Melih Gökçek ve Kadir Topbaş’ın Ardından

“Ne oldum deme, ne olacağım de” demişler ya, biri bana Melih Gökçek’in bu hallere düşeceğini söyleseydi yemin ediyorum inanmazdım. Ben arkası sağlam sanıyordum, meğer adamın bir tane seveni yokmuş lan. Adam çeyrek asırda tırmandığı merdivenleri asansörle on beş saniyede indi. Öyle hızlı gitti ki siyaset sahnesinden, Melih Gökçek’in arkasından şöyle keyifle iki satır yazayım diyenler için bile konu eskimiş oldu. On beş gün sonra “Melih gitmiş, öyle mi?” diye istediğiniz kişiye sorun alacağınız yanıt belli:

– “Hangi Melih?”

Bir ay sonra, iki paragraflık anımsatma yazısıyla başlamak gerekeceğinden, hazır adamın kim olduğu unutulmamışken şimdi iki satır yazayım istedim. Gidene sallamak racona uymasa da eğer konu Melih Gökçek’se her türlüsünü kaldırır racon. Ben Melih’siz yıllarda Ankara’daydım. O dönem de ufak tefek şikâyetlerimiz vardı ama sonraki dönemlerle kıyaslayınca akciğer kanserinin yanında basur başlangıcı gibi kalır bizimkiler. Yalnızca Ankara değil, İstanbul için de geçerli bunlar. Ülkenin büyük şehirleri kimsenin yaşamak istemeyeceği beton yığınları haline geldi. Ormanlar azala azala bitti. Bütün büyük kentlerimizde ulaşım büyük ölçüde otobüs, minibüs ve otomobillerle sağlanıyor. Adları değişti sadece ama işlevleri aynı. Otobüs, metrobüs oldu ama rayda gidemiyor halen.

Tabii Melih Gökçek, Kadir Topbaş falan gidince bizim sosyal demokratların da yüzüne renk geldi. Böyle çalımlı çalımlı yürümeler, şehircilik üstüne ahkâm kesmeler, yeni aday belirlemeler. Bir umutlandılar ki sormayın. Dışarından görenler sanır ki dertleri Ankara, İstanbul, İzmir. Değil tabii ki. Onların da tek derdi rant.

Şimdi herkes giden başkanları günah keçisi yaptı ama bu şehirlerin içine onlardan çok bizler yaptık. Sosyal demokratlar da yaptı. Onlar direnmeyi bir yana bırakın bu ranta ortak oldular. Ankara’da Melih Gökçek’e “Ağabey” diye hitap eden Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen değil mi? Hani şu “Biz Büyükşehirle iyi geçineceğiz” diyen. Eskişehir yolu üzerinde eşinin amcasına ait AVM’nin otoparkında yaptığı tadilatla gökdelen kurduran o değil mi? Belediyenin makam aracı arızalanıyor diye 600 bin liraya AUDI A8 makam aracı alan Melih Gökçek mi Alper Taşdelen mi?

CHP’liler diyor ki, “Bakın rant babadan oğula geçiyor, Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek filanca yaptı.” Peki sizde babadan oğula geçmiyor mu? Alper Taşdelen’in babası Doğan Taşdelen değil miydi sizin Çankaya Belediye Başkanınız? Sen Bilal Erdoğan’la Osman Gökçek’e söz söylemeden önce Çankaya’da babadan oğula geçen başkanlığına bir baksan ya.

Şişli’de Başkan Yardımcısı olan Emir Sarıgül, Mustafa Sarıgül’ün oğlu değil miydi? Adı onlarca kirli işe karışan bu baba-oğulla ilgili olarak Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, kendisini ve ailesini tehdit ettikleri için savcılığa başvurmadı mı?

Beşiktaş’ta Belediye Başkanı olan Sarıgül’ün eski avukatı değil miydi? Bu avukat, başkan olduğunun ilk yılında Beşiktaş’ta biri Boğaz manzaralı villa, biri de arsa olmak üzere 10 milyon liralık taşınmazın tapusunu kasasına koymadı mı?

