca bir örtünme aracı haline dönüştürülmesini de uygun bulmuyoruz. 1 Mart itibarı ile kurumlarımıza başvuruda bulunan başörtüleri herhangi birinin başına bağlanmış mı diye bakılmadan devlet dairelerine kabul edilecek.” dedi. “Halkımız Bunlara Bakarak Seçimlerde Karar Versin” Açıklamalarını sürdüren Hükümet Sözcüsü “Bugüne kadar duvarlarda fotoğraflar, halılar, kilimler, kılıçlar, tüfekler, her şey vardı ancak her nedense başörtüsü yoktu. Elbette 1 Mart sonrasında isteyenler gene fotoğraf veya kilimlerini kullanabilecekler ancak isteyen kardeşlerimiz de artık duvarına bir başörtüsü asabilecek. Bu acımasız yasağa dur demenin zamanı gelmişti. Vesayet düzenine de yasaklara da hodri meydan diyoruz. Buradan tüm vatandaşlarımıza ilan ediyorum, başörtüsü artık özgürce istediği gibi devlet kurumuna girebilecek. Şart şurt tanımıyoruz. Halkımıza da buradan uyarıda bulunuyorum. Başörtüsünü sadece bir örtü gibi lanse edenlerin oyununa gelmesinler. 80 yıl boyunca acaba bu duruma neden bir çözüm getirilmedi, bunu düşünsünler ve seçimde bunlara bakarak karar versinler.” dedi. “Bizim Mağduriyetimiz Hiçbir Zaman Bitmez” Kaparoz muhabirinin “Başörtüsü konusunda başka bir mağduriyet kaldı mı?” sorusuna “Şu an bu konuda açıklama yapacak durumda değilim ancak ne bu milletin imanı be de bizim mağduriyetimiz biter. Mağduriyetin bittiği yerde mağlubiyet başlar” dedi.

Kaparoz’dan Dev Araştırma: Türkiye Nelere Gülüyor?

22 Şubat 2017Kaparoz0

Kaparoz’un 81 ilde yürüttüğü ‘Türkiye nelere gülüyor?’ araştırması sonuçlandı. 2.700 kişi ile yapılan yüz yüze görüşmelerde şu sonuçlar elde edildi: – Ortak Değerlere Yapılan Vurgudan Etkileniyorum (%68) Katılımcıların % 68’i mizah anlayışı olarak ortak değerlerimizin vurgulandığı esprileri tercih ettiğini belirtti. Marjinal tabir edilen esprileri beğenmediğini söyleyen çoğunluk ‘Ortak değerlerimiz nedir?’ sorusuna ise %93 oranında ‘Bilmiyorum’ yanıtını verdi. – Hem Güldüren, Hem de Düşündüren Esprileri Tercih Ediyorum (%71) Katılımcıların % 71’i güldürürken düşündüren esprileri tercih ettiğini söylerken, % 8’lik bir bölüm ise ‘Sadece gülmek istiyorum, şu an hiçbir şey düşünmek istemiyorum’ yanıtını verdi. – Eleştirel Mizah Anlayışını Beğeniyorum (%56) Katılımcıların % 56’sı eleştirel bir mizah anlayışını tercih ettiğini söylerken, ‘Eleştirip eleştirmemesi önemli değil, benim mizah anlayışımı taşıyabilecek, suya sabuna dokunmayan esprileri tercih ediyorum’ diyenlerin oranı ise % 12 oldu. – Mutlaka Bir Mesaj İçermeli (%81) Katılımcıların % 81’i beğeneceği esprinin mutlaka bir mesaj içermesi gerektiğimi söylerken, % 12’lik bir kısım ise ‘Mesaj içermesinden ziyade komik olmasının daha önemli olduğunu’ belirtti. Esprinin bir mesaj içermesi gerektiğini söyleyenlerin % 82’si ise ‘Nasıl bir mesaj içermeli?’ sorusuna ‘Her tür mesaj olur’ yanıtını verdi.

