Atatürkçü Aziz Yıldırım, FETÖ’nün Motosiklet İmamına Yolu Dar Etti

31 Temmuz 2017Kaparoz0

Atatürkçü kişiliğiyle ön plana çıkan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, FETÖ’nün yeni bir operasyonunu daha başarıyla savuşturarak Kadıköy sokaklarındaki Atatürk karşıtı yapılanmaya göz açtırmadı. Dün sabah saatlerinde gerçekleşen olay, kayıtlara basit bir trafik tartışması gibi geçse de gerçekler çok farklıydı. FETÖ’cü bir motosikletlinin saldırısına uğrayan Başkan Yıldırım, soğukkanlılıkla hareket ederek hem yolu FETÖ’cülere kapattı, hem de sinsi bir FETÖ operasyonunu daha ortaya çıkarttı. Özellikle 30 Ağustos’a yaklaştığımız bugünlerde, Başkan Aziz Yıldırım’ın FETÖ’den gelebilecek çeşitli hamleler konusunda çevresindekileri önceden uyardığı öğrenildi. “Başkanımız Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Edilmesine Göz Yumacak Bir Kişi Değildir” Olay hakkında bilgi veren Fenerbahçe Basın Sözcüsü “Olayın trafikle falan ilgisi yok. Fanilasında HERO yazan FETÖ’cü bir arkadaş, bugün başkanımızın arabasına yaklaşarak tacizde bulundu. Sonradan ByLokçu olduğunu öğrendiğimiz bu kişinin, sürekli sinyal konusunu gündeme getirmesi üzerine, Sayın Başkanımız, bu kişinin kendisi üzerinden Atatürk’e hakaret etmek niyetinde olduğunu tespit edip uyarıda bulundu. Elbette burada söz konusu olan Aziz Beyin kendi kimliği değildir. Belki böyle olsa Aziz Başkan gülüp geçebilirdi. Ancak söz konusu vatansa, gerisi teferruattır arkadaşlar. Başkanımız FETÖ’cü bir operasyona sessiz kalacak kişi değildir. Zaten kendisi de FETÖ’cülerin önünü kesip, gerekli uyarılarda bulunmuş ve Atatürk’ün hatırasına hakaret edilmesini engellemiştir. Bütün Atatürkçüleri, Aziz Yıldırım’la dayanışma içinde, bu operasyona karşı birlik olmaya çağırıyoruz” dedi. Aziz Başkan Ekibiyle Birlikte Onuncu Yıl Marşını Okudu Basın açıklamasının ardından Onuncu Yıl Marşını okuyan Aziz Yıldırım’ın çalışma arkadaşları, Atatürk’ün sevdiği şarkıları dinlemek üzere Fenerbahçe’nin Dereağzı Tesislerine geçti. Yol boyunca, alkışlar içinde zorlukla ilerleyen kalabalığa yurtsever motorcular da destek verdi. Aracının penceresinden el sallayarak halkı selamlayan Aziz Yıldırım’ın arkadaşlarına “Bu Atatürk işi, bizi daha ne kadar götürür bilemiyorum” demesi dikkat çekti.

Sizinki Hukuk da Bizimki Guguk mu?

26 Temmuz 2017Burak Kaya1

Sayın Cumhurbaşkanımız Almanya’yı kastederek “Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu?” demiş. Vallahi içimin yağı eridi. Bu yabancılarda hep bir tepeden bakma, bizim uygulamaları küçümseme hali var. Efendim savcılar talimatla iddianame hazırlıyormuş da bilmem ne. Hadi lan oradan, sizinkiler savcı da, bizimkiler sıvacı mı oğlum? Bizimkiler de savcı, hem de en iyisinden. Gidin görün mahkemelerde nasıl savlıyorlar: Sağdan, soldan, alttan, üstten. Bir iddianame bir senede yazılamıyormuş. Ya ne olacaktı? Bizimkiler özene bezene yazıyor iddianamelerini, öyle zırt diye iki günde iddianame mi yazılır lan? Sizinkiler iddianame de bizimkiler kabak kemane mi oğlum? Efendim yargıçlar falancaymış, bağımsızlıkları filancaymış. Yalana bak yalana. Bizim yargıçlar gibisi dünyanın hiçbir yerinde yok bir kere. Kaç puanla üniversiteye giriyor, kaç yıl hukuk okuyor bu insanlar biliyor musun sen? Stajıydı, zorunlu hizmetiydi derken ömürleri gurbette geçiyor lan bizim yargıçların. Kendilerine gelince pek güzelle şahane, bize gelince pisle kaka. Siz niye bizi hafife alıyorsunuz ki, sizinkiler yargıç da bizimkiler kırlangıç mı oğlum? Son günlerde bir de adaletsizlik lafı almış yürümüş. Yürümüş derken yanlış anlaşılmasın, ilk anlamıyla söylüyorum, bildiğin otobanda yürüyor bu laf. Ankara’dan İstanbul’a geldi kaç günde, öyle söyleyeyim ki iyi anlaşılsın. Tabii yabancı ülkeler de hemen bayrak yaptılar bunu, sanki kendi ülkeleri çok adaletli. Arkadaş, bizim bütün mahkemelerin duvarında “Adalet mülkün temeli” yazar. Daha söylenecek bir şey var mı? Pardon bir şey daha var: Sizinki Hazreti Ömer adaleti de bizimki tansiyon aleti mi oğlum? Niye sevmiyorsunuz lan bizi? O kadar yol yaptık, köprü yaptık, otel yaptık. Numunelik diye bir tane bile turist yok oğlum ortada. Gelinsenize lan, sevsenize oğlum bizi. Bu adamlardan ‘cezaevlerindeki koşullar’ lafını duyunca uyuz oluyorum. Ne varmış bizim koşullarımızda, yok bir de deniz manzaralı oda mı vereydik tutuklulara? Sizinkiler birinci sınıf cezaevi de bizimkiler Hindistan cevizi mi lan? Efendim kendi cezaevlerinde kitaplık varmış da içerisi şöyle temizmiş, böyle yemekleri varmış, tuvaletleri daha güzelmiş. İsterseniz bir de altlarına bez bağlayalım tutukluların. Güneş görse ne olur, görmese ne olur lan bu insanlar, yarın öbür gün zaten büyük bölümü suçlu çıkacak. Bir de gardiyan konusu var. Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Sizinkiler gardiyan da, bizimkiler oryantal mi oğlum? Gardiyanın en hası bizim memlekette bir kere. Hepsi aslan gibi çocuklar. Şakacısı var, cakacısı var, darbukacısı var. Arada tek tük de olsa kavgacısı da var. Siz niye hep hataları görüyor da güzellikleri görmüyorsunuz oğlum? Niye hep kötülükte sizin aklınız? Arada bir sarılıp öpsenize lan bizi. Son olarak bu gazeteci meselesine değinmek istiyorum. Bir yalan söyleyin de bari kendiniz inanın, kendi yalanınıza. Bütün gazeteciler içerideymiş. Yok devenin nalı. Lan daha üç gün önceki gazetelere bakın, Sayın Cumhurbaşkanımızın bir uçak dolusu gazeteciyle çekilmiş fotoğrafları var. Bütün gazeteciler içeride olsa bunlar kim peki, bunlar gazeteci değil mi lan? Cezaevindeki adam uçağa binip, saray odalarında gezebilir mi oğlum? Bakın bildiğim için söylüyorum, çok iyi gazeteciler var bu uçaklarda. Saçları jöleli, pantolonları ütülü, pırlanta gibi çocuklar. Yaz diyorsun yazıyor, dur diyorsun duruyor. Niye kimse bunları görmüyor oğlum, sizinkiler özgür gazeteci de bizimkiler züccaciyeci mi lan?

