Devlet Konukevinde Bulunan İki Adet İpek Don KHK İle Varlık Fonuna Devrediliyor

6 Şubat 2017Kaparoz0

Dün çıkartılan bir kararname ile üç gün önce devlet konukevinde bulunan ve kime ait olduğu bilinmeyen altı çift çorapla iki adet ipek donun Varlık Fonuna devredilmesine karar verildi. Eğer Devirde Sorun Yaşanırsa Çoraplar Maltepe Pazarında Satılacak Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan bir yetkili “Dün Devlet Konukevinde temizliğe gelen kadın çekmeceleri karıştırırken eskiden kalma iki don ve altı çift çorap bulup bunları oradaki güvenlik görevlisi arkadaşa teslim etmiş. Güvenlik arkadaşın bir üstünü, onun da bir daha üstünü araması sonucu konu aynı gün içinde Hazine Müsteşarlığına kadar gitmiş. Bilirkişiyle birlikte gelen müsteşarlık yetkilileri donların az kullanılmış ve ipekten olduğunu tespit edince yeni uygulama gereği bu donların Varlık Fonuna devrinin uygun olacağına karar verilmiş ancak çorapların durumuyla ilgili olarak henüz bilirkişi raporu tamamlanmadığı için belirsizlik sürüyor” dedi. Görüşlerine başvurduğumuz Hazine uzmanları bulunan giysilerin Varlık Fonuna devredilmesinin önünde bir engel olmamakla birlikte yasal olarak işlemlerin yetişmemesi durumunda özellikle çorapların Maltepe Pazarında satılabileceğini belirttiler. Satıştan Gelecek Para Bakanlıklar Arasında Pay Edilecek Devlet Konukevinde bir çift ipek don bulunduğunun duyulması üzerine Bakanlar Kurulunda da hareketli saatler yaşandı. Satıştan elde edilecek gelirin paylaşımı ile ilgili olarak ufak tefek atışmalar olsa da sonuç olarak paranın dört bakanlık arasında pay edilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Bakanlar Kurulu adına açıklamalarda bulunan sözcüyle birlikte tüm üyelerin yüzünün güldüğü gözlenirken, bu rahatlamanın piyasalara yansıyıp yansımayacağı ise merak konusu. Herhangi bir spekülasyon olmaması için gelir sağlayacak bakanlıkların adı açıklanmasa da uzmanlar satış gelirinden pay alacak bakanlıklardan birisinin Ekonomi Bakanlığı olacağına kesin gözüyle bakıyorlar.

Ekonomi Bakanlığı’ndan Müthiş Kontratak: Türkiye Fitch’in Notunu Düşürdü

27 Ocak 2017Kaparoz0

Piyasalar öğleden sonra Fitch’ten Türkiye’nin notunu indirdiğini açıklamasını beklerken, hızlı davranan Ekonomi Bakanlığı beklenmedik bir hamle yaptı. Fitch Türkiye’nin notunu indirmeden iki saat kadar önce Türkiye Fitch’in notunu indirdiğini açıkladı. Hamle Türk Akademisyen ve Gazetecileri Tarafından Ayakta Alkışlandı Finans dünyasını şaşırtan akıl dolu bu hamle Fitch yetkililerini çok sinirlendirirken deyim yerindeyse tüm Fitch yöneticileri mosmor oldu. Türkiye Fitch’in puanını BB+’dan CB-‘ye düşürürken görünümünü de Arada Bir Dinlesen Kaybın Olmaz’dan Söylediği Sözler Bir S.ke Derman Olmaz seviyesine indirdi. Türkiye’nin puan indirimiyle birlikte derecelendirme kuruluşları arasındaki rekabet de iyice kızıştı. Türk akademisyen ve gazetecileri tarafından ayakta alkışlanan hamle dünya piyasalarında da bomba etkisi yarattı. Ekonomi Bakanlığının açıklamasının ardından Moody’s hisseleri değer kazanırken, Fitch hisseleri ilk defa bir gün içinde %6,6 değer kaybederek tarihi bir düşüş yaşadı. “Sen Fitch’sen Biz Senden Fitch’iz” Adını açıklamayan bir yetkili “Bilezik gibi geçirdik” derken Ekonomi Bakanlığı müsteşarıysa “Sen iyiysen, biz de iyiyiz, sen güzelsen biz de güzeliz ama sen Fitch’sen biz senden Fitch’iz. Artık üç kuruşa beş köfte dönemi bitti” dedi. Yaptığı tarihi açıklama basın mensuplarının alkışlarıyla kesilen müsteşar “Ey Fitch, sen Moody’s’in kuklası olmuşsun, kusura bakma ama bizim gözümüzde Fitch değil artık bir hiçsin” dedi. “Kısasa Kısas Dönemi Başladı” Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan müsteşar “Arkadaşlar artık kısasa kısas dönemindeyiz. Birisi bize yoğurdun ekşi mi dedi, biz de onun yoğurduna ekşi diyeceğiz. Birisi Türkiye’de terör eylemi için vatandaşlarını mı uyardı hemen biz de o ülke için bir uyarı yayınlayacağız. Bir gazete bizi eleştirirse, biz de gazeteye kara çalacağız. Hem de o bize bir derse biz üç diyeceğiz. Öyle yapışıp kalacağız üstüne. Buradan tekrar söylüyorum: Fitch falan kimse bulaşmasın lütfen bize. Bulaşmak isteyen de bilerek bulaşsın, kendisi pişman olur zaten iki günde” dedi. Kaparoz muhabirinin “Başka önlemler de olacak mı?” sorusuna karşılık olarak “Arkadaşlar ekonomik durumumuz çok iyi değil, yani bulabildiğimiz tek yöntem maalesef bu. Ekonomik olarak olarak değil de böyle laf dalaşıyla falan gittiği yere kadar götüreceğiz bu işleri” dedi.

Dolardaki Artış Nedeniyle Rabia İşareti Yapmak Yasaklandı

11 Ocak 2017Kaparoz0

Bugün yayınlanan bir kanun hükmündeki kararname ile tek veya çift elle rabia işareti yapmak yasaklandı. “Biz Bu Hareketleri Yaptığımızda Dolar 2,50 İdi” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü “Zamanında hepimiz yaptık, bakın açık yüreklilikle söylüyorum ben de yaptım bu işareti ama o zaman dolar 2,50 civarındaydı. Dilimizde modası geçmiş diye çok güzel bir tabir vardır. Artık bu hareketin de modası geçti. Bundan sonra bu işareti yapanlar hakkında yasal işlem uygulanacak, onun için vatandaşlarımız da dikkatli olsunlar. Bugünden sonra vatandaşlarımızdan mitinglerde falan bu tür modası geçmiş hareketler yapmamalarını rica ediyoruz. Zaten yaparlarsa kanunen suç işlemiş olurlar. Lütfen kimse ekonomik krizi çağrıştıracak hareketler yapmasın, yaptırmasın. Beni bilen bilir, ben eskiden beri kişisel olarak her türlü el kol hareketine karşıyım zaten” dedi. “Bu İşareti Görünce Sayın Cumhurbaşkanımızın Sinirleri Bozuluyor” Açıklamalarını sürdüren sözcü “Yani hakkımız var mı insanların sinirini bozmaya, mesela dün Sayın Cumhurbaşkanımız çalışma masasındaki rabia heykelini tekme atmak suretiyle kırdı. Maazallah o tekme masaya gelse, ayağı zarar görebilirdi. Temizlikçi kadın da iyi bir iş yapıyorum diye gidip bu heykeli silikonla falan yapıştırıp yeniden masasına koymasın mı, vallahi zor aldık kadıncağızı cumhurbaşkanımızın elinden. Aksaray’daki resimleri de gözden geçirdik, gazetelere de talimat verdik, Allah’ın izniyle bu işareti hafızalarımızdan da sileceğiz” dedi. Dört Dörtlük Ekonomiden Yedi Sekizlik Aksak Modele Geçilecek Muhabirlerin sorularını da yanıtlayan cumhurbaşkanlığı sözcüsü “Dün bir toplantıya katıldık, ekonomik zirve mi artık ne haltsa, bir arkadaş sürekli ‘Ekonomimiz Dört Dörtlük’ deyip duruyor. Sonunda dayanamayıp ‘Seni Amerika’dan mı yolladılar, dört deyip duruyorsun” diye sordum. Yok efendim bu eski bir deyimmiş de bilmem ne. Niye üç üçlük olmuyor, o zaman deyim olmuyor mu mesela, illa dört mü olması gerekiyor her şeyin. Toplantıdan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız ile de bu konuyu görüştüm. ‘Mesela bizim çok güzel ritimlerimiz var 7/8’lik var, 9/8’lik var. Son derece oynak kıpır kıpır şarkılarımız var. Neden sürekli dört dörtlük deniliyor?’ dedim. Kendisi de hak verdi. Gereken çalışmalar yapılarak Dört Dörtlük Ekonomiden, 7/8’lik Aksak Ekonomik Modele geçiş yapılacak” dedi.