Deneyimlemek

20 Şubat 2017Burak Kaya1

Deneyimlemek sözcüğü bulunmadan önce nasıl yaşıyorduk bilmiyorum. Yani bir yere gittiğimizde, bir yemek yediğimizde duygularımızı nasıl ifade ediyorduk gerçekten hatırlamıyorum. Hele reklamcılık dünyası. Bu sözcük bulunmadan önce iş yapabiliyorlar mıydı, çok merak ediyorum. Bakın abartmıyorum, sadece ‘deneyimleyerek’ faaliyetlerini sürdürebilen çok büyük reklam firmaları var. Müşteri görüşmelerinin şöyle olduğunu tahmin ediyorum: – Aysel Hanım otelimizi tanıtacak yeni bir slogan arıyoruz, bu slogan diğer otellerden farklılığımızı vurgulamalı. – Siz otelle ilgili bilgileri iletin, biz üzerinde birkaç gün çalışalım Behiç Bey. Birkaç gün sonra: – Merhaba Aysel Hanım, bir şey bulabildiniz mi? – Ben de sizi arayacaktım, bulduk tabii ki. Eğer hazırsanız söylüyorum: “Bambaşka bir otel deneyimine hazır mısınız?” – İnanılmaz, çok güzel olmuş. Madem bu kadar güzel bir slogan buldunuz, otomobil kiralama işi yapan bir kardeş firmamız var, onun için de bir slogan bulalım lütfen. – Çok iyi bildiğimiz bir sektör değil ama bize gerekli dokümanları gönderirseniz bir iki hafta çalışıp, size öneride bulunabiliriz diye düşünüyorum. İki hafta sonra: – Aysel Hanım, sizin sloganı kullanmaya başladığımız günden beri otel ağzına kadar dolu, işten bunaldık yemin ediyorum. Acaba araba kiralama firmamız için de bir slogan bulabildiniz mi? – Evet Behiç Bey, bu sabah bir slogan bulduk. Şöyle: “Bugüne kadar yaşamadığınız bir araba kiralama deneyimini yaşamaya hazır mısınız?” – Aman Tanrım, çok güzel olmuş. İşler patlamadan önce hemen yeni arabaların siparişini vermemiz lazım. Bu arada iki slogan için ödememizi de yapalım. – Sadece on sekiz bin lira tutuyor Behiç Bey. Artı KDV tabii. Ben muhasebeye bilgisini veriyorum. – Çok teşekkürler Aysel Hanım, gerçekten fiyatlarınız da hizmetiniz de çok farklı. Tam anlamıyla farklı bir reklamcılık deneyimi yaşattınız bize. Sadece reklamcılık değil tabii ki aklınıza gelecek her konuda deneyimleyebilir veya farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. Özellikle sanatsal çevrelerde değerinizin üstüne en az beş puan daha koyar deneyimlemek. Şimdi bu konuyla ilgilenenler için kendi ağzından bir sanatçının özgeçmişini yazalım: “1956 yılında babam annemi deneyimledikten dokuz ay sonra Bilecik’te doğmuşum. Annemin söylediğine göre tüm aile için hoş bir deneyim olmuş bu. İlkokul ve ortaokulu Bilecik’te okuduktan sonra liseyi deneyimlemek üzere İstanbul’daki dayımın yanına göndermişler beni. O sıralarda işyerindeki asistanını deneyimlemeye başlayan babam ile annemin arası açılmış, bu sayede ailedeki huzursuzluk ortamını deneyimleme fırsatı bulmuşum. Bunu resimlerimdeki kırmızı renkler ifade eder. Kırmızı benim bu dünyadaki ilk çığlığım, ilk başkaldırma deneyimimdir.” gibi devam edebilirsiniz. Şimdi bilmeyenlerin aklına şu soru gelecektir: Neler deneyimlenebilir? Çok açık söylüyorum ki herkes her şeyi deneyimleyebilir, hiçbir kısıt yok. Tek yapılması gereken uygun sözcükleri doğru şekilde yerleştirmek. Bir iki örnek vereyim de iyice otursun: – Marmaris’e tatile gittik. Marmaris çok güzelmiş. (Yanlış) – Marmaris’te fantastik bir tatil deneyimi yaşadık. (Doğru) – Bu kebapçıya ilk kez geliyorum. Yemekler on numara. (Yanlış) – Daha önce deneyimlemediğime pişman olduğum yerel yemekleriyle öne çıkan enteresan bir restoran. (Doğru) Buraya kadar sizlere balık verdim, şimdiyse oltayı vererek balık tutmayı öğreteceğim. Bu tür sözcükleri siz de evinizde kolayca hazırlayabilirsiniz. Adım adım gidelim: Bir fiil bulun. Bunu bir veya iki hamlede isme dönüştürün. Zaten fiilden türetilmiş olan yeni sözcüğümüze bir de -le ekini getirerek yeniden fiil haline getirin. Canınız istediği kadar bu döngüyü sürdürün. Denemek, Deney, Deneyim, Deneyimlemek, Deneyimleyim, Deneyimleyimlemek gibi. Eğer öğrendiysek şimdi kendi sözcüklerimizi uydurabiliriz. Ben üç örnekle yetineceğim ancak lütfen siz bunu beş altı örnek üzerinde deneyimleyin: Başarmak – Başarı – Başarım – Başarımlamak Yönelmek – Yönelim – Yönelimlemek Satmak – Satım – Satımlamak ‘Ölçümlemek’ gibi sizden önce bulunmuş sözcükleri kullanmak yerine, kendi bulduğunuz hiç kullanılmamış sözcükleri bulmaya çabalayın. Sözcüğünüzü bulduktan sonra giderek artan bir dozda yeni buluşunuzu konuşmalarınızın içine serpiştirin. Entelektüel birisi için ‘başarmak’ sözcüğünü kullanmak sıradandır, ancak ‘başarımlamak’ denildiğinde konuşma daha derin hale gelir, insanların size saygısı artar. Bu tür sözcükler diğer insanlardan farklı olduğunuzu gösterir ve kullanan kişinin çok önemli bir şey söylediğine işaret eder. Yaşadım, gördüm, denedim, tecrübe ettim gibi sözcüklerse sizi sürünün sıradan bir parçası haline getirmekten başka hiçbir işe yaramaz.

Yıllardır Çamaşır Suyuyla Yer Silen Ayşe Hn. Delinen Zeminin Altından Çıkan Hazineyle Zengin Oldu

16 Şubat 2017Kaparoz1

Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Döğüşören Köyünde yaşayan Ayşe Turhan elli yıllık titizliğinin karşılığını aldı. Ayşe Hanım: “Altınları Arap Sabunuyla Güzelce Sildim” 63 yaşındaki Ayşe Hanım, 21 yaşında evlendikten sonra taşındıkları evinin zeminini tam kırk iki yıldır çamaşır suyuyla sildiğini belirterek “İlk altı sene taşın rengi belli oluyordu, daha sonra beyazlaştı. On yıl içinde taş olarak da iyice ufalıp inceldi. İlk kez geçen sene bazı noktalarda toprağa ulaştım ancak eşim kızar diye üstünü bir şekilde örterek gizliyordum. Pazartesi günü temizlik yaparken oturma odasının köşesindeki açılan yerden biraz toprak almak istedim. İyice kazıyınca alttan belli belirsiz bir çömlek parçası çıktı. Ben hazine olacağını hiç düşünmemiştim. Niyetim çömleği çıkartıp sirkeli suda bekletip geri yerine koymaktı ancak, içinde ne var diye bakayım derken, altınlar saçıldı ortalığa. Hepsi de toz içindeydi. Tabii yıllardır toprağın altında kalınca ne olacak ki? Önce arap sabunuyla sildim sonra da kurumaya bıraktım altınları. Eşim gelince kendisine haber verdim. Şu an çok mutluyuz” dedi. Eşi: “Tuvalete Girme Korkusundan Ailece Kabız Olduk” Ayşe Hanım’ın eşi Bayram Turhan ise “Bakın bizim ev her gün çamaşır suyu kokar, orası silindi burası yeni yıkandı, oraya basma, buraya değme derken biz evde zıplaya zıplaya dolaşırız. İnanın huzurumuz kalmamıştı. Evimiz temizdi ama kirlenecek diye de kullanamıyorduk. Çocuklar dahil bütün ailede kabızlık var. Psikolojik olarak bir yeri kirleteceğiz diye tuvalete girmeye bile korkuyoruz. Çamaşır suyu kokusundan kaynaklanan kronik migren hastalığım var. Açıkçası bu temizlik işinden böyle bir sonuç çıkacağını biz hiç beklemiyorduk. Kendisini huzurunuzda tekrar tebrik ediyorum ancak dışarıdan geldiğim için elim kirli olabilir, elimi yıkadıktan sonra sarılıp kutlayacağım” dedi.

CHP’den Kapsamlı Suriye Raporu: Suriyeli Erkekler İyi Öpüşüyor mu?

6 Şubat 2017Kaparoz0

CHP’nin Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın “Suriyeli erkekler kafelerde publarda Türk kızlarıyla geziyor” şeklindeki açıklamasının ardından CHP’nin uzun dönemdir üzerinde çalıştığı Suriye Raporunun ana hatları da ortaya çıkmaya başladı. Suriye Raporundan Çarpıcı Başlıklar Kaparoz muhabirinin öğrendiğine göre önümüzdeki haftalarda açıklanması beklenen CHP’nin Suriye Raporunda şu başlıklar yer alacak: Suriyeli Erkekler ve Türk Kızları Nerelerde Tanışıyorlar? Suriyeli Erkekler Nelerden Hoşlanıyor? Türk Kızları Suriyeli Erkeklerde Ne Buluyor? Suriyeli Erkekler İyi Öpüşüyor mu? Gençlikte Flört Dönemi ve Türk Kızlarında Bekaretin Önemi Bizim Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Neden Böyle? Partimizin Başka İşi Yok mu? Haydar Dümen’in katkılarıyla hazırlanan dört yüz elli sayfalık raporun üç yüz sayfası Suriyeli Erkeklerle Türk Kızlarının flörtüne ayrılırken, Türk Erkeklerinin Suriyeli Kızlarla flörtüne ise sadece ‘Alınacak Acil Önlemler’ bölümünde değiniliyor. “Raporu Hazırlamak İçin Bin Taneden Fazla Bar ve Kafe Gezdik” Kaparoz’un sorularını yanıtlayan Öztürk Yılmaz raporu hazırlarken Gaziantep’teki kafeleri tek tek gezdiklerini anlatarak “Bakın iki aydır Suriye sorunuyla ilgili olarak kafeleri, pubları geziyoruz. Suriyeli erkeklerin peşinde belki binden fazla mekâna gittik. Barda sazda ödediğimiz hesap 1.200.000 TL’yi geçti. Yeri gelmişken belirteyim, Suriyeli erkekler hesap ödeme konusunda Türk erkekleri kadar istekli değiller” dedi. Kaparoz muhabirinin ‘Araştırma kapsamındaki hesapları siz cebinizden mi ödeyeceksiniz, yoksa partiniz mi ödeyecek?’ şeklindeki sorusunu yanıtlayan Yılmaz esprili olarak “E şıkkı. Yani hepsi, hepimiz birlikte ödeyeceğiz. Bu noktada farklı görüşler de var, örneğin ‘kendin ödesene’ diyenler de var ancak benim tercihim bu faturayı halkımızın sırtına yüklemek şeklinde olacak gibi görünüyor” dedi.

TC Atatürk Onuncu Yıl Marşı Olan Adına HAYIR da Eklenince Kendi Adına Yer Kalmadı

18 Ocak 2017Kaparoz0

2009 yılında Necmiye Tatar adıyla Facebook’a kayıt olan Necmiye Hanım çeşitli protestolar nedeniyle adına önce T.C. ibaresini ekledi. Bu değişiklikten kısa bir süre sonra okullarda Atatürk devrimlerinin okutulmaması için başlatılan bir kampanyayı protesto etmek için adına Atatürk’ü de ekleyen Necmiye Tatar 2015 yılında Onuncu Yıl Marşının yasaklanmasına tepki göstererek adına bu marşı da ilave etti. Necmiye Hanım bu değişiklik sırasında yer yetersizliği nedeniyle soyadı Tatar’ı silmek zorunda kaldı. Karakter Sayısı Nedeniyle HAYIR’ı Eklemek İçin Adından TC’yi Kaldıran Necmiye Hanıma Arkadaşları Sitem Etti Sosyal medyadaki adını yaklaşık bir buçuk yıldır bu şekilde devam ettiren Necmiye Hanım son olarak başkanlık sistemiyle ilgili olası anayasa referandumuna tepki göstermek için her zaman yaptığı gibi gene Facebook’taki profil bölümüne girdi. Yapılacak anayasa referandumundaki oyunun rengini göstermek için adına HAYIR’ı da eklemek isteyen Necmiye Hanım karakter yetersizliğinden dolayı adındaki T.C. ibaresini kaldırmak durumunda kaldı. Necmiye Hanımın TC’yi adından çıkarttığını fark eden takipçileri #SendemiNecmiye etiketi ile Necmiye Hanıma tepki gösterdiler. Bu sitemlerle baş edemeyen Necmiye Hanım TC’yi geri koyup bu sefer adındaki Atatürk ibaresini kaldırmayı denedi ancak takipçileri bu kez de “Sen neyin peşindesin Necmiye, dün T.C. bugün Atatürk, yarın kimi satacaksın? diyerek kendisini bu sefer daha da sert biçimde eleştirdiler. Eleştirilerden bunalan ancak adına HAYIR’ı eklemekten de vazgeçmeyen Necmiye Hanım ise son çare olarak profil adındaki Necmiye bölümünü silerek yerine HAYIR’ı ekledi. Adları Değiştiği İçin Birbirini Tanıyamayan Teyze İle Yeğenin Yazışması Yürekleri Burktu 16 Ocak tarihinden itibaren Facebook’taki adı T.C. Atatürk Onuncu Yıl Marşı HAYIR olarak görünen Necmiye Hanım bugün profil fotoğrafını da değiştirerek kendi fotoğrafı yerine HAYIR yazılı bir görsel koyunca kendisini fotoğraftan tanıma imkânı da kalmadı. Bu değişiklik sonrasında arkadaş listesinde olan ancak görsel ve isim değişiklikleri yüzünden birbirlerini tanıyamayan teyze ile yeğenin yazışması ise okuyanların yüreklerini burktu. Facebook’ta Koca Reis EVET olarak kayıtlı olan Osman Güllü ile teyzesin karşılaşması izleyenlere duygusal anlar yaşattı. Kaparoz muhabirinin ulaştığı on altı yaşındaki Osman Güllü teyzesi Necmiye Hanım için “Aslında kendisi çok iyi bir insan ancak son dönemde FETÖ, PYD ve KPSS gibi terör örgütlerinin etkisi altına girdiğini düşünüyorum. Çok iyi de bir tarih öğretmenidir, ben ortaokul mezunuyum ama şu anda benim gördüklerimi bile göremiyor ne yazık ki” dedi.