Ahmet Şık

24 Temmuz 2017Burak Kaya1

Ben saf adamım, her şeye inanırım. Yirmi iki yaşıma kadar yedi cüceleri gerçek bir hikâye sanıyordum. Bugün Pamuk Prensesin bir masal kahramanı olmadığı söylense, güle oynaya inanırım. Güzellikle anlatılırsa Aydın Doğan’ın gazeteci, Abdullah Gül’ün tarafsız, Erdoğan’ın ise demokrasiden taraf olduğuna inanabilirim. Montaj olduğu söylenirse, elinde çiçeğiyle Apo’yu ziyaret eden Perinçek’in PKK ile mücadele ettiğini savunabilirim. Bir iki istatistik görsem ekonominin iyi olduğunu düşünüp, varımı yoğumu TL’ye yatırabilirim. Hürriyet, Habertürk, Sözcü veya Sabah’ı gazete diye bakkaldan alıp, sabah mahmurluğu içinde Ahmet Hakan’ın yazdıklarını doğru sanabilirim. Gerekli kanıtlar sunulursa evlatlık olduğumu kabul eder, maymundan değil de Allah’tan geldiğimi düşünebilirim. Uzaydan çekilmiş bir fotoğrafını görsem, dünyanın dört köşeli bir kutu şeklinde bir dağın üstünde durduğuna, okyanustaki dalgaların suya giren develerin hörgücünden kaynaklandığına inanabilirim. Adnan Oktar’a mehdi, Arda Turan’a Messi, Fatih Terim’e Carlo Ancelotti diyebilirim. Duyduğum bir sese, gördüğüm bir şeye veya dokunduğum nesneye güvenirsem onunla ilgili bir yazının altına imzamı atabilirim. Büyüklerim öyle söylerse, babaannemin astronot, günde bir büyük içen dayımın da emekli imam olduğuna inanabilirim. Güvendiğim bir matematikçi “İki kere iki eskiden dört ediyordu, artık bilim ilerledi, şimdi en az beş ediyor” derse, bunu bile kabul edebilirim. Gazeteler öyle yazıyorsa, 17-25 Aralık sonrasındaki 2014 YAŞ Kararlarıyla, darbenin başındaki Semih Terzi’yi, tümgeneral olarak terfi ettiren dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın FETÖ ile mücadele ettiğine inanabilirim. Genelkurmay Başkanı da dahil olmak üzere ordunun başındaki tüm komutanları terör örgütü üyeliğinden hapse koyup FETÖ’cüleri ordunun tepesine getiren bir hükümetin terör örgütü ile savaştığını düşünebilirim. Hele iki tek içtiysem, Türkiye’de yargının bağımsız, medyanın tarafsız olduğuna yemin edip, “Adaletine Kurban” konulu şarkılar söyleyebilirim. Güvendiğim birinden duymuşsam beton mikserinin bostan, 15 Temmuz’un da destan olduğuna inanabilirim. Önceki seçimlerde, oyunu Perinçek’in Vatan Partisi’ne vereceğini söyleyen Yılmaz Özdil’in Atatürkçü; Enis Berberoğlu’nu “FETÖ’nün CHP İmamı” diye gammazlayıp, Berberoğlu 25 yıl cezayı yedikten sonra çark eden Soner Yalçın’ın cumhuriyetçi; oğlu testereyle kafa kesen bir babadan yana taraf olup avukatlığını üstlenirken, tarafsızlık gerekçesiyle ülkedeki adalet yürüyüşüne katılmayan Metin Feyzioğlu’nun ise samimi olduğuna inanabilirim. Dedim ya ben saf adamım. Ama salak değilim. Savcılar kırk takla atsa, hükümet kukla oynatsa, yargıçlar ağzıyla kuş tutup dünyanın gelmiş geçmiş tüm peygamberleri, hatta bizzat Allah çıkıp da “Öyledir” diye tanıklık etse, Ahmet Şık’ın FETÖ veya başka bir terör örgütüne destek olduğuna gene inanmam. Boşa uğraşmayın…

Aradığınız Haber Bulunamadı

17 Temmuz 2017Kaparoz3

15 Temmuz mesajı olarak “Dışarıda yakaladıklarımızın hepsini ağaçlara, bayrak direklerine astıktan sonra o cezaevlerine de gireceğiz. Onları cezaevlerinde de asacağız. Boyunlarından asacağız bayrak direklerine.” diyerek muhalif yurttaşlara ölüm tehdidinde bulunan Sedat Peker’le ilgili aradığınız tutuklama veya gözaltı haberine ulaşılamadı. Hukukun katledilmediği, yasaların herkese eşit olarak uygulandığı, daha adaletli ve demokratik bir ülkede aramanızı yeniden yapabilirsiniz. Lütfen internet veya tarayıcı ayarlarınızla oynamadan yola devam edin!

2 Milyon Kişilik Alana 170 Bin Kişi Sığdırabilen CHP’lilerin Robot Resmi Çizildi

14 Temmuz 2017Kaparoz1

TÜBİTAK uzmanları, Cumhurbaşkanının açıklamaları doğrultusunda, adalet mitinginde iki milyon kişilik alana sıkış tıkış ancak yüz yetmiş bin kişi sığdırabilen CHP’lilerle ilgili olarak ‘Muhaliflerin Robot Resmi ve Fizyolojik Özellikleri’ adlı bir rapor hazırladı. Bir Muhalif Tek Başına Bir Minibüsü Doldurabiliyor Yapılan hesaplamalara göre ortalama altı yüz kilo civarındaki muhalifler tek başına bir minibüsü doldurup, on kişi olduklarında bir metrobüsü kapatabiliyorlar. Standart kapılardan sığmayan muhaliflerin 0,5 adedi orta büyüklükte bir aracı doldurabiliyor. Günde on kilo civarında yemek yiyen muhaliflerin hayatta kalabilmesi için günde en az yirmi litre kadar su tüketmeleri gerekiyor. Litrelik pet şişedeki suları şişesiyle birlikte yutabilen muhaliflerin teröristlere destek verme potansiyeline sahip oldukları da TÜBİTAK raporundaki bulgular arasında yer alıyor. “Muhalifler Gerçekten Çok Tuhaf Yaratıklar” Kaparoz’a açıklamalarda bulunan TÜBİTAK yetkilisi “Daha önceden Sayın Erdoğan’ın verdiği bilgilerde Maltepe miting alanının iki milyon kişi aldığı belirtilmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız dün, CHP’lilerin bu alana tıka basa ancak yüz yetmiş bin kişi sığdırabildiğini söyledi. Biz de bu iki veriden hareket ederek miting alanının büyüklüğü ve ortalama bir insanın hacmini de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma başlattık. Öncelikle şunu söylemek isterim ki, çıkan sonuçlar muhaliflerin insana benzeyen başka bir canlı olabileceğini ortaya koyuyor. Ayıyla su aygırı arasında tuhaf bir yaratık bu muhalifler. Bir kere hepsi çok varlıklı. Muhalif bir ailenin ortalama aylık mutfak masrafı yirmi bin lira tutuyor. Normal evlerde yaşama şansları yok. Bir araya geldiklerinde o bölgede göçük tehlikesi yaratıyorlar ki zaten tehlikeli oldukları da Sayın Cumhurbaşkanımızın müteaddit konuşmasında ifade edilmişti” dedi. “Matematik Yalan Söylemez” Kaparoz muhabirinin çizilen robot resimlerin gerçek fotoğraflara benzemediğini belirtmesi üzerine görüşlerini açıklayan yetkili “Bu durumu biz de fark ettik, artık photoshop mu içtiler ne yaptılar bilemiyoruz. Zehirli yaratıklar mıdır, ısırırlar mı tam emin olamadığımız için yanlarına da yanaşamadık. Benim tahminim, kendilerini gerçekte olduklarından farklı göstermeye çalıştıkları yönünde. Yani altı yüz kilo ama, sanki elli kiloymuş gibisinden poz vermeler, ince davranışlar olabilir. Biz raporumuzun arkasındayız, sonuçlar açık, matematik yalan söylemez.” dedi.

