Yirmi Dakikalık Erdoğan–Trump Görüşmesinde Neler Konuşuldu?

17 Mayıs 2017Kaparoz0

Kaparoz muhabirleri Beyaz Ev’deki yirmi dakikalık Erdoğan – Trump görüşmesi ile ilgili detayları ele geçirdi. Sır gibi saklanan görüşmenin içinde çok ilginç detaylar var. İşte Tarihe Geçen Görüşmenin Detayları Görüşmeye tanıklık eden Dış İşleri görevlisi Kaparoz muhabirine görüşmeyi şöyle anlattı: “Görüşmeye atak başlayan taraf Trump oldu. Kapı kapandıktan sonra liderlerin bulunduğu odada fırtına öncesindeki sakinliği andıran bir sessizlik hüküm sürüyordu. Bunu fırsata çevirip bir anda sessizliği bozan kişi Trump oldu. Trump’ın ‘Nasılsınız?’ sorusu Beyaz Ev’in boş duvarlarında dakikalarca yankılandı. Doğruyu söylemek gerekirse, o anda Türk tarafı biraz bocaladı. Acaba bu sorunun gizli bir anlamı var mıydı, bu soruyla bizim bir rahatsızlığımız olduğu mu ima ediliyordu? Ancak Trump’ın karşısında 19. Yüzyılın hasta adamı yoktu. Şu anda bocalıyor gibi görünen Türk ekibinin başında, başlangıçta karşı tarafı tartan ve son derece temkinli olduğu bilinen Erdoğan vardı. Erdoğan bu soruya karşılık vermeden önce hafif bir baş hareketiyle doğruldu. Açıkçası o hareketle birlikte Türk tarafının da morali yerine geldi. Erdoğan, bu baş hareketiyle görüşmenin hiç de kolay geçmeyeceğinin sinyalini veriyordu. O anda “Çok teşekkürler, iyiyim” sözleri mazlum milletlerin bir haykırışı gibi Beyaz Ev’in camlarını titretti. Trump dahil tüm izleyenler şaşkına dönmüştü. Karşısında hasta, yaralı bir ülkenin başı öne eğik liderini görmeyi bekleyenlerin planları suya düşmüştü. Evet, Türk lideri gayet iyiydi, bunu açıkça ilan ediyor, yetmezmiş gibi bir de teşekkür ediyordu.” Gerilim Filmi İzler Gibiydik Görüşme detaylarını aktarmayı sürdüren yetkili “Erdoğan’ın yanıtı çok çarpıcıydı ancak Türk tarafındaki gerginlik tam olarak geçmemişti. Acaba bu çıkışın arkası gelecek miydi, yoksa tek atımlık barut gibi sönüp gidecek miydi? Bir asır gibi geçen on saniyenin sonunda Türk lider Trump’ın yüzüne dönerek ‘Siz nasılsınız?’ dedi. Şimdi düşünme sırası Amerikalılardaydı. Türkler kısasa kısas diyordu, hem de korkusuzca, çekinmeden, aynı ses tonuyla. Halep oradaysa arşın buradaydı. Sanki taraflar yer değiştirmişti de ev sahibi Erdoğan, konuk liderse Trump’tı. Trump bir an için danışmanlarıyla göz göze geldi, danışmanlar başlarıyla onayladı. Başka bir çareleri kalmamıştı. Trump mahcup bir şekilde Erdoğan’ın az önceki sözlerini tekrarlamak durumunda kaldı ‘Çok teşekkürler, ben de iyiyim’. Artık roller değişmiş, oyun bozulmuştu. Trump’ın danışmanları uyarmış olsa da kimse, hem de Beyaz Ev’de böyle bir çıkış beklemiyordu. Türk tarafında yüzler gülüyor, karşı tarafta ise şaşkınlık hakimdi. Tam anlamıyla köşeye sıkışmışlardı. O anda Trump belki de yapabileceği tek hamleyi yaptı, el sıkışmak üzere elini Erdoğan’a uzattı. Şimdi zaman Amerikalılar için geçmek bilmiyordu. Koskoca bir ülkenin kaderi öyle havada asılı kalmış duruyordu. Acaba Erdoğan bu eli sıkacak mıydı, yoksa hava da mı bırakacaktı? Bizler bir gerilim filmi izliyor gibiydik. Erdoğan deneyimli bir lidere yakışan şekilde hiç acele etmeden, kendinden emin hareketlerle elini Trump’a uzattı. Kim bilir, belki de Trump’a verilen son bir şanstı bu. Amerikalılar derin bir nefes aldı. Salondaki herkes yorgun düşmüştü. Söylenecek ne varsa söylenmiş, deyim yerindeyse kozlar paylaşılmıştı. O anda Trump’ın tedirgin sesi duyuldu: ‘Hadi yemeğe geçelim’.”

