Taksi

Ben, taksicilerin en sevmediği müşteriyim. Çünkü yolun büyük bölümünü toplu taşımayla kat edip, son kilometreleri taksiyle gidiyorum. Tabii mesafe kısa olunca, genelde gideceğim yeri söyledikten sonra yüzüme bile bakmıyorlar benim. ‘İyi günler’ diyerek indiğimde ya hiç yanıt vermiyorlar ya da küfreder gibi bir şeyler mırıldanıyorlar.

Eskiden daha uzun binerdim bu taksi denen iğrenç sarı araçlara. Yirmi yaşında ya var ya yokum. Bir gün mahallemizin taksisine bindim ama nadiren bindiğim için sürücüleri falan tanımıyorum. Biraz sohbetten sonra laf nasıl oldu da geldi bilmiyorum ama taksici “Bazen öyle tipler biniyor ki dinden imandan çıkar insan” dedi. “Geçen gece bir kadın bindi. Arka koltuğa öyle bir oturmuş ki kuzu başı gibi çıkmış amı” dedi. Üzerinden çeyrek asır geçti ben bu sözleri unutamadım. Sanırım bilinçaltıma kadar işledi bu benzetme. Şimdi ‘Ne biçim yazı lan bu?’ diyenlere şunu söylemek istiyorum: Mal bu oğlum, ben nasıl anlatayım ki bu heriflerin ne halt olduğunu başka türlü? Sana ‘ablacığım’ diyen herif sen indikten sonra arkandan işte böyle konuşuyor.

Bir gün, duraktan taksiye bindim. İnene kadar sürücü sürekli küfretti. Orta yaşı geçmiş, tuhaf bir adam. Arada Allah bismillah falan da diyor ama hemen ardından birilerine ana avrat küfretmeye başlıyor. Ertesi gün durağı aradım adamı şikâyet etmek için. Önce “Ben hep sizden araç çağırıyorum havalimanına gitmek için” diye yalan söyledim ki herifler benimle ilgilensin. Dün “Karadeniz şiveli bir amca yol boyunca hiç durmadan birilerinin amına koydu” dedim. “Bizim durakta herkes Karadeniz şiveli, oradan bulamayız” dedi adam. “O zaman ikinci şıkka bakalım, böyle küfrederek araba kullanan, orta yaşlarda kim var?” dedim. Arabanın markasını sordu ama hatırlayamadım. “Gözlüklü müydü, o zaman Hüseyin değil”, “Şişman mıydı yok Halim Abi de değil” falan diye sayıyor bu. Neyse ben anladım ki buradan da bir sonuç çıkmayacak, durak komple amına koyarak yol alıyor trafikte.

Bir gün gene kısa mesafeli binişlerimden birinde Dudullu’dan İMES’e gidene kadar kavga ettik taksiciyle. Beş dakikalık yolculukta adam önce, önündeki sürücü kadına ‘orospu’ dedi. Ben lafa hiç girmedim. Sonra kendi kendine konuşurken kadının kocasına küfretti. Baktım ineceğim yere daha var: “Sen küfretmeden araba kullanamıyor musun?” dedim. Bu sefer de bana sardı “Ne o rahatsız mı oldun?” diye. Hemen ekledi arkasından: “Zaten gideceğin yer on lira tutacak.” Ben de arabasına bok attım hemen, “Zaten senin araba da daha uzun mesafeye gidecek kondisyonda değil” dedim.

Bak anlattıkça aklıma geliyor, bir gün Maslak’tan taksiye bindik. Taksici “Nereye?” diye sordu binerken. Biz, “Taksim’e” dedik, bu da içeri buyur etti sağ olsun. Sonra yarı yolda “Ben buraya kadar götüreceğim, sanayiye gitmem lazım” diyerek durdu. “Yahu burada nereden taksi bulacağız, sen madem sanayiye gidecektin, niye bizi aldın ki?” deyince herif “Araba bozuldu ne yapayım?” diye yalan söylemeye başladı. İndik mecburen. Paramızı da verdik tabii.

Bakın başka memlekette terör saldırısı olunca taksiler yolcuları beleş taşıyor, bizim taksicilerse terörü fırsata çevirip fahiş fiyatlar istiyorlar müşterilerinden.

