Karantina Günleri

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca birkaç gün önce “Muhtemelen Türkiye’de virüs var ancak biz bilmiyoruz” gibilerinden bir şey söyledi ki bu bence gayet aklı başında bir açıklamaydı. Ancak virüs ortaya çıkınca iş değişti, büyük olasılıkla gelen talimatlar üzerine bakan tavır değiştirdi ve Türkiye şu an pozitif sonucun görüldüğü yeri gizleyen dünyadaki tek ülke konumunda. Bu davranış tarzına bakınca Türkiye’nin bekle gör modelini seçerek yeterli önlemleri almakta gecikeceğini ve muhalefetin de yalnızca seyretmekle yetineceğini tahmin edebiliriz.

Şu an virüsün ülkede en azından üç beş kişide olduğunu düşünebiliriz. Eğer yoksa bile Avrupa’ya uçak seferlerinin açık olduğu bugün birkaç virüs sahibi yolcu ülkeye girmiş olabilir. Bunların hasta olması da şart değil, zaten çok büyük bir kesim bu virüsü kendi bünyesinde yeniyor ancak bu arada başka kişilere taşımış oluyor.

Türkiye bu sabaha kadar almış olması gereken önlemlerin hiçbirini almadı. En kritik yirmi dört saati kolonya peşinde geçirdik. Bugün için okullar, fabrikalar, işyerleri, camiler, AVM’ler açık. İnsanlar okula ya da işlerine servisler ve toplu taşıma araçlarıyla gidiyorlar. Spor karşılaşmaları aynı şekilde devam ediyor. Kafeler, restoranlar, kahvehaneler açık. Evden, okula, oradan işyerine ve de ulaşım araçlarındakilere derken virüs şu an büyük bir hızla yayılıyor. Eğer acilen önlem alınmazsa birkaç hafta sonra binler, belki de on binlerle ifade edilen sayılara ulaşacağız ve belli bölgelerde karantinalar başlayacak. İşin ilk tarafıyla uzmanlar uğraşsın. Ben birkaç hafta sonrasına giderek karantina esnasında neler yapabileceğimiz ve nasıl vakit geçirebileceