Türkçe Seferberliği Başladı: Binali Yıldırım’ın Talimatıyla ‘Ğ’ Harfi Alfabeden Çıkartılıyor

17 Ağustos 2017Kaparoz0

Dün yaptığı basın toplantısında yeni bir Türkçe seferberliği başlatılacağının ipuçlarını veren Başbakan Binali Yıldırım’ın eylem planı bugün belli oldu. Başbakan Yıldırım’ın ilk hamle olarak “başımın tatlı belası” dediği, ‘Ğ’ harfinin alfabeden çıkartılması talimatını verdiği öğrenildi. İlkokuldan beri ‘Yumuşak G’ harfinin nerede kullanılacağını öğrenemediği belirtilen Yıldırım’ın bu uygulama sonrasında rahat bir nefes alacağı ve muhalefete karşı elinin güçleneceği konuşuluyor. “Türk Erkeğine Yakışmayan Bir Harfti” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TDK sözcüsü “Biliyorsunuz Sayın Başbakanımız ‘Ğ’ harfine ısınamadığını defaatle beyan etmişti. Biz dün seferberlik sözü geçince ‘bu harfimiz gidici’ diye aramızda konuştuk. Gerçekten de bugün elimize ulaşan talimatla ‘Ğ’ harfimizin alfabeden çıkartılacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Aslına bakarsanız Türk erkeğine de yakışmayan bir harfti bu. Sayın Başbakanımızın ‘Ğ’ harfini kullanamaması da kendisinin eksikliğinden değil, harfteki yumuşaklıktan kaynaklanıyor. Tabii alfabe ilk yapılırken bu işler düşünülüp, nispeten çürük ve yumuşak harfler ayıklansaymış daha iyi olurmuş ancak ne yazık ki o dönemde bazı çerik çürük harfler de karışmış alfabemize.” dedi. “Maksimum On İki Harfle Bu Alfabe Yürür Gider” Açıklamalarını sürdüren TDK Sözcüsü “Mesela ben de ‘J’ harfine karşıyım. Türkçeye on bilemedin on iki harf yeter. Bakın çok samimi olarak söylüyorum ş’yi, ç’yi ıvırı zıvırı atın, bu alfabe yürür gider. Türkü de Türkçeyi de kimse tutamaz o zaman. Okullarımızın durumu ortada, yirmi dokuz harfin hepsini öğreneceğiz diye çocuklarımızın canı çıkıyor. Belki de hayatları boyunca hiç kullanmayacakları harflerle harcıyorlar zamanlarını. Oysa alfabede on tane harf olsa bir, bilemedin iki ayda sökecekler okumayı yazmayı. Eğer bu harflerle ifade edilemeyen bir durum olursa, o zaman da kaşla gözle anlatırlar dertlerini. Biz TDK’daki arkadaşlarla büyük ölçüde böyle anlaşıyoruz. Hiç de sorun olmuyor.” dedi. “Nevzuhur Sözcüğüne TDK’nın Sözlüğünden Baktık Bulamadık” Kaparoz muhabirinin “Başbakan Binali Yıldırım’ın Türkçe ile ilgili diğer açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu da yanıtlayan sözcü “Ben Binali Yıldırım’ın Türkçe seferberliği konusundaki açıklamalarını televizyondan üç defa dinledim. Açık söylemek istiyorum ki pek bir şey anlamadım. Başbakanımız öyle hoş bir kişi ki insan, konuşurken yüzünü seyretmekten söylediği sözleri dinlemeyi unutuyor. Ancak açıklamayı radyodan dinleyen arkadaşlarımız da anlamamışlar ne dediğini. ‘Nevzuhur’ falan demiş ama TDK’nın Büyük Türkçe Sözlüğüne baktık öyle bir sözcük yok. Türkçeyi yabancı sözcüklerden koruyalım diyor ama kullandığı sözcüklerin yarısı da Arapça ile Farsça. Ben Sayın Başbakanımızın ne dediğine çok da takılmamak gerektiğini düşünüyorum, bir kere çok sevimli bir insan Binali Bey. Hiç konuşmasa bile güler yüzü yeter.” dedi.

Binali Yıldırım’a Okuma Yazma Kurdelesi Takan Öğretmen Erzincan’da Gözaltına Alındı

11 Haziran 2017Kaparoz0

Başbakan Binali Yıldırım’ın basına yansıyan yazı yazma görüntülerini izleyen Erzincan polisi başbakanın kurdele töreni fotoğraflarından yola çıkarak geniş kapsamlı bir operasyon başlattı. En başta birkaç öğretmen ile sınırlı olduğu düşünülen yapılanmanın büyük bir organizasyon olduğunun belirlenmesi üzerine Ankara ve İstanbul polisiyle birlikte düzenlenen zincirleme operasyonlar sonunda iki bin yedi yüz elli kişilik sahte eğitim çetesine ulaşıldı. Başbakanın Kurdele Fotoğrafını İnceleyen Polisler Kısa Sürede Çeteye Ulaştı Başbakan Binali Yıldırım’ın ilkokuldaki okuma yazma töreninde çekilen kurdele takma fotoğrafından yola çıkan Erzincan polisi kısa süren bir takip sonunda sahte eğitim çetesini ortaya çıkardı. Polis yetkilisinin bildirdiğine göre okullarda henüz okuma yazma öğrenemeyen öğrencileri gözlerine kestiren çete üyeleri, çeşitli okullara sahte diplomalı öğretmenler yerleştirerek bu öğrencilerin ‘Pekiyi’ notu ile mezun olmalarını sağladı. Çetenin ağına düşen çocuklar ise hiçbir şeyden habersiz, okuma yazma öğrenemeden kurdele takılarak okullardan mezun oldu. Başbakanın Yazım Hataları Erzincan Polisinin Dikkatinden Kaçmadı 9 Haziran Cuma günü Ankara’da Cebeci Ortaokulunda düzenlenen karne törenine katılan Başbakan Binali Yıldırım’ın alfabedeki harfleri karıştırarak cümleyi doğru yazamamasından şüphelenen Erzincan polisi, aynı gün küçük bir ekip kurarak konuyu incelemeye başladı. Başbakanın Refahiye’deki ilkokuluna giden ekipler, Başbakan Yıldırım’ın okuma yazma öğrendiği gün, kendisine kırmızı kurdele takan şahısla birlikte çekilmiş fotoğrafına ulaştılar. Fotoğrafı inceleyen polis memurları ilk olarak Yıldırım’ın öğretmenini gözaltına aldı. Öğretmenin verdiği bilgiler üzerine okul müdürü ve milli eğitim yetkililerinin de soruşturmaya dahil edilmesine karar verildi. Genişleyen soruşturma sonucunda Erzincan polisinin talebiyle Ankara ve İstanbul polisiyle birlikte onlarca adrese baskın düzenlendi. Üç günlük operasyon sonunda okullarda okuma yazma bilmeyen öğrencilere kırmızı kurdele takarak mezun olmalarını sağlayan sahte eğitim çetesi, evlerindeki yedi yüz elli metrelik kurdele ve çok sayıda mühimmatla birlikte yakalanarak mahkemeye sevk edildi. Çetenin Ağına Düşen Yirmi Milyon Kişi Doğru Düzgün Yazı Yazamadığı Gibi Okuduğunu da Anlamıyor Çete üyelerini çapraz sorguya alan polis memurları tahmin ettiklerinden çok daha kötü bir tabloyla karşı karşıya kaldı. Kaparoz’a açıklamalarda buluna polis yetkilisi, çetenin ağına düşen yirmi milyona yakın yetişkinin doğru düzgün yazı yazamadığı gibi okuduğunu da anlamadığı belirterek “Ne yazık ki konu Sayın Başbakan ile sınırlı değil. Bu çete Milli Eğitim’e çöreklenmiş. Şu anki tespitlerimize göre yirmi milyon vatandaşımız yarım yamalak diyebileceğimiz bir ölçüde okuyup yazabiliyor. Yazım kurallarına baktığımızdaysa durum çok daha vahim bir hal alıyor. Aslında çete üyeleri de kasıtlı değil, kendileri de o kadar okuma yazma biliyor, ancak nasıl olup da öğretmen olarak bu okullara atanabilmişler bunu anlamak mümkün değil” dedi.

KPSS’de Devrim: Eskiden Cemaate Verilen Sorular Artık Kamuoyu İle Paylaşılacak

22 Şubat 2017Atacapon1

Son yıllarda merkezi sınavlarda soruların çalınması ile gündemden düşmeyen ÖSYM’nin Genel Müdürü Hamdullah Çaldıran, 2017 Kamu Personeli Seçme Sınavı ile ilgili öngörülen değişiklikleri kamuoyu ile paylaştı. Çaldıran, yaptığı açıklamada kurumun şeffaflığa ve eşitliğe verdiği önemin altını çizerek “bundan sonra sınav sorularını doğrudan kamuoyuna açıklayacağız, böylece tüm adaylar eşit şartlarda sınava girecek. Zaten yazılı sınavdan kaç puan aldıkları mühim değil, kurumlar yaptıkları sözlü mülakatlarda en doğru yandaşları, pardon vatandaşları hakkaniyetle seçebiliyor. Kamu ile paylaştığımız sorular, sınava girecek adaylarımızı mülakata da hazırlıyor ve ne gibi suallerle karşılaşabileceklerini gösteriyor” dedi. Basın toplantısının ardından kamuoyu ile paylaşılan örnek sorular: 1-) Kattan ve kottan kazanarak İstanbul’u talan eden bir mütayitimizin eşlerinin ve metreslerinin yaşlarının toplamı, kendi yaşının yarısından bir eksiktir. Beş ihale sonra, metreslerinin sayısı mütayitin yaşından iki fazla olacaktır. Bu mütayitimizin adı nedir?     a) Mehmet Duvardöşer     b) Ali Ağabeyoğlu     c) Bedri Beton     d) Cengiz Koyaroğlu 2-) Ekonomide dünya devi olmamız için kurulan Varlık Fonu’nun havuzu iki musluktan dolmaktadır. Devlet bankalarını havuza dolduran musluk 3 banka/gün, kamu şirketlerini dolduran musluk ise 4 şirket/gün hızına sahiptir. Bir diğer musluk da 2 şirket/gün hızıyla kuruluşları Katar’lı fonlara devretmektedir. Muslukların üçü de açıldığında Merkez Bankası faizleri kaç olur?     a) % 2     b) % rabia     c) Yüzde yüz     d) Faiz haramdır! 3-) G şehrinden kalkan bir hızlı tren, Ğ şehrine 30 km/s hızıyla ilerlemektedir. Ğ şehrinden G şehrine hareket edecek hızlı tren ise, kızıyla birlikte yolculuk etmek isteyen babaya, yan yana kadın ve erkek oturamaz diye bilet satılmadığı için geriye doğru gitmektedir. Bu durumda, trenlerin çarpışmaması için baba ile kızı nasıl yolculuk etmelidir?     a) Or-Gi havaalanından uçakla     b) İzmit Köprüsü’ne servet ödeyerek     c) Ama duble yol yaptılar!     d) Avrasya tünelinden bisikletle 4-) Bir ülke, bütçesinin dört bölü yedisini Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayırıyor. Kalan bütçenin milyonda biri ise bilimsel araştırmalara tahsis ediliyor. Bu paranın da beş bölü üçü yerli ve milli otomobil için harcandığına göre, Diyanet İşleri Başkanı hangi otomobile biniyor?     a) Doğan görünümlü şahin     b) Guugıl sürücüsüz araç     c) Kafir alamanların zırhlı mersedes es altıyüzü     d) Vatikan bizi kıskanıyor! 5-) Ortadoğu’da yedi komşusu bulunan orta büyüklükte bir ülke, üç yılda “komşularla sıfır sorun” noktasından “sorunsuz sıfır komşu” noktasına ilerlerken, grafiğin x=suriye noktasındaki eğimi 2,7 olarak ölçülmüştür. Bu verilere göre, dış mihraklar ülke üzerinde hangi oyunu oynamaktadır?     a) Yağ satarım bal satarım     b) Kıskanırım seni ben, kıskanırım kendimden     c) Dünya beşten büyüktür     d) Kızma birader!

İHL Fen Dersi Hocası Suyun İndirme Kuvvetini İspatlamak İsterken Boğuldu

21 Şubat 2017Kaparoz2

Van Ortabağ İmam Hatip Lisesinde Fen Bilimi öğretmeni olan Hakkı Daldalan batılı bilim adamlarının yanlışını kanıtlamak isterken canından oluyordu. “Arşimet’in Peşine Takılan Batılı Bilim Adamları Gerçekleri Gizliyor” Acı olay Hakkı Daldalan’ın öğrencilerine suyun kaldırma kuvvetinin yanında indirme kuvvetinin de bulunduğunu ancak Yunanlı Arşimet’in peşine takılan batılı bilim adamlarının iki bin yıldır suyun indirme kuvvetinden haberdar olmadığını söylemesiyle başladı. Pazartesi günü öğlen saatlerindeki derste öğrencilerini ikna edemediğini fark eden Hakkı Hoca öğrencilerden okul çıkışı Van Gölü kıyısına gelmelerini istedi. Ders çıkışı toplanan öğrencilerinin önünde göle giren öğretmen bir süre sonra çırpınmaya başladı. Deneyin sonunda öğretmenlerinin öleceğini görmeleri üzerine göle atlayan öğrenciler yarı baygın haldeki öğretmenlerini kurtararak hastaneye kaldırdılar. “Hocamız Yüzmeyi Öğrenemediği İçin Psikolojik Sorun Yaşıyordu” Öğretmenin kurtarılmasını sağlayan öğrencilerden birisi “Hakkı Hoca on iki yıldır yüzmeye çalışıyordu ancak bir türlü öğrenemiyordu. Geçen yıl yüzmek haram diye bir söylenti çıkarttı ama kimse kulak asmadı. Bu yıl da suya batması bir doğa yasasıymış, doğru olan buymuş gibi sözler etmeye başlamıştı. Sürekli olarak Arşimet’e kızıyordu. Israrla suyun kaldırma kuvveti diye bir şey olmadığını, çünkü kendisinin suyun dibine battığını söylüyordu. Biz kendisine simitle yüzmesini önerdik ancak bunu da onuruna yediremedi. Kış dönemi keyfi yerindeydi ancak havaya ilk cemre düşünce morali bozuldu. Bizim burada gelenektir suya cemre düşünce biz göle gireriz. Sanırım Hakkı Hoca sezonun yaklaşması nedeniyle paniğe kapılarak böyle bir şeye girişti” dedi. “Suyun Kaldırma Kuvvetinin Olmadığını Artık Kesin Olarak Biliyorum” Kaparoz’un ulaştığı Hakkı Daldalan ise “Suyun bir insanı veya bir nesneyi kaldırmak gibi bir kuvveti olmadığını artık kesinlikle biliyorum ancak bundan sonra ben yokum, isteyen Arşimet’e, isteyen de göldeki suya inansın. Benim Hakkı Daldalan olarak yapacağım bu kadar” dedi. Öğrencilerine teşekkür etmeyi ihmal etmeyen Daldalan bir sonraki hedefinin ise termodinamik yasaları olduğunu söyleyerek “Tabii önce termodinamiğin ne olduğunu öğrenmek lazım, sonra da Allah izin verirse bu yasaların geçersiz olduğunu ispatlayacağım” dedi.

Milli Eğitim’den Yeni Ders: Erdoğan İlke ve İnkılapları

10 Aralık 2016Kaparoz0

Milli Eğitim Bakanlığı 2017-2018 öğrenim yılında okutulmak üzere Erdoğanizm adı altında Erdoğan’ın İlke ve İnkılaplarının öğretileceği yeni bir ders için çalışmalara başlandığını duyurdu. Öğrencilere Erdoğanizm ve ideolojisi hakkında çeşitli bilgilerin anlatılacağı ders haftada iki saat, ayda dokuz hafta olarak verilecek. Erdoğanizm dersinde başarılı olan öğrenciler, diğer derslerinden kalmış olsalar dahi sınıflarını geçebilecekler. Kaparoz muhabirinin edindiği bilgiye göre toplamda beş ilke ve üç inkılabın işleneceği derste yer alacak ilkeler şunlar: Yurtta Bağrış, Dünyada Bağrış: Bu ilke sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya haykırmak için düşünülmüş olan ve Erdoğanizmin hem yerel hem de evrensel yönlerini ortaya çıkaran çok önemli bir ilke. Erdoğanizme gönül verenlerin, dünyanın neresinde olursa olsunlar bağıra çağıra, bildiklerini okumalarını öğütleyen bu ilke ne yazık ki ses kısılması ve gırtlak düğümlenmesine neden olabiliyor ancak zencefille birlikte uygulandığında herhangi bir yan etkisi kalmıyor. Anketçilik: Anketçilik ilkesi Erdoğanizm ideolojisinin temel taşlarından birisi. Anketlerle halkın nabzı tutularak bir ömür boyunca iktidarda kalmanın yollarını belirleyen bu ilke yurdun çeşitli yöresindeki vatandaşlar tarafından da benimsenmiş durumda. Hafriyatçılık: Önceki dönemlerde belediyecilik olarak da bilinen bu ilke, taşı toprağı kazıp parayı betona dökmenin şifrelerini içeriyor. Sarı hafriyat kamyonları ve yandaş müteahhitler tarafından hayata geçirilen bu ilkeyle ülkedeki ormanların ve derelerin canına okunabiliyor. Ben Bilirimcilik: Erdoğanizmin en önemli ilkesi olan Ben Bilirimcilik, aşırı özgüven ve iktidar hırsının bir araya gelmesiyle oluşan çok önemli bir sentez. Bu ilkeyi bir yaşam felsefesi haline getirmek için olabildiğince az dinleyip sürekli kendi görüşlerini anlatmak, başkalarına kulak asmayarak kendi bildiğinden ne olursa olsun vazgeçmemek gerekiyor. Kulak tıkacı uygulamasıyla daha iyi sonuç alınabilen Ben Bilirimcilik ilkesinin daha verimli olabilmesi için vatandaşın olabildiğince az konuşması gerekiyor. Karadenizcilik: Bu ilke ile Karadeniz dolaylarındaki hemşehrilerine bir jest yapan Erdoğanizm felsefesi, bu bölgenin dışındaki vatandaşlarına ise ne yazık ki ‘pas’ demek durumunda kalıyor. Rize’de doğmanın büyük bir başarı olarak kabul edilmesinin gerektiğine inanan kişiler tarafından oluşturulan bu ilke, özellikle Karadenizli vatandaşlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Karadenizcilik ilkesi inşaat sektörünün de can damarı.

Milli Eğitim Bakanlığı Açıkladı: F Harfi Alfabeden Çıkartılıyor

10 Ekim 2016Kaparoz30

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamasıyla, terörle mücadele kapsamında 2016-2017 öğretim yılının ikinci yarısından geçerli olmak üzere ‘F’ harfinin alfabeden çıkartılacağı bildirildi. Tüm Kitaplarda Temizlik Yapılacak Konu hakkında açıklamalarda bulunan Müsteşar Yardımcısı Fatmagül Özel “Şu an kitap taramalarımız devam ediyor, tahmin ediyorum bir iki ay içinde sonuçlanmış olur. Yürüttüğümüz çalışmalarda çok büyük bir problem yaşamayacağımızı gördük, zaten bu harfimiz pek çok kitapta yer almıyormuş. Eğer varsa da sorun değil, zaten iki ay sonra bu harfi tüm kitaplarımızdan temizlemiş olacağız. İkinci yarıyıldan itibaren yabancı dil ‘Fransızca’ dersini seçmeli yapıyoruz, bu dersi seçenleri de tutuklayıp hapse koymak gibi bir düşüncemiz var. Şu an yaşadığımız en büyük sıkıntıysa Fizik dersiyle ilgili. Adını uzmanlarımızın önerilerine göre Büzük ya da Kazık olarak değiştireceğiz. Felsefe dersini ise toptan kaldırıyoruz” dedi. Alfabe 28 Harfe Düşecek Çalışmanın tamamlanmasının ardından alfabenin 29 harften 28’e düşeceğini belirten Fatmagül Özel “F harfinin kaldırılmasına ilişkin KHK’nın yayınlanmasının ardından adında “F” olanlar artık bu harfi kullanamayacak, mesela benim adım da Atmagül olarak değişecek. Aradaki f’ler ise çok vurgulanmadan, yani f’ler mümkün olduğunca yutularak söylenecek. İnşallah üç beş yıl içinde bu harfi tüm eğitim camiamıza unutturmuş olacağız. Herhangi bir gerekçeyle bu harfi kullanmaya devam eden öğrencilerimiz olursa, bu arkadaşlar da artık cezasına katlanacaklar. Gerekirse alakaya yatırıp, ena halde döveceğiz” dedi. 17-25 Aralıktan Sonra F Klavye Kullanan Öğretmenler Meslekten İhraç Edilecek 17-25 Aralık sürecinde paralel yapının devletle ilgili darbe planlarının iyice açığa çıktığını söyleyen Fatmagül Özel “Bu tarihe kadar F klavye kullananları bir şekilde affedeceğiz ancak bu tarihten sonra, yani neredeyse ısrarcı bir tavırla F klavye kullanmaya devam eden öğretmenler hakkında işlem yapılacak. Bu türden terörist yaklaşımlara kesinlikle müsamaha gösterilmeyecek. Elinde F klavyeli bilgisayar olan öğretmenlerimize de çağrıda bulunuyorum, hemen bilgisayarlarını bize teslim etsinler. Bu bilgisayarlar kırılacak ve yerine yenisi verilmeyecek. Bu arkadaşlarla güven ilişkimiz yeniden kurulana kadar okuldaki temizlik ve sulama faaliyetlerinde bize yardımcı olacaklar“ dedi. Öğrenciler Uygulamayı Olumlu Karşıladı Yapılan çalışmalarda öğrencilerin yeni uygulamayı son derece olumlu karşıladıklarını söyleyen Özel “Hatta pek çok öğrencimiz harflerde f’den sonrası, rakamlarda da 10’dan sonrası komple kalksın diye bizden talepte bulundular. Talepte bulunan öğrencilerimizi yakından incelediğimizde zaten çoğunun bunlara ihtiyacı olmadığını tespit ettik, el işaretleriyle dertlerini gayet güzel anlatabiliyorlar. Dolayısıyla ilerleyen öğretim yıllarında bu uygulamaların devamı da gelebilir. Mesela ben küçüklüğümden beri ‘p’ harfine ısınamadım. Yani neden olmasın ki?” dedi.

Okullarda Milli Mitoloji Dersi: Aşk Tanrıçası Ensarius, Tanrıların Babası Reus

23 Haziran 2016Kaparoz0

Milli Eğitim Bakanlığı okullarda okutulan derslerde yer alan mitolojik unsurların millileştirilmesiyle ilgili çalışmaların tamamlandığını bildirdi. Yapılan açıklamaya göre 2016-2017 eğitim döneminde ilgili dersler milli mitoloji anlayışı ile öğrencilere verilecek. Tanrıların Babası, Zeus Yerine Reus Olacak Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan bakanlık sözcüsü “Yunan mitolojisinin bizim öğrencilerimize vereceği fazla bir şey olmadığını düşünüyoruz. Örneğin Yunan mitolojisinde Zeus diye tanrıların da üstünde yer alan bir kral var. Biz bunu ülkemizdeki hiyerarşik yapılanmayı göz önünde bulundurarak Reus diye öğreteceğiz. Elbette Reus’un söylemleri de kıyafeti de Zeus’tan farklı olacak. Reus’u milli özellikleri ön planda olan, benliğini kaybetmemiş, modern ve müslüman bir dünya kralı gibi düşünebilirsiniz. Bildiğiniz gibi Yunan mitolojisinde Zeus’la Hera’nın oğlu olan Savaş Tanrısı Ares vardır. Bizde de Savaş Tanrısı olarak Askerius var ancak Savaş Tanrısı Ares’ten çok farklı. Bizim Askerius tümüyle Reus’a bağlı olarak hareket ediyor” dedi. Şarap Tanrısı Çal’lı Dionysos Yerine İnşaat Tanrısı Trabzon’lu Karadenius Geliyor Açıklamalarını sürdüren sözcü “Yunan mitolojisinde yer alan bazı tanrılar bugün önemini kaybetmiş durumda. Özellikle hükümetimiz dönemini düşünürsek, artık Şarap Tanrısı Dionysos’un bir ağırlığının kalmadığını görüyoruz. Bildiğiniz gibi Dionysos, Denizli’nin Çal ilçesinde hüküm süren bir tanrıydı. Biz milli mitolojide Şarap Tanrısı Denizli’li Dionysos yerine İnşaat Tanrısı Trabzon’lu Karadenius’u getiriyoruz. Ancak bu isimleri çok katı bir şekilde düşünmeyin. Tıpkı Dionysos’un Bağbozumu Tanrısı olarak da adlandırıldığı gibi Reus da zaman zaman Karadenius için Köprülü Kavşak ve Duble Yol Tanrısı da diyebiliyor. Özellikle son dönemlerde Karadenius’un çok önemli hizmetleri var, bunları çocuklarımıza öğreteceğiz. Ayrıca Yunan mitolojisinde var olup da bize göre bir işlevi kalmamış olan Sanat Tanrıçası Apollon’un yerine de Futbol Tanrısı İmparatorius’u getiriyoruz. Kendisi Televizyon Tanrısı Acunius’le birlikte öğrencilerimizin sevgilisi olacak” dedi. Aşk Tanrıçası Afrodit ve Oğlu Eros’un Tahtına Ensarius Oturacak Bakanlık sözcüsünün verdiği bilgilere göre pek çok kaynakta oğlu Eros’la birlikte görülen Aşk, Sevgi ve Cinsellik Tanrıçası Afrodit’in yerini ise Ensarius ve öğrencileri alacak. Sözcü “Ensarius, en az Afrodit kadar tutkulu ancak Afrodit’ten çok farklı bazı özellikleri de var. Örneğin Afrodit kocasını Ares’le aldatır, bizim Ensarius ise katiyen Askerius’a bulaşmaz, daha çok okul önlerinde ve çocuk parklarında takılır. Kimi gün elinde bir elma şekeri, kimi gün ise balon olur. Ensarius, yanlarındaki çocukları kim bilir nereden alıp, nerelere götürür?” diyerek velilerde merak uyandırıdı. Bereket Tanrıçası Hera Gidiyor, Bahşiş Tanrısı Reza Geliyor Zeus’un karısı olan birinci kuşak tanrıçalardan Hera’nın yerini alacak Reza’nın ise aslında Hera’ya göre daha renkli bir kişiliği olduğunu söyleyen bakanlık sözcüsü “Hera bildiğiniz gibi Zeus’un hem ablası hem de eşi, ayrıca Zeus’un tanrılar üstü durumu gibi Hera da tanrıçaların kraliçesi gibi kabul ediyor. Milli mitolojik kahramanımız Reza da tıpkı Hera gibi olağanüstü güçlere sahip, Emekçilerin Tanrısı Memurius’un bütün bahşişlerini Reza veriyor. Bir nevi bereket tanrısı olarak da düşünebileceğimiz Reza, bir yandan Reus’a destek olurken diğer yandan saflığın sembolü Reus’un oğlu Bilalius ve İnşaat Tanrısı Karadenius’a da maddi destek sağlıyor. Reza’nın yaşamında karşılaştığı bazı zorluklar Tanrıların Kralı Reus’u çok üzüyor. Ancak buradan, daha fazlasını da açıklamak istemiyorum. Öğrencilerimizi sürprizlerle dolu hikayeler bekliyor” dedi.

Bilgi Üniversitesi’nden Yeni Bölüm: Muhbirlik ve Yüksek İtaat Mühendisliği

18 Haziran 2016Kaparoz0

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2016-2017 akademik yılı için mühendislik fakültesi içinde yeni bir bölüm açarak öğrenci alacağını duyurdu. Dünyanın önde gelen hiçbir üniversitesinde bulunmayan Muhbirlik ve Yüksek İtaat Bölümünün ders programı eş zamanlı ve Ak Saray’la bağlantılı olarak Ankara ve İstanbul’dan yönetilecek. ODTÜ İle İTÜ’den Eksiğimiz Yok, Fazlamız Var Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Mühendislik Fakültesi Dekanı İhsan Yalageç “Bildiğiniz gibi yıllardır mühendislik fakültesi olarak çeşitli dallarda eğitim vermemize rağmen, bir ODTÜ, bir İTÜ gibi elle tutulur bir akademik başarıya ulaşamadık. Bu yıl toplanıp, acaba bu başarısızlık noktasında bizim eksiklerimiz nelerdir diye bakınca, aslında hem yönetim hem de öğrencilerimiz açısından, eksiklik bir yana fazlamızın olduğunu gördük. Sadece mevcut dallar bizim yeteneklerimizle örtüşmüyordu. Yaptığımız bir pilot çalışmada İnşaat Mühendisliği Bölümünü İtaat Mühendisliği olarak değiştirmemiz durumunda çok büyük başarılar elde edebileceğimizi gördük. Hem öğrencilerimiz hem de yöneticiler olarak böyle bir baş eğme durumumuz var. Mesela ODTÜ’yü ele alalım, o arkadaşlarda da bizdeki meziyetler yok” dedi. Bu İşi Mevcut Öğrencilerimizle de Götürebilirdik Öğrenci alımı konusunda da bilgiler veren fakülte dekanı “Aslında bu bölüm için öğrenci almamıza gerek yok, mevcut öğrencilerimizden kaydırmalar yaparak da bölümü açabilirdik. Şu an öğrencilerimiz zaten içlerinden gelen bir dürtüyle kendi olanakları dahilinde muhbirlik yapıyorlar ancak biz bu tür bireysel çabalardan ziyade daha kapsamlı, çok boyutlu akademik bir program ile çok daha profesyonel muhbirler yetiştirmek arzusundayız. Adam ses kaydediyor ama görüntü yok, ya da etek altı çekim yapmış ama renkler bulanık. Amatör bir yaklaşım içinde belki bunlar hoş görülebilir ancak ben diplomalı bir muhbirim, ben üniversiteli jurnalciyim diyen bir kişi için bu tür hatalar kabul edilemez. Gizli kamera kullansan bile görüntün net olacak, günümüz teknolojisi buna izin veriyor” dedi. Hedefimiz Büyük Gelecek projeleri hakkında bilgiler veren Yalageç “Yani bugünkü başarımızı küçümsemek için söylemiyorum ancak biz Bilgi Üniversitesi olarak daha iyi muhbirler yetiştirmek durumundayız. Bir öğretmeni, hem de ders verirken telefonuna kaydedip sosyal medyada yayınlamak öyle çok zor bir iş değil, karakteriniz bu tür işlere müsait olsun, okulunuzun yönetimi böyle faaliyetlere izin versin yeter. Ancak bizim gözümüz daha büyük projelerde. Uluslararası casusluk, büyük bilgi hırsızlıkları, şantaj ve tehdit için yatak odası çekimleri gibi belki de bir milletin kaderini etkileyebilecek düzeydeki kapsamlı organizasyonlar için uzmanlar yetiştirmek istiyoruz. Hem itaat etmeyi seven hem de muhbirlik mesleğine gönül vermiş tüm öğrencilerimizi üniversitemize çağırıyorum” dedi.

Celladın Yüzüne Tükürüyoruz Diyen Liselilere Müdürlerden Yanıt: Yağmur Geliyor

15 Haziran 2016Kaparoz0

Okullardaki gerici yapılanmaya karşı art arda bildiri yayımlayan lise öğrencilerine yandaş müdürlerden yanıt geldi. Hava Bozdu, Yağmur Gelebilir Liseler art arda bildiri yayımlarken Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri de dün yandaş müdürlerin üstüne yürüyeceklerini söyleyerek eşit, bilimsel ve laik bir eğitim talep ettiklerini açıklamışlardı. Konuyla ilgili olarak ulaştığımız Yandaş Okul Müdürleri Birliği adına açıklamalarda bulunan birlik sözcüsü sorumuzu “Öğrencilerin açıklamasını okuduk, konunun kesinlikle bizimle bir ilgisi yok. Yalnız hava da bozdu sanki, bugünlerde biraz yağmur yağabilir” şeklinde yanıtladı. Yandaş Müdürler Olarak Bir Yanıt Vermeyi Düşünmüyoruz Açıklamalarını sürdüren sözcü “Yani o kadar büyütülecek bir olay değil, genç arkadaşlar sonuçta bunlar. Bildirileri dikkatle okursanız hiçbirinde Türkiye diye bir şey geçmiyor. Yani bu bildiriyi dünya geneline yapılmış bir çağrı olarak biz de destekleyebiliriz. Zaten gerilik falan derken Türkiye’den daha ziyade Burundi ve Gambiya için kaleme alınmış gibi duruyor. Biz nasıl yardımcı olabiliriz noktasında rehber öğretmenlerimiz ve sivil arkadaşlarla birlikte, bildirileri yazan kişileri tespit etmeye çalışıyoruz ancak şu an için geri planda durmak niyetindeyiz. Önce şu yağmurlar bir dinsin, elimizi yüzümüzü yıkayalım, iyicene kuruyalım daha sonra bu arkadaşlara yönelik çeşitli seyahat, toplantı ve promosyonlarımız olacak” dedi. Zamanlaması Manidar Bildirinin zamanlamasına da dikkat çeken sözcü “Şimdi bakıyorsunuz tam haziran ayında, böyle herkesin tatil gittiği bir dönem seçiliyor. Hadi haziranı geçelim ama 2016 yılı da mı tesadüf. Yani neden 2020 değil de 2016 yılı mesela. Biz gene de iyi niyetle düşünerek, bu arkadaşlara nasıl destek olabiliriz diye kafa yoruyoruz inanın. Mesela dün Ensar Vakfıyla birlikte yürüttüğümüz “Bir Fincan da Sen Oy, İçine Az Bade Koy” kampanyasına mı dahil edelim bunları diye düşündük. Daha sonra ak trollerle bir mesaimiz oldu. Bunlara bildirileri iyice okuyup öyle gelin demiştik, ancak maalesef bunlar okuduklarını anlayamamışlar. Anlayıp dinlemekten ziyade sövme ve iftira etme konularında daha derin birikimi var bu ekibin. Velhasıl oradan da bir şey çıkmadı. Sadece TÜBİTAK’tan bir yanıt geldi. Bildiride sözü edilen itaatkar robotlardan Genel Müdürlüğümüzde bol miktarda bulunmaktadır demiş, TÜBİTAK’taki arkadaşlar” dedi.

Ak Troll Üretme ve Yetiştirme Çiftlikleri Kuruluyor

24 Mayıs 2016Kaparoz0

Kaparoz muhabirleri, Muhtarlar Akademisinin elde ettiği başarıyı gören hükümet yetkililerinin yeni bir proje üzerinde çalıştığı bilgisini elde etti. Önümüzdeki aylarda detayları açıklanacak projeyle birlikte, Ak Trol Üretme ve Yetiştirme Merkezi adında çok sayıda yeni eğitim merkezleri kurulacak. İşsiz gençler için yeni bir umut kapısı olacak uygulamada, altı aylık bir eğitimin ardından başarılı olan öğrencilerin devlet kadrolarında istihdam edilmesi öngörülüyor. Projenin Sloganı: Koyundan Al Haberi Kaparoz’un ulaştığı adını açıklamak istemeyen bir yetkili, yurt genelinde toplam yirmi iki, İstanbul’da ise Fatih, Çamlıca ve Üsküdar’da birer tane olmak üzere toplam üç adet troll yetiştirme çiftliği kurulacağını söyledi. Üniversite ve İmam Hatip Liseleriyle entegre olarak çalışacak çiftliklerin ambleminde sürü halinde hareket eden ve sorgulamadan yönlendirilebilen sevimli koyunlar yer alacak. ‘Koyundan al haberi’ sloganıyla sosyal medyada yeni bir anlayışın hakim olacağını söyleyen yetkili “Düşünün, yandaş medyada üretilen bir masa başı haber bile bu sistem içerisinde herkese ulaşacak. Bizim troll sürüleri belli kaynaktan gelen her haberi beğenecek, bunlara yorum yapacak, paylaşacak. Öyle muhteşem bir proje.” dedi. Üretme Çiftliğindeki Dersler Belli Oldu Ak Troll üretme çiftliklerinde sosyal medyanın etkin kullanımının yanında farklı dersler de olacak. Kaparoz’un elde ettiği bilgiler göre, eğitim programında yer alan derslerden bazıları şunlar: Bir Dünya Lideri: Recep Tayyip Erdoğan Yalan Habercilik ve Algı Yönetimi Temel Küfür Bilgisi: Analı, Avratlı Küfretme Teknikleri Tükürük Saçarak Konuşma Eğitimi Tehdit ve Şantajla Sonuç Alma İleri Küfür Teknikleri: Karısını Satmalı, Çocuğunu Peşkeş Çekmeli Küfretmek Havuz Medyasında Bugün Hep Bir Ağızdan Böğürerek Karşı Tarafı Susturma Teknikleri Kabataş Destanı ve Zehra Bacının Tuhaf Maceraları Her İsteyen Başvurabilecek, Mezunlara Asgari Ücretle İş Garantisi Verilecek Kaparoz’un sorularını yanıtlayan yetkili “Yetiştirme çiftliklerimize okuma yazma bilen herkes başvurabilecek. Öyle çok bilgili, üniversite bitirmiş, ileri zekalı birilerini arıyor değiliz, eğitim aldıktan sonra herhangi bir vatandaşımızın kolaylıkla başarabileceği bir iş. Ayrıca iş garantisi de var, Yetiştirme Çiftliklerinden başarıyla mezun olan Ak Trollerimiz çiftlikten çıkar çıkmaz asgari ücretten başlamak kaydıyla, devletin çeşitli kadrolarında istihdam edilecekler. Nihayetinde Twitter ve Facebook’ta sahte hesaplar açılıp profil fotosu olarak da Tayyip Erdoğan veya Türk bayrağı konduktan sonra, önüne gelene ana avrat küfredilecek. Yani çok zor bir iş de değil. Bu uygulamanın pek çok gencimiz için bir ekmek kapısı ve umut kaynağı olacağını düşünüyoruz” dedi.

Yurtlarda Çocuk İstismarına Son: Geçici Ensar Nikâhıyla Öğretmenler Öğrencileriyle Evlenebilecek

11 Mayıs 2016Kaparoz0

Hükümet yetkilileri son dönemde sıkça tartışılan çocuk istismarı konusundaki çalışmalarını tamamladı. Yurtlarda öğretmenlerle öğrencilerin geçici olarak evlenebilmelerine olanak sağlayan Ensar Nikâhı uygulaması önümüzdeki haftalarda meclis gündemine gelecek. Nikâhı Yurt Müdürü Kıyacak, Velilerin Rızası İstenecek Yapılan çalışmalarda Ensar Nikâhı kıyma yetkisinin ilk olarak Aile Bakanlığı veya Milli Eğitim Bakanlığına verilmesi düşünülürken daha sonra bakanlıklardan gelen “yoğunluğa yetişemeyiz” itirazıyla yetkinin Yurt Müdürlüklerine devredilmesine karar verildi. Eğer tasarı aynı şekilde komisyondan geçerse nikâh metni şu şekilde başlayacak: “Aile Bakanının emri, Milli Eğitim Bakanının kavli, Hocamızın talebi ve velilerimizin rızasıyla öğrencimiz S.S. ile vakfımızın öğretmeni B.B.’yi bir araya getirmek üzere toplandık”. Nikâhlı Öğrencilerimize Dil Uzatan Olursa, Dilini Koparırız Komisyon sözcüsü Halime Çentik yaptığı açıklamada “Bildiğiniz gibi çocuklarımızın yaşı küçük, yanlış kararlar vermelerini engellemek için onlara söz hakkı tanımayacağız. Küçük yaşta verecekleri hatalı bir karar gelecekte başlarına dert olabilir, ileride en büyük zorluğu da onlar çekecek çünkü” diyerek komisyon olarak bu konuda ne derece hassas olduklarının da altını çizdi. Haberin duyulmasıyla birlikte vakıf hocalarının başvuru kuyruğuna girdiğini belirten Çentik, henüz öğrencilerden bir başvuru talebi gelmediğini belirtti. Kaparoz muhabirinin “Bu da bir nevi resmi istismar gibi düşünülebilir mi?” sorusuna sinirlenen Çentik “Yani siz böyle bir soru sorarak, aslında nikâhlı insanlara iftira etmiş oluyorsunuz. Buradan Gezizekalılara da seslenmiş olayım “Biz kızlarımıza, bacılarımıza, oğlanlarımıza hakaret ettirmeyiz. Öğrencilerimizin namusuna dilini uzatan olursa, biz de o dili kopartırız” dedi. Evlilik Süresi Minimum Halvet Süresinden Kısa Olamayacak Geçici Ensar nikâhlarıyla ilgili teknik açıklamalar da yapan Halime Çentik “Nikâhlar bir saat ile bir haftalık süreler için geçerli olacak. Bir hafta sonra eğer yenilenmezse, nikâh kendiliğinden düşmüş sayılacak. Bir öğrencinin birden fazla öğretmenle ensar nikâhı kıyması mümkün olmamakla birlikte, tersi mümkün olabilecek. Yani öğretmenler, velilerin rızası olduktan sonra istediği kadar öğrenciyle nikâh kıyabilecek. Nikâhların süresi Aile Bakanlığı tarafından komisyonumuza bildirilen minimum halvet süresinden kısa ve bir haftadan uzun olamayacak” dedi. Ahmet Hakan: “Önce Bir Uygulamayı Görelim, Sonra Değerlendirelim” İstismar olayından bugüne kadar vakfın web sitesinde, vakıf başkanıyla birlikte çekilmiş fotoğrafları yayınlanan gazeteci Ahmet Hakan, Kaparoz’un sorusu üzerine “Şu an için iyidir, kötüdür diyemem. Ön yargılarımızı bir tarafa bırakıp, bir süre bekleyelim, hatta imkânı varsa locadan yer bulup izleyelim yaşanacak olayları. Ondan sonra karar verelim. Artık hocalar ağlamasın, kurunun yanında yaşlar yanmasın” dedi.

Merve’lerde Kalan Öğrencilerin Artması Üzerine Her Mahalleye Bir Merve Evi Açılması Gündemde

19 Nisan 2016Kaparoz0

Milli Eğitim Bakanlığının yurt çapında yaptığı araştırmadan, lise öğrencilerinin büyük bölümünün ders çalışmak üzere Merve’lere gittiğinin ortaya çıkması üzerine MEB kolları sıvadı. Merve’lerin Sırtındaki Yükü Azaltacağız Bakanlıktan üst düzey bir yetkili “Velilerimiz çocuklarının özellikle cumayı cumartesiye bağlayan geceyi, Merve’lerde ders çalışarak geçirdiğini ancak bütün bir yıl boyunca Merve’lerde ders çalışılmasına karşın bir türlü istenen başarı düzeyine ulaşılamadığını beyan ettiler. Tam altı yıldır Merve’lere gitmesine karşın henüz Lise 1’den Lise 2’ye geçememiş öğrencilerimiz var. Ayrıca Merve’lerin de ciddi bir misafir yükü olduğu kanısındayız. Zaten ülkemizdeki Merve’lerin sayısı belli, kısıtlı sayıdaki Merve’yle böylesine ağır bir yükümlülük onlar açısından da sürdürülebilir değil. Yaptığımız hesaplamalara göre ülkedeki Merve’ler evlerine gelen arkadaşlarına sadece yatak yorgan yapsalar, kendilerine ve derslerine ayıracak zamanları kalmıyor. Bakanlık olarak Merve’lerin sırtındaki yükü azaltmak da bizim görevimiz” dedi. Merve’lerde İşlenen Konuların Müfredata Uygun Olduğuna İlişkin Kuşkularımız Var Bakanlık yetkilisi “Akşamı ders çalışmak üzere Merve’lerde geçiren öğrencilerimizin başarısızlıklarını araştırdığımızda bizim dikkatimizi çeken iki farklı hususla karşılaşıyoruz. Tespitlerimize göre ya Merve’lerde işlenen konular müfredata uygun değil ya da Merve’ler bu dersi yönlendirecek bilgi birikimine sahip değiller. Tabii burada Merve kardeşlerimizin bir suçu yok, kimse onlara böyle bir görev vermiş değil, onlar iyi niyetle arkadaşlarına destek olmak gayreti içerisindeler ancak biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak öğrencilerimizin gelişimini düşünmek durumundayız. Eğer bu noktada Merve’lerin bir eksikliği varsa, bizim bakanlık olarak öğrencilerimize farklı bir alternatif sunmamız lazım” dedi. Her Mahalleye Bir Merve Evi Açılacak 2016 yılı içinde Türkiye genelinde her mahalleye bir Merve Evi açılacağını söyleyen yetkili “Merve Evlerinde öğrencilerin gereksinim duyacağı türden tüm gereçler olacak. Çalışma masasından zigon sehpaya, konserve açacağından kereste yontma makinesine kadar her türlü araç gereci sağlayacağız yeter ki öğrencilerimiz derslerinde başarılı olsunlar. Öğrencilerimiz ders çalışmaktan sıkılıp televizyon izlemek istediklerindeyse sadece belgesel yayınlayan kanallardan oluşan televizyonları olacak” dedi.

Şanlı Bir Eğitim Kurumu, Harem

17 Mart 2016İsmail İlhan0

Asrın liderimizin değerli eşi ünlü tarihçi Emine Sultan çok haklı olarak, Osmanlı Tarihinde haremin, saraylı kadınların hayata dört dörtlük hazırlanmalarına hizmet eden ve hayır organizasyonlarının görüşülerek örgütlendiği, çok önemli bir okul olduğunu ifade buyurmuşlar. Yani bütün bir Osmanlı döneminin mucit sultanları, bilgin cariyeleri hepsi harem üniversitesinden yetişmiş. Dünya çapında ün kazanmış, Nobel ödülü almış Osmanlı kadınları bu harem okulunda eğitim görmüşler de bizim haberimiz olmamış. Cumhuriyet döneminde bize haremle ilgili çok yanlış, yararsız bilgiler verilmiş. Harem, fethedilen ülkelerden esir alınmış genç kızlar arasından padişaha layık görülen güzel kızların seçilerek sarayda padişahın hizmetine sunulmak üzere alıkonulduğu yer olarak öğretildi bize. Bu açıdan bakınca harem, padişahların zevk ve sefa yuvaları oluyordu. Ayrıca haremin, dişli ve gözde cariyelerin, çekemediği, kıskandığı, istemediği diğer cariyeleri hançerlettiği, boğdurttuğu, şehzadelerin ölüm fermanlarının kararlaştırıldığı, hatta padişahların tahtan indirilerek yerine kendi yakınını geçirme kararlarının alındığı bir entrikalar yuvası olduğunu sanıyorduk. Sayın asrın liderimizin birçok konuda, birçokları tarafından kandırıldığı gibi, ulusumuzu da yeteneksiz, kifayetsiz tarihçiler kandırmış. Ne kadar da yanılmışız, nasıl da aldatılmışız! Çok muhterem Emine hanımefendinin, pek çok kandırılmış yurttaşımız gibi benim de kandırılmış olduğum bu konuda halkımızı bilgilendirmesinin ardından aklıma, sayın yetkililerimize iletilmek üzere bir fikir geldi. Bu muhteşem eğitim kurumunu mutlaka yeniden hayata geçirmek gerektiği fikri. Nasılsa Osmanlı saraylarına taş çıkartacak, ihtişamlı sarayımız da var şimdi. Sayın dünya liderimizin çevresi de, kendisi de zaten orayı bir Osmanlı Sarayı ve külliyesi olarak tanımlamaktalar. Külliye demek, içerisinde eğitim kurumlarının da yer aldığı pek çok kurumun bir arada olması demek. Kendisini, haklı olarak, padişah gibi algılayan liderimizin külliye sarayında harem olmadan olmaz elbette. Gerçi bu devirde ülke fethetmek ve fethedilen bu ülkelerden ganimet olarak genç kızları esir alarak saraya getirmek mümkün olmasa da kendi ülkemizde, sarayın haremine girmek isteyecek, Padişahımıza dokunmanın cennetin kapılarını kendisine sonuna kadar açılacağından emin olan, onun yakınında bulunmanın kırk yıl ibadet etmekle eşdeğer olduğuna inanan, onun kıçının kılı olmaya bile talip olan nice gönüllü kadınlar, kızlar çıkacaktır. Kim bilebilir, bu yüksek eğitim kurumunda görev almış olan bu cariyeler arasından ne bilginler, ne mucitler, ne yetenekler, ne cevherler çıkacağını. Diyorum ki, bütün dünyanın haset ettiği, gıpta ile baktığı bu örnek eğitim kurumunu yeniden hayata geçirmek bir numaralı önceliğimiz olmalı bence. Böylece dünyamızın da ülkemizin de gelişmesine yeni ve büyük hizmetler sunacak nice Hürrem Sultanlar, nice Kösem Sultanlar yetişecektir. Bunların sayesinde dünyanın saygısını kazanacağız. Bu cariyelerin eğitimini layıkıyla gerçekleştirecek Harem Ağası kadrosunu oluşturmakta fazla bir sıkıntı çekileceğini düşünmüyorum. Sayın dünya liderimiz, devletlü padişahımız istesin yüzlerce ilahiyat hocası ve imam hatip, kendisine yaranmak, yakın olmak için bu göreve koşacaklardır. İktidarsız olsalar da, haremde Huri misali cariyelerin arasında olmanın mutluluğu ve göz, el, ayak zinasının şehveti ile yetinmeyi bilecek, gönüllü olarak hadım olmayı kabul edip, hareme Hadım Ağası hoca olmaya talip olacaklardır. Büyük Osmanlı döneminin yeniden inşa ve ihyasına haremden başlamak harika bir fikir bence. Böylece ülkemizin saf, temiz insanları da sarayın harem maceralarını dinleyerek, zaten çok mutlu yaşadıkları TÜİK’in istatistikleriyle sabit olan, yuvalarında mutluluklarına mutluluk katacaklardır. Dünyada geçmişi yaşatmayı başaran bir müze ülke olarak bütün ülkelerin dikkatini çekip ülkemize turist akınını da sağlamış oluruz ki para kazanmak için çalışıp yorulmaya da ihtiyacımız kalmaz. Dünya çalışır, kazanır biz afiyetle yeriz. Şimdiden hepimize afiyet olsun. Bu harikulade proje taslağım için de yetkililerden bir talebim olmadığını herkesin huzurunda beyan ediyorum. Sağlıklı kalın.