2016

30 Aralık 2016Burak Kaya1

Sen ne biçim yılsın lan, bitmedin, gitmedin bir türlü. Bak diğer yıllara efendi gibi çekildi gitti hepsi, sen niye yapıştın kaldın lan üzerimize? Azıcık kendinden önceki yıllara bak, biraz ders alsana oğlum, bu zamanda böyle boktan yıl olur mu? İlk Çağ mı, Orta Çağ mı nerden çıkıp geldin lan sen? 1916’da bile bu kadar karışık değildi ortalık. Her yıl üzücü olaylar olur, kuraklık olur, ne bileyim bir tüp patlar, üç beş kişi ölür. “Bu da bu yılın felaketi oldu” der, üzülür geçeriz. Hadi en kötü uçak düşer, otuz kırk kişi ölür. Savaş nedir lan bu zamanda, darbe nedir oğlum, bombalarla insan öldürmek nedir bir söyle. Senin zorun ne lan, içinden bir tane mi iyi haber çıkmaz oğlum koca bir yılın? FETÖ mü yolladı seni, PKK mı paketleyip gönderdi buraya? Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım. Allah bildiği gibi yapsın seni. Gözüne dizine dursun senin gibi senenin. Düş artık lan şu milletin yakasından, gir artık çıktığın yere. Kaybol, git gözümüzün önünden. Keçinin sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş, seninki de aynı hesap. Bu kadar sevmediğimiz, bu kadar istemediğimiz şeyi sen ne ara bulup da önümüze yığdın? Yemin ediyorum bunca pisliği bir yıla dolduralım desek bu 2016’nın yaptığını başaramayız. Tabii nereden bilsin insanlar da bunu adam zannedip takvime sokmuşlar. Saatli maarif takvimi değil saatli bomba sanki, haftanın belli bir gününde patlıyor. Oysa ne kadar iyi niyetliydik biz, 2015’in son günü toplanıp güzel bir yıl için kadehlerimizi kaldırmıştık. Zehir zıkkım ettin lan içtiğimiz iki kadehi. Bazı yıllar kötü olabilir kabul ama bir yılın içinde az buçuk da olsa bir iyi niyet, bir güzellik olmaz mı arkadaş? “Haziranda ayıp ettik dur temmuzda düzeltelim” veya “Eylül böyle oldu ama bak ekimde her yan çiçek gibi” denilemez miydi? Senin gibi bir yılın geleceğini bilseydik yeminle söylüyorum 2015’ten direkt 2017’ye geçerdik. Kana doymadın, pisliğe, yalana doymadın lan. Kendi yaptıklarından bizi utandırdın, kendin utanmadın. Ülkede en hızla büyüyen sektör mezarcılıkla hapishane inşaatı. TOMA ile biber gazı üretimi dışında ciddi bir kıpırdanma yok. Ne yapayım lan ben böyle ekonomik büyümeyi. Bir geçmiş yılların istatistiklerine bak bir de kendininkine. Sen gelmeden önce turist gelirdi lan bu ülkeye, şimdi turizmciler teröristler bir uçak kaçırsa da turist inse diye bekliyor havalimanında. İki yıl önce Turizm ve Otelcilik Yüksekokulunu bitirip daha hiç turist görmemiş insanlar var oğlum bu memlekette, bilgisayarda internetten turist bakıyorlar. Turist neye benzer, nasıl yürür, diğer insanlar gibi konuşur mu, bunları bilmiyorlar. Şimdi “2016 olaraktan şöyle yaptım, böyle tuttum” diye ortalarda dolanıyormuşsun ama karneni almaya geldiğin gün iki çift lafım olacak sana: “Öyle bir yıl ki ardında tecavüze uğramış, parçalanmış, yakılmış bedenler var. Her yanda gözü yaşlı anneler. Dön de şu yediğin halta bir bak” diyeceğim. “Ama iyi bak, toprakta iki yanık bedenden fazlası var. Çünkü Anka Kuşu gibi bazen küllerinden doğar bir halk.” Sana diyeceğim, ne yaparsan yap zamanın geçiyor. Ne halt edersen et tükeniyor saatlerin. Her geçen gün, kanlı eldivenlerin ve pimi çekilmiş bombalarınla kendi sonuna doğru gidiyorsun. Bir gün bakacaksın ki ayların bitmiş, haftaların geçmiş, günlerin tükenmiş, hiç bitmeyecek sandığın saatlerin uçup gitmiş. O zaman, aynada yüzüne bakarken bulacaksın kendini: “Sür’atle nasıl değişti halim, Almaz bunu havsalam, hayalim.”

