İyi Parti Değil, Çok İyi Parti

Meral Akşener’in partisinin adı İyi Parti olmuş. Ben bu adın belirlendiği kurucular toplantısını az çok tahmin edebiliyorum:

– Efendim Milliyetçi Türkiye Partisi desek.

– Yok, milliyetçilerin oyu zaten burada, milliyetçi deyip de kendimizi sınırlamayalım. Sol kesimden de oy isteyeceğiz.

– Cumhuriyetçi desek CHP ile karışır. Peki Çağdaş Parti desek. Solcular bayılır bu çağdaş lafına.

– Yahu ne yaptın sen Yusuf Bey? Dindarlar oy verir mi Çağdaş Parti’ye?

– Allah’ın Partisi desek de solcular oy vermez. Peki Çağdaş Muhafazakâr Parti desek?

– O da çok sırıtıyor, yalan durdu biraz. Şöyle suya sabuna dokunmayan ortadan bir şey bulalım. Her eve uysun hesabı.

– Hoş Parti nasıl?

– Fena değil ama bilemedim. Bir de Aytun’a soralım.

– Hoş değil de Ne Hoş Parti olabilir veya Süper Parti de olur. Dört Dörtlük Parti desek?

– Dörde hiç girmeyelim, Cumhurbaşkanı dördü çok eskitti. Eğer rakam vereceksek, dörtten büyük olsun. On Numara Parti diyelim mesela.

– O da çok uzun.

– Uzun Parti nasıl?

– İyi.

– Ne dedin sen?

– İyi dedim.

– Bravo. Adımız İyi Parti olsun. İyi, tavşan boku gibidir. Ne kokar, ne bulaşır.

Üç aşağı, beş yukarı buna benzer bir konuşma geçmiştir bunların arasında. Şimdi “Adın ne önemi var?” diyenler çıkabilir ama öyle değil. Ad çok önemli. Ben her şeyin adına bakarak karar veririm arkadaş. Bir partinin ne olup ne olmadığı adından belli olur. Ülkemizde siyasi partiler, genel olarak eksik yönlerini adlarına koyarlar. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi. CHP, bildiğiniz gibi arsa üleşme, rezidans bölüşme, bağırarak Onuncu Yıl Marşı okuma gibi konularda son derece başarılı bir partimiz. Eksik olduğu iki konu var: Bir, cumhuriyeti korumak; iki, halka ulaşmak. Ana muhalefet oldukları dönemde cumhuriyetin tüm kurumları elden gitti. Ama cumhuriyetle halk konularını dışarıda bırakırsak ben CHP’yi çok başarılı buluyorum. AKP de özellikle son dönemde çok önemli hizmetler yaptı. Bana göre aksadığı iki konu var: Bir, adalet; iki, kalkınma. Türkiye, AKP döneminde gördüğü adaletsizliği herhalde başka bir dönemde görmemiştir. Kalkınma olarak da teknoloji ve tarımdan anlamadıkları için bildikleri tek şey olan beton bina dikme yoluna gittiler. Onun dışında ben AKP’yi genel olarak başarılı buluyorum. Demokrat Parti’nin demokrasinin çanına ot tıkaması gibi eskilere uzanan bir gelenektir bu. Adının tersi olur bizde. İyi Parti’den de iyi bir parti olmak dışında her şey beklenebilir. Ancak gene de ben partinin adını güzel bulduğumu söyleyebilirim. Güzel ama eksik. Ben olsam partinin adını İyi Parti değil En İyi Parti koyardım. Sanki parayla mı lan koymuşken en iyisi olsun. Bizim zamanımızda karnede ‘İyi’ gelince ağlanırdı. ‘Pekiyi’ dururken neden ‘İyi’ ile yetinilmiş bunu anlayabilmek mümkün değil.

Partinin adını geçip de diğer konulara gelirsek, bir kere Meral Akşener’den dolayı bu partinin kadın oylarını toplayıp götüreceğini söyleyebiliriz. Bakın aşağıdaki fotoğrafa, aynı kadınlar kahvesi gibi. Üniversitede iki yıl metalürji mühendisliği okumuştum. Ben bu kadar kadını bir arada yalnızca oradaki sınıflarda gördüm. Bir de askerlik dönemimde benzer bir yoğunluğa tanık oldum.