Okullara Yeni Ders Geliyor: R.Tayyip Erdoğan’ın Hayatı ve Eserleri

29 Şubat 2016Kaparoz12

Milli Eğitim Bakanlığı Müfredat Belirleme Kurulu tarafından, yeni ders yılı için önerilen dersler arasında ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın Hayatı ve Eserleri’ adlı yeni bir ders olduğu öğrenildi. 2016-2017 eğitim yılında, ilk ve orta dereceli okullarda programa eklenecek yeni dersin daha sonraki yıllarda üniversitelerde de okutulmaya başlanması düşünülüyor. Seçmeli Ders Olarak Haftada İki Saat Okutulacak Müfredat Belirleme Kurulu’nun çalışmaları hakkında bilgi veren üst düzey bir bakanlık yetkilisi, ilk aşamada seçmeli ders olarak planlanan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hayatı ve Eserleri dersini seçmeyen öğrenciler hakkında disiplin soruşturması açılarak, öğrencilerin okuldan uzaklaştırılacağını belirtti. Haftada iki saat olarak okutulması düşünülen dersin içeriği henüz tam olarak açıklanmazken, kuruldan sızan bir raporda aşağıdaki başlıklar göze çarptı: Recep Tayyip Erdoğan kimdir? Küçük Recep’in Aile Hayatı ve Çocukluk Dönemi İlk Gençlik Yılları ve Ticaret Kasımpaşa’dan Aksaray’a Erdoğan’ın Siyasi Yaşamı Ananı da Al Git’ten One Minute’a Kadar Tüm Özdeyişler Erdoğan’ın Eserleri (I): Duble Yollar Erdoğan’ın Eserleri (II): Stabilize Yollar Erdoğan’ın Eserleri (III): Diğer Yollar MEB: Pilot Uygulamada Derse Katılım Oranı % 129 Oldu Kurulun bildirdiğine göre Konya genelinde yapılan pilot uygulamalarda derse katılım oranı % 129 olarak gerçekleşti. Muhabirimizin aldığı bilgilere göre, derse katılmayan öğrencilerin disiplin kuruluna verileceğinin duyulması üzerine bazı öğrenciler işi sağlama almak için derse anne ve babalarını da getirmeye başladılar. Bu gelişmeye okul yönetimlerinin de yeşil ışık yakması üzerine derslere katılım giderek arttı. İkinci yarıyılda sadece derslere girmeyen öğrenciler değil, derse gelmeyen velilerin de fişleneceğinin duyulmasıyla, tüm veliler derse akın etti. Kaparoz muhabirinin ulaştığı, adını söylemek istemeyen bir veli “Aslında bizim işimiz gücümüz var ama bazı öğrenciler derse sülalesini getirmeye başlayınca biz de zorunluluk hissedip derslere girmeye başladık. Gerçekten çok zevkli bir ders, şu an Başkomutan Erdoğan’ın Davos Çıkartması bölümünü işliyoruz, haftaya da Pensilvanya Meydan Muharebesi konusuna başlayacağız” dedi.

Milli Eğitim’den Öğrencilere Yeni Yıl Müjdesi: Eğitimde Dayak Geri Geliyor

6 Ocak 2016Kaparoz0

2016’nın ilk toplantısını yapan Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarından beklenmedik bir haber geldi. Yoğun tartışmalar sonucunda, oy çokluğuyla dayaklı eğitim sistemine geri dönülmesine karar verildi. Arkadaşına Dil Çıkarıp Öğretmenine Pandik Atan Öğrenciler Var Konuyla ilgili bir açıklama yapan Milli Eğitim Daire Başkanı Sami Hallice “Biliyorsunuz yıllardır çeşitli sistemler deniyoruz. Arkadaşlarımız seksen tane ülke gezip raporlar hazırladılar, seminerler düzenledik, kitaplar okuduk, uzmanlardan fikir aldık. On yıldır denemediğimiz sistem kalmadı, kimseyi kandırmayalım, modern eğitim sistemi, çağdaş derslikler falan derken şu anda okullarımızda maalesef arkadaşına dil çıkarıp öğretmenine pandik atan bir nesil yetiştiriyoruz. Bu yıl sayın Bakanımız ‘araştırmalarınıza başlatmayın, artık bu işi çözün’ diye talimat verince, son kez düşündük, taşındık ve başka bir çıkar yol bulamadık. Şimdi buna itiraz edenler olacağını biz adımız gibi biliyoruz. ‘Bu devirde dayak mı olur?’ diye ortaya düşecekler. Onlara şunu söylemek isterim ki zaten fiili olarak okullarımızda dayak var. Şu an pek çok okulumuzda, çocuklar veya veliler düzenli olarak öğretmenlerimizi dövüyor. Biz yeni uygulamayla sadece dayağın yönünü değiştirmiş olacağız” dedi. Babasından Korkmasak Çocuğu Dövecektik Açıklamalarını sürdüren Hallice “Geçen, ismi lazım değil, bir okulumuzda, coğrafya dersine girdim. Baktım bir öğrenci derste öğretmenimizle alay ediyor. Öğretmenimizin her sorusuna abuk sabuk yanıtlar veriyor, dersi sulandırıyor, aklınca öğretmenimizle afedersiniz taşak geçiyor. Ders pinpon maçı gibi, hoca bir laf ediyor, daha bitmeden bu alay ediyor, öyle ki artık öğretmenimizin ne dediği bile anlaşılmıyor. Ben çaktırmadan hocamın yanına gidip, “bunu dövelim” dedim ama çocuğun cep telefonu varmış, öğretmen ters bir söz söyleyince, babası on altı dakika içinde okulda oluyormuş. Olsun dedim “Ben varım, bedenci Akif’i de çağırırız, gerekirse babasını da döveriz” dedim ama babası inşaatta ustabaşıymış, “arkadaşlarıyla gelir ağzımızı burnumuzu dağıtır” dedi hocamız. On altı dakikada döver kaçarız desem de ikna edemedim, ders öyle bitti” dedi. Kademeli Olarak Falakalı Sisteme Geçeceğiz Anılarına devam eden Hallice “Bakın daha dün bir velimizin şikayetiyle bir ilkokulumuza gittim. Efendim, öğretmen cetvelle çocuğun kafasına vurmuş, kadın tutturmuş ‘Ya benim çocuğum gerizekalı olursa’ diye. Korkma hiç dedim, senin çocuk zaten gerizekalı, yani öğretmenimiz vurunca zeka anlamında geriye gidecek bir durum, herhangi bir mesafe yok çocukta. Şimdi buradan velilerimize tekrar seslenmek istiyorum. Bizim asıl amacımız çocuklarınızı dövmek ya da gerizekalı yapmak değil, sınıfta otoriteyi sağlamak. 2016’da önce hafif fiskeleri devreye sokacağız. Sonra gelişmeleri izleyerek duruma göre kademeli olarak falakalı sisteme geçeceğiz” dedi. Öğrenciler de İstiyor Bu sistem için öğrencilerin de onayını aldıklarını söyleyen Hallice “Yaklaşık bir yıldır dayaklı sistemi uyguladığımız bir pilot uygulama okulumuz var. Okulun tamamı beden hocalarından oluşuyor. Yalan olmasın ben bir derslerini izledim, matematik dersiydi yanılmıyorsam, bir öğrenci ukalalık yapınca, öğretmenimiz arkası dönük olmasına rağmen, ters tepikle bir çaktı öğrenciye, bütün sınıf mest oldu. Çocuk da sustu zaten, dersten sonra özür diledi. Ertesi gün öğrendik ki bazı öğrenciler o anın videosunu gizlice çekip Facebook’a falan da koymuşlar. En son baktığımda iki bin yedi yüz beğeni almıştı hocamızın tepiği. Eğer hocamız tepiğin yanında biraz da matematik bilseydi, çocuklar o derste çok şeyler öğreneceklerdi” dedi.