İstanbul Valiliği: “İstanbul’da Maltepe Diye Bir İlçemiz Yok”

10 Temmuz 2017Kaparoz0

Dün gece saatlerinde Adalet Mitingine 175 bin kişinin katıldığını duyuran İstanbul Valiliği bugün mitingin İstanbul’da değil Yozgat veya Çorum’da gerçekleştiği bilgisini verdi. “İstanbul’da Maltepe Diye Bir İlçemiz Yok” Valilik adına açıklamalarda bulunan basın sözcüsü “Dün Adalet Mitingine 175 bin kişinin katıldığını duyurmuştuk. Ancak bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek istiyorum, bazı malum çevreler sanki bu miting İstanbul’da gerçekleştirilmiş gibi yayınlar yapmaya başladılar. Yok Maltepe’ye halk akın etmiş de yürüyüş olmuş gibi açıklamalar görüyoruz. Bizim edindiğimiz bilgiler mitingin Çorum veya Yozgat civarında gerçekleştirildiğini gösteriyor. Her şeyden önce İstanbul’da Maltepe diye bir ilçemiz yok. Hadi diyelim ki öyle bir ilçe varmış da bizim gözümüzden kaçmış olsun ama fotoğraflara baktığımızda İstanbul’la ilgisi olmayan görüntüler görüyoruz. Şimdi miting Çorumda’ysa siz İstanbul Valiliği olarak neden ‘mitinge 175 bin kişi katıldı’ şeklinde açıklama yaptınız diyenler olacaktır. Onlar da artık lütfen bunu demesin. Herkes her aklına geleni söylemesin” dedi. “Yani Bu Kadar İnsan Maltepe’de Toplansa Gazetelerde Haber Olmaz mı?” Açıklamalarını sürdüren sözcü “Bakın binlerce insan akın akın yollara düşecek, İstanbul’un bir ilçesine gelecek, yollar kilitlenecek ama gazetelerde bir satır haber olmayacak. Buna kargalar bile güler. Açın bakın bugünkü gazetelere, İstanbul’da miting diye bir haber var mı? Akıl var izan var, yani bu kadar insan İstanbul’un herhangi bir yerinde toplansa gazetelerde küçücük de olsa haber olmaz mı, televizyonlar bunu vermez mi?” dedi. “Sahilde Mangal Yapmak İçin Toplanan Kalabalığı Miting Yapıyor Sanmış Olabilirler” Valilik olarak 9 Temmuz tarihinde İstanbul il sınırları içinde bir miting olayına rastlamadıklarını belirten sözcü “Belki sahilde mangal yapmak için toplanan insanları miting yapıyor gibi düşünmüş olabilirler. Çünkü bu arkadaşlar da ateş yakıyor, halay çekiyor. Veya denize girmek üzere bölükler halinde sahile akan bir kitle yanlış yorumlanmış olabilir. Sonuç olarak İstanbul’da Adalet Mitingi yapılmadı. Mitinge kimse katılmadı. Mitinge katılamayan kişiler de doğal olarak slogan falan atmadı. Valilik olarak bizim söyleyebileceklerimiz bu kadar” dedi.

Yandaş Firma ve Bakanlık: Askerleri Zehirleyen Tavuklar FETÖ’yle Bağlantılı

19 Haziran 2017Kaparoz0

Son bir ayda üç kere olmak üzere düzenli olarak askerleri zehirleyen yandaş firma yetkilileri ve Milli Savunma Bakanlığı sözcüsü yaptıkları araştırmalarda askerleri zehirleyen tavukların FETÖ çiftliklerinde yetiştirilmiş olduklarını tespit ettiklerini söylediler.   Yandaş Firma: “Bir Öğünde 130 Bin Kişiyi Zehirleyecek Kapasiteye Sahibiz” Yandaş firma adına açıklamalarda bulunan Hande Uzun “Biz son derece büyük bir firmayız. Şu an tam kapasite çalıştığımızda bir öğünde 130 bin kişiyi zehirleyecek gücümüz var. Taşeron firmalarla birlikte hareket edersek bir hafta içinde ordunun yarısını zehirleyebiliriz. Yani olaya bir de bu noktadan bakalım. Eğer biz gerçekten askerleri zehirlemek istesek bu iş çok farklı noktalara giderdi” dedi.   “Zehirli Tavukların FETÖ’yle Bağlantısı Var” “Yani niye bazı arkadaşlar zehirlenirken diğerleri zehirlenmiyor, bunu da zehirlenen arkadaşlara sormak lazım. Eğer yemek bozuksa herkesin zehirlenmesi lazım değil mi? Yani bu arkadaşlar başka bir şeyin mi peşinde, ‘zehirlenelim de iki gün istirahat alalım’ gibi bir yaklaşım içindeler mi bunların hep araştırılması lazım. Bugün bakanlıkta yaptığımız toplantılarda tavuklarda FETÖ parmağı olabileceği konusunda bir karar birliğine varıldı. TÜBİTAK’a da bildirdik, ona göre bir rapor hazırlayacak arkadaşlar. Yani bu iş FETÖ’nün işi gibi görünüyor. Sonuçta bu örgütün öğrenci evleri gibi tavuk evleri de olabilir, burada bazı tavuklara zehir enjekte edilmiş olabilir. Biz ilk günden beri firmamızın değil de özellikle zehirlenen askerler ve zehirleyen tavukların üzerine gidilmesi gerektiğini söylüyoruz. Sorun o noktada çözülecek, yoksa sen şirket ihalesiyle uğraşarak neyi ortaya çıkaracaksın? Zaten firmamızı denetleyecek müfettişe de biz yemek veriyoruz. Bilmem anlatabiliyor muyum?” dedi.   Bakanlık: “Bu İş Yakında Unutulur Gider” Bakanlık sözcüsü de yaptığı konuşmada “Konuyu firmanın hatası gibi göstermek isteyen bir takım medya gruplarını da görüyoruz. Biz bunların kim olduklarını gayet iyi biliyoruz, bunlar olaydaki FETÖ parmağını örtbas etmek isteyen gruplar. Yani biz bu firmadan arkadaşlarla Boğaz’da kaç kere yemek yedik, bırakın zehirlenmeyi bir mide yanması bile olmadı. Askerin durumuna gelecek olursak şu an bir şehidimiz var, gazi sayımız da bini geçti. Askerimizi de kutlamak istiyorum. Bir ay içerisinde üçüncü saldırıya karşın canla başla direniyorlar. Bu olay ve askerimizin gösterdiği fedakârlıklar tarihe altın harflerle kazınacak. Şu an FETÖ’cü tavukların tespitine uğraşıyoruz ancak sorgulamada ser verip sır vermemek gibi bir durum var. Soru sorunca başka tarafa bakmalar, rüşvet olarak yumurta vermeler. Bunlar da suçluluk psikolojisi içinde yapılmış hareketler tabii. Net bir şey söylemek için gene de erken. Zaten yayın yasağı da gelir yakında, bu iş unutulur gider diye düşünüyorum” dedi.

Yürü be Kemal!

16 Haziran 2017Burak Kaya0

Yürü be Kemal. Dağları tepeleri aş, köyleri ovaları geç, geceleri güzelce uyu ama gün doğunca gene yürü Kemal. Uzun yolculukların ilk kilometrelerdir en zoru. Az dayan, Arap atı gibi sonradan açılacaksın Kemal. Polisle, jandarmayla, itfaiyeyle tutamayacaklar seni. Sen yürürken büyüyeceksin, sana kara çalanlar hep küçülecek Kemal. Öylesine büyüyeceksin ki, önce yüzler, sonra binler, belki de milyonlar bekleyecek yolunu Kemal. Onun için arada dur dinlen ama sakın geri bakma, ok yaydan çıktıktan sonra yayı bir daha görmez Kemal. Bugün arkandan el sallayanlar yarınki durağında bekliyor olacak seni. Bu ülkede bir güzellik olursa ya mayıs ya haziranda olur Kemal. Sen de haziranda çıktın yola, demek ki senin yolun güzel yol Kemal. Yorulursan dinlen, su içmeyi ihmal etme Kemal. Ayağına çek rahat bir ayakkabı. Havalar da iyice ısındı, kısa kollu gömlekle yürü Kemal. Güvenlikleri evlerine yolla. Yola çıkan yoldaş bulur, yolcuya dokunan yanar Kemal. Orucun’ sorana seferiyim deme Aleyivim de Kemal. Yol sorana Hak yolu, hak sorana bileğini göster Kemal. Otellerde kalma, saçını sakalını kırpma, yıkanmana hiç gerek yok, yürüyen adam temiz kalır Kemal. Süslü püslü insanlarla belediye çıkmalarını sokma yanına Kemal. Mümkün oldukça tarlalardan yürü, tarlalar umut verir insana. Yemek de veren çıkar aralarında. Bolu’da dağ çileği, Gümüşova’da kirazlar olmuştur Kemal. Yolcunun hakkıdır hepsi. Erikleri, kirazları yiyerek, geçtiğin derelerin suyunu içerek gel Kemal. Ama dereler kirlidir, ormanlarda hep testereler var. Hafriyat kamyonlarına dikkat et. Ölüm taşıyor onlar. Ben kızınca ‘Git Kemal!’ dedim ama sen gene de gel Kemal. Ben döneyim ama sen yolundan dönme Kemal. İzmit körfezinden süzülüp, Boğaz’a giren bir gemi gibi, ağır ağır, düdüğünü çala çala, İstanbul’a gir Kemal. Haramilerin saltanatı sarsılacak sen İstanbul’a girerken. Artık bu yolun yolcususun sen. Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar Kemal. Hem bu yol sadece senin yolun değil. Bu yol Hacı Bektaş’ın, Pir Sultan’ın, Mevlana’nın da yolu. Bu yol geceleri gezen hayvanlarla göçmen kuşların da yolu. Sen ki bu ırmakta bir kez yıkandın, artık bir kolunu kesseler, denize ulaşacak öbür kolun. ………………… Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben, çok uzaklardan geçen bir hayal gibi. Ama yok da sayılmam hani, var olan bir şeyim ben. Haydi ben bensiz geleyim, sen sensiz gel. Ne varsa şu ırmağın içinde var, soyunalım iki can, dalalım şu ırmağa, hadi. Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük, bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri. Bu ırmakta ne ölmek var bize, bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert. Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan, bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret. Durma, çabuk gel, gelmem deme. Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum, senin şânına sadece gelmek yaraşır. Mevlana Celaleddin Rumi

Arınç’ın Damadı Bilek İncinmesine Bağlı Yoğun Kaşıntı Nedeniyle Serbest Bırakıldı

9 Haziran 2017Kaparoz0

FETÖ davasından tutuklanan Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter, bileğindeki kaşıntının artması üzerine bugün tahliye edildi. Bu Koşullarda Tutukevinde Kalması Büyük Risk Oluşturuyordu Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dr.Hamiyet Şenoy “Şahıs tutuklandıktan sonra yapılan ilk muayenede, sağ bileğinin arka yüzünde nokta şeklinde beliren bir kırmızılık tespit edilmiş. Tutukevinin revirinde bulunan doktor, sivilceden kuşkulanarak ‘Sakın sıkma iz olur’ şeklinde’ uyarıda bulunmuş ve kişinin ilk tedavisi de sözlü olarak bu noktada başlamış. Şahıs bu uyarının ardından ertesi gün fenalaşarak tekrar revire getiriliyor. Doktor ikinci muayene sonrasında kızarıklığın devam ettiğini ve sağ bilekte fazla kaşımaya bağlı çizikler görüldüğünü belirterek ikinci bir uyarıda bulunuyor. ‘Çok kaşıma, kaşıdıkça kaşınır bu meret’ şeklindeki uyarıya rağmen hasta bileğini kaşımaya devam ediyor ve ertesi gün sağlık durumu iyice kötüleşiyor. Son olarak dün akşam saatlerinde tekrar revire getirilen şahıs bu kez ilçe devlet hastanesine sevk ediliyor. Buradaki doktor da sivilcenin gelişimini değerlendirerek, sağlık koşulları açısından kişinin salıverilmesinin daha uygun olacağını belirtiyor. Bu raporu değerlendiren mahkeme de kişiyi serbest bırakmış. Olan biten bundan ibaret.” dedi. Tutukevinden Çıkınca Sivilceler de Geçti Ekrem Yeter’in yakınları ise hayatta her şeyden önce sağlığın geldiğini belirterek “Bakın damadımız çıkalı daha beş saat oldu, sivilceler neredeyse kayboldu. Yani demek ki tutukevi ortamı bu kişiye uygun değil, bugüne kadar neyin ısrarı yapıldı, inanın anlayabilmiş değiliz.” dedi. Ekrem Yeter: “Doktorlar Çoh Eyi” Serbest kalan Ekrem Yeter ise “Kimse adalet sistemine söz söylemesin. Hele doktorlar, bir harika. Ben farkında bile değildim, yani doktorumuz nereden nasıl gördü o sivilceyi de teşhisini koydu gerçekten hayret ettim. Koğuştaki arkadaşlar da çok şaşırdı. Söylediklerine göre kanserden ölen bir tutuklu olmuş geçen ay. Fıtrat tabii. Arkadaşlar benim adıma çok sevindiler. ‘Senin durumun çok erken teşhis edildi, genelde öldükten sonra teşhis ediliyordu burada hastalıklar’ dediler. Aslında sivrisinek ısırığı gibi oldukça sık rastlanabilecek bir olay ama bir sivilce bile hapisteyken insana çok koyuyor işte” dedi.

YSK Yeni Oy Pusulası Sipariş Etti, Seçim Yenileniyor!

27 Nisan 2017Kaparoz0

YSK’nın anlaşmalı matbaasından önümüzdeki aylara hazırlık olarak 70 milyon adet yeni oy pusulası sipariş ettiği öğrenildi. Bu bilgi Ankara kulislerinde ‘Acaba seçim yenileniyor mu?’ sorusunu gündeme getirirken, YSK yetkilileri, seçimle birlikte oy pusulalarının da yenilenmesinin ihtimal dahilinde olduğunu söyledi. “Kesinleşmiş Bir Karar Yok Ancak Her İhtimale Karşı Siparişimizi Verdik” YSK’dan adını açıklamak istemeyen bir yetkili matbaaya verilen siparişi doğrularken “Bu hafta sipariş geçtiğimiz doğru. Şu an kesinleşmiş bir karar yok ancak YSK olarak her duruma hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bugünden ‘Seçim iptal edilir’ ya da ‘Edilmez’ dememiz doğru olmaz ancak seçimin yenilenmesi söz konusu olursa hazırlık çalışmalarını yetiştirmek için zamana ihtiyacımız var.” dedi. “Ferahlık Açısından Oy Pusulalarındaki Beyaz Zemin Büyütüldü” Kaparoz muhabirinin sorusu üzerine yenilenecek seçimlerde mühür konusuna da değinen yetkili “Yenilenecek seçimlerde mührün hiçbir tereddüt yaratmayacak şekilde her pusulada yer almasını sağlayacağız. Ancak ferahlık açısından beyaz zeminin biraz büyütülmesine karar verildi. Tamamen tasarımcı arkadaşımızın tasarrufu olarak ki kendisi İtalyan bir sanatçıdır, bize daha ferah bir görünüm açısından beyaz zeminin büyütülmesini önerdi. Tabii pusuladaki alanımız sınırlı olduğundan diğer alan aynı oranda küçülmüş oldu. Yeni pusulaları hem bürokratlarımız, hem de üye arkadaşlarımız çok beğendiler.” dedi. “Yeni Tasarımımızla Yaza Damgamızı Vuracağız” YSK’yı kısır çekişmelerin ve anlamsız tartışmaların içine çekmek isteyenlerle muhatap olmak istemediklerini belirten yetkili “Yüksek Seçim Kurulu denildiğinde yüksek sanatsal zevklere hitap eden bir kurum olarak algılanmak istiyoruz. YSK’nın aslında siyasal değil, sanatsal bir yapılanma olarak görülmesi lazım. Zaten yeni oy pusulamızı görenler de ‘Tam anlamıyla bir sanat eseri’ olarak yorumluyorlar. Artık bu çağda biz de damgayla mühürle, kurşunla mürekkeple uğraşmak istemiyoruz. Yeni tasarımımızla hem yaza hem de yeni seçimlere damgamızı vuracağız.” dedi.