Yeni KHK İle Mastürbasyon Yapmak Yasaklanıyor

14 Kasım 2016Kaparoz0

Hükümet sözcüsü tarafından yapılan bir açıklamayla Bakanlar Kurulunda bugün kabul edilen bir kararnameyle 31 Aralık tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm yurtta ve yabancı ülkelerde bulunan büyükelçiliklerimizde mastürbasyon yapmanın yasaklanacağı bildirildi. Özçekim Hakkındaki Yeni Uygulamalar adlı KHK, yarınki resmî gazetede yayınlanmasının ardından yürürlüğe girmiş olacak. “Dünyevi Zevklerle Uğraşmanın Sırası Değil” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan hükümet sözcüsü “Bunca acının yaşandığı coğrafyamızda bu acıları yüreğinde hissetmek yerine kendini tatmin yöntemiyle dünyevi zevkler peşinde koşan kişilerin aramızda yeri olamaz” dedi. Ülke genelinde yaşanan acılara da değinen sözcü “Günde ortalama beş bomba patlıyor, ocaklara ateş düşüyor, işsizlik yürümüş gitmiş, esnaf aç, doların nerede duracağını bir Allah biliyor, ülkenin yarısında internet yok, sınırımızda savaş var ancak bazı vatandaşlarımız hâlâ kapalı kapılar arkasında garip işlerle uğraşıyor. Yani insanın aklı almıyor, git temizlik yap, aç bir kitap oku, bir dua et, bir garibana yardım et. Arkadaşlar ölüm kalım savaşı verdiğimiz günlerdeyiz, helaya kapanıp da antin kuntin işlerle uğraşacak zaman değil” dedi. “Mastürbasyonun Kaldırılması Kapitülasyonların Kaldırılması Kadar Önemli” Yasağa uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımlara da değinen hükümet sözcüsü “Bir kere bunları tespitte hiç zorlanmayacağız. Böyle bir ülkede rahatlamış ifadeler, gevşek bir hava, gülen yüzler görürsek herhangi başka bir kanıt aramadan ceza tutanağını düzenleyeceğiz. İlk kez yakalananlar sözlü olarak uyarılacak, devam ettikleri saptananlar ise 31 günden az olmayacak şekilde hapis cezası istemiyle yargılanacak. Ayrıca bu kişileri teşhir ederek bu huylarından vazgeçmeleri için üzerlerinde mahalle baskısı oluşturacağız. Eğer vatandaşlarımız arasında bu tür kötü alışkanlıkları olanlar varsa bugünden başlayarak 31 Aralık tarihine kadar ufak ufak bu işlerden ellerini çeksinler” dedi. Mastürbasyonun kaldırılmasının Türk tarihi açısından en az kapitülasyonların kaldırılması kadar önemli olduğunu belirten sözcü “Bu uygulamayla boşa giden enerjimizi daha hayırlı işlere çevirme fırsatı bulacağız. Ekonomi Bakanımız bu kararın bütçeye etkisini de görmeyi umduğunu ifade etti. Böylece 2017 yılındaki ekonomik büyüme tahminimizin kaynağını soranlara da bu uygulamamızla ilk yanıtı vermiş oluyoruz” dedi. 31 Çeken Aylara Birer Gün İlave Edilecek Hükümet tarafından yapılan açıklamada, diğer aylardan birer gün almak kaydıyla 31 çeken ocak, mart, mayıs, temmuz, ağustos, ekim ve aralık aylarına birer gün ilave edileceği bildirildi. Böylece bir yıldaki 365 gün sayısı sabit kalırken, bazı aylar 32 bazıları ise 29 gün olacak. Açıklamasında bu düzenlemeye de değinen hükümet sözcüsü “Böylece vatandaşlarımız arasında ‘bu ay 31 çekiyormuş, o zaman biz ne duruyoruz?” gibi yaklaşımları da engellemiş olacağız. Allah izin verirse yeni yılda bu sözcükten tümüyle kurtulmuş olacağız” dedi. “Partimizde Birkaç Eski Solcu Dışında Mastürbasyon Yapan Kimse Zaten Yok” Partilerinde birkaç eski solcu dışında mastürbasyon yapan kimsenin olmadığını da belirten sözcüye ilk yanıt kendi partisinin gençlik kollarından geldi. Bugüne kadar herhangi bir konuda üstten gelen talimatlara karşı olumsuz görüş açıklamayan gençlik teşkilatları, hükümet sözcüsünün açıklamasından sonra gruplar halinde parti merkezlerinde toplanmaya başladı. Gençler adına açıklamalarda bulunan İstanbul Gençlik Kolları Başkanı sorunun yasaklarla çözülemeyeceğini, kendi içlerinde zaten bu tür şeylere tevessül eden kimse bulunmadığı ancak muhalefet partilerine de zulüm uygulanmasını istemediklerini beyan ettiler. Kaparoz muhabirinin sorularını yanıtlayan Beyoğlu İlçe Gençlik Kolları Yetkilisi “Sonuçta onlar da insan, belki şeytana uymuştur, belki art niyeti yoktur, yani mastürbasyon yapıyor diye lütfen bunları dışlamayalım. Belki yarın öbür gün bırakacak, bırakmasa da azaltacak. En azından günde ikiye düşürme gayreti içine girebiliriz. Ben neler söylüyorum yahu” diyerek konuşmasına son verdi.

Mustafa Ceceli Otomobil ve Din Tutkusunu Bir Araya Getiriyor: Sunroof’tan Bir Bakara

27 Ekim 2016Kaparoz0

Hacı lakaplı sanatçı Mustafa Ceceli’den hayranlarına müjde. Mustafa Ceceli iki hobisini bir araya getirerek lüks otomobil meraklıları için Kuran’dan ayetler okuyacağı yeni albümünü kaydetmek üzere stüdyoya girdi. Kaparoz muhabirinin edindiği bilgiye göre ünlü sanatçı her araba için farklı surelerden ayetler okuyacak. Toplam yedi farklı araç için hazırlanan Sunroof’tan Bir Bakara albümünde 12 farklı sureden ayetler yer alacak. Albümle ilgili görüşlerini açıklayan Ceceli “Albümde her şey var. Tespih, keyboard, seccade, zurna, deri koltuk, ezan, cruise control, cami ve lüks araçların sahip olduğu tüm özellikleri albüme koyacağız” dedi. Bir muhabirin sorusu üzerine albümde yerli araç olmadığını belirten Ceceli, kendisinin yabancı lüks otomobiller konusunda biraz ‘muhafazakar’ bir yaklaşıma sahip olduğunu belirtti. Yaklaşık iki milyon liraya mal olacak albüm için AKP’li Belediyelerin bütçeleri kullanılacak. Cebinden bir kuruş çıkmadan, halkın vergilerinin belediyeler üzerinden dolaylı olarak hacılanması yöntemiyle finanse edilecek albüme Sezen Aksu da gönül verecek. Verdiği gönül karşılığında para da alacak olan Minik Serçe “Bu albüm herkese yaranma gayretimizin geldiği son nokta. Aşk, hüzün, iman, lüks arabalar, ABS, SOS, SGK. Tam bir füzyon albümü, her şey bir arada olacak” dedi. Stüdyoda Mustafa Ceceli’ye Hacı diye takılan Sezen, iş paraya gelince ciddileştiklerini ve mali işlerde bu tür sulu yaklaşımlara yer vermediklerini de belirtti. Muhabirimizin öğrendiğine göre albümde yer alacak parçalar şunlar: ABS’li Volvo – Lokman Abese BMW i8 – Beyyine İhlas Aston Martin – Ahzab Mümin Range Rover – Fecr Fatır Bentley – Beled Leyl Ferrari – Kafirun Mercedes – Mürselat

Ayla-Bekir Topaç’ın Ortak Kullandığı Facebook Hesabına Genç Sevgili de Eklendi: Ayla-Bekir-Hamit

17 Ekim 2016Kaparoz0

Yıllardır mutlu bir aile tablosu çizen, hatta iki yıl önce Facebook hesaplarını da birleştirme kararı alan Ayla Bekir Topaç çifti, Ayla Hanımın genç bir sevgili bulması üzerine bu kez Facebook hesap adını Ayla Bekir Hamit Topaçboylu olarak değiştirdi. “Eşim Sosyal Medya Üzerinden Sürekli Rahatsız Edildiğini Söylüyordu” Kaparoz muhabirine konu hakkında açıklamalarda bulunan Bekir Topaç, yıllardır arkadaşları arasında parmakla gösterilen örnek bir çift olduklarını anlatarak “İki yıl önce eşim sosyal medya hesabından bazı erkeklerin kendisine mesaj attıklarını ve bu durumdan rahatsız olduğunu söyledi. Ben de kendisine hesaplarımızı birleştirip profil fotoğrafı olarak da bir arada olduğumuz bir fotoğraf koyarsak insanların bu türden mesajlar gönderemeyeceğini söyledim. Bunun üzerine Ayla Topaç ve Bekir Topaç olan hesaplarımızı kapatarak Ayla Bekir Topaç adlı yeni bir hesap açıp ortak kullanmaya başladık. Aslında biliyorsunuz bu durum sitenin kurallarına aykırı ancak örnek bir çift olmamızdan da güç alarak bu yasağa aldırış etmedik” dedi. “Meğer Önceki Dönemde Tanıştığı Bir Kişiyle Mesajlaşmaya Devam Ediyormuş” Açıklamalarını sürdüren Bekir Bey “Ortak hesap açınca eşime gelen taciz mesajları da kesilmiş oldu ancak biz hesapları birleştirene kadar eşim kendisine mesaj gönderen Hamit Boylu adında bir gençle bir şekilde sohbet etmeye başlamış. Bana okuldan eski bir arkadaş olarak tanıttı kendisini ancak durum farklıymış. Benim gerçek durumdan geçen yıl haberim oldu, elbette ilk önce biraz tepki gösterdim. ‘Biz örnek gösterilen bir çiftiz, bu hesap mutlu bir aileyi temsil ediyor, bu hesaba başka birisini nasıl alabiliriz’ diye sitem ettim ama dinletemedim. Eşimin yanıtı olumsuz olunca en azından bir yıl daha bekleyelim dedim, ilişkiniz ciddi mi, nereye varacak bunları görelim istedim. Eşim de bu konuda anlayışlı davrandı ve bir yıl beklemeye karar verdik. Bu sürenin sonunda saygı ve sevgi çerçevesinde düzeyli bir ilişkileri olduğuna ben de ikna oldum, artık Hamit’le de arkadaş gibiyiz” dedi. “Hamit de Aileden Biri Oldu” Artık Hamit Boylu’nun da aileden birisi olduğunu söyleyen Bekir Topaç “Eşim geçen gün bu ortak hesap konusunu yeniden gündeme getirdi, biz de mevcut hesaplarımızı kapatıp Ayla Bekir Hamit Topaçboylu olarak yeni bir üçlü Facebook hesabı açtık. Ancak şu anda hâlâ sorunlar bitmiş değil. Hamit biraz kıskanç birisi ve ortak bir hesap da olsa eşimin bir Facebook hesabı olmasına iyi gözle bakmıyor. Kendisi ‘ortalık çakal kaynıyor’ şeklinde keskin bir görüşe sahip. Eğer Hamit’in önerisini uygularsak eşimi üçlü hesaptan çıkartıp sadece Bekir Hamit Topaçboylu olarak hesabı devam ettireceğiz ancak Hamit’le benim tek endişemiz, böyle bir durumda Ayla’nın gizli bir hesap açarak oradan başka kişilerle temas etmesi” dedi.