Türkiye’deki Darbeyi TV’den Öğrenen MİT, FETÖ’nün ABD’deki Darbe Planını Açıkladı

4 Ağustos 2016Kaparoz1

Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan bir yetkili, FETÖ terör örgütünün ABD ordusunu ele geçirme planlarını kamuoyuna açıklayarak, çok büyük bir oyunu bozduklarını söyledi. Henüz CIA’in bile haberinin olmadığı belirtilen darbe planları bugün MİT tarafından basına açıklandı. Bademcik Kod Adlı R.G. ABD Genelkurmay Başkanı Olacaktı Bu sabah bir basın toplantısıyla duyurulan gizli raporda yer alan MİT açıklamalarına göre “Bademcik” kod adlı onbaşı R.G.’nin altı yıl sonra Genelkurmay Başkanı olması sağlanarak ABD devleti ele geçirilecek ve ülkenin adı da USF (United States of Fethullah) olarak değiştirilecekti. MİT’in ele geçirdiği çok katmanlı plana göre 2023 yılında ABD, onu izleyen on sekiz ay içerisinde de bütün dünya ele geçirilecekti. Hain Plana Göre ABD Başkanı Kandırılacaktı MİT’in ele geçirdiği hain plana göre, ABD Başkanı ve bütün senato yetkilileri kandırılarak ABD’nin bütçesinden milyarlarca dolar FETÖ’ye akıtılacaktı. Obama’nın nasıl kandırılacağı ile ilgili detaylara yer verilmeyen raporda, Onbaşı R.G.’nin önderliğindeki ABD ordusunun, silahlı bir kalkışma yani askeri bir darbeyle ABD’de yönetime el koyacağı belirtildi. Plana göre FETÖ, hangi koltuğa kimin atanacağını daha önceden kandırmış olduğu başkan ve senato üyelerine yazılı olarak iletecek, ABD’nin bütün yetkilileri de kandırılmış olduklarından istenen atamaları yaparak, devletin bütün kademelerine FETÖ’cüleri getireceklerdi. Sinsi plana göre ABD Başkanıyla birlikte Genelkurmay Başkanı ve tüm diğer komutanların da kandırılarak silahların FETÖ’cülerin eline geçmesi sağlanacaktı. Başkanından Başkan Yardımcısına, Temsilciler Meclisinden Senatosuna, valisinden savcısına kadar tüm devlet yetkililerinin sözde Hocaefendi’ye methiyeler düzüp, yalakalık yapmasının da sağlanacağı belirtilen gizli planda basın organlarının da yalakalık konusunda yarış halinde olmalarına gayret gösterileceği belirtildi. Dünyayı Ele Geçirdikten Sonraki Hedefleri Mars’tı Hain FETÖ’nün planlarını açıklayan MİT yetkilisi “Bizim ortaya çıkarttığımız plana göre on dört, on beş kişilik bir çekirdek ekipleri var bunların. Hepsi de çok pis, çok kötü insanlar, suratlarında meymenet yok şerefsizlerin. Biz üç kere üst üste şifrelenmiş, kriptolu mesajlarını ele geçirip çözdük bunların. Hain darbe planına göre iki kişi CNN’i basıp bildiri okurken, üç kişilik bir ekip Pentagon’u ele geçirecek, İmam Hatip kökenli iki kişi de NASA’yı basarak oradaki füzelerle Mars’a gideceklerdi. Kalan sekiz FETÖ’cü ise köprü ve meydanlarda konuşlanarak direnmek isteyen halkı yıldıracaktı. Görüyorsunuz, oya gibi işlenmiş bir plan. Arkadaşlar MİT olarak bunu açıklamaktan üzüntü duyuyoruz, nihayetinde bizim de müttefikimiz olan bir ülke, ancak eğer bu planı biz deşifre etmeseydik, FETÖ’cüler 2023 yılının ılık bir sonbahar sabahında harekete geçip, toplam on bir saat içinde de ABD’nin işini bitireceklerdi” dedi. Teröre Karşı Bütün Dünyayı Cumhurbaşkanımızın Etrafında Kenetlenmeye Çağırıyorum Darbe planlarının cumhurbaşkanının iradesi sayesinde ortaya çıktığını açıklayan MİT yetkilisi “Zaten biliyorsunuz Türkiye’deki darbeyi de sayın cumhurbaşkanımızın bizzat bizi arayarak TV’yi açmamızı söylemesi üzerine haber aldık, yoksa TRT’den bile öğreneceğimiz yoktu. Şimdi buradan tüm dünyaya çağrıda bulunuyorum, bakın bir dünya lideri göz göre göre kandırıldı, bari bir başkası kandırılmasın. Yeter artık. Başka ocaklar sönmesin, başka analar ağlamasın. Bu FETÖ’cü alçaklara karşı bütün dünyayı sayın cumhurbaşkanımızın etrafında birleşmeye çağırıyoruz” dedi.