Bu adamlar trafik kurallarına uymaz, arabada sigara içer, cart diye emniyet şeridine girer, dönüşte falanca konserin çıkışına yetişeceğim diye yüz kırkla gider, slalom yaparken diğer arabaları sıkıştırır, arabasına turist binerse dolandırmaya kalkar, canı o an öyle isterse ters yönden falan girer sokağa. İstisnasız hepsi kadın düşmanı ve küfürbazdır. Müşteriden neredeyse nefret ederler. Hele benim gibi kısa mesafe binicilerinden hiç hazzetmezler.

Binde bir de olsa arada düzgünleri de var tabii. Onlarla sohbet ederken öğrendiğim kadarıyla vaziyet şu: Belli adamların elinde yüzlerce taksi plakası var. Mafya gibi adamlar bunlar. Devlet plakaları bu mafya bozuntularına teslim etmiş. Ya da zengin birisi gitmiş yatırım olarak taksi plakası almış. Sonra da kendi gibi ne idüğü belirsiz adamlara taksiyi teslim etmiş. Bunlar sürücü bulup taksiyi çalıştırıyor. Taksi sürücüsüne günlük belli bir para veriliyor. Sürücüler, bazı günler hiç para kazanamıyor ama mal sahibine kirasını cebinden de olsa ödüyor. Onun için de her fırsatta müşteriyi soymaya kalkıyor. Olayın özeti bu.

Devletin mafyayla bir anlaşması gibi bakabilirsiniz taksi ve dolmuş işine. Üç kişi trilyon kazanacak diye milyonlarca insan sürünüyor. Ama devletimiz memnun bu durumdan, çünkü onlar da cukkadan bir pay alıyorlar. Üç beş mafya bozuntusu, plakasından trilyon kazanıp emniyete rüşvet verecek diye ben taksici denen bu adamlardan hizmet almak zorunda mıyım lan? Plakaya bilmem kaç lira verdiler diye vatandaşın ırzına geçme hakkı mı veriliyor bu heriflere?

Bugün bu işi halletmek o kadar kolay ki, bir yasa çıkartırsın bir ailenin en fazla bir tane taksisi olacak ve bu taksiyi sahibi, karısı, kocası, çocuğu dışında kimse kullanamayacak diye, olur biter. Sürücüleri de bir eğitimden geçirip sınava tabi tutarsın. En yüksek puan alanlara verirsin plakalarını. Geçemeyenin de parasını öder alırsın elinden plakasını. Mafyaya plaka satmak nedir lan?

Taksiciler ekonomik sıkıntı nedeniyle şimdi de Uber sürücülerini dövmeye başlamışlar. Uber dünyanın en dandik şirketi de olsa, -ki muhtemelen boktan bir firma- “bok olsa sarı taksiden iyidir” diye düşünerek Uber’i desteklerim ben. En azından küfretmiyorlar, dolandırıcı değiller ve trafik kurallarına uyuyorlar.

“Yani taksicilerin de çoluğu çocuğu var, aç mı kalsınlar?” diyenleri anlamıyorum. Eğer aç kalınca düzeleceklerse aç kalsınlar tabii ki ama bunların durumu açlıkla falan düzelecek gibi değil. Hem Uber’cilerin çoluğu çocuğu yok mu lan?

CHP yöneticisi Hamzaçebi demiş ki “Uber’i kovacağız.” Bakın bu kadar lafa bile gerek yok, sadece CHP’nin sözlerini baz alarak hangi tarafı tutmamız gerektiğini bulabiliriz. CHP, kıble gibi bir şey ama tersten. Doğru yerde konumlanmak için tek yapmamız gereken CHP’lilerin gösterdikleri yöne kıçımızı dönmek.

Dün internette gördüm, taksicinin biri bıçak mı, tornavida mı neyse artık aletini Ubercinin arabasına takıp araca zarar vermiş. Zaten bu taksi sözcüğünün kökenine bakarsanız “tak” kökünden geldiğini görürsünüz. Bunlar tampona takar, müşteriye takar, Uber sürücüsüne takar. Hatta heriflerin para hesabında kullandıkları aletin adı bile Takometre. Daha başka bir söze gerek var mı bilmiyorum.