#BozDoları İle Aradığını Bulamayan Hükümetten Yeni Atak: #ÇizdirKestaneyi

6 Ocak 2017Kaparoz0

Gazetelerde berberinden lokantacısına kadar büyük destek gördüğü söylenen #Bozdoları kampanyasının ne yazık ki beklenen sonucu vermediği öğrenildi. Vatandaşın dolar bozdurmasından umudunu kesen ekonomi çevreleri yeni kaynak ve kampanya arayışına yöneldi. “Camına #Bozdoları Yazıp Dolar Alan Esnafımız Var” Ekonomi Bakanlığı adına açıklamalarda bulunan bir bürokrat “Maalesef önceki kampanyamıza katılan esnafımız olayı kendi reklamlarına çevirdi. Dolar bozdurmaktan ziyade ‘Bak biz vatansever berberiz’, ‘Biz hükümeti destekliyoruz’ gibi bir hava yaratmaya çalıştı bu arkadaşlar. Geçen gün 300 dolar bozdurup makbuzumla bu berberlerden birine gittim. Önce “Abi o kampanya bitti” dedi, camdaki ilanı gösterince “Çarşambaları uygulamıyoruz” dedi. Biraz ısrar edince gönülsüz olarak kesime geçti ama iki dakikada yarım yamalak bir tıraş yapıp, bittiğini söyledi. ‘Favorileri almadın’ dediğimde, ‘Favoriler kampanyaya dahil değil’ dedi. Herifçioğlu küçücük harflerle ilanın altına da yazmış ama okumak için mikroskop lazım. ‘Favoriler kaç lira?’ dedim. ‘On beş versen yeter’ dedi. Zaten saç kesimi yirmi lira. Neyse uzatmayalım ben favorileri kestirmeden çıktım. Çok büyük bir zararım yok çünkü dolar bozdurma makbuzunu da tanıdık bir döviz bürosundan almıştım. Sonradan soruşturunca ortaya çıktı, bu berber kardeşimiz de her akşam hasılatı götürüp aynı büroda dolara çeviriyormuş” dedi. “Bakanlık Olarak Vatandaşa Sorduk” #Bozdoları kampanyasına katılımın neden düşük olduğunu araştırmak için büyük bir ekiple iki hafta boyunca sokaklarda dolaştıklarını belirten bürokrat “Abartmıyorum günde üç yüz dört yüz kişiye sorduk. Genel olarak aldığımız yanıtlar iki ana başlıkta toplanıyordu: ‘Ne doları kardeşim, bir tek kıçımızda donumuz kaldı’ grubu ile ‘Eğer sizde dolar varsa bana verin’ grubunun sayıları yaklaşık olarak birbiriyle aynı çıktı. Bizim edindiğimiz izlenim vatandaşta yeterince dolar olmadığı yönünde oluştu. Hatta doları bırakın yiyecek parası olmayan insanlarımız varmış, sokağa çıkınca çok tuhaf şeylerle karşılaşıyor insan. Yani biz halimize şükrettik, inanır mısınız fakirlik almış yürümüş. Kıçımızda bir donumuz kaldı diyen grup ise şu an için donunu satıp bize vermek taraftarı değil. Yani bu çalışmadan maalesef biraz karamsar bir şekilde döndük ofislerimize” dedi. “Bir Vatandaşımızın Sitemi Gözümüzdeki Perdeyi Kaldırdı” Açıklamalarını sürdüren bürokrat “Bakanlığa dönünce hemen bir toplantı organize ettik. Sokaktaki insanlarla görüşürken bir vatandaşımızın ‘Bozduracak bir burası kaldı’ diye sitem ederek arka bölgesini işaret etmesiyle ilgili olarak aramızda şakalaşırken bir anda gözümüzün önündeki perde kalktı. Evet vatandaşın altını yoktu, doları tükenmişti, maaşı hacizli, borçları da dağ gibiydi ama her şey para değildi. Arkadaşlarla kısa bir fikir alışverişi yaptıktan sonra biraz da esprili olacağını düşünerek yeni kampanyamızı hazırladık. Ülkemizin ekonomisi ne yazık ki yabancı odakların müdahalesiyle sarsılmış durumda. Emperyalist devletlerin son numarası doları yükseltmek suretiyle ekonomik gücümüzü zayıflatmak ama Allah’ın izniyle bu oyunu bozacağız. Vatandaşımızdan son bir destek istiyoruz. Diyoruz ki: Boz Oyunu, Çizdir Kestaneyi” dedi.

Merkez Bankasından Müdahale: 300$ Bozdurana Ajanda, 500$ Bozdurana Pirelli Takvimi

7 Aralık 2016Kaparoz0

Merkez Bankası, piyasaların kapanmasına yakın saatlerde yaptığı müdahaleyle kurum hakkındaki olumsuz görüşlere sert bir yanıt verdi. “Merkez Bankası İlla Piyasaya Döviz Pompalayarak Müdahale Edecek Diye Bir Kural Yok” Dövize yapılan müdahale hakkında bilgi veren MB Başkanı “Arkadaşlar dövize müdahale illa rezervlerimizdeki dövizi piyasaya vererek olmaz. Merkez Bankası olarak elimizde çok çeşitli alternatifler var. Bugün yaptığımız toplantı sonrasında sokaktaki vatandaştan ve değerli esnafımızdan da feyz alarak farklı bir uygulamaya gittik. Yastık altındaki dövizini bozan vatandaş, bunu belgeleyen bir makbuzla Merkez Bankasına geldiği takdirde kendisine 100$ için anahtarlık, 300$ için bankamızın ajandası, 500$ için de Pirelli takvimi hediye edeceğiz. Eğer bir vatandaşımız 900 Amerikan Doları bozmuşsa, bir takvim, bir ajanda bir de anahtarlık almaya hak kazanacak” dedi. “Ajanda Süper, Anahtarlık Komple Metal, Pirelli’yi Zaten Bilen Biliyor” Açıklamalarını sürdüren Merkez Bankası Başkanı “Az önce Kızılay’dan yürüyerek geldim, en az on tane dükkânın camında birbirinden güzel hediyeler vardı. Aldığım notlara göre 300 dolar bozduran bir vatandaşımız makbuzunu göstermek suretiyle Kızılay’da tavuk döner yedikten sonra Sıhhiye’de tıraş olup, Bentderesi’nde tulumba tatlısı yemesini takiben Ulus’taki merkez hamamında yıkanıp bankamızdan da bir adet ajanda alarak evine dönebilecek. Gelişmiş ülkelerin Merkez Bankası’nda bile bu tür bir hizmet verilmiyor arkadaşlar. Ajanda deyip de geçmeyin, birinci sınıf hamurdan, arada kuşe kâğıttan föyü bulunan Amerikan ciltli süper bir ajanda. Kapakta tek yüz mat selefon baskı ile benim askerlik fotoğrafım bulunuyor. Yeminle söylüyorum kırtasiyeden elli liraya alamazsınız, biz yüklü sipariş verdiğimiz için ucuza çıkartabiliyoruz. Anahtarlık deseniz kırmızı renkli, komple metalden, piyasada lüks anahtarlık diye satılan çok kaliteli bir ürün. Takvim konusuna hiç girmiyorum, Pirelli’yi zaten bilen biliyor” dedi. “Şöbiyet Dağıtmaktan, Bedava Tıraşa kadar Bütün Seçenekler Değerlendirildi” Kaparoz muhabirinin “Farklı bir müdahale yöntemi düşünülebilir miydi?” şeklindeki sorusuna yanıt veren Merkez Bankası Başkanı “Arkadaşlar inanın her seçeneği düşündük. Bu kararı da öyle hop diye almış değiliz, altı saatlik bir toplantı neticesinde aldık. Şöbiyet dağıtalım diyen bir grup oldu. İstatistik bölümünden arkadaşlar hemen hanehalkı tatlı tüketim endeksinin yıllar içindeki hareketini incelediler. Tatlı falan ama detayına girince o öneri bize çok tuzlu geldi. Bir arkadaşımızın dolar bozduranı yandaki berberde tıraş ettirelim şeklinde bir önerisi oldu. Bu öneri oy çokluğuyla kabul edildi ancak yandaki berberin öneriyi yapan kişinin babası olduğunun anlaşılması üzerine bu uygulamadan da vazgeçmek durumunda kaldık” dedi. Muhabirimizin “Bu eşantiyon politikalarıyla başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?” sorusuna “Açık konuşmak gerekirse benim bazı çekincelerim var ama elimizden gelen de bu. Konuya Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşma frekansı ve Merkez Bankasının döviz rezervleri açısından bakıldığında banka olarak en akla yakın çözümün bu olduğu görüşündeyiz” dedi.

Esnaf Eylemleri ABD’yi Endişelendirdi: #Bozdoları Kampanyasından Vazgeçin

5 Aralık 2016Kaparoz0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dolar bozma çağrısına esnafın da destek vermesiyle bir anda büyüyen #Bozdoları hareketinin küresel bir krize dönüşmesinden endişe duyan ABD ekonomi uzmanları, bu hareketlerin orta büyüklükte bir kriz olarak değerlendirilmesi ve paniğe kapılmadan çeşitli önlemler alınması konusunda ABD yönetimine uyarılarda bulundu. Acil Koduyla Toplanan FED Üst Yönetiminde Yüzler Asıktı 3 Aralık Cumartesi günü tatil olmasına karşın Acil koduyla toplantıya çağrılan FED uzmanlarının yaptıkları ilk toplantıdan sonra herhangi bir açıklama yapmazken suratlarının asık olduğu gözlerden kaçmadı. Adını açıklamak istemeyen bir yetkili “Doğrusu biz ne Sayın Erdoğan’dan böyle bir çağrı ne de Türk Esnafından böylesi bir katılım bekliyorduk. Amerika’da bir atasözü vardır, ‘Türkler birleşirse, dünyaya ayarı verir’ derler bizim buralarda. Bu nedenle biz ilk planda esnafta böylesi bir birlik oluşup oluşmadığını saptamaya çalıştık” dedi. “Samsun ve Karaman’dan Sonra Yozgat’ın da Kampanyaya Katılmasından Korkuyoruz” Samsun’dan gelen berber fotoğrafları ile durumun ciddiyetini anladıklarını söyleyen ekonomi uzmanı “ABD olarak kırılgan sayılabilecek bir ekonomiye sahibiz. #Bozdoları kampanyasına özellikle berber, dolmuş, lokanta ve beyaz eşya sektöründen bir katılım görüyoruz. Yaptığımız araştırmada özellikle Samsun, Edirne ve Karaman bölgelerinden yoğun bir destek tespit ettik. Şu an gözlerimiz Yozgat üzerinde. Eğer bu kampanya Yozgat’a da sıçrarsa bu bizim için ilk alarm eşiği noktasıdır ve faiz artırımından, dünyanın herhangi bir tarafında savaş çıkartmaya kadar elimizdeki tüm imkanları kullanabiliriz. Önümüzdeki günlerde kalabalık bir ekonomist grubuyla birlikte kapsamlı bir Yozgat ziyareti gerçekleştireceğiz. #Bozdoları kampanyası ile yeni bir dünya kurulup Yozgat’ın da bu dünyanın merkezi olabileceğinin farkındayız ancak bizim özellikle Sayın Erdoğan’dan isteğimiz bu yeni dünya düzeni içinde eski bir müttefiki olan ABD’nin çıkarlarını da düşünmesidir” dedi. Trump: “#Bozdoları yerine #Büzdoları Gibi Şekilsel Bir Protestoyla Yetinilmesini Talep Ediyoruz” Görüşlerine başvurduğumuz Donald Trump ise konuyu yakından takip ettiğini belirterek “Elbette Türk esnafının duyarlılığını anlayışla karşılıyoruz, onlar kendi ülkelerini düşünüyorlar ancak bizim de düşünmemiz gereken bir ülkemiz var, lütfen siz de bizi anlayışla karşılayın” dedi. Bu hafta tüm gözlerin Türkiye üzerinde olacağını ve eğer dolarda aşağı yönlü bir hareket başlarsa, dolar alım satımını geçici olarak durdurulabileceğini belirten Trump “Kuşkusuz böyle bir hamlenin konvertibilite ve güven anlamında dolar açısından çok büyük bir risk yaratabileceğinin farkındayız. Ancak elimiz kolumuz bağlı biçimde Sayın Erdoğan ve saygıdeğer Türk esnafının doları uçurumdan aşağı doğru yuvarlamasını da seyredemeyiz. Eğer #Bozdoları kampanyası Samsun’dan sonra Kırşehir ve Yozgat’a doğru genişler ve berber, lokanta sektörünün dışında örneğin hamamcılarla dönercilere de sıçrarsa bu doların ciddi anlamda değer yitirmesine yol açabilir. Buna göz yumamayız. Ben buradan Türk esnafına ve Sayın Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Kendisi çok önemli bir dünya lideri olduğundan bu durumu sadece ülkesi açısından değil dünya açısından da değerlendirmeli. Biz bu kampanyanın durdurulmasını veya en azından #Bozdoları değil de #Büzdoları gibi şekilsel bir protestoya dönüştürülmesini talep ediyoruz” dedi.

AK Gençlerden Yükselen Dolara Karşı Kefenli Protesto

24 Kasım 2016Kaparoz0

Döviz piyasalarında yaşanan hareketlilik ve doların TL karşısındaki değer kaybı yurdun çeşitli yerlerinde düzenlenen gösterilerle AKP gençlik örgütleri tarafından protesto edildi. Kefenleriyle sokağa çıkan AK gençler bir yandan ekonomik olarak TL’nin arkasında durdukları mesajını verirken diğer yandan da terör örgütlerine korku saldılar. “Dinimizi, İmanımızı Dolara Yedirmeyiz” Bayrampaşa’da toplanan kalabalığa hitap eden Gençlik Teşkilatı Başkanı Rıza Pilavcı “15 Temmuz’da hainlere karşı göğsünü siper ederek büyük bir darbeyi önleyen gençlerimiz bugün de aynı duyarlılıkla hareket ediyor. Dolardaki yükselişin arkasında FETÖ, PKK, HDP ve DAEŞ var. Avrupa Birliği de bu teröristleri desteklemekte, dolar artsın da Türkiye zora düşsün diye kapıda beklemektedir. Bunların bir tek amacı var: 15 Temmuz’da tankla tüfekle yapamadıklarını bugün dolarla euroyla yapmak istiyorlar. Ey teröristler! Tanka karşı dik duran bu millet doların önünde eğilir mi? Bizler, hepinizin de terör örgütüyle aynı zihniyete sahip olduğunu biliyoruz. ‘Dolar artsın, dinimiz yere batsın’ şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşımdır bu. Kimse kusura bakmasın, biz dinimizi, imanımızı dolara euroya yedirmeyiz. Düşmanlar boş yere umutlanmasın, biz bayrağımızı doların ayağının altına serdirmeyiz. Sevgili kardeşlerim, dün bir iman ve hürriyet mücadelesi vermiştiniz, bugün de ekonominin mücahitleri olarak geri geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum, gazamız mübarek olsun” dedi. “Ey Dolar! Ya Adam Gibi Kendin Düşecek Ya Düşürüleceksin” Kefenli eylem sırasında bazı kişilerin “Abi gidelim döviz bürosuna doları indirip de gidelim, ben atölyeyi kapatıp da geldim, benim dönmem lazım”, “Yahu bu kadar konuşana kadar doları indiriversek ya, bir de eurosu var bu işin” diye mırıldanmaları üzerine “Arkadaşlar doları biz indirmesini de biliriz ama bu seferlik bir çağrı yapmakla yetiniyoruz. Bakın faizciler, lobiciler, Geziciler bu sevdadan vazgeçin. Ey Dolar! Sen bu milletle, bu imanla, bu gençlikle baş edemezsin. Senin bükülmez sandığın bileğini bu millet Bulgurlu’da, Dudullu’da, Keçiören’de, Bayrampaşa’da kırıverir. Bugünden tezi yok ya adam gibi kendin düşecek ya da düşürüleceksin” dedi. Döviz Bürosu Sahibi AKP Yöneticisi Dolar Yakarak Protesto Yapılmasına Karşı Çıktı Dudullu meydanında halka hitap eden döviz bürosu sahibi ve AKP Dudullu İlçe Örgütü Başkanı ise toplanan kalabalığın kendisinden elindeki dolarları yakmasını istemesi üzerine kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. “Arkadaşlar yakarak yıkarak bir yere varamayız. Şimdi ben bütün dolarlarımı yaksam bile yarın adam Amerika Merkez Bankasına gider yenilerini basar. Hem duman tüter, is olur, yerler pis olur” dedi. Kalabalığın yatışmaması üzerine başkanın yanındaki kişiye “Oğlum git şu sahte yüz dolarlardan üç dört tane getir” dediği duyuldu. Toplamda üç yüz doların yakıldığı eylem sonrasında toplanan kalabalık “Dik dur eğilme, Türk Lirası ezilme”, “Dolar senin aklını alırım başından”, “En Büyük TL başka büyük yok” şeklinde slogan atarak dağıldılar.

Hükümetten Dövize Sert Müdahale: Dolar Üzerinden Rüşvet Almak Yasaklanıyor

21 Kasım 2016Kaparoz0

Merkez Bankası’nın döviz likiditesini artırmaya yönelik olarak yaptığı hamlelerin kuru frenlemeye yetmemesi üzerine bir araya gelen ekonomik kurmayları faiz artırmanın dışındaki ekonomik önlemleri masaya yatırdı. Sabah saatlerinde Ekonomi Bakanlığında başlayan toplantı gün boyunca sürerken yerli ve yabancı basın mensupları da toplantıdan çıkacak kararları öğrenmek üzere Ekonomi Bakanlığı’na akın etti. Ekonomistler Merkez Bankasının Bağımsız Olmadığına Dikkat Çekiyor Ekonomi Bakanı ve bürokratların katıldığı toplantı sırasında görüşüne başvurduğumuz ekonomist Fahri Uzgörü “Bugün piyasalar açısından son derece önemli ve hareketli bir gün olacak. Uzun dönemdir yaşanan ekonomik sıkıntıların sonunda yerli ve yabancı kurumlar kur artışının enflasyonda yükselmeyi tetiklediği bir süreçte Merkez Bankası’ndan da bir faiz artırımı bekliyorlardı. Ancak FED bugün faiz artırımına giderse, yarın Merkez Bankası’nın nasıl bir faiz politikası izleyeceği belli değil. Bu anlamda Merkez Bankasının politikaları belirsizliğini koruyor. Açıkçası, Merkez Bankasının, Sayın Cumhurbaşkanından bağımsız olarak bir faiz artırımı kararı verilebilmesi de pek mümkün görünmüyor. Şimdi böyle bir dönemde, hükümet yetkilileri faiz artırımının dışında ne gibi önlemler olabilir, bu önlemler kısa vadede kuru ne kadar aşağı çeker biz de merakla bekliyoruz” dedi. “Artık Ayakkabı Kutularından Dolar Çıkma Devri Bitti” Ekonomi kurmaylarının toplantısından sonra basın açıklaması yapan bakanlık sözcüsü “Son günlerde özellikle bazı spekülatörler ve terör örgütü mensuplarının yurt dışındaki işbirlikçileri tarafından tetiklenen bir şekilde döviz kurlarında yapay bir artış görülmekteydi. Bizler, ekonomistler tarafından dayatılan faiz yükseltme taleplerinin aslında yabancı devletlerin istekleri olduğunun bilincindeyiz. Bugünkü toplantımızda faizleri artırmadan, döviz kurunu nasıl geriletebiliriz diye düşündüğümüzde elimizde çok farklı enstrümanlar olduğunu fark ettik. Yarından geçerli olmak üzere gayrı resmi ticaret desteği olarak adlandırdığımız teşvik bedellerinin sadece Türk Lirası üzerinden verilmesini sağlayacağız. Döviz üzerinden kayıt dışı finansal teşvik alınıp verilmesi bugünden sonra mümkün olmayacak. Artık ayakkabı kutularına dolar doldurma, yatak odasındaki kasalara döviz yatırma, sümen altına euro istifleme dönemleri bitiyor. Buradan tüm paydaşlarımıza sesleniyorum: Artık Türk Lirası dışındaki teşvikli işlemleri takip edip gereğini yapacak, kimsenin de gözünün yaşına bakmayacağız. İsterse on yıldır iş yaptığımız arkadaşlar olsun fark etmez. Bugünden sonra herkes bu kurala uyacak” dedi. “Türkiye Potansiyelinin Farkında Değil” Hükümetin açıklamalarını değerlendiren gazeteci Ali Rıza Yantaş “Bugüne kadar gazetedeki sütunlarımızda ‘hükümetimiz gerçek potansiyelinin farkında değil’ diye boş yere yazmıyorduk. Milyarlarca dolarlık işlem potansiyeli olan bir alan her ne hikmetse dolarla euro üzerinde işlem görüyordu. Bakın çok samimi olarak söylüyorum bizim gazetemizde bile bazı haberler döviz karşılığı yayınlanıyor, bürokratlar ağzını dolardan eurodan açıyordu. Bugün milli politikaların devamı olacak, son derece güzel bir başlangıcın eşiğindeyiz. Açıkçası ben bu uygulamalardan sonra döviz kurlarında hızlı bir düşüş bekliyorum. Hep beraber izleyerek göreceğiz” dedi.

Moody’s’in Not İndirimine Beklenen Yanıt: Yerli Derecelendirme Şirketi Kantar Kuruluyor

29 Eylül 2016Kaparoz0

Standard & Poor’s şirketinden sonra Moody’s’in de Türkiye’nin notunu düşürmesi üzerine bir araya gelen ekonomi uzmanlarının yaptıkları üç günlük değerlendirme toplantısından yerli bir derecelendirme şirketinin kurulması yönünde karar çıktı. Geçtiğimiz cuma günü Moody’s tarafından gelen not indirimi üzerine ekonomi uzmanları Başbakanlıkta acilen toplantıya çağrılmıştı. Yaklaşık üç gün süren hararetli toplantıların ardından, bugün yapılan kapanış oturumunda, alınacak ilk önlem olarak yerli bir derecelendirme kuruluşunun faaliyete geçirileceği bildirildi. Adının Kantar olacağı öğrenilen yerli derecelendirme kuruluşuyla ile ilgili karar, katılımcıların alkışlarıyla birlikte tüm dünyaya duyuruldu. Ekonomi Bakanı: “Artık Türkiye’nin Notunu Türkiye Verecek” Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ekonomi Bakanı “Bugün aldığımız tarih bir kararla artık ‘Şöyle yaparsak falanca derecelendirme kuruluşu ne der?’ dönemini bitirmiş oluyoruz. Kendi derecelendirme kuruluşumuz Kantar, Moody’s gibi kuruluşlardan farklı olarak daha objektif, daha rasyonel, milli değerlere ve İslam ahlakına daha uygun bir çerçevede hizmet verecek. Bundan sonra atalarımızın yaptığı gibi kendi göbeğimizi kendimiz kesecek, kendi notumuzu kendimiz vereceğiz. Artık derecelendirme kuruluşları Türkiye ekonomisi dışında başka işlerle uğraşmak zorunda kalacak” dedi. “Bağımsız Bir Kuruluş Olarak Hizmet Verecek Kantar’da Türkiye’nin Açılış Notu AAA+ Olacak” Açıklamalarını sürdüren Ekonomi Bakanı bağımsız uzmanlar tarafından yapılan ilk incelemede Türkiye’nin notunun “Hepsi Pekiyi” olarak kabul edilen AAA+ olarak belirlendiğini belirterek “Kantar’ın çalışma sisteminde her altı ayda bir gözden geçirilecek veriler ile ülke notunun yeniden değerlendirileceğini söyledi. Sistemin bir diğer özelliği de dış müdahalelere açık olması. Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan eğer bir ülkenin notunu beğenmezse değiştirerek, kendi kişisel bilgisayarından uygun gördüğü bir notu sisteme girebilecek. Cumhurbaşkanlığı bilgisayarı tarafından girilen puanlar ekonomistler tarafından değiştirilemeyecek, soruşturulamayacak ve eleştirilemeyecek. Sudan, Somali ve Katar Gibi Finans Merkezleri de Kantar’ı Kullanacak Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada Sudan, Somali ve Katar gibi ülkesel anlamda dünyanın en büyük finans merkezlerinin de Kantar’ı kullanacağı belirtildi. Kantar’ın puanlama sistemi aşağıdaki gibi olacak: AAA+ Hepsi Pekiyi AAA- Türkiye Kadar İyi Değil BBB+ TOKİ Bina Yapabilir BBB- Dost musun Düşman mı? CCC+ FETÖ’cü CCC- Ermenistan

Özelleştirme İdaresi de Özelleştirildi

15 Ağustos 2016Kaparoz0

Hükümetin apar topar başlattığı özelleştirme fırtınasından Özelleştirme İdaresi de nasibini aldı. Dün sabah saatlerinde piyasaya düşen habere göre Özelleştirme İdaresi üç yüz elli bin dolar, on yedi bin euro ve kırk iki cumhuriyet altını karşılığında Adanalı bir girişimciye satıldı. Özelleştirme İdaresini Adanalı Kabzımal Nami Gücülek Satın Aldı Yüze yakın kurumun özelleştirileceğinin açıklanması üzerine Adanalı uyanık bir girişimci Özelleştirme İdaresine rekor bir fiyat teklifinde bulundu. Hükümet yetkilileri gelen teklifi görünce heyecanlanarak ‘Paran hazırsa, gel al kurumu, vallahi daha iyi bir fiyat gelirse ona veririz’ dediler. Aynı gün içinde mahalleden nakit para toplayan Nami Gücülek, akşam saatlerinde Ankara’ya gelerek ilgili bakan ve bakan yardımcılarıyla görüştü. Gücülek’in komşularından ve esnaftan topladığı nakit parayla altınları gören bakanlar Gücülek’e sevgi gösterisinde bulundular. Döviz ve altınları Türk Lirasına çevirmekle uğraşmak istemeyen yetkililer çantada ne var ne yoksa alıp, Özelleştirme İdaresini bohçadaki toplam bedel üzerinden sattılar. Özelleştirme İdaresini Satın Alan Gücülek: ”Diğer Kurumların Bedelsiz Olarak Adana Esnafına Dağıtımına Başlandı” Satın alma haberinin medya organlarında yer almasından sonra basına bir açıklama yapan Gücülek “Aslında Özelleştirme İdaresini almak bizim için stratejik bir karar, yani Özelleştirme İdaresinin kendi başına bir değeri yokmuş gibi görünüyor ancak şu an bu kurumumuzun elinde, yüzü aşkın kurumun özelleştirme dosyası bulunuyor. Biliyorsunuz Türk Tarih Kurumundan tutun da Türk Dil Kurumuna kadar her yer özelleştiriliyor. Biz ilk önce Özelleştirme İdaresini satın alarak akıllı bir hamle yaptığımızı düşünüyoruz, bu sayede diğer kurumlarımızı bedelsiz olarak Adana’daki eşe dosta dağıtma noktasına geldik. AOÇ dondurmalarını çok seven küçük oğluma da buradan seslenmek istiyorum. Az önce AOÇ’nin dosyasını ele aldık. Kurumun küçük oğluma devri tamamlanmış durumda. Hayırlı olsun” dedi. Gücülek: “Özelleştirme İdaresini Yirmi Dört Milyon Liraya Devlete Geri Satabiliriz” Gücülek bu kuruma bu kadar parayı boş yere saymadığını belirterek “Bizim amacımız bu kurum üzerinden devletin diğer kurumlarını Adana’daki eş dost akrabaya kazandırmaktı ancak son on iki saatte bazı bakan arkadaşlar arayarak bir hata yaptıklarını, Özelleştirme Kurumunu en sonra özelleştirecekleri yerde yanlışlıkla ilk önce özelleştirdiklerini söylediler. Tabii ki, hepimiz insanız, hata da yapabiliriz ancak iş yaşamının da belli kuralları var. Şu an Özelleştirme İdaresinin değeri artmış durumda. Bakan arkadaşlara bir gün sonrası için bu işi yirmi dört milyon liraya, iki gün sonra olursa kırk sekiz milyon liraya çözebileceğimizi aktardım. Ayrıca kurumu satın alırken verdiğimiz tutarlar da tarafımıza iade edilecek. Her kuruşun anısı var” dedi. Hükümet: “Ne Yaptığımızı Biliyoruz” Özelleştirme İdaresinin yeniden devletleştirilmesi için Gücülek’le görüşmelerini sürdüren Bakanlar Kurulu adına açıklamalarda bulunan sözcü “Ne yaptığımızın farkındayız. Vatandaşımız müsterih olsun. Üç dört gün içinde, muhtemelen tüm kurumlar satıldıktan sonra Özelleştirme İdaresini yüz milyon lira gibi bir bedelle geri almış oluruz. Bu da bize çok iyi bir ders olur. Kandırıldık ama bu işin fıtratında maalesef bu tür olaylar var” dedi.

Metsar & Enro: Metro Turizm ve Ensar Vakfı Birleşiyor

9 Ağustos 2016Kaparoz0

2016’da adından çokça söz edilen ekonomik kriz henüz ufukta görünmezken, piyasaları sevindirecek bir haber ekonomik gündeme bomba gibi düştü: Ensar Vakfı ve Metro Turizm, Metsar & Enro markası altında birleşiyor. Hedefte Daha Büyük Projeler Var İki kurum adına açıklama yapan şirket yetkilileri “İki grup da Türkiye’de kendi alanlarında lider konumdalar ancak artık daha da büyük düşünmek zorundayız. Yani insanların uzaya gittiği bir çağda bizim “muavin kıza elledi”, “öğretmen öğrenciyi okşadı” gibi münferit, yerel olaylarla yetinmemiz mümkün değil. Bu birleşmeden sonra elde edeceğimiz güç birliğiyle, artık sadece ülkemizde değil tüm dünyada ses getirecek taciz olaylarına yöneleceğiz. Bu birleşmeyle birlikte, artık küresel bir güç olarak büyük taciz şirketleriyle bile rekabet edebilir duruma geleceğiz” dedi. İlk Proje: Uzay Aracında Fordçuluk Birleşme sonrasındaki ilk proje, “Özel Ders Bahane Edilerek Uzay İstasyonuna Getirilen Öğrencilerin Uzay Mekiği İçinde Taciz Edilme Projesi” olarak belirlendi. Bu proje hakkında açıklamalarda bulunan Metro Turizm sözcüsü “Bizler şirket olarak, özellikle otobüste dayama konularında bilgi sahibiyiz ancak bunun ötesindeki projelere hem finansal açıdan hem de işin içindeki eğitim boyutu nedeniyle cesaret edemiyorduk. Birkaç hafta içinde gazetelerin üçüncü sayfalarında, şehirlerarası otobüslerdeki muavinleri değil, uzay mekiklerindeki teknolojik tacizcileri görebileceksiniz. Vatana millete hayırlı olsun” derken Ensar Vakfı adına açıklamalarda bulunan vakıf yetkilisi “Biz daha çok durağan ortamlardaki taciz konularında tecrübe sahibiyiz. Bu projeyle birlikte ilk defa hareket halindeki bir araç içinde becerilerimizi kullanmak durumunda kalacağız ancak ekibimizin bu gelişmelere kısa süre içinde ayak uyduracağından eminiz. Onlar her zaman başardı.” dedi. Metsar & Enro Olarak Bir Dünya Markası Olacağız Birleşme hakkında açıklamalarda bulunan yetkililer, Metsar & Enro adını alacak grubun birleşme sonrasında Kaşımalı Eğitim, Okşamalı Seyahat, Oturgaçlı Götürgeç ve Değdirmeli Dübürgeç gibi çok farklı konularda da hizmet vereceğini belirttiler. Kulislerdeki dedikodular ise geçen hafta, tanışma yemeği için bir araya gelen iki şirket çalışanlarının birbirine güvensiz gözlerle baktığı ve tanışma seremonisinde herkesin arkasını sağlama almaya çalıştığı yönünde.

Zarar eden TDK Japonlara Satıldı, Ekmeğin Adı Pan, Elma Ringo Oluyor

28 Haziran 2016Kaparoz3

Ekonomide yaşanan durgunluğa çare arayışları sürerken, zarar ettiği gerekçesiyle daha önce uyarılan Türk Dil Kurumu bütün mal varlığıyla birlikte bugün Japon devi Keiko’ya satıldı. Akio Kei: Hırdavat İşi Dil İşinden Çok Farklı Değil TDK’yı satın alan Japonya’nın hırdavat üreticilerinden Keiko’nun patronu Akio Kei “Bu alanda bir yatırım düşüncemiz yoktu ancak bazı Türkiyeli iş adamlarının ısrarı ile bu işe girdik. Yatırım aşamasında şunu fark ettik ki hırdavatla dil, lisan işleri birbirine çok da uzak değil. Türkçeyi elimizden geldiğince daha kolay pazarlanabilir bir dil haline getireceğiz. İlk planda çalışan sayısını azaltmayı düşünüyoruz, daha sonra da yavaş yavaş zarar eden alanlardan çıkıp, karlı alanlara yatırım yapacağız” dedi. Hükümet Satışta Ulaşılan Rakamdan Memnun Satışla ilgili bilgi veren hükümet sözcüsü “İsrail’le barış, Rusya’dan özür derken bugün de TDK’yı sattık arkadaşlar. Türk Dil Kurumu maalesef yıllardır zararda olan bir kuruluşumuz. Geçen yılki satışları sıfır. Evet, şaka değil, bildiğiniz sıfır. Yani ben zararına niye burayı açık tutayım ki? Tiyatroymuş, üniversiteymiş, hastaneymiş fark etmez, bizim için temel gösterge bir işletmenin kar etmesidir. Halkın sırtında kambur olmuş, kar etmeyen kuruluşlarımızı kapatmayı sürdüreceğiz. Sırada mezarlıklar var, onlar da bu durumdan ders çıkarsınlar. Üç senedir kapılarınıza birer turnike koyun diyoruz dinletemiyoruz. O zaman ben de özel şirkete veririm, aylık abonmanlık mı satıyor, jeton mu veriyor, biz gerisine karışmayız. Arkadaşlar, boru değil, bu satıştan iki yıl içinde bir buçuk milyar Euro tutarında bir gelirimiz olacak. İyi para” dedi. Ekmeğin Adı Pan, Elma Ringo Oluyor Keiko’nun Türkçe için çok hızlı bir değişiklik planı yapmadığı ancak özellikle gıda sektöründe bir yakınlaşma sağlaması açısından ilk planda ekmeğin adının pan, elmanın adının da ringo olarak değiştirilmesinin düşünüldüğü öğrenildi. Konuyla ilgili bilgi veren Akio Kei “Bir haftadır Türkçeyi inceliyoruz. Bize göre çok gereksiz sözcükler olsa da şimdilik bunları kaldırmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak Türk halkı şunu bilmeli ki bu kadar gereksiz sözcükle de bizim maliyetleri düşürmemiz pek mümkün değil. Öyle 800, 900 sayfalık sözlüğü on beş liraya satarak para kazanamayız. Türkçedeki sözcük sayısını üçte bire düşürüp, sözlük fiyatlarını iki katına çıkararak en azından zararımızı asgariye çekmek istiyoruz” dedi. Halk Memnun, Satışla Birlikte AKP Oyları Yükselişe Geçti Türk Dil Kurumunun satışı vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandı. Kaparoz’un sokak röportajı yaptığı yurttaşlar, böyle bir ekonomik kriz döneminde bile Türk Dil Kurumunun satılabilmesinin çok büyük bir başarı olduğunu ve AKP hükümetinin gücünü gösterdiğini söylediler. Bugüne kadarki hükümetlerde TDK’nın satışı gibi bir konunun gündeme bile gelmemiş olmadığını hatırlatan vatandaşlar zaman içinde bazı Japonca terimlerin Türkçeye girmesinin kendileri için bir kazanım olacağını belirterek “makarna gitti, pasuta geldi” şeklinde aralarında şakalaştılar. Siyasi uzmanlar ise TDK’nın satışı sonrasında AKP oylarında önemli ölçüde bir artış beklemek gerektiği konusunda hemfikirler.

3 Al 2 Öde Kampanyasıyla Piyasaya Giren Esnaf Bank Altı Ayda İflas Etti

3 Haziran 2016Kaparoz0

2016 yılı başında kurulan Esnaf Bank, dün iflas ettiğini açıklayarak şubelerini kapattığını duyurdu. Esnaf Bank, yılın ilk aylarında duyurduğu 3.000.-TL’lik kredi kampanyası ‘3 Al 2 Öde’ ile piyasaya hızlı bir giriş yapmış ve çok sayıda müşteri edinmişti. 3 Al 2 Öde Kampanyasının Başlattığımız Pilot Şube, Uçuşa Geçti Bankanın iflasını duyurması üzerine bir açıklama yapan Halkla İlişkiler Müdürü Sude Bitirim “Bu noktaya nasıl geldiğimizi ben de anlayabilmiş değilim. Genel Müdürümüz bizlerden çarpıcı bir kampanya hazırlamamızı isteyince biz de bir piyasa araştırması yaptık. Pazarlama müdürümüz, esnaf arasında çok kullanılan ancak henüz finansal piyasalarda fark edilmemiş bir kampanya bulduğunu söyledi. “3 Al 2 Öde Kampanyası” işte bu öneriyle ortaya çıktı. Bir pilot şubede uygulamaya koyduğumuz kampanyaya ilk gün bütün mahalleli, ertesi gün de başka semtlerden katılım olunca diğer şubelerimizi de hızlıca projeye dahil ettik” dedi. Sürümden Kazanacaktık Açıklamalarına devam eden Bitirim “Mali İşler Müdürümüz bu işten zarar edebileceğimiz uyarısında bulundu ancak pazarlama ekibi, ‘Şu anda bizim için önemli olan kar etmek değil, müşteri kazanmak. Tek tek bakmayın, uzun vadede sürümden kazanacağız’ dediler. Ancak işler hiç de öyle gitmedi, gün geçtikçe zararımız büyüdü. En yüksek satış yapan şubelerimiz en fazla zarar eder hale geldi. En az zarar eden şubemizin terör olayları nedeniyle kapalı olan şubemiz olması yönetim kurulunu harekete geçirdi. ‘Ulan kapalı şube açıktan daha iyi durumdaysa, biz ne halt etmeye şube açıp duruyoruz?’ şeklinde bir beyanı oldu yönetim kurulu başkanımızın. Sonrasında da olay iflas noktasına kadar geldi maalesef” dedi. Müşterilerimiz Kredilerini Düzenli Olarak Ödedi Olana bitene halen bir anlam veremediğini söyleyen Bitirim “İşimizi iyi yaptık, kampanyamız da kesinlikle doğruydu ancak ne olduğunu ben de bilemiyorum. Altı ay boyunca harıl harıl, geceli gündüzlü çalıştık ancak öz sermaye de dahil olmak üzere her şeyimiz gitti. Müşterilerimize söyleyecek tek kelime sözümüz yok, hepsine tekrar teşekkür ediyoruz, taksitlerini aksatmadan ödediler.” dedi. Ekip Olarak Yeni Projelere Açığız Şu an yönetim kurulu kararıyla, tüm ekibin işten kovulduğunu söyleyen Bitirim “Beni de bu açıklamadan on beş dakika sonra çıkartacaklar. Kar etmiş olsaydık böyle olmazdı elbette ancak yöneticilerimiz de kendi açısından haklılar” dedi. Artık ekip olarak kendi yollarına baktıklarını söyleyen Bitirim “Anadolu’da güzel bir söz vardır ‘meyve veren ağaç taşlanır’ diye. Biz de bazı odakların gözünü korkuttuk sanırım. Artık yeni bir banka mı olur, gıda toptancılığı mı ya da araba satışı mı bilemiyorum ancak bundan sonraki hedefimiz dünya ölçeğinde işler yapmak. Türkiye’deki müşteriler açık fikirli, ancak patronlar maalesef yeniliklere kapalı” dedi.

Panama Belgelerinde Adı Geçmeyen Tek Türk Firması Antik AŞ. Mali Müşaviriyle Yollarını Ayırıyor

10 Mayıs 2016Kaparoz0

İnternete sızan yeni Panama belgeleri dünyada pek çok şirket yöneticisi ve siyasetçiyi koltuğundan ederken, Türkiye’ye vuran ikinci dalgada, belgelerde adı geçmeyen tek Türk firması olan Antik AŞ’nin mali müşaviri Halit Tüfek görevinden alındı. Borsanın açılışında, güne düşüşle başlayan Antik AŞ. hisseleri, mali müşavirin kovulma haberinden sonra toparlanarak yeniden yükselişe geçti. Hissedarlar Kızgın, Şirket Telefonları Susmuyor Konu hakkında açıklama yapan şirket CEO’su Suzan Antik “Sabah saat 06:00 gibi telefonlarımız çalmaya başladı. Hissedarlarımız Panama belgelerinde bütün firmaları görüp bizimkini göremeyince haklı olarak bir infiale kapılmışlar. Biliyorsunuz Koç Holding’den, Sabancı’ya, Ali Ağaoğlu’dan Mehmet Cengiz’e kadar herkes var bu listede. Biz yeni sızıntıları bekleyelim, mutlaka bizim de adımız bir şekilde geçecektir dedik ama maalesef dinletemedik. Öğleden önce yönetim kurulu olarak olağanüstü bir toplantı düzenleyip 35 yıllık mali müşavirimizi kovduk. Kendisi de çok üzüldü ancak profesyonel hayat böyledir, rakiplerinizi yakalayamazsanız, firmanız da, siz de oyunun dışında kalırsınız” dedi. Antik AŞ. Hisseleri Önce Düştü, Sonra Toparlandı Panama belgelerinin gündeme düşmesiyle, borsada da ciddi bir hareketlilik yaşandı. Belgelerde adı geçen tüm firmaların hisseleri güne yükselişle başlarken, Antik AŞ hisseleri deyim yerindeyse ‘yere çakıldı’. Uzmanlar tarafından normal karşılanan bu hareketlilik Antik AŞ’nin zamanında bir müdahaleyle mali müşavirini kovması üzerine önce durdu, sonra yön değiştirdi. Öğleye doğru ajanslara düşen kovulma haberiyle birlikte, Antik AŞ kağıtları yeni alımlarla yönünü yükselişe çevirdi. İlk seansta hisse değerindeki % 3’lük net kaybın, ikinci seansla birlikte azalması bekleniyor. Mali Müşavir: “Bize Ders Oldu” Görüşlerine başvurduğumuz mali müşavir Halit Tüfek “Gerçekten bizler için çok ani bir gelişme oldu ancak şirketimizin kararını tartışacak değiliz. Ben şu an altmış yedi yaşındayım, bizler hesap makinesiyle muhasebe tutan kuşaktanız, biraz eskide kaldığımızı kabul etmemiz lazım. Bizim bürodaki arkadaşlar da genel olarak kırk yaşın üstündeler. Bu yıl bir karar alıp iki arkadaşı İngilizce öğrenmesi için kursa yazdırmıştık, sonra da yavaş yavaş bu off-shore işlerine başlayacaktık. Hedefimiz 2017’ydi ama az bir farkla bu treni kaçırdık. Ancak şunu da eklemek isterim ki şu anda ekibimizde müthiş bir motivasyon oluştu. Dil kursuna yazdırdığımız arkadaşı yarın Panama’ya yolcu ediyoruz. Arkadaşlar sabahtan beri Google’da ‘vergi kaçırma ve off-shore yöntemleri’ konusunu aratıp çeşitli dokümanlar bulmuşlar. 2017 için sloganımız “Bol Kazanç, Sıfır Vergi”. Antik AŞ.’nin de uzun vadede yeniden müşterimiz olacağını düşünüyorum. Bu tokat bize çok iyi oldu, kendimize geldik” dedi.

Zamdan Etkilenmemek İçin Hep Yüz Liralık Benzin Alanlara Kötü Haber: 100.-TL’lik Benzin 110.-TL Oldu

22 Nisan 2016Kaparoz1

Maliye Bakanlığı tarafından gizli olarak yürütülen çalışma bugün sonuçlandı ve zamdan etkilenmemek için uyanıklık yapan çok sayıda vatandaşa karşı farklı bir zam uygulamasına gidildi. Devlet Zarara Uğratıldı Konuyla ilgili açıklama yapan Maliye Bakanlığı Müsteşarı Arzu Tırpan “Aslında biz bu durumun yıllardık farkındaydık ancak ‘bu seferlik görmezden gelelim’, ‘belki bu ay sıkışıktır da sonraki ay normale döner’ diye hep bekledik ama maalesef bu vatandaşlarımızda hiçbir düzelme görülmedi. Bildiğiniz gibi Maliye Bakanlığı olarak 100 liralık benzinin 65 lirasını devlet hazinesine alıyoruz. Biz % 10 zam yaptığımızda normal olarak bu arkadaşlardan da % 10 fazla vergi almamız lazım ancak bunlar Kuran’da yazıyor gibi sürekli 100 liralık benzin aldıkları için vergi gelirimizde bir türlü istenen düzeyde artış olmuyordu. Bu arkadaşlar devletimizin sırtına yapışmış bir nevi asalak gibiler. Ne yapsanız, ne etseniz bunlardan kurtulmak mümkün olmuyor” dedi. Tam On Bir Yıldır Yüz Liralık Benzin Alan Kişiler Var Açıklamalarını sürdüren Tırpan “Bakın abartmıyorum tam on bir yıldır yüz liralık benzin alan kişiler var. O zaman yüz liraya bir depo benzin alınıyordu, şimdi yarısı dolmuyor ama bu arkadaşlar yolda kalma pahasına iki liralık bile olsa bir harcama artışına gitmiyorlar. Bugüne kadar sabrettik ancak devletin de bir şekilde harcamalarını finanse etmesi lazım, bizler de bu uygulamaya gitmek mecburiyetinde kaldık. Yani sen araba galerisine gidip bu arabadan yirmi bin liralık ver diyebiliyor musun, zam gelince paşa paşa ödüyorsun araba bedelinin tamamını. Ancak iş benzin almaya gelince her türlü uyanıklık, affedersiniz pis hareket devreye giriyor” dedi. Yüz Liralık Benzin Artık Yüz On Lira Arzu Tırpan “Lafı uzatmayalım, bugünden geçerli olmak üzere 100.-TL’lik benzin alan kişiler kasaya geldiklerinde 110.-TL ödeyecekler. Eğer vatandaşımız ‘Ben yüz liralık demiştim, cebimde sadece yüz lira var’ derse pompacı arkadaş koyduğu benzini hortum aparatıyla geri alıp vatandaşımızı yolcu edecek. Bu arkadaşımız da artık o yüz lirasını nasıl istiyorsa, en münasip şekilde değerlendirecektir” dedi. Bir muhabirin sorusu üzerine bu uygulamanın bundan sonra artarak devam edeceğini söyleyen Arzu Tırpan ”Bakın 100.-TL’lik benzin için 110.-TL çok iyi bir fiyat, ben vatandaşlara şu anki fiyattan depolarını doldurmalarını tavsiye ediyorum. Yarın 100.-TL’lik benzini 110.-TL’ye de bulamazsınız” dedi.

AB’den Alacağımız Göçmenleri % 50 Karla Başka Ülkelere Satacağız

10 Mart 2016Kaparoz0

Türkiye’nin 3 milyar Avro karşılığında alacağı göçmenlere nasıl bakacağı merak konusu olurken, bugün ajanslara düşen bir haber bürokratların kıvrak zekasını ortaya çıkardı. Alınan bilgilere göre Türkiye bir yandan AB yöneticileriyle göçmen pazarlığı yaparken, bir yandan da eş zamanlı ve gizli olarak ithal edeceği göçmenlerin başka ülkelere gönderilmesi için anlaşmalar yapmış. Göçmen Başına Kemiksiz 250 Avro Kar Edeceğiz Ekonomi Bakanlığı müsteşarı Hamza Satar Kaparoz muhabirinin sorularına verdiği yanıtta “AB’den gelecek bir göçmenin bize yıllık maliyeti 1250 Avro. Bizim AB’den alacağımız desteği toplam göçmen sayısına böldüğümüzde 750 Avro gibi bir gelirimiz oluyor. Bu noktada bir göçmenin dükkan girişi 500 Avro diyebiliriz. Yani biz bu arkadaşlardan yılda kişi başı en az 500 Avro vergi toplayacağız ki hesabımız tutsun. Ancak bakanlık olarak değerlendirmelerimiz bizim bu arkadaşlardan herhangi bir şekilde bu tutarlarda vergi geliri sağlayamayacağımız yönünde. Biz de bu noktada Kayseri’li bir bürokrat kardeşimizin önerisiyle farklı bir yaklaşım içine girdik. AB’den gelecek göçmenleri ağırlıklı olarak Afrika’daki çeşitli ülkere satacağız. Şu an göçmen başına, kargo karşı tarafa ait olmak üzere 400 ile 500 Avro arasında değişen teklifler var. Bu durumda zaten bizim 1250 Avroluk giderimiz ortadan kalkmış oluyor. Hesap basit, AB’den alacağımız 750 Avro ile bu ülkelerin 500 Avrosunu ödeyeceğiz ve en kabasından kemiksiz 250 Avro bize kalacak. Şu an ilk sevkiyat için adını veremeyeceğim bir ülkeyle FOB (Gemi güvertesinde teslim) ve vesaik mukabili olacak şekilde 5 ay vadeli olarak çalışmaya başlıyoruz. Uyguladığımız bu ince politika ile artık daha fazla göçmen talep eder duruma geçeceğiz” dedi. Göçmen Sorununu Win-Win Yaklaşımıyla Çözeceğiz Hamza Satar yaptığı açıklamayı bir hesap tablosu üzerinde de göstererek “Bakın şu grafikte görüldüğü gibi dış ticaret açığımız azalırken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da ciddi biçimde yükselecek. Göçmen başına % 50’lik kar marjında kısa vadede bir düşme beklemiyoruz ancak orta vadede piyasaya başka oyuncuların da girmesiyle marjlar hafifçe düşebilir. Ayrıca AB’den gelecek ödemenin peşin, ithalat bedellerinin ise vadeli olmasından kaynaklanan bir finansman fazlamız olacak. Elbette bu bedeller de uluslararası piyasalarda değerlendirilecek. Biz göçmen sorununu AB ve Türkiye için bir Win-Win (Kazan-Kazan) formülü üzerinde çözmeye gayret ediyoruz” dedi. Üç Göçmen Alana Bir Galon Suriye Petrolü Bedava AB’den gelecek göçmen sayısının Afrika’ya sevkedilecek göçmen sayısından fazla olması durumunda üç göçmen alana bedava bir galon Suriye petrolü de verilebileceğini söyleyen müsteşar “İlk planda bir promosyon düşünmüyoruz ancak işlerin durumuna göre, göçmenlerin yanında getirdikleri petrol veya değerli eşyalarını promosyon olarak kullanmayı düşünüyoruz. Elbette burada asıl olan ticari menfaatlerimizdir” dedi.

Gök Taşı Vergisi

23 Şubat 2016İsmail İlhan0

Çok değerli ve işbilir hükümetimiz yeni yılda pek çok malın ve hizmetin vergisini arttırdı. Memurun, emeklinin, işçinin maaşına, ücretine yaptığını söylediği üç kuruş zammı çaktırmadan, katlayarak geri alma başarısını sergiledi. Mesela bizim evde elektrik, su ve doğal gaz faturaları neredeyse ikiye katladı. Emlak vergisiydi, taşıt vergisiydi, harçlar, sigortalar. Aklına ne gelirse hepsi enflasyonun üzerinde arttırıldı. Marketlerde, özellikle gıda fiyatları uçmuş. Bir, iki ay önce 100 lirayla halledilen haftalık market alışverişi 150 liradan aşağı kurtarmıyor. Akaryakıta, sigaraya, alkollü içeceklere yapılan zamları saymıyorum. Çünkü bu mallara yapılan vergi zamlarını hiçbir ekonomik ölçüye vurmak mümkün değil. Normalde malın fiyatının %90’ı üretici ve dağıtıcıya, %10 civarındaki bir kısmının da vergi olarak devlete gitmesi gerekirken bizde bunun tam da tersi olduğu, yani bu ürünlere ödediğimiz paranın %90’ na yakınının vergi olduğunu ve bu uygulamayla dünyanın en önde gelen ülkesi olduğumuzu bilmeyen yok sanırım. Geçtiğimiz yıl doğu illerimizden birisinde bulunan bir köyün arazisine bir miktar meteor yağmıştı hatırlarsanız. Köylüler, farklı olduğunu gördükleri bu taşların, nasıl olduysa değerli olduğunu öğrenmişler ve taşlardan bulabilmek için köyün arazisinin altını üstüne getirmişlerdi. Yaklaşık bir yumruk büyüklüğündeki taşlar, yabancılar tarafından 50, 60 dolar kadar bir para karşılığı satın alındığını duymuştuk. Doğal olarak bizim duyduğumuz bu haberi sayın devlet yetkilileri de duymuş. Vakit kaybetmeden sayın maliye bakanlığı bir genelge yayınlayarak ‘Gök Taşı Vergisi’ adıyla taşların satışından vergi alınacağını duyurmuştu. Gözünden hiçbir şey kaçmayan iktidarın sayın yetkilileri, devletimizin hazinesine çok önemli bir kaynak bulduklarını düşünmüşlerdi. Ne yazık ki taşların arkası gelmedi. Köylülerin günlerce, aylarca araziyi didik, didik, karış, karış aramalarına karşın toru, topu 40, 50 taş bulabilmişlerdi. O taşların satışından, köylülerden vergi alınıp alınmadığı bilinmiyor. Ama, nezih devletimizin nezih hazinesinin çok paraya gereksinimi olduğu herkesin malumu. Neden derseniz: Suriyeli sığınmacılara madem kapılarımızı açtık, onların yeme, içme, barınma, sağlık vb. harcamaları için milyar dolarlara gereksinim var. Her ne kadar yeni bir seçime daha epeyce zaman var olsa da ülke siyasetinin ne getireceği belli olmaz. Bu nedenle seçmeni islim üstünde tutmak gerek. Yani kömür, gıda paketi, para yardımlarının sürdürülmesi lazım. Aritmetik dizi boyutlarında artan örtülü ödeneklerin (hiçbir zaman hesabı sorulamayan harcamalar) bütçeden karşılanması gerekiyor. Dünyada eşi, menendi olmayan Beştepe Başkanlık Sarayımızın giderek artan masrafları var. Daha bunlar gibi bir yığın zorunlu harcamaları yapmak için mevcut vergilerin zamlanması ve yeni vergilerin ihdas edilmesi (yaratılması) gerekli. Ancak ‘Gök Taşı Vergisi’ gibi hazinenin dişinin kovuğunda bile kalmayacak eften, püften vergiler yerine koyunca ses getirecek vergiler bulmak gerek. Örneğin benim aklımda bir tane var. Hava Alma Vergisi. Biliyorsunuz ki insan yemek gibi, su gibi temel gereksinimleri karşılanmadan yaşayamaz. Hava almak ise hepsinden önemli bir gereksinim. Ekmeksiz, susuz bir süre yaşarsın ama hava almadan birkaç dakika bile yaşayamazsın. Yurttaşlarımızın tamamı her gün muntazaman havalarını alıyor. Yer yüzünde artık karşılıksız hizmet kalmadığına göre hava solumanın da bir bedeli olmalı değil mi? Ülkemizde 80 milyona dayanmış nüfusun tamamı bu hizmetten yararlandığına göre her fert günde elli kuruş Hava Alma Vergisi ödese (ki şimdilerde 50 kuruşu dilenci bile kabul etmiyor.) sayın iktidarımız yaklaşık 15 milyar lira toplamış olur. Ama ben hükümet olsam toplamışken bunu 1 lira yaparım, harcamalarımı da arkasını, önünü düşünmeden rahat, rahat karşılarım. Sayın kıymetli yetkililerimize verdiğim bu akıl için hiçbir talebim de yoktur.

Fitch Türkiye’nin ‘Delidir Ne Yapsa Yeridir’ Olan Notunu ‘Bildiğin Geri Zekalı’ Olarak Değiştirdi

19 Şubat 2016Kaparoz0

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch, yaşanan gelişmelerin ardından, Türkiye’nin ‘Delidir Ne Yapsa Yeridir’ olan kredi notunu ‘Bildiğin Geri Zekalı’ olarak değiştirdi. YYY? Olan Not ZZZ- Olarak Değişti Fitch’in sonuç raporunda Türkiye’nin daha önce YYY? olarak teyit edilen kredi notu ve ‘Delidir Ne Yapsa Yeridir’ görünümünün son gelişmelerden sonra değiştiği belirtildi. Ortadoğu’da yaşanan karmaşa içerisinde Türkiye’nin birbirinden kopuk, nedensiz, tutarsız ve anlamsız hareketler gösterdiğinin belirtildiği raporda, söylenen sözlerin yapılanlarla, yapılanların da mantıkla ilgisinin kurulamadığı vurgulandı. Fitch’in Türkiye için belirlediği ZZZ- kredi notu ise ‘Bİldiğin Geri Zekalı’ olarak tanımlandı. Sürdürülebilir Geri Zekalı Notunu Kıl Payı Kaçırdık Fitch uzmanları ülkeler için ZZZ+ notunun ‘Sürdürülebilir Geri Zekalılık’ olarak tanımlandığını ancak Türkiye’deki durumun sürdürülebilir olmadığının belirlendiğini belirttiler. Üst düzey bir yetkili ‘Eğer Fitch Türkiye’nin notunu ZZZ+ olarak belirleseydi, dış yardımlar ve başka liderlerin desteğiyle yaşamını sürdürebilir bir ülke olarak tanımlayacaktık ancak son görünüm ne yazık ki sürdürülemeyecek bir geri zekalılığa karşılık geliyor’ dedi. Star Gazetesinden bir muhabirin Atatürk’ün ‘Türk milleti zekidir’ sözünü hatırlatarak “Acaba bu tespit sadece yöneticiler için mi?” şeklindeki sorusunu da yanıtlayan yetkili “Maalesef böyle bir ayrım yapmak doğru değil, burada yöneticisinden, vatandaşına kadar tüm kişi ve kurumlarıyla alınan bir neticeden söz ediyoruz. ‘Türk milleti zekidir’ sözünü ilk kez sizden duyuyorum. Elbette bu söz hangi koşullarda söylenmiştir buna da bakmak lazım, bazen babalar geri zekalı çocuklarını onore etmek için böyle şeyler söyleyebiliyorlar, belki böyle bir durum olabilir ancak Fitch olarak bizim böyle bir sorumluluğumuz yok” dedi. Haber Ekonomi Kulislerinde Olumlu Karşılandı Piyasalarda bomba etkisi yapan haber üzerine Ekonomi Bakanlığı bürokratları toplantıya girdi. Ekonomi Bakanı, haberin piyasalardaki ilk etkisinin olumlu olduğunu vurguladıktan sonra “Son derece başarılı bir yıl geçirdik, elbette bunun da bir karşılığı olacaktı” dedi. Kaparoz muhabirinin “‘Bildiğin Geri Zekalı’ notunu almak isteyen diğer ülkelere ne önerirsiniz?” şeklindeki sorusuna “Bu soru karşısında susma hakkımı kullanıyorum” dedikten sonra “Çocuklar bir deyiş vardı söz sükutsa gümüş neydi?” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Ekmekteki Fiyat Artışına, Mutasyona Uğramış Buğday Geni Neden Olmuş

16 Şubat 2016Kaparoz0

TÜBİTAK tarafından yürütülen bir araştırmada ekmekteki fiyat artışının buğdayın genlerinde meydana gelen bir değişiklikten kaynaklı olduğu tespit edildi. TRT’nin haberine göre TÜBİTAK, ekmekteki fiyat artışını incelemek üzere Ocak ayı sonunda bir araştırma komisyonu oluşturdu. Ekmekteki Fiyat Artışının Kökenini Araştırma Komisyonu Kuruldu TÜBİTAK yönetim kurulunun önerisiyle oluşturulan araştırma komisyonunda şu isimler yer aldı: 1- Hamit Gezer (Sincan Müftüsü) 2- Vildan Karabağ (Bir Siyasi Partinin Muş Kadın Kolları Başkanı) 3- Soner Dombra (Marangoz) 4- Selen Sümbül (Anketör) 5- Sami Bülbül (Emekli Biyoloji Öğretmeni ve İHH Gönüllüsü) Konusunda deneyimli kişilerden oluşan araştırma komisyonu, 1 Şubat tarihinde toplanarak, başkan Vildan Karabağ’ın yönetiminde çalışmalarına başladı. Komisyon adına açıklamada bulunan Sami Bülbül, bugüne kadar toplam dört kere toplandıklarını söyleyerek, ilk iki toplantıda komisyon üyelerinin kaynaşması için  okey oynadıklarını sonraki hafta Saray’daki bir davete icabet ettiklerini, 12 Şubat’taki toplantıdaysa sonuç raporunu yazarak dağıldıklarını söyledi. Ekmekleri İnceleyen Marangoz Arkadaşımız Buğday Genindeki Değişimi Farketti Sami Bülbül “12 Şubat’taki son komisyon toplantımıza incelemek üzere kendi kendine fiyatı artan iki adet ekmek getirdik. Ekmekleri gören Soner kardeşimiz ‘Bu nasıl ekmek yahu, rengi solmuş, genleri mi bozuk bunun?’ dedi. Bu soru bize esin kaynağı oldu, hemen internette araştırmamızı tamamlayıp raporumuzu yazdık, hatta biraz zamanımız kalınca kalkmadan ufak bir okey partisi çevirdik” dedi. Rapora göre ekmekteki fiyat artışı şu şekilde oluşuyor. Buğdayın genlerinde yer alan ve ekmek fiyatını sabit tutmaya yarayan ‘Stabilizör’ adlı bir kromozom, iklim değişikliği, mevsim uyuşukluğu ve buğday çuvalının kırışıklığı nedeniyle mutasyona uğrayarak ters yönde hareket etmeye başlıyor. Bu kromozom zamanla iyice şımararak hepten kontrolden çıkıyor ve her şeye ters tepki vermeye başlıyor. Hükümet ekmek fiyatını indirdiğinde hemen devreye girerek bu etkiyi tersine çeviren sinsi kromozom ilaçlara da direnç gösteriyor. Suçlu Paralel Yapı da Olabilir Araştırmalar hakkında bilgi vermeyi sürdüren Sami Bülbül “Mutasyonun 15 Ocak Cuma gününü 16 Ocak Cumartesiye bağlayan geceyarısı gerçekleştiğini tahmin ediyoruz” dedi. Bir gazetecinin ekmek zammının arkasında, bazı paralel güç odaklarının olduğuna ilişkin duyumlar olduğunu, ancak raporda bunlardan hiç bahsedilmediğini söylemesi üzerine söze karışan komisyon üyesi Selen Sümbül “Sami Abi bak, ben dediydim, bu iş paralel işi diye. Tutturdunuz burası bilim kurumu, yok krmozom, yok protein, mutasyon diye. Saray da beğenmemiş zaten bizim raporu” dedi. Yeniden sözü Sami Bülbül ise “Biz suç ortaklarından sadece birini yakaladık ama ben bu zammın arkasında paralel yoktur diyemem, hatta vardır bile derim. Bakın dedim bile” diyerek iki dakikada ağız değiştirdi.