Cinayeti Kör Bir Balıkçı Gördü, Ben Gördüm Kulaklarım Gördü

Dünyamızın çok önemli liderleri var. Bir yerde demokrasi mi aksıyor hop hemen yetişiyorlar. Diyelim ülkendeki adalet sisteminde problemler var, zırt geliyor bunlar senin ülkene, aksayan ne varsa düzeltip gidiyorlar. Hem de bedava lan. Bir kuruş almadan öyle hayrına yapıyor adamlar. Muhaliflere kötü mü davranılıyor, çat uçaklar havalanıyor. El alemin ülkesine huzur gelsin diye herifler uçaklarla, gemilerle geliyorlar lan. Belki kendi ülkelerinde de yardım bekleyenler var ama olsun. Önce dost ülkelerin işleri görülsün düşüncesiyle kendi vatandaşlarını ikinci plana atıp yabancı ülkelere koşuyorlar. Yardım etmek için öyle yarış ediyorlar ki, “Efendim sen uçağını çek ki önce biz yardım edelim”, “Sen bekle, biz yapalım” şeklinde birbirlerine düşüyorlar. Oğlum siz Libya’ya, Afganistan’a huzur nasıl geldi sanıyorsunuz, tabii ki bu liderler sayesinde.

Bana gelen kesin bilgilere göre, Türkiye de bir süredir bu büyük ülkeler arasına girdi. Suriye’ye demokrasi götürmek üzere yaptığımız hamlelerden zaten görebiliyorduk biz bunu. Ne mutlu ki Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Japonya, İsrail gibi demokrasi ihraç eden ülkeler arasında sayılıyor artık ülkemiz.

Benim maruzatım Cemal Kaşıkçı’yla ilgili. Anlaşıldığına göre S.Arabistan’ın önde gelen katilleri, bir uçak dolusu adam ve ekipmanla birlikte İstanbul’a gelmiş, hafif müzik eşliğinde muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı kesip poşetledikten sonra da uçakla evlerine dönmüşler. Bir filmde olsa yok ebesinin şeysi denebilecek bir cinayet işlemiş herifler. İstanbul’un göbeğinde…

Bizim Adalet Bakanı diyor ki “Bir konsolosluk binası herhangi bir yer değildir. Bir idari makam buraya hemen gireceğim diye bir karar veremiyor. Adli soruşturma derhal başlatıldı. Konsolosluk binasındaki arama için Suudi devletinin kabulü beklendi. Dışişleri Bakanlığı yazışmalar yaptı. Gelecek cevaplar sonrası inceleme gerçekleştirilebildi. Soruşturma titizlikle ve derinleştirilerek yapılıyor. Suudi Arabistan ile idari anlamda emniyet, polis diğer kurumlarla görüşmeler devam ediyor. Savcılıktan bize gelen talebi iletildiğinde bu konuda Suud makamları biraz geç oldu. Kimlerle gireceksiniz, ne yapacaksınız gibi. Savcılık sonra tekrar yazı yazdı.”

Benim anladığım bizimkiler, cinayeti işleyen ülkeye ‘Cinayeti soruşturabilir miyiz?’ diye dilekçe yazmış. Onlar da biraz yavaştan almış, bu arada katiller uçakla ülkelerine tüymüşler. Lan oğlum siz Suriye’deki muhaliflerin demokratik hakları söz konusu olunca başka ülkelere bile asker göndermekten söz ediyorsunuz da kendi ülkenizde muhalif gazeteci doğranıp paketlenince neden sessiz kalıyorsunuz? Başka ülkelere asker gönderiyorsunuz da, kendi ülkenizdeki konsolosluğa mı sokamıyorsunuz polislerinizi? Ortada kanlı bir cinayet var. Demokrasi götüreceğiz diye Suriye’nin bilmem neresine kadar gideceğimize, Vatan Caddesi’nden tek otobüsle Suudi Arabistan Konsolosluğu’na gitsek ya lan.

Neyse Türkiye’den umudu kesip ABD’ye baktım. O da ne, Trump açıklamasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın öneminin altını çizerek, “Suudi Arabistan’a ihtiyacımız var” demiş. Ayrıca bazı kongre üyelerinin inanılmaz baskısına karşın Riyad yönetimine silah satışını durdurmayı düşünmediğini de söylemiş. Suudi Arabistan’a yapılan 115 milyar dolarlık silah satışı, Amerikan halkına 500 bin yeni iş imkânı doğuracakmış. Trump öyle diyor. Muhalifleri öldürmek için silah satmayı yeni bir iş imkânı olarak görüyor kendisi.

Fransa uçak kaldırdı mı diye baktım, yoh kaldırmamış. “Aşırı ciddi ve endişe verici” bulmuşlar S.Arabistan’ın hareketini. Bence biraz abartmışlar. Ne var lan yani, görüşlerine katılmadığınız bir gazeteciyi de doğrayıp asitle yok edemeyecekseniz, yemişim ben öyle krallığı da prensliği de. Bana sorarsanız, öyle aman aman büyütülecek bir olay yok.

Diğer demokrasi ihracatçısı ülkelerin açıklamaları da benzer. Irak’ta falancayı, Libya’da filancayı, Suriye’de şunu, İran’da bunu bahane ederek acil demokrasi hamlesine soyunanlar şimdi pek soğukkanlı. Utanmasalar “Gazeteciyi kesmeselerdi iyi olurdu ama bir muhalif gazeteci kesildi diye de ilişkilerimiz bozulmaz” diyecekler. Açıklamalara bakınca Türkiye olarak birkaç yıl içinde, İstanbul’un göbeğinde adam doğrayanlara bir bahane bulur madalya bile takarız gibi geliyor.

Yanlış anlaşılmasın, elbette benim bu ülkelerden de, yöneticilerinin iyi niyetinden de hiç kuşkum yok. Bana öyle geliyor ki bu cinayeti bizler gördük ama dünya liderleri göremedi. Attila İlhan’ın şiirindeki gibi:

Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiçbiriniz orada yoktunuz

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...