Trump’tan Erdoğan’a Beyaz Ev Daveti: “Şu Mühür İşini Bize de Öğretsene”

24 Nisan 2017Kaparoz1

16 Nisan’da referandumdan Evet çıkması üzerine Katar ve Cibuti’den sonra bir tebrik de ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Daha önce AGİT raporunu bekleyeceğini açıklayan ABD yetkililerinin aksine Trump, AGİT raporuna bakmayı düşünmediğini açıkladı. “Bir Workshop Düzenleyip Şu Mühür İşini Bizim Çocuklara da Öğretsek” 16 Nisan sonrasında yaşanan tartışmalardan sonra Trump’ın Türkiye’yi yakından izlediği ve özellikle mühür tartışmalarını danışmanlarıyla birkaç kez ele aldığı ortaya çıktı. Bugün özel hattan Erdoğan’ı arayan Trump “Bizim ekip bu konuda çok istekli ancak tecrübesiz. ‘Hukuksal durum şöyledir’ diyor başka bir şey demiyorlar. Geçen gün ‘Hay sizin hukukunuza, gidin biraz Türkiye’yi örnek alın’ dedim. Bunlar da çalışmaya başladı. Üç bin sayfaya yakın gazete okumuşlar ama oradaki işlere akılları ermemiş. Sizden ricam şu mühür işini bizim arkadaşlara da kısaca bir anlatsak. Workshop gibi bir şey yaparız, sonra da sınava tabi tutalım zaten. Bazen anladık diyorlar ama bakıyorum, bir halt anlamamışlar” dedi. “Kılıçdaroğlu’nun Mahkemeyi de Mahkemeye Verdiği Doğru mu?” Görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’nu da soran Trump “Kabul edilemez dedi mi gene? Hadi yahu, doğru bulmamış demek. Mahkemeyi de mahkemeye vermiş diyorlar, doğru mu ya? Adli tatil döneminde ne yapıyor peki bu adam, iyice boşluğa düşüyordur. Tatilde gönder onları buraya, bizim bahçede ‘Atı alan Üsküdar’ı Geçti’ oynatayım ben onlara” diyerek Erdoğan’a takıldı. Görüşmeyle ilgili olarak bir yorum yapmayan Erdoğan’ın danışmanlarına “Bizden daha meşhur oldu bu muhalefetin Genel Müdürü” şeklinde dert yandığı öğrenildi. “Türkiye – ABD İlişkileri Daha da Büyük Bir Hızla Gelişecek” Görüşme hakkında açıklamalarda bulunan Donald Trump’ın Basın Sözcüsü, Türkiye’nin bazı konularda çok önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu söyleyerek “Bizim amacımız bu birikimden faydalanmak. Özellikle seçim stratejileri konusunda öğreneceğimiz çok şey var. Bizim tek isteğimiz imkânlarımız doğrultusunda bir sonraki seçimler için bir ön hazırlık yapmak ancak nereden başlayacağımızı bile bilmiyoruz. Ekibimizde mühürle müdürü ayıracak adam bile yok. Öyle görünüyor ki Türkiye – ABD ilişkileri eskisine göre çok daha büyük bir hızla gelişecek” dedi.

YSK’dan Müjde: “24 Saat İçinde Tüm Pusulaları Mühürlemiş Olacağız”

19 Nisan 2017Kaparoz0

Yüksek Seçim Kurulu tarafından bugün yapılan açıklamada, kamuoyunu günlerdir meşgul eden oy pusulalarındaki eksik mühürlerin 24 saat içinde tamamlanarak bu konudaki sorunun tümüyle giderilmiş olacağı bildirildi. “Arkadaşlarımız Yemeden, İçmeden Pusula Mühürlüyor” YSK adına açıklamada bulunan sözcü “Arkadaşlar biliyorsunuz, YSK’nin anayasa değişikliği halk oylamasında, üstünde sandık kurulunun mührü bulunmayan oy pusulası ve zarfların geçerli sayılacağına ilişkin bir kararı olmuştu. Bizim bu kararımızın ardından, bazı kurum ve kişiler tarafından son derece büyük bir gürültü kopartıldı. Yok yasaya aykırıymış, mühürsüz olmazmış falan. Biz oluyor demişiz işte, daha niye üzerinde duruluyor bu mühür meselesinin anlamak mümkün değil. Ancak biz gene de insanlarımızın aklında herhangi bir soru işareti kalmaması için arkadaşlarla bir karar aldık. Şu anda görevli arkadaşlarımız gece gündüz demeden, yemeden içmeden mühür basıyor. Benim tahminin 24 saat içinde bu işi çözümleyeceğiz gibi görünüyor. Hatıra olması açısından üç, dört bin pusulayı mühürsüz bırakmak istiyoruz ama eğer vatandaş hepsinde mühür istiyorsa biz de basarız. Şunu da eklemek istiyorum, bizim orada ‘Yenilen pehlivan güreşe doymaz’ derler. Artık bu son, bu sefer de başka bir eksikle gelmesin bu arkadaşlar karşımıza” dedi. “Sen Manavdan Elma Alırken de Mühürlüsünü mü Alıyorsun?” Açıklamalarını sürdüren sözcü “Halkımızda tuhaf bir mühür saplantısı oluştu. Yani sen manavdan elma alırken mühürlü mü alıyorsun? Mühürsüz olunca yemiyor musun o elmayı? Bakın size bir anımı anlatayım daha iyi anlayacaksınız. Bir gün Urfa’nın bir köyünde oy sayıyoruz, toplam yüz elli seçmen ya var ya yok. Biz oy sayarken içeri bir çocuk girdi, annesi börek yapıp çocuğuyla göndermiş bize. Biz tabii sayımı bırakıp, böreğimizi yedik, çok duygusal anlar yaşandı. İşte böyle bir ilişkimiz vardı bizim seçmenle, yani mühür değil, gönül ilişkimiz vardı o zamanlar. Neyse lafı uzatmayalım, böreğimizi yedikten sonra çocuğun annesi geldi, meğer bize değil komşuya göndermiş çocuğu. Tabii biz de yemiş bulunduk bir tepsi böreği. Ben ‘karşılığında mühür verelim’ dedim, ‘çocuk kâğıda basar, oyun oynar’ dedim. O da ‘alın mührünüzü’ diyerek takıldı bize, istemedi yani. Ne yazık ki şimdiki seçmenler çok kuralcı, varsa yoksa mühür.” dedi.

Oturma Eyleminden Çekinen CHP, YSK Önünde Osurma Eylemi Yapacak

18 Nisan 2017Kaparoz0

Seçimden önce, kendilerine güvenen kesime “Oylarınızı takip edeceğiz hiç endişeniz olmasın” diyen CHP yetkilileri, YSK onayıyla seçime hile karıştırılmasının ardından acil eylem planı için toplandı. Partililerin kapı önünde, MYK’dan çıkacak sonucu beklediği toplantı, yaklaşık altı saatlik tartışmalı bir oturumun ardından sürpriz bir kararla sonuçlandı. YSK Önünde Toplu Oturma Eylemi Yapalım Önerisi, Osurma Eylemi Olarak Kabul Edildi Bir üyenin ‘YSK’nın önünde toplu oturma eylemi başlatalım’ çağrısını tartışan yetkililer, Genel Başkan Yardımcılarının “Polis gelir kaldırır, itişme kakışma görüntüsü vermeyelim” uyarısı üzerine tartışmaya açıldı. MYK üyeleri, uzun tartışmalar sonunda toplu oturma eyleminin yerine küçük gruplar halinde osurma eylemi yapılmasına karar verdi. Tutuklu Bulunan Milletvekillerine Destek Ziyareti Yapılması, Referandum Sonucunu Kabul Etmiyoruz Mitingleri Düzenlenmesi, Vergilerin Ödenmemesi İçin Çağrı Yapılması, Öğrencilerin Okullara Gönderilmemesi, Genel Grev Çağrısı Yapılması, Hileli Referandumda Hükümete Destek Veren Markaların Boykot Edilmesi, MHP, HDP, Saadet Partisi ve CHP’nin Katılacağı Cumhuriyetçi Halk Bloğunun oluşturulması, Üniversitelerde Derslerin Boykot Edilmesi gibi öneriler ise ‘Ayıp olur’, ‘Yazık olur’, ‘Olay çıkar’, ‘Ortalık karışır’, ‘Komşular rahatsız olur’ gibi gerekçelerle kabul edilmedi. CHP Eylemcileri, YSK Önünde Kimseye Fark Ettirmeden Yellenip Geri Gelecekler Eylem planına göre Halkın Umudu adı verilen eylemciler günün belirli saatlerinde YSK önüne giderek hiç fark ettirmeden yellenecekler. Dikkat çekmemek için spor kıyafetler içinde eylem alanına gidecek üyeler, görevlerini tamamladıktan sonra hızla olay yerinden uzaklaşacak ve eylem başarıya ulaştı mı diye geriye dönüp bakmayacaklar bile. Bir üyenin “Bu eylemi kim fark edecek peki?” sorusu üzerine söz alan Divan Kurulu Başkanı “Biz bileceğiz ya, biz adam değil miyiz?” diyerek aykırı görüşlere sert yanıt verdi. Polis Durumu Fark Ederse, Eylemciler Direnmeden Teslim Olacak MYK kararına göre yellenen eylemcilerin polis tarafından fark edilmesi durumunda eylemciler direnmeden teslim olacak. Halka karşı polisle çatışıyormuş gibi bir görüntü verilmesi durumunda kendilerine ‘terörist’ denilebileceğini aktaran CHP yöneticileri bu eylem dışında bir de dilekçe eylemi yapılacağını duyurdular. YSK’yı şikâyet eden dilekçe örneklerini basın mensuplarına da gösteren yöneticiler “Elimizde tam üç yüz bin adet dilekçe var. Arkadaşlarımız araştırdı. Bugüne kadar dünyada bu kadar çok dilekçe içeren bir eylem olmamış. Tabii çok büyük bir organizasyon. Vatandaşlarımız hiç merak etmesin, sert dille kaleme alınmış dilekçelerimizle karanlığı parçalayacağız. Yani parçalayacağız derken yanlış anlaşılmasın, mecazi anlamda bir parçalama. Yoksa biz kim parçalamak kim” dedi. “Vatandaş Hiç Endişe Etmesin, Meclis Ayakta, Maaşlarımız da Düzenli Olarak Ödeniyor” Kaparoz muhabirinin “Vatandaş hiç endişe etmesin derken seçimleri kaybedip, referandum sonuçlarını da koruyamayarak rejimi kaybettik. Vatandaş ne zaman endişelenmeli sizce?” sorusuna karşılık “Hiç endişe etmeyin. Biz vatandaşın ne zaman endişe edeceğini vatandaşa bildireceğiz. Şu an için vatandaşlarımızın endişe edeceği bir durum yok, milletvekili maaşlarımız düzenli olarak yatıyor. Yani milletvekili olarak yakın dönemde bir sorun görmüyoruz.” dedi.