Fotoğrafa dikkatli bakın: İşte bizi geleceğe taşıyacak adamlar bunlar. Hafriyat Kamyonu Sürücüleri Derneği gibi. Ama iyi adamlar bence. Parti de İyi Parti zaten.

Bir de ilkeleri varmış bu partinin: Umut, kararlılık, adalet, gelecek, bilgi, zenginlik, cesaret ve medeniyet. ‘Bilgi’ diye ilke olur mu lan? Sorayım da belli olsun:

– Yavrum senin bu hayattaki ilken nedir?

– Bilgidir öğretmenim.

Bakın, sırıtıyor değil mi, sap gibi bilgi deyince? Bilgi toplumuna erişmek, bilimsel düşünceyi egemen kılmak falan diye yazılsa daha iyiymiş. Bu haliyle partinin ilkeleri, pazar listesindeki kereviz, pırasa gibi olmuş biraz. Aman canım, o kadarı her partide olur.

Bunlar sanat bilir mi, üniversiteden falan anlar mı, demokrasiyle ilgili bir dertleri var mı, Kürt sorununu çözerler mi? Ben bu fotoğraftaki arkadaşların bunlarla ilgilendiklerini pek sanmıyorum. Ama hepsi de iyi insanlar. Parti de iyi parti zaten ama herhangi bir konuda öyle aman aman bir birikimleri yok maalesef.

Bu parti iktidara gelirse dış politikamız nasıl olacak? Hemen yanıt vereyim: ‘Çok İyi’ olacak.

Ekonomi? Ekonomi de ‘İyi’ olacak. Eğitim derseniz, ben bu sefer ‘Pekiyi’ olacak diyorum.

Durum bu.

Akşener, içi boş bir program ve sağ kanadın toplama adamlarıyla, ilkesiz, çerçevesiz, ne idüğü belirsiz bir parti kurdu. Neyi, nasıl ve kimle yapacağı meçhul. Partinin dişe dokunur ilk icraatı da iktidara karşı iyi kötü mücadele veren CHP’den milletvekili araklamak oldu. Sen mahalleye yeni bir soluk getirmek üzere yeni dükkân açıyorsun, ilkelerden falan söz ediyorsun, ilk iş olarak da komşunun kalfasını araklıyorsun. Sağ partilerin bu ülkeye ne katkısı olabileceğini göstermek için çok iyi bir başlangıç değil mi? Hepsine helal olsun.

Çok ilkeli bir insan olduğu için, kendisini “Başbakan Akşener” diye karşılayanları da düzeltmiş Meral Akşener: “Başbakan değil, Cumhurbaşkanı” diye. Yani parlamenter sistem falan Meral Ablamızın umurunda değil. Akşener, kan kaybeden Erdoğan’ı alt edip, Erdoğan’ın kendine hazırladığı başkanlık koltuğuna kurulup tek kadın olarak ülkeyi yönetecek. Hedefi bu. İşte öngörü, işte zekâ. Beceriklilik diye ben buna derim.

Akşener, AKP ile on beş, yirmi yılını heba eden Türkiye’nin gelecek on beş yılını daha yitirmenin adıdır. İyi midir kötü müdür bilemem ama partisinin de liderinin de içi boş.

Kendini solcu olarak tanımlayan birisi için Akşener ve partisi ancak şöyle bir umut yaratabilir: Meral Akşener, Tayyip Erdoğan’ın oylarını bölerek, aradan bir sol adayın çıkmasına neden olabilir. İyimser bir gözle bakınca bu ülkeye yapacağı tek iyilik bu olabilir gibi görünüyor Akşener’in. Elbette sol partiler bu fırsatı görüp birleşmeli, işçi, köylü, gazeteci, öğretmen gibi emekçi adaylarla iktidara yürümeliler. İş adamlarıyla değil, işçilerle. Milliyetçilerle değil solcularla. Erkeklerle değil kadınlarla. Belediyelerde kirlenmiş bürokratlarla değil, halkın içinden çıkan kişilerle. Türklerle, Kürtlerle birlikte omuz omuza bu mücadeleyi vermeliler. Umut, Akşener değil, orta yoldan gitme alışkanlığından vazgeçmiş, birleşik bir sol hareketin, birbirinin kuyusunu kazan sağ partilerin arasından sıyrılıp iktidar olabilmesi.

Burak Kaya99 Yazı

Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...