Yalaka

29 Eylül 2016Burak Kaya0

Eskiden, iktidara yalakalık yapanları görünce üzülüyordum. “Oğlum laf etme” diyordum kendi kendime, belki çoluğu çocuğu vardır, hastası vardır, borcu vardır diye. Parasızlık, çaresizlik insana neler yaptırır diye düşünüp hoş görüyordum bu türden insanları ama bu seferki gerçekten farklı arkadaş. Bu yaşananların katiyen parayla pulla ilgisi yok, resmen hobi olarak yalıyor bu adamlar. Aslında hobi de değil, bunların hakiki mesleği ‘yalakalık’ gibi lan. Bu işi öylesine ciddiye alıyorlar, öylesine titizlikle çalışıyorlar ki inanamazsın. Zaten bu işi bir meslek olarak ele almazsan böylesine ustalıkla icra edebilir misin, iktidara karşı hem böylesine hırçın, hem de ansızın teslim olan tablolar çizebilir misin? Mesela gazeteciliğin bir saati var değil mi, evine gittin mi işin biter. Bunlarınki öyle değil, yalakalık bunlar için meslekten de öte artık hayat tarzı olmuş. Yedikleri yemekten dost sohbetine, içtikleri kahveden bilmem nesine kadar her anlarında iktidarla yaşayacakları küçük çapkınlık anlarının peşinde geziyor bunlar. Yani işin içinde bir ihale falan olması şart değil, iktidar sahibinin yüzünde hafif bir gülücük görebilmek yetiyor bunlara. Sevgililerine kur yapar gibi iki dirhem bir çekirdek geziniyorlar iktidar sofrasının etrafında. Üç kuruşluk hesaplar yapan ucuz adamlar gibi değil bunlar, öyle hesapsızca seviyorlar, dünyaları veriyorlar sahiplerinin saçının bir tek teline. Eskiden ‘yalaka’ deyince, ağzına eğriltip sırıtarak konuşan, dilenciyle besleme arasında vasat tipler gelirdi insanın aklına. Bunlar katiyen öyle değil. Bunların gelmişleri, geçmişleri, özgeçmişleri, takım elbiseleri, elleri, yüzleri hep parlak. İçlerinden gelen engel olunamaz, tuhaf bir dürtüleri var. Bir eğilme, domalma, altına yatma, emziklenme halleri var ki sözcüklerle tarifi mümkün değil. İçlerinde bir iktidar sensörü var gibi yanlarına bir bakan, başbakan, cumhurbaşkanı yaklaştı mı hemen fark edip cilve yapmaya başlıyorlar ama bizim bildiğimiz cilve gibi değil. Sert bir şey söyler gibi yaparken ansızın çiçek atıyor ya da başka bir olayı anlatır gibi dururken aniden güzellemeye geçiyorlar. Şaşırtıcı bir çeviklikle sergiliyorlar en güzel mücevherlerini. Gizli bir seksapelleri var bunların, iktidarı cezbeden. Dekolte gibi, sadece sahiplerinin ulaşabileceği büyük lokmanın küçük bir kısmını sergiliyorlar bizlere. Bir olta gibiler ama oltanın yemi de kendileri, iğnesi de. Avlayacakları kişinin etrafında en güzel sözler, en renkli tüylerle değil sade bir gecelik ya da düşük belli bir kispetle dolanıyorlar. Kesinlikle ucuza kaçmıyorlar, bunların ceketlerinin cebine soktukları mendil bile senin gardırobundan pahalıdır. Bu yalakaların en sevdiğim yanıysa gamsız olmaları. Yani rezillikleri ortaya çıkınca paniğe falan kapılmıyorlar, yüzlerinde aynı sahte tebessüm, yanaklarında aynı kızarıklık, saçlarında aynı jöle kaldıkları yerden konuşmaya devam ediyorlar. En azından dışarı verdikleri izlenim bu: “Ben adamımı seçerim, bir sonbahar rüzgârı gibi, yalar geçerim…” Hesap vermiyor, utanmıyor, öylesine bağlı ki mesleğine, en dibe battığı anda bile aklına yalnızca O geliyor “Acaba bu haberi görüp de yüzü gölgelenmiş midir?”, “Bana kızıp celallenmiş midir?” Elbette sahibinin kızması dünyanın sonu değil. Yalakalar, iktidarla yaşadıkları bu tür kızgınlık nöbetlerini hoyrat bir sevişmeye çevirecek kadar mesleki bilgiye sahipler. Şimdi peşlerinde yüzlerce avcı var gibi görünse de, onlar kime av olacaklarını biliyor, şu halde bile kendilerini avlayacak kişiyi göz ucuyla takip ediyorlar. Yakayı ele verdiği anda bile yalnızca avcısını düşlüyor: “Peşimde mi hâlâ?” Biliyor ki şöyle bir zamanda onu teselli edebilecek tek şey iktidar sahibinin yüzündeki ufacık bir gülüş, küçük bir teselli ya da ansızın çalan bir telefon. “Takma kafana, biz dostuz” diyecek bir ses. İşte bunlar yetecek, sahibinin teselli sözcükleri süsleyecek teslimiyetini. Peki ya sonra? Yıllar sonra çocukları, babalarından “aşağılık bir adam” diye söz edildiğini duyup belki de üzülecekler. Ama o üzülmeyecek. Boynundaki zinciri dostlarına kolye diye gösterip bununla bile böbürlenecek.