YSK’dan Sürpriz Karar: Çöpte Bulunacak Evet Oyları da Geçerli Sayılacak

17 Nisan 2017Kaparoz0

AKP’nin seçim sonuçlarından memnun olmaması üzerine acil olarak toplanan YSK yeni aldığı bir kararla on beş gün içinde çöp, tuvalet, boş arsa ve taksi bagajlarında bulunacak oy pusulalarının içinden Evet’i tercih edenlerin oylarının geçerli sayılacağını belirtti. Konuyla ilgili açıklama yapan YSK Başkanı “Adil Gür’ün anketine göre oyların % 60 Evet, % 40 Hayır gibi sonuçlanması gerekiyormuş ancak bir şekilde Evet oyları % 49, pardon % 51’de kaldı. Basit bir hesapla Evet oylarının büyük bölümünün kaybolduğunu anlayabilirsiniz. Biz de demokrasi adına bir imkân daha sağlamak için on beş günlük ek süre içinde bu kayıp oyların herhangi bir yerde bulunması durumunda ve bu oy pusulalarının Evet olması koşuluyla, oyları geçerli sayacağız. Eğer on gün içinde Evet’ler % 60’ı bulursa sonraki oy pusulaları işleme konulmayacak. Bize gelen bilgi, oyların % 60 Evet olması gerektiği şeklinde.” dedi. “Vatandaşlarımız Hiç Endişe Etmesin” YSK’nın tarafsız bir kurum olduğunu belirten başkan “Vatandaşımız hiç merak etmesin, biz tankların üstüne yürüyen bu halkın oylarını dağda bayırda, kurda kuşa yedirmeyeceğiz” dedi. Gelen bir sorun üzerine Hayır tercihli oy pusulalarının da kabul edileceğini ancak bunların Geçersiz sayılacağını söyleyen YSK Başkanı “Yani Hayır oyları kabul edilmeyecek gibi bir durum yok, vatandaşımız onları da getirebilir” dedi. “Mühürsüz Zarf ve Pusulalar Abzztttnden Dolayı Geçerli Sayıldı” Açıklamalarının sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan YSK Başkanı ile bir gazeteci arasında şöyle bir diyalog gerçekleşti: – Efendim, yasal olarak mühürsüz oyların geçersiz sayılması gerekirken, siz neden bu oyların geçerli sayılacağını açıkladınız? – Yani onu şöyle açıklayabilirim, biz de abztttinden dolayı bunları geçerli saydık. – Abuzittin kim efendim? Ben anlamadım, tekrar edebilir misiniz? – Abztttnden dolayı diyorum, geçerli saydık. – Efendim ben anlayamadım ne dediğinizi? – Atı alan Üsküdar’ı geçti diyorum yani, artık manası var mı bunların?

Hükümetin Bu Cuma Yayımlayacağı Kılıçdaroğlu Fotoğrafı Kaparoz’da

11 Nisan 2017Kaparoz0

Kaparoz, havuz medyasının bu cuma yayımlayacağı şok Kılıçdaroğlu fotoğrafını ele geçirdi. Deri kıyafetli Kabataş saldırganlarının arasında görülen Kılıçdaroğlu’nun Etro marka yılan derisi kispetinde CHP’nin altı okunun da görüldüğünü söyleyen uzmanlar, bu fotoğrafın bir dönemin üstündeki sis perdesini tamamıyla kaldıracağını belirttiler. Böylece ‘Kabataş’ın üstünden kaç cuma geçti görüntüler hâlâ ortada yok’ diyen muhalefete sert bir yanıt verilirken, kasetle getirilen Kılıçdaroğlu’nun da kasetle yolcu edilmesi sağlanacak. TÜBİTAK: “Fotoğrafı Henüz Görmedik Ancak Anlattığınız Gibiyse Kesinlikle Montaj Değildir” Kaparoz muhabirinin ulaştığı bir TÜBİTAK yetkilisi fotoğrafın kesinlikle montaj olmadığını belirtti. Adını açıklamayan yetkili “Yani fotoğraf anlattığınız gibiyse kesinlikle montaj değildir. Ben size matbu montaj değildir yazısı göndereyim, siz gerisini doldurup gönül rahatlığıyla yayımlayın.” dedi. Muhabirimizin fotoğrafı biz size e-posta ile gönderelim siz gene de bir bakın önerisini gereksiz bulan görsel inceleme uzmanı “Hiç gerek yok efendim, montaj olsa telefonda belli olur, siz bu fotoğrafı hemen yayımlayın, gecikme olmasın” dedi. İsmet Berkan: “Kılıçdaroğlu’na Ait Görüntüleri İzledim Ancak O Benim İzlediğimi Görmedi” Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan İsmet Berkan ise bu fotoğrafı daha önce gördüğünü ancak fotoğrafın sağ tarafında yer alan Kılıçdaroğlu’nun kendisini görmediğini söyledi. “Bu fotoğraftaki kişileri gördüğüme eminim. Emin olduğuma yemin edebilirim. Kılıçdaroğlu ise beni görmedi, çünkü ben uzaktan bakıyordum. Yenim edeyim mi?” dedi. CHP’de Büyük Şok, HAYIR Cephesi Yerle Bir Fotoğraf, HAYIR cephesinde büyük düş kırıklığı yaratırken, Kılıçdaroğlu’nun da tüm programlarını iptal ederek sabahtan beri evinden dışarı adım atmadığı ve sinirini evdekilerden çıkarttığı öğrenildi. Evde bulunan akrabalarını kırbaçlayıp kollarını büken CHP liderinin istifa etmesinin an meselesi olduğu konuşuluyor. Fotoğrafta görülen diğer saldırganların FETÖ’nün Heavy Metal İmamı Hans Ulrich ve Sado Mazo İmamı Johannes Kurger olduğu öğrenildi. Fotoğrafta yer alan dördüncü kişinin kimliği henüz belirlenemezken polis saldırganın Kılıçdaroğlu’nun PKK’lı veya SGK’lı bir arkadaşı olabileceği yönündeki ihbarı değerlendiriyor.