Çocuk Eğitiminde Modern Yönelimler ve Öz Güven Gelişimi

18 Aralık 2015Burak Kaya1

Böyle artistik başlık attım ki bu zararlı ana babalar girip okusun. ‘Eşek Gibi Bağırarak Başkalarını Rahatsız Eden Çocukların Rehabilitasyonu’ desem hayatta okumaz çünkü bunlar. Çocuktan başkasını gördükleri yok ki, çevrede rahatsız olan, uyumak isteyen, kitap okuyan var mı, adamların zerre umurunda değil lan. İstiyorlar ki çocukları daha çok bağırsın da herkes duysun, herkes işini gücünü bırakıp bu mucizevi yetenekleri seyretsin. Tabii ki herkese kendi çocuğu farklı görünüyor, çocuğum yok ama tahmin edebiliyorum yani. Bir arkadaşım iki aylık bir kedi sahiplendiydi, kedi koyu gri renginde, tümüyle deri ve kemikten oluşuyordu aldığında. Adını sıçan koysan sıçanlar protesto eder öyle acınacak durumda, bu gitti prenses koydu kedinin adını. “Bunu prenses olarak görüyorsa, bizi kim bilir nasıl görüyor lan” dedim, öyle takdir ettim ben bunu içimden. Ama sizinki farklı, gitarın içine su dökülür mü oğlum, saksı mı lan bu? Çocuğa bu noktada dur demeyeceksek ne zaman kullanacağız bu sözcüğü? Gerekirse yeni bir gitar alırmış, artiste bak. Sen bunu çocuğuna para verip aldığın ayped mi sandın? Dışarıda senin çocuğa beş basacak öksüz, yetim Suriyeli bebeler var. Hem daha güzeller hem efendiler senin çocuktan. Ben diyor muyum lan sana “Bu çocuğu boş ver, yenisini alırız” diye. Dur deyince çocuğun yaratıcılığı olumsuz etkileniyormuş. Lan oğlum kör müsünüz, salak mısınız, bu çocuk rahatsızlıktan başka ne yaratabilir ki? Bak ben küçükken, yok ‘baba televizyon seyrediyor’, yok ‘teyze namaz kılıyor’ diye önlerinden bile geçemezdik, sınırlıydı bizim evdeki hareket alanımız. Geçen gün parkta bir banka oturunca bankın öbür yakasındaki velet zırlamaya başladı. Hiç de sıkıştırmadım ben bunu, kıçlarımız arasında abartmıyorum en az yarım metre mesafe var ama istemiyormuş çocuk banka başkasının oturmasını. Öyle dedi anası. Bu cadaloz ortalığı yıkıyor, anası da tip tip bakıyor bana, ne yapayım, kalktım ben de tabii. Kadın bir teşekkür bile etmedi. Çocukken büyükler sınırladı bizim kuşağı, büyükken de çocuklar. Peki, biz ne zaman saygı göreceğiz lan? Bir de “o daha çocuk bilmez” nakaratı var. Hani her boku biliyordu lan sizin çocuk, bi bunu mu bilemiyor? Bahsettiğimiz de komşunun oğlu, on altı yaşında 1.90’lık herif. Geçen gördüm bir arabayı tutmuş arka tamponundan havaya kaldırmış, böyle çocuk mu olur lan? Tamam, ezmeyelim tabii ki çocukları ama bu kadar serbestlik de fazla değil mi? Bak abartmıyorum, çocuğun öz güveni gelişsin diye, sofrada osurmasını teşvik eden ebeveynler var oğlum, gözümle gördüm lan ben. “Rahatsız ediyorsa tutma” dedi babası, bu da “rahatsız ediyor” dedi. Devamını anlatmama gerek yok sanırım. Elbette çocuğun sağlığı daha önemli ama niye kalkıp başka bir yere gidilmiyor lan, yarın benim tabağıma sıçmayacağının garantisi var mı oğlum bu çocuğun? Ukalalığın adı zekilik, şımarıklığın adı öz güven oldu. Terbiyesizlik yapınca niye paylamıyorsunuz lan çocuklarınızı? Üç tane renk söyleyince adı ‘ingilizce konuştu’ oluyor, o kadar parayı alınca okul, kime olsa öğretir, oğlum biz beş kuruşa kapıcının oğluna İbranice ezan okutuyorduk lan, bir şey mi bunlar. Geçen gün bu zeki dedikleri çocuğu sitedeki bakkala yolladılar ekmek almaya, on beş dakika sonra “ben ne alacağıdım?” diye geri geldi. Annesi “ekmek” deyince, yazılı istedi. “Bir kağıda yazsana” diyor, gene unutacak yani. Anası da arkasından “bak biz olsak yazılı istemeyi akıl edemezdik” diye övünüyor. Utanmasam ‘hassiktirin oradan’ diyecektim. Bizim aklımızın onda biri bu buzağıda olsa, şimdi ekmeğimizi ısırıyorduk. Bundan on iki, on üç yıl önce, Lüleburgaz’dayım, hafta sonu gezmeye gelmişiz. Kaldığımız yerin yakınında da hayvanların bağlandığı büyük bir bahçe varmış, biz önceki gece görmemişiz. Sabah ezanının ardından bir eşek başladı anırmaya ama hiç susmuyor, korkarsın gırtlağı yırtılacak diye. Biz de akşamdan çok içip, geç yatmışız, nasıl uykumuz var anlatamam. Hayvan ağlıyor mu, yardım mı istiyor, öyle acıyla bağırıyor. “Durun lan” dedim “gidip eşekle konuşacağım”. Gittim durumu anlattım eşeğe, başını okşadım, çok değil iki dakika vakit geçirdim yanında, hayvan sustu lan. Anladı yani beni. Oğlum görüyor musunuz, bakın eşek bile anlıyor, bunların çocuklar anlamıyor. Neyse, çocuklar yanlış anlamasın, benim meselem onlarla değil. Çocuk bu, ağlayacak da zırlayacak da, kıracak da dökecek de ama anası yalandan bir sus demez mi, baba bir dur demez mi.

Mesleğe Girme ve Görevde Yükselme Sınavı Soruları

2 Aralık 2015İsmail İlhan0

Adalet Bakanlığı, kuruma bağlı memurların görevlerinde yükselmelerini sağlamak amacıyla bir sınav düzenlemiş. Yazılı olarak yapılan bu sınavda başarılı olan personeli bir de sözlü sınavdan (Mülakat) geçirmeye kararı vermişler. Bulundukları görevlerde gerçekten yükselmeyi hak edenleri belirlemek, haklıyı haksızdan ayırmak, liyakatin meslekte yükselmenin tek ölçütü olduğunu herkese kanıtlamak için harika sorular hazırlamışlar. Bu sorulara doğru yanıt veren personelin görevinde, mesleğinde terfi ettirilmemesi, ismi ‘Adalet’ olan bir bakanlık için çok büyük adaletsizlik olurdu. Hem tek, tek insanların, hem de kamunun vicdanının sızlamaması için bu soruları doğru yanıtlayanların zaman yitirilmeden hak ettikleri mevkilere getirilmelerini sabırsızlıkla bekliyoruz. Sözlü sınav için hazırlanan soruların bir kısmı bazı yayın organlarında kamuoyuyla paylaşıldı. Oradan öğrendiğimize göre kurum elemanlarının mesleğe uyumlarını, becerilerini, uzmanlıklarını, işe hakimiyetlerini, bilgi, görgü ve kültür düzeylerini en isabetli şekilde ortaya çıkartacak bu soruların bazıları şöyle: -Kur’anı Kerim’de Peygamber efendimiz Hz. Muhammedin adı kaç kez geçmektedir? -İlk vahiy nerede inmiştir? -İlk köle peygamber kim dir? -Peygamberimiz Hz. Muhammet nereden nereye hicret etti? -Ölüleri dirilten pegamber kimdir? -Sineğin kaç gözü vardır? -Ünlü futbolcu Arda Turanın transfer durumu nedir? -Galatasaray UEFA kupasını hangi tarihte kazandı? -Hz. Yusuf peygamber olmadan önce hangi işi yapıyordu? -Ağaç kovuğuna saklanan peygamber kimdir? -Bir otobüse kaç adet pingpong topu sığar? Benimde naçizane hazırladığım, böylece ülkeme yararlı bir görevi yerine getirdiğime yürekten inandığım, kamu kurumlarındaki her çeşit sınavda sorulmasında büyük yarar umarak hazırladığım bazı soruların da yukarıdaki sorulara eklenmesi dileğimi ve talebimi siz değerli okurlarla paylaşmak istedim. Bu soruların, istenen nitelikteki elemanları seçmede ne kadar etkili ve isabetli olacağını sizler de takdir edeceksiniz. Buyurun birlikte okuyalım soruları: -Mezarlıkta uyumak günah mıdır? -Mezarlıkta türkü söylemek günah mıdır? -Ölüler kaç kez dirilir? -Ölü ile yatmak Günah mıdır? -Ölüden korkmak caiz midir? -Dünyayı boynuzunda taşıyan öküz ne renktedir ? -Kainatta şeytan nüfusu ne kadardır? -Şeytanın boynuzu kaç santimdir? -Şeytandan bir kıl koparmanın sevabı kaç oruca bedeldir? -Şeytanın kıllarından dokunan seccadede namaz kılınır mı? -Bir mümin, yaşarken kazandığı sevaplarla cennette en fazla kaç tane köşk yaptıra bilir? -Hacerül Esvet kaç ton ağırlıktadır? -Meleklerin kanadı yırtılır mı? -Gözleri kafasının arkasında olan yaratık hangisidir? -Sırat Köprüsünden sadece Müslümanlar mı gecer? -Sırat Köprüsü kaç metredir? -Sırat köprüsünün altında kaynayan katran hangi Arap ülkesinin petrolünden oluşturulmuştur? -Zeytin, Hurma gibi kutsanmış ağaçların dibine işemenin günahı ne kadar ağırdır? -Kuş familyasından olduğu halde Deve Kuşu neden uçamaz? -Gök kubbe Kaç kattan oluşur, her katında kimler oturur? -Erkeğine hizmette kusur eden kadının ibadeti geçerli olur mu? -Erkeğinin gönlünü hoş etmeyen kadına kaç kırbaç vurulmalıdır? -Kadının kuyruk sallaması ne anlama gelir? -Bir erkeğin beyanı kaç kadının beyanına denktir? -Göz zinası nedir, kaç türlü göz zinası vardır? -Bir erkek karısını kaç kez aldatırsa zina yapmış sayılır? -Sağ elin işlediği günahtan sol el sorumlu tutulur mu? -Hayvanlar günah işler mi? -Hayvanların melekleri var mıdır? -Cennette yılan var mıdır? -Pireler neden zıplayarak yol alır? -‘Güzele bakmak sevaptır’ özdeyişinin buluşu hangi millete aittir? -Üç Gulhü, bir Elham okumanın gizli sırlarını keşfeden mucit kimdir? -Kuranı Kerimin, bütün bilimleri içinde bulundurduğunu kim keşfetmiştir? Hazırladığım daha başka seçkin sorularım da var, ama başınızı ağrıtmak istemediğimden bu kadarla yetinmek istedim. Sorularımın, yetkin ve kaliteli kamu personeli seçmede ve yetiştirmede ne kadar isabetli ve etkili olacaklarına umarım sizler de ikna oldunuz. Hepimize hayırlı olsun.