Hoghamoshi Kabilesinden Türkiye’ye Sert Çıkış

8 Aralık 2015Kaparoz0

Brezilya’nın Mato Grosso eyaletindeki balta girmemiş ormanlarda yaşayan Hoghamoshi kabilesinin sözcüsü dün yaptığı bir açıklamayla Türk hükümetini çok sert bir şekilde uyardı. Kaparoz muhabirinin ulaştığı Hoghamoshi kabilesinin sözcüsü Ohika “Türk hükümeti aklına başına alsın yoksa olacaklardan biz sorumlu değiliz. Buralarda bir söz vardır: Ok yaydan çıkınca tutması güç olur” diyerek başladığı açıklamasının ardından son derece samimi itiraflarda bulundu. Aslında bu işlerle pek ilgileri olmadığını söyleyen Ohika “Kurumsal bir kabile olmak için dışarıdan danışmanlık hizmeti almaya başladık. Danışmanımız da bize ‘rakiplerinize bakın, büyük devletleri örnek alın, onlar ne yapıyorsa siz de benzerini yapın’ şeklinde bir öneride bulundu. İki hafta süreyle dünya haberlerini izledik, ajansları dinledik, baktık önüne gelen Türkiye’ye atar yapıyor, biz de geri kalmamak için bir açıklama yaptık. İşin doğrusu ‘Türkiye nerede?’ diye sorsanız Yüce Hogha çarpsın ki haritadaki yerini bile bilmiyorum. Zaten hiç harita görmedim, ben” dedi. Muhabirimizin küre şeklindeki dünya haritasında Türkiye’nin yerini göstermesi üzerine tüm Türkiye halkına selam gönderen Ohika “Bu daha başlangıç, çok daha sert açıklamalarımız olacak. Türkiye bizim için bir çıkış noktası, bir nevi tramplen. Yarın da BBC ile bir röportajımız olacak, oradan gene sallayacağız Türk hükümetine. Rüzgar arkamızda, iyi bir trend yakaladık, bu çıkışın peşini bırakmak istemiyoruz. Danışmanımız da son derece memnun” dedi. Muhabirimize haritanın niye top şeklinde olduğunu sorup dünyanın yuvarlak olduğu bilgisini de alan Ohika “Şu an çok şaşkınım, ben dünyayı düz sanıyordum. Bu yuvarlak dünyada Türkiye’ye üç gün süre veriyoruz. Bu süre sonunda tavrımız farklı olacak” dedi. Muhabirimizin üç gün içinde istediğiniz alamazsanız nelere olacak şeklindeki ısrarlı sorusuna “Elimizde bazı belgeler var, onları açıklarız ya da savaş dansı yaparız belki ama büyük ihtimal açıklama yapmaya devam ederiz, şimdilik en güzeli bu” şeklinde yanıt veren Ohika eliyle hoşça kalın işareti yaparak röportajı sonlandırdı.

Katar’daki Müteahhitlerimize Büyük Komplo!

3 Aralık 2015Atacapon0

“Katar, sel baskınlarında zarar gören büyük inşaatların yabancı müteahhitlerinin ve şirket sorumlularının soruşturma bitene kadar ülkeyi terk etmesini yasakladı. El Arabiya’nın haberine göre, başta yeni Doha Uluslararası Havalimanı olmak üzere, Doha metrosu, yol, bina, spor tesisi gibi inşaatları gerçekleştirilen ve aralarında çok sayıda Türk şirketinin de bulunduğu yabancı müteahhitler hakkında soruşturma başlatıldı. Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamed Al Sani, aralarında Türklerin de bulunduğu yabancı müteahhitleri makamına çağırarak azarlar tonda uyardı.” Haberle ilgili yorumlarını almak istediğimiz Türk müteahhitlerden Heyelan İnşaat’ın CEO’su Nuh Tufanoğlu, Katar Emiri ile yaptıkları toplantıyı muhabirimize anlattı. Sol yanağındaki derin kızarıklığı gizlemeye çalışan Tufanoğlu, “Sayın Katar Emiri, şimdiye kadar bırakın sel felaketini, yağmur yağdığını bile görmediği için olayı biraz abarttı bizce… Sel sularıyla dolan alt geçidimizin hesabını sorduğunda, kendisine olayı izah etmeye çalıştım; ama ağzımdan “fıtrat” kelimesi çıkar çıkmaz… yani, koskoca Emire böyle sinkaflı küfürleri yakıştıramadım doğrusu; hem hepimiz din kardeşiyiz, kadere, hayır ve şerrin yüce rabbimizden geldiğine iman etmişiz…Ankara Büyükşehir Belediyemizin Su Altı Kurtarma Dalgıç Ekibi’ni Doha’ya getirtmeyi teklif ettim, “Oha” dedi; En yakın deniz kıyısından birkaç yüz km. uzaktaki Ankara Belediyesi’nde dalgıç kadrosu olması Emir’i çok güldürdü… Böylece salondaki gergin hava yumuşadı, ben de ileride meydana gelebilecek beklenmedik felaketlere karşı Doha Belediyesine üç kar küreme, iki de tuzlama aracı bağışlama sözü verince sorunu tatlıya bağladık” şeklinde konuştu. Tufanoğlu, yaptığı açıklamada dört kıtada, yedi iklimde taahhüt projeleri aldıklarını, ama böylesi bir felaketle karşılaşmadıklarını anlattı. “Hani derler ya, bahtsız müteahhidi Katar Çölü’nde kutup ayısı… tövbe tövbe… Ey hikmetinden sual olunmaz yüce rabbim, hani Glasgow’da, Göteborg’da iş yapıyor olsak anlayacağım; ama Katar yahu, Katar diyorum… Zaten istatistiklere göre yüz seksen yılda bir yağmur yağıyor, o da ahmak ıslatan cinsinden. Hatta işleri devralacak oğlum Tayfun’a da demiştim; buraya bir daha yağmur yağana kadar bizim torunumuzun torunu şirketin başında olur, o zaman düşünsünler… Aslında Tayfun beni uyarmıştı, “babacığım, şu alt geçide 3-4 metrede bir yağmur mazgalı koyalım” demişti, ama o zaman dinlemedim onu… Dökme demirden bir mazgal kapağı kaç para biliyor musunuz, Türkiye’de insanlar yollardan mazgal çalıp hurdacıya satarak ev geçindiriyor…” Tufanoğlu, son olarak çevresel duyarlılığın önemine değinerek büyük inşaat şirketlerine sitem etti: “Şimdi, sektörümüzün büyük şirketleri doğaya, çevreye karşı çok duyarsız. Ekolojik dengeyi bozarak gerçekleştirdikleri büyük toplu konut, baraj, yol projeleri, sulak alanları kurutmalar falan derken iklimleri de alt üst ettiler; yoksa Katar’da sel mi olur Allah aşkına? Hani Bill Gates’in kapitalizmi eleştirdiği günümüzde ben de böyle bir tespit yapayım istedim….” Ancak, Tufanoğlu’nun bu yüzeysel değerlendirmeleri Ankara’da fazla rağbet görmedi. Ortadoğu politikası, tarih, enerji ve stratejik derinlik konularında uzman analist Tuuçe Gazoz, sel felaketinin basitçe geçiştirilecek bir olay olmadığının altını çizdi. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Gazoz, “Şimdi bakın, zamanlama çok manidar değil mi? Katar’a ne zaman şiddetli yağmur yağıyor? Türkiye, Rus uçağını düşürdükten hemen sonra! Rusya, Türkiye’nin en büyük doğal gaz tedarikçisi ve ülkemiz alternatif kaynaklardan gaz bulmak zorunda. Peki, Rusya’nın ardından dünyanın en büyük gaz rezervleri kimin elinde? Katar’ın! Tam devlet yetkililerimiz, Katar Emiri’ne, Türkiye’ye gaz satması için gaz vermeye gidecekken Doha’ya yağan şiddetli yağmur… Bir gün önce Katar semalarında uçarak yağmur bombası atan İsrail uçaklarına ait belgeler de elimizde. Kimse kimseyi kandırmasın, sabrımızı test etmeye kalkmasın! Olayın arkasındaki üst aklı, yahudi lobisini, mason locasını, finans baronlarını, sermaye konteslerini ve çarşı grubunu biliyoruz” dedi… Sorunun çözümü için Ankara Belediyesi’nin dalgıç ekibi Doha’daki kurtarma çalışmalarına katılmak üzere yola çıkarken, Tuuçe Gazoz da Katar Emiri’ne jest olarak din değiştirmeye ve üç gün önce katıldığı Rus Ortodoks kilisesinden ayrılarak tekrar İslama dönmeye karar verdi.