Her Mitingden Sonra Evet’ler % 2 Arttı Yazan Abdülkadir Selvi’ye % 2 Oranında Zam Yapıldı

10 Nisan 2017Kaparoz0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her mitinginden sonra Evet oyları % 2 oranında arttı yazısı yazan Abdülkadir Selvi’nin maaşına havuz medyası denetleme kurulunun önerisiyle % 2 oranında zam yapıldı. Abdülkadir Selvi, Diyarbakır mitinginden sonra Evet’çi Kürt oylarının, İstanbul mitinginden sonra da İstanbul’daki Evet oylarının arttığını belirttiği yazılarıyla % 2 geleneğine sadık kalmıştı. Henüz miting sona ermeden yazılan yazılarda, sözü edilen % 2’lik anket bulgularıysa hız ve kesin sonuç anlamında anket şirketlerini kıskandırmıştı. Aldığı Zamdan Memnun Olan Abdülkadir Selvi: “Keşke % 5 Yazsaydım” Kaparoz’un elde ettiği bilgilere göre aldığı zammı memnuniyetle karşılayan Selvi’nin yakınlarına “Keşke Evet oyları % 5 arttı yazsaydım, çocuğun taksitleri de vardı önümüzdeki aylarda. Daha iyi olurdu benim için.” diyerek pişmanlığını dile getirdiği öğrenildi. Selvi’nin dostlarının ise % 2 oranının daha inandırıcı olduğu ve hırslı davranması durumunda daha büyük zarar uğrayabileceğini Selvi’ye hatırlattığı söyleniyor. Zaman zaman çevresindeki mesleğe yeni başlayan genç gazetecilere de öğüt veren Selvi’nin ‘Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz’ diyerek, bir gazetecinin iktidara nasıl yaklaşması gerektiği konusunda altın değerinde açıklamalarda bulunduğu biliniyor. Havuz medyasının önemli kalemlerinden olan Abdülkadir Selvi’nin % 2’lik yazılarıyla yeni dönemde farklı bir koltuk beklediği de Ankara kulislerinde dolaşan dedikodular arasında. Selvi’nin Tüm Yazıları Birlikte Hesaplandığında Evet’ler % 123’e Yükselmiş Görünüyor Uzmanlar, Abdülkadir Selvi’nin Hollanda kriziyle başlayan % 2’lik oy artışı yazılarının hepsinin birlikte incelendiğinde Evet oylarının şu an için % 123 oranına gelmiş olması, kararsızların ise her zamankinden daha kararlı olması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Arkadaşları tarafından şaka yollu ‘%2 Abdülkadir’ olarak anılmaya başlayan deneyimli gazetecinin ise bu durumdan şikâyetçi olmadığı belirtiliyor. Abdülkadir Selvi’nin yakın çevresinden bir kişiye göre ise kendisinin ailesine “Eğer referandumdan Hayır çıkarsa, gazetede kalma ihtimalim %2″ diyerek endişesini belirttiği öğrenildi.

AK Troller Maaşları Ödenene Kadar Sosyal Medyada Küfretmeme Eylemi Başlattı

4 Nisan 2017Kaparoz0

Şubat ayından beri maaş alamadıklarını söyleyerek uyarı niteliğinde bir eylem başlatan AK Troller yaklaşık on iki saattir küfretmiyor. Sabah saatlerinden itibaren sosyal medyada herhangi bir küfür yemeden düşüncelerini açıklayan vatandaşların şaşkınlığı sürerken, 48 saat boyunca sosyal medyada küfretmeme kararı alan AK Troller adına konuşan Hadi Kusmuk “Maaşlarımız ödenmezse, herkes kendi küfrünü kendi etmek zorunda kalacak” şeklinde kendi yöneticilerine tehdit niteliğinde açıklamalarda bulundu. “Trol Yapılanması Belden Aşağı, Tarihi Çarpıtma ve Yalan Yayma Bölümleri olarak Üçe Ayrılıyor” Kaparoz’un sorularını yanıtlayan Kusmuk “Bizler bir ordu gibiyiz. Çekirgeler nasıl tarlaya yaklaşıyorsa, biz de Twitter’daki bir başlığa aynen öyle yaklaşıyoruz. Biz geldik mi zaten işin rengi değişir. Ben Trol Hesapların Belden Aşağı Bölümünde görevliyim. Bizden başka iki bölüm daha var: Tarihi Çarpıtma ile Yalanları Yayma Bölümü. Diyelim herhangi bir konuda bir tartışma varsa, aslında biz bu tartışılan konuyla ilgilenmeyiz. Karşı görüşteki kişi erkekse onun karısına, kızına dil uzatırız, eğer kadınsa geçmişteki sevgililerinden girer, eski kaşardan çıkarız. Küfür konusunda serbestiz. Yani ana avrat küfretsek bile kimse, ‘Öyle demeyin, böyle deyin’ diye bize bir şey söylemez. Bize sadece hedef gösterilir” dedi. “İz Bırakan Çamur Atma ve Senin Anan Güzel mi? Derslerinden En Yüksek Puanı Aldım” Şubat ayına kadar maaş ödemelerinde bir sorun olmadığını belirten Kusmuk “Bakın bizler ağır işçiyiz, ben günde ortalama yedi yüz hakaret mesajı yazıyor, bin iki yüz elli kere küfrediyorum. Geçen eve geldim yanlışlıkla ‘Anne şu yemeği hemen getirmezsen, senin ne mal olduğunu dünya aleme duyururum’ demişim. ‘Oğlum o nasıl söz öyle’ dedi. Sürekli ana avrat düz gitmekten, onu bunu tehdit etmekten normal hayatımız kalmadı bizim. Bakın bu ekranlarda görünen milletvekilleri, bakanlar televizyonda hiç küfretmiyorlar ama söylemek istedikleri ne varsa bize gönderiyorlar, biz onların yerine bunları söylüyoruz. Tabii bu insanları görenler ‘Aman ne efendi insanlar’ diyor, bizi görenlerse ‘Geldi gene tipini s…tiğimin’ diyor. Aldığımız para da bin dört yüz lira. Yol yok, yemek yok. Ben trol eğitimi de aldım. ‘İz Bırakan Çamur Atma’, ‘Mükemmel İftira’ ve ‘Senin Anan Güzel mi?’ derslerinden dönem birincisi olarak, okuldan tam puanla mezun oldum.” dedi. “Ben Bir Profesyonelim, Aç Kalırsam Herkesin Anasına Saydırabilirim” Bilgisayar başında ona buna küfretmekten imanlarının gevrediğini söyleyen Kusmuk “Ben de kendimi düşünmek durumundayım. Elektrik faturasını ödeyecek durumum yok, iki aydır maaş alamıyoruz. Eğer böyle giderse ben de transfer tekliflerini düşünmek durumunda kalırım. Yani kim parayı verirse ben onun adına çalışıp gerekirse yediğim kaba sıçarım. Kimse kusura bakmasın, biz zaten bunun eğitimini aldık. Bize parayla küfretmeyi öğrettiler, başka bir iş öğretmediler ki. Ben bir profesyonelim aç kalırsam kendi anam dahil herkesin anasına saydırabilirim” dedi.

İktidarın Sır Gibi Sakladığı Son Seçim Anketi: % 53 İle Önde Olan Taraf Hangisi?

24 Mart 2017Kaparoz0

Kaparoz, referandum öncesinde iktidarın yaptırdığı son seçim anketine ulaştı. Anket sonuçları Evet ve Hayır oranları arasındaki farkın giderek kapandığını gösteriyor. Öncekilere göre son derece çarpıcı sonuçların yer aldığı anket yüksek katılımla ve tarafsız bilim adamları tarafından oluşturulmuş. Ankette gözümüze çarpan ilk sonuçlar şöyle: Evet’çiler % 53 oranında ayran içip dua okurken, Hayır’cılar % 47 oranında bira içip sokağa işiyor. Evet’çilerin % 52’si beş vakit namaz kılarken, Hayır’cıların % 37’si domuz eti yemekten namaz kılmaya fırsat bulamıyor. Hayır’cıların % 125’i PKK’ya gizli sempati beslerken, Evet’çilerin % 111’i her gece yatmadan önce bayrağını öpüyor. Evet diyenler % 66 oranında tespih çekerken, Hayır’cıların % 37’si her gün otuz bir çekiyor. Evet’çiler % 81 oranında gül yağı kokarken, Hayır’cıların % 71’i ter kokuyor. Hayır diyenler, Evet diyenlerden % 63 oranında daha erken boşalıyor. Hayır diyenlerin % 33’ü ön sevişmeyi çok uzatıp uykuya dalarken, Evet’çilerin % 99’u faaliyet öncesinde ve sonrasında uyumuyor. Evet’çilerin dışkısı % 61 oranında lavanta kokarken, Hayır’cıların % 41’inin nefesi çürük yumurta gibi kokuyor. Evet’çiler % 73 oranında türbanlı bacılarını başlarının üstünde tutarken, Hayır’cıların %61’i her gördüğü türbanlı kadına çelme takmaya çalışıyor. Evet’çilerin ve Hayır’cıların % 65’i mizahla gerçeği ayırt edemiyor.