Liselere Ölü Yıkama Dersi

25 Kasım 2015İsmail İlhan0

İktidarın ileri gelen ulemaları okullara ölülerimizin nasıl yıkanacağını öğreten bir ders konulmasının çok yararlı olacağını söylemişler. Milli Eğitim Bakanlığı da teklifi çok yerinde bularak önümüzdeki ders yılı programlarına böyle bir dersin konulabileceğini, bunun için gerekli çalışmaların yapılmasına başlanılmasını buyurmuş. Hatta İmam Hatip liselerinde zaten var olan bu dersin sadece liselere değil, ilkokuldan başlamak üzere bütün ilk ve orta dereceli okullara konmasının daha da yararlı olacağı kanaatiyle, hazırlıkların buna göre yapılması gereği üzerinde duruluyormuş. Ülkemizin acilen çözülmesi gereken bu büyük sorununa iktidarın el atmış olması hepimizi çok sevindirdi. Ölülerimiz artık bilgisiz, deneyimsiz, eğitimsiz kişilerin ellerde perişan olmaktan kurtarılacak. Öteki dünyaya temiz ve pak olarak avdet edecekler. Ehil ellerde yıkanmış olmanın huzuru içinde gidecekler. Çoğu yerlerde yıkama usulüne göre yapılmadığından ölülerimiz günahlarından arınamadan ahirete intikal ediyor. Örneğin bilmedikleri için, yıkama esnasında cenazeyi sağa çeviren var, sola çeviren var, kimi sırtüstü, kimi yüzüstü yıkayan var. Suyu önce baş taraftan döken var, ayağından başlatan var. Kefenle yıkayan var, çırılçıplak soyup yıkayan var. “Traş edilsin de yıkansın” diyen var, bunun günah olduğunu söyleyen var. Suyun sıcaklığı konusunda hele, hiçbir standardımız yok. Elin üşümemesi gerektiğini iddia eden de var, cesedi haşlamayacak noktasında olmasının dinimizin gereği olduğunu söyleyen de var. Var oğlu var. Yazık değil mi, günah değil mi o merhuma. Dünyevi hayatında çektikleri yetmezmiş gibi bir de öte tarafa gönderirken eziyet ediyoruz. İşte bunun için ölü yıkama konusu okullarımızda bütün çocuklarımıza en ince noktasına kadar öğretilmeli. Ayrıca kitap üzerindeki nazari bilgi ile yetinmemeli. Her öğrencinin en az üç ölüyü fiilen yıkaması bu dersin olmazsa olmazı yapılmalı. Ders geçme notunun %50 si fiilen ölüyü yıkamaktan verilmeli. Bu dersi geçemeyenler otomatik olarak sınıfı tekrarlamalı. Yani ders baraj olmalı. Dersten pekiyi alarak mezun olanlar istedikleri ilahiyat fakültelerine sınavsız girebilmeli. Bazı inançsız, din, iman yoksunu, ölülerine saygısız kişilerin; “Ben öldükten sonra şöyle ya da böyle yıkanmışım ne önemi var bunun. Nasıl yıkandığı ölmüş kişinin umurumda mı sanki?” Dediklerini duyar gibiyim. Onlara şunu hatırlatmakta büyük yarar var. Asıl yaşamın öldükten sonra başladığına iman etmeyen, hatta bunu inkar edenlerden misiniz, a münafıklar? Sizi Allah ıslah etsin başka bi şey demeyim. Bu konunun ülkemizdeki işsizlik sorunun çözümüne de büyük bir katkı sağlayacağı apaçık ortada. Bütün okullara ölü yıkama öğretmenleri, bütün camilere ölü yıkama memurları, bütün köylere, mezralara bu hizmeti götürecek elemanların atanmasını bi düşünsenize. Nasıl büyük bir istihdam kapısını açmış oluruz, varın siz hesabını yapın. Benim daha ilginç bir önerim var izninizle. Biz bu eğitimi sadece orta öğretim düzeyinde bırakmayalım. Ölü yıkama üniversiteleri açalım. Böylece meseleye bilimsel açıdan yaklaşmış oluruz. Bu alanda önemli bilim adamları yetiştirme şansına sahip oluruz. Bütün İslam coğrafyasında bir yıldız gibi parlar, İslam alemine bu bilim dalını armağan etmiş olmanın gururunu yaşarız. Bu kadarı bile, ölü yıkama konusunun sizce de, nasıl önemli bir konu olduğunu göstermeye, kanıtlamaya yetmiyor mu?

Eğitimde Yeni Dönem: 4+3-2 Sistemine Geçiliyor

13 Kasım 2015Kaparoz0

Yapboz tahtasına dönen eğitim sistemi için, Milli Eğitim Bakanlığından önemli bir değişiklik sinyali geldi. Şu anda okullarda uygulanmakta olan 4+4+4 sisteminin modası geçmiş ve dünyada uygulanmayan bir model olduğunu belirten Milli Eğitim Bakanı yeni sistemle öğrencileri hayata daha erken hazırlayacaklarını söyledi. Eski Sistem Öğrencinin 16 Yılını Ziyan Ediyordu Milli Eğitim Bakanı yaptığı açıklamada eski sistemin öğrencilerin 4+4+4 toplam 16 yılını ziyan ettiğini söyleyerek “Bari bir halt öğrenseler, adamı yıllarca ingilizce dersine sokuyoruz, tatilde bir turist ‘hello’ dese annesine dönüp ‘anne bak adam konuştu’ diyor. Ulan hıyar, o konuşuyor da sen niye konuşamıyorsun on beş senede.” dedi. Matematik Bilen Yok Ama Hepsi Çakı Kullanmayı Biliyor Bakan yaptığı samimi açıklamada kendisi dahil Türkiye’de pek çok kişinin dört işlemden ileri gidemediğini, hatta kendisinin toplama ve çarpma işlemlerinde dahi sorunlar yaşadığını belirterek “Her yolu denedik, geçen sene seçtiğimiz pilot okullarda 8+8+8 hatta 6+11×3/10 sistemini bile denedik. Sonuç aynı. Kendim gittim denetlemeye, ‘what is your name?’ diyorum ‘thank you very much, what is your name too’ diye cevap veriyor çocuk. Bakın zor bir şey değil, ‘iki kere dört?’ dediğim öğrenci, henüz o konuyu işlemedik diyor. Lan neyi işlemedin, altıncı sınıfa gelmişsin hayvan herif. Üstünü aradım, aha bu kadar bıçak çıktı. Çarpmayı değil ama bıçak taşımayı öğrenmişsin diyorum, attığını on ikiden vurur diye böbürleniyor hocası. Topunuzun … dedim, çıktım okuldan. Daha Okuma Yazma Öğretemediğimiz Çocuklar Var “Geçen ay bir köy ilkokuluna gittim. Baktım öğretmen eşek kadar adama kurdela takıyor. Daha yeni mi öğrendi dedim okuma yazmayı, yok dedi henüz öğrenemedi. 14 yıllık okulda daha okuma yazma öğrenen olmamış. O zaman ne bok yemeye takıyorsunuz kurdelayı diye sordum. Burada çocuklar erken evleniyor, biz de kız çocuklar adet görmeye başlayınca ya da erkek çocukların kamışına su yürüyünce takıyoruz kurdelelerini dedi. Peki küreğiniz var mı diye sordum. Gitti buldu bir yerden. Gerisini hatırlamıyorum, o kürekle 4+4+5, toplam on beş kere vurmuşum bunun ağzına. En Kısa Sistemi Tercih Ettik Sorulan bir soru üzerine, Milli Eğitim Bakanı yeni sistem için detaylı bir çalışma yapmaya gerek duymadıklarını, sadece toplamlarına bakıp en kısa olan hangisiyse onu tercih ettiklerini söylerken “Dostlar alışverişte görsün, okula gitti mi gitti, fazlasına hiç gerek yok. Yeni sistemde, ilkokul bitti mi çocukları serbest bırakmış olacağız. Evlenecek mi, mafyacılık mı oynayacak, artık ona kendi karar versin.” dedi.