Ataşehir’de ortaklarına ait araziye Buz Rezidansı dikip sonra da yandaşlara peşkeş çeken kişi CHP’li Belediye Başkanı Battal İlgezdi değil miydi? Karısını önce belediyedeki başkan yardımcılıklarına atayan sonra da CHP’den milletvekili seçtiren o değil miydi? Hani Bağdat Caddesi’ndeki çevre düşmanı gökdelenlerde ederi beş milyon doları geçen üç rezidansı olan hanımefendi.

İstanbul’daki rant işlerini sadece AKP ve Kadir Topbaş’a değil Gürsel Tekin ve CHP’li Belediye başkanlarına da sormak gerek. Ankara’daki durum da benzer şekilde…

CHP’nin AKP’den hiçbir farkı olmadığını gösteren bir başka örnek: Yapıldığı dönemde belki de Kadıköy’de büyükçe bir park olabilecek tek araziye CHP’li Kadıköy Belediyesi tarafından Kozzy Alışveriş Merkezi yapıldı. Bu AVM’nin açılışını da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yaptı. İstanbul’a hizmet falan diye zırvaladı konuşmasında.

Şimdi haberlere bakıyorum da, CHP’de yeni seçim dönemi için Sarıgül, Taşdelen, Gürsel Tekin, İlhan Kesici adları havada uçuşuyor. Kendi adıma söylemiş olayım: Benden nah oy alırsınız bu kafayla. Size vereceğime çöpe atarım lan oyumu. Sokaktaki kedileri köpekleri, mahallemi, sokağımı, komşularımı satmamış olurum. Bir kez daha yazayım da pekişsin: Mimarlar Odası olur, başka bir örgüt olur, eğer şehirdeki rantçılara direnen kişilerin içinden değil de rantçılardan, iş adamlarından, bu eski CHP Kadıköy ekibinden, Şişli’deki, Ataşehir’deki rantçılardan birisini aday gösterirseniz, size nah oy veririm.

Peki tüm suç siyasetçilerde mi? AKP, CHP, MHP falan dışında suçlu yok mu? Var elbette. Örneğin, İstanbul’daki kentsel dönüşüm müteahhitlerle birlikte oradaki ev sahipleri için de bir rant kapısı yarattı. Vatandaşlarımız AKP’nin yarattığı bu ranttan pay kapmak için sıra oldular müteahhitlerin kapısında. Üç kuruş kazanç uğruna şehirlerini falan sattılar. Şimdi AKP’li başkanlara söz edenlerin hepsi, o dönemde üç kuruş için daha fazla kat nasıl çıkarız, evi kaç metrekare büyütürüz derdine düştüler. Garipçe’deki köylüler, Üçüncü Köprü ile arsalarının değeri artacak diye, ormanı koruyan direnişçilere saldırdılar.

Siyasi partilerinden neredeyse tüm vatandaşlarına kadar rant peşinde koşan bu aşağılık tabloda Melih Gökçek’le Kadir Topbaş’ı günah keçisi ilan edip içimizi rahatlatabiliriz ancak gerçek bu değil.

Bizler kendi şehirlerimizi kendimiz yağmaladık. Aç hayvanlar gibi saldırdık dağlara, taşlara. Mahallemizi müteahhitlere sattık, sularımıza zehir kattık, bahçemizdeki ağaçları kestik. Üç kuruş para için sokaklarımızı şantiye alanı yaptık. Araba sevdamız yüzünden ormanları yok eden yollara, köprülere taptık. Falanca yol açıldı da işe gidişimiz kolaylaştı diye övgüler düzdük. Sitelerde, rezidanslarda oturmanın derdine düşüp AVM’lerin kapısında kuyruk olduk. Artık bok gibi şehirlerde yaşayacağız. Başkanlarımız falanca kişi olduğu için değil, bizler böylesine layık olduğumuz için.

Oysa ne güzel kokardı sokaklar. Fikirtepe, Sulukule, Kavaklıdere, Tarlabaşı, Yenimahalle. Eskiden, hepsinin ayrı ışıkları vardı. Akşam üstlerinde kimi camlar batan güneşten; kimi, mutfaktan sızan ışıklarla yanardı.

Burak Kaya99 Yazı

Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...