Türkiye’den Rusya’ya Çok Sert Ültimatom

26 Kasım 2015Kaparoz0

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya tarafından gelen açıklamalar sonrasında, Rusya’ya çok sert bir dille kaleme alınmış bir ültimatom verdi. Uluslararası çevrelerce ‘Türkiye kararlılığını gösterdi’ biçiminde yorumlanan açıklamalar aşağıdaki gibi: “23 Kasım tarihinde bir adet askeri uçağın sınırlarımızı ihlal etmesi nedeniyle ilgili pilot uyarılmış, ancak uyarıya karşın rotasını değiştirmemesi nedeniyle uçağın havada durma kabiliyeti yok edilerek güvenli biçimde yere indirilmesi sağlanmıştır. Hiçbir şekilde uçağın düşürülmesi söz konusu değildir. Aşağı indirilmesi sağlanan uçağın Rus Hava Kuvvetlerine ait olduğu ertesi günkü haberlerden öğrenilmiş ve bu durum tarafımızda büyük bir üzüntü yaratmıştır. Hükümetimiz tarafından indirilen uçağın tekrar havaya kaldırılması talimatı verilmiş ancak teknik sebeplerden dolayı uçağın havalanması mümkün olmamıştır. Rusya’nın ve tüm dünyanın bilmesi gerekir ki hükümetimizin bu konulardaki tavrı çok açıktır: Biz kalktığımız yere oturmasını da dün çıkarttığımızı bugün yutmasını da biliriz. Rus halkı bilmelidir ki bu olayın Rus tarafında bir düşmanlık yaratmasına kesinlikle izin verilmeyecektir. Biz küskünlüğe sabır gösterecek bir ülke değiliz, bu konuda kimse sabrımızı test etmeye kalkmasın. Biz gerektiğinde özür dilemesini de bilen kahraman bir milletin asil evlatlarıyız. Rusya ayağını denk alıp bu dargınlığa bir son verene kadar tavrımızda zerre değişiklik olmayacaktır. Bu konudaki kararlılığımızı kimse test etmeye kalkmasın. Bu Rusya’ya son uyarımızdır: Biz ettik siz etmeyin!”

Uganda EGO’ya, Tanzanya Soma Kömür İşletmesine talip oldu

2 Ekim 2015Kaparoz0

Türkiye’nin, Suudi Arabistan’a karşılıksız olarak Hac organizasyonunu üstlenme teklifi, Uganda ve Tanzanya’yı umutlandırdı. Uganda Ulaştırma Bakanı Akia Koto, Türkiye’nin Hac Organizayonu için Suudi Arabistan’a öneri götürmesinden cesaret alarak kendilerinin de Ankara’daki otobüs işlerine talip olduklarını açıkladı. Koto “Ankara’daki ulaşım sistemini detaylı olarak inceledik. Araçlarınız modern görünüyor ancak sonuçlar ortada. Uganda’da bir sözümüz vardır, ‘senin yapacağın işin ta merkezine sıçayım’ deriz. Uganda’daki ulaşım sisteminde asıl olan, yoldaki kişileri canlı olarak varacağı yere ulaştırmaktır, iki insanı taşıyacağız diye onlarca kişiyi öldürüyorsanız, bu kabul edilemez. Uganda’da çek çek tabir ettiğimiz araçlarla, Ankara’ya oranla çok daha kaliteli ve daha güvenli bir ulaşım hizmeti veriyoruz. Ankara halkına hem kaliteyi hem de güvenli ulaşımı gösterecek bilgi ve birikime sahibiz.” dedi. Koto’nun açıklamalarının ardından Tanzanya Madencilik Bakanı Akida Asad da Soma Madenlerini işletmeye talip olduklarını açıkladı. Asad’ın Soma’yı incelemeye gerek görmediklerini ve “en kötüsünü yapsak gene bu kadar insanı madende öldürmeyi başaramayız” dediğini bildiren ajanslar Asad’ın “Tanzanya’da maden teknolojisi çok ileri değil ancak Türkiye’den farklı olarak bizim ülkemizde insanlar kömürden daha değerli.” dediğini ve böylece Türkiye’de uygulamayı düşündükleri stratejinin de ilk işaretlerini verdiğini belirttiler.