Türkiye’den Yapılan Dış Hat Uçuşlarında Pantolon Giymek Yasaklanıyor

22 Mart 2017Kaparoz0

ABD ve İngiltere’nin güvenlik gerekçesiyle Türkiye, Ürdün, Fas, Suudi Arabistan gibi ülkelerden kalkan uçaklarda, cep telefonu dışındaki tüm elektronik cihazların kabine alınmasını yasaklamasından sonra pantolonla uçağa girme konusunda da sıkıntılar yaşandığı bildiriliyor. Kontrol noktalarından gelen bilgilere göre, bugün kabine pantolonlarıyla girmek isteyen yolcular, güvenlik gerekçeleriyle önce uyarıldı, sonra pantolonları çıkartıldı. Pantolonlarını çıkartmalarına karşın uzun don giydiği için uçağa alınmayan yolcular içinse Dışişleri Bakanlığı harekete geçti. Uygulama Yasaktan Daha Sıkı Oldu Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle birlikte yasak uygulanan Türkiye Havalimanlarında bu sabahtan itibaren iç burkan sahneler yaşandı. Güvenlik görevlileri, iki gün önce açıklanan dizüstü bilgisayar ve tablet yasağının ardından asıl olarak uygulamaya bakmak gerektiğini belirtmişlerdi ancak bugün sabah saatlerinde, uygulamanın yasaktan daha sert olduğu gözlendi. Bazı yolculara, fermuarlarının güvenlik tehdidi oluşturduğu belirtilince bu yolcular pantolonlarını güvenlik noktasında bırakarak uçağa ilerlemek zorunda kaldı. Uçağa doğru ilerleyen bazı vatandaşların morali bozulurken bazı vatandaşlarımızın “Çoh güçlü ülkeyiz, bakın bacak kaslarımıza” şeklinde aralarında şaka yaptıkları gözlendi. Dışişleri Bakanlığı: “Vatandaşlarımız Endişe Etmesin, Donla Uçağa Binme Noktasında Bir Problem Yaşanmıyor” Konuyla ilgili bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi “Dün duyurulan bazı yasaklar kapsamında vatandaşlarımızın bilgisayar, tablet gibi elektronik cihazlarla uçağa binmeleri kısa süreli olarak engellenmiş görünüyor. Tabii hükümetimizin bilgisayar konusundaki üstünlüğünden korkan bazı güç odakları, bir şekilde başarımızı gölgelemeye çalışıyorlar ancak biz bunun üstesinden gelecek güçteyiz. Bugün itibarı ile pantolon konusunda da bir hassasiyet olduğu görülüyor. Vatandaşlarımız kesinlikle merak etmesin, şu an itibarı ile donla uçağa binme noktasında herhangi bir problem yaşanmıyor. Dışişleri Bakanlığı olarak olayın takipçisiyiz. Şu ana kadar güvenlik noktalarına bırakılan iki yüz elli adet pantolonu görevli arkadaşlarımız aracılığıyla toplattık. Kriz yönetim için görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız şu anda soyunma odasında pantolon istifliyor. Dışişleri Bakanlığı olarak, dış hat uçuşu için havalimanına gelen yolcularımızın içlerine uzun paçalı don giymemelerini tavsiye ediyoruz.” dedi. Vatandaşlar Uygulamadan Memnun Uçağa biniş noktasında görüşlerini açıklayan vatandaşlarımız ise şunları söyledi: “İşte ne kadar büyük bir ülke olduğumuzun en büyük kanıtı. Bizi çekemeyen ülkeler bugün kafalarımızla değil pantolonlarımızla uğraşma noktasına geldiler” Sami Kelle “Büyüklerimizin bir bildiği vardır mutlaka. Belki de bugüne kadar pantolonla denediğimiz için başarılı olamadık. AB’ye donla girebileceğiz diye düşünüyorum” Mustafa Kuşat “Güçlü bir Türkiye diye yola çıktık, şu an pantolonla uçağa binemez durumdayız. Bir adım sonrasını merak ediyorum” Hayri Kozal “Dışa açılıyoruz dedikleri buysa, bence bu kadar açılım şimdilik bize yeter. Her şeyi kararında bırakmak lazım.” Safiye Güngör

Türk Bakanlar Havadan ve Karadan Giremedikleri Hollanda’ya Paraşütle Sızmaya Çalışacak

12 Mart 2017Kaparoz0

Hükümete yakın kaynaklar tarafından elde edilen bilgilere göre, Hollanda tarafından istenmeyen kişi ilan edilerek ülkeye sokulmayan Türk Bakanlar bu işin peşini bırakmamaya karar verdiler. Hollanda’nın antidemokratik tutumuna karşı ‘Kapıdan giremezsek, bacadan gireriz’ anlayışıyla hareket edecekleri öğrenilen bakanların bir dizi yeni operasyon hazırlığı içinde olduğu öğrenildi. Hollanda İle Türkiye Arasında Neler Yaşanmıştı? Dün hava yolu ile Hollanda’ya gideceğini söyleyen Dışişleri Bakanı, Hollanda makamları tarafından uçuş izni iptal edilerek durdurulmuştu. Hava yolunun kapatılması üzerine kara yoluyla Hollanda’ya hareket eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ise başkonsolosluk yakınlarında durdurularak sınır dışı edilmişti. İki denemeden de istediği sonucu alamayan Türkiye’nin elinde, henüz istenmeyen kişi ilan edilmemiş on dört bakanı daha bulunuyor ancak dün akşamki gelişmelerden sonra Türk hükümeti daha planlı hareket ederek, elindeki bakanları dikkatli kullanacağının işaretlerini verdi. Dün akşam acil koduyla toplanan Bakanlar Kurulu Hollanda’nın yasakçı uygulamalarını masaya yatırdı. Üst düzey bir yetkiliden alınan bilgilere göre, yaklaşık üç saat süren toplantı sorasında Türk bakanlar çok gizli bir operasyon için düğmeye basmaya karar verdi. Önümüzdeki hafta içinde beş farklı koldan Hollanda’ya sızmaya çalışacak bakanlar hazırlıklarına başlarken Hollanda polisi de özellikle geçiş kontrol noktalarındaki önlemlerini artırdı. Turizm Bakanı Paraşütle, Ulaştırma Bakanı Trenle Hollanda’ya Sızmaya Çalışacak Elde edilen bilgilere göre Rotterdam civarında bir spor etkinliğine katılacak Turizm Bakanı paraşütle atladıktan sonra havada gruptan ayrılacak ve yönünü Rotterdam’daki Türk Başkonsolosluğuna çevirerek başkonsolosluk bahçesine inmeyi deneyecek. Aynı günlerde Milli Eğitim Bakanı da çok uluslu bir öğrenci grubuyla birlikte trenle ülkeye sızmaya çalışacak. Kendisini grubun öğretmenleri arasında gösterecek bakan, Rotterdam’a gelindiğince tuvalete gitme bahanesiyle gruptan ayrılarak başkonsolosluk binasına girmeyi deneyecek. Bu iki operasyondan sonuç alınamaması durumunda Ulaştırma Bakanı İngiltere’nin Hull limanından hareket ederek bir zodyak botla Rotteram’a ulaşmaya çalışacak. Ulaştırma Bakanı tarafından gerçekleştirilecek gizli operasyonun başarıya ulaşmasına kesin gözüyle bakılırken, bu operasyonun da başarıya ulaşamaması durumunda Sağlık Bakanının Rotterdam yakınlarında hastalanmış numarası yaparak hastaneye kaldırılması, buradan da Rotterdam’daki başkonsolosluğumuza sızmasına çalışılacak.

1235