Trafikteki tek sorun taksi olsa neyse. Dolmuşlar da aynı halt. Geçenlerde benim içinde olduğum sarı dolmuş bir taksiciyle tartıştı. Trafikte, taksilerle dolmuşların karşılaşmasını, belgesellerdeki katil balinalarla büyük beyaz köpek balıklarının karşılaşmasına benzetiyorum ben. İkisi de tabiatı gereği katil, ikisi de kural tanımaz ve muhtemelen aynı memleketten. Birinde levye varsa öbüründe çatal ağızlı tornavida var. Ben girişsinler diye bekledim ama taksicinin götü yemedi, böyle artistçe bir iki hareket yapıp gazladı. Katil balina görmüş büyük beyaz köpek balığı gibi tüydü herif.

Aynı sarı dolmuşun sürücüsü son durağa yaklaşırken sigarasını yaktı. Ben rahatsız olduğumu söyleyerek söndürmesini istedim. “Ben ne zaman içeceğim” falan dedi. Söndürmedi. “O zaman ben iniyorum” dedim, cart diye durdu bu. Neyse üç yolcuyla birlikte yarı yolda indik. Plakasını falan da alıp 153 müdür nedir o karın ağrısına şikâyet ettim. Bir ay sonra “Muhterem Efendim” diye başlayan bir yanıt geldi. Şikâyetimle ilgilenilmiş ve kişi uyarılmış. İçimden “sikt’rin lan” dedim. Taksiler sizin, belediye sizin, 153 sizin. Kendime kızdım sonra, oğlunu babasına şikâyet etmek nedir lan?

Üç kağıtçılık, küfür, tornavida, levye, yalan her şey var bu heriflerde. Ne mi yok? Benim gördüğüm kadarıyla sadece bozuk yok bu adamlarda. Parayı aldıktan sonra ceplerini bir yoklayıp da para üstü verenine rastlamadım daha.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

2 Comments

  1. şimdi yazdıklarınız kısmen doğru ben size bir anımı anlatayım bu arada İstanbul da iki yıl taksi şöförlüğü yaptım yanlız ben taksi şöförlüğü yaptığımda 2013-2015 istisnasız kravat ve ceket çoğunluklada takım elbise giyerdim benim bir handikap ım vardı İstanbul u karış karış bilmemem hızlı araba kullanmayı seven ama bunu takside yapmayan biriyim bir artım da ana dilim gibi ingilizce bilirim abide i hürriyet in sonuna doğru eski diski de geçtiğimizde sağ tarafta bir kadın taksi için el kaldırdı yanlız önümde başka bir taksi daha vardı o durdu doğal olarak bende arkasında olduğum için bende durdum trafik müsade etmediğinden bilenler bilir park etmiş araçlardan trafik tek şerit akar neyse kadın beni işaret ederek benim aracıma bindi ve merhaba dedi bende selam verdim taksimetreye bastım ay dedi bir yaşıma daha girdim takım elbiseli bir sürücü bu arada trt de klasik müzik dinliyorum kadın bir yaşıma daha girdim hem de klasik müzik dinleyen bir taksi şöförü senden başka yoktureminim dedi gülümsedim
    bu arada malum trafiğin içinde yavaş akarken yanıma biraz yaşlıca sürücüsü olan başka bir ticari taksi camını açarak kardeş be ben bunların dilinden anlamıyorum diyerek arka koltukta oturan bir ingiliz çift i gösterdi bende sordum çırağan sarayına gideceklermiş adam eyvallah dedi benim müşterim olan kadın da ay dedi bir yaşıma daha girdim şöför ingilizceyi de süper konuşuyor ben o ara patlattım espiriyi hanım efendi isterseniz arabadan inin çok hızlı yaşlanıyorsunuz dedim kadının kahkahalarını durdurmak ne mümkün hem espirili hem entel neyse kadın benim senin telefon numaranı almam lazım dedi ben bu sefer bir espiri daha yaptım hanım efendi ben evliyim üzgünüm dedim kadın kahkahadan gözlerinden yaş geldi telefon numaramı aldı 22 küsür liralık yol için 100 lira uzattı para üstü için hamle yaptım sakın ha dedi üstü kalsın sana ben bayıldım seni arayacağım dedi tabi numaramı vermiştim aradı da bir kaç defada işine gittim benzer bir kaç anım daha olmuştur ama dediğiniz doğru taksici arkadaşlar malesef sıkıntılı tipler çoğunlukla okuduğunuz için teşekkür ederim

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...