Doktor Bey Ben Mağdur Olamıyorum

Büyük sıkıntım var benim, bir türlü mağdur olamıyorum. Özellikle son dönemde belirdi bu durum. Mesela mağrur falan olabiliyorum ama benim acilen mağdur olmam lazım.

Geçen gün çağırdım gazetecileri, zaten kapıda yatıyorlar, hemen girdiler içeri. Hafifçe boynumu büktüm, bir de hüzünlü konuşma hazırladım. Dizildi bunlar karşıma, tam ‘Çocuklar kendimi çok yalnız hissediyorum, olaylar çok canımı sıkıyor’ falan diye konuya girecektim ki Abdülkadir dallaması gitti şöminenin üstünde duran bronz şamdanı kurcalayıp yere düşürdü. Kırıldı tabii güzelim şamdan. ‘Lavuk’ dedim, ‘Niye elliyorsun, bok mu var?’ dedim. Hemen büküldü bunun boynu, gözleri falan doldu. Gazeteciler beni bıraktı, kendi arkadaşları ya, hemen toplandılar bunun başında. Herif iki dakikada mağdur oldu lan, yenim ediyorum inanamadım. Sen git benim bin beş yüz Euro’luk şamdanı kır, gene de ben mağdur olamayayım da sen mağdur ol. Ne güzel dünya lan. Hepsini sepetledim tabii heriflerin. Madem şamdanı kıran mağdur oluyor deyip, şamdanın sağlam kalan tarafını da Abdülkadir’in kafasında ben kırdım. Ama tahmin edersin, ben değil de gene bu herif mağdur oldu.

Doktor Bey benim sorunum kısaca bu. Bir muayene et bakalım, ben niye mağdur olamıyorum. Mağdurografimi falan çek, birlikte bakalım, nerede bir zayıflık varsa o tarafa yüklenelim. Türbanlı bacılarım da var oysa benim. Geçen dedim bunlardan birine git bir yerde mağdur ol gel, olayı da bana bağla dedim. Çıktı bu sabahtan dışarı. Öğlen oldu, akşam oldu haber yok. Neyse gece yarısı bir gümbürtü koptu, baktım camdan bizim güvenlikle yaka paça kavga ediyor. Kameramanları da ayarlamış tabii yanında. Hay dedim senin yapacağın işe, ayırdım bunları, kameramanları yolcu ettikten sonra içeride bir güzel payladım hepsini. Ertesi gün baktım, “Türbanlı Kadın Özel Korumaya Acımadı” diye ikinci sayfada haber yapmışlar bunu. Yahu bu ülkede dayak atmayı bilmemeyi anlıyorum da bu kadar imkân içinde dayak yemeyi beceremeyen insanı ben gerçekten anlayamıyorum. Oğlum bir insan yirmi dört saat uğraşıp da bir tokat bile yemeden eve döner mi lan? Neyse bizim mağduriyet işi gene yattı anlayacağın.

İşte benim durumum bu doktor bey. İlaç mı vereceksin iğne mi yapacaksın artık bilmiyorum ama her ne yapacaksan biraz acele et. Şaka değil bak hayati mesele. Tek benim sorunum da değil, sen bu işi ayarlayamazsan cümbür cemaat buralardan gidiciyiz biz.

Yahu büyük bir şey istesem tamam, ben sadece insanlar beni görünce üzülsünler istiyorum lan. Yağmurda yavru bir kedi görmüş gibi. Ya da savaşta bir çocuk, filmlerde olur hani. Benim boynum hafifçe bükük, gözümde bir iki damla yaş. Her gün ayna karşısında çalışıyorum ama iş uygulamaya gelince birini azarlarken buluyorum kendimi. Geçen partiden çocuklar gelmiş, en az üç yüz kişiyiz bizim fakirhanede. Gençlerin yanına gittim, ‘Ahh gençlik işte, bizden geçti, biz artık toprağa bakıyoruz’ deyip hüzünlü bir hava takındım. Biri oradan “Reis, sen bizden gençsin” dedi. Öbürü “Çok yakışıklısın” dedi. Bir başkası “Adamsın” dedi. Dayanamadım tabii, “Kesin lan sesinizi, üç günlük bebeler bana moral mi verecek” dedim. Bir sessizlik oldu. Hop büküldü bunların boyunları. Çevredekiler başladı bunlar için üzülmeye. Baktım birinin annesi de bunlara üzülüp zırlamaya başladı. “Burası zırlama duvarı değil” dedim. Hoop onlar da oldu mu mağdur. Üç yüz kişinin içinde niye bir tek ben mağdur olamıyorum lan?

Dışarı bir çık bir bak, memleketin yüzde doksanı mağdur. Doktor Bey, ben de herkes gibi mağdur olmak istiyorum. Bakın şu karşı mahallenin imamı Halil Abi var, adam Mercedes’le geziyor ama bir numaralı mağdur. Duruşu bile yetiyor. Gerekirse bana ondan boyun nakli yapalım. Ama benim şu işi çözelim lütfen. Benim şu günlerde iyice bir mağdur olmam lazım.

Doktor, bu iş çözeceksen çöz artık. Elli saat laf mı anlatacağım lan ben sana? Oğlum böyle doktor mu olur lan, kim veriyor kardeşim size diplomayı? Millet dışarıda kansere çare buluyor sen üç aydır bana bir mağduriyet bulamıyorsun lan.

Hah, şuna bak. Gözler doldu hemen, Hadi git sen de zırla. Bak kendini mağdur etmeyi biliyorsun ama iş bize gelince teknik imkânlar, zart zurt. Git kaybol, görmesin seni gözüm bir daha buralarda.

Burak Kaya90 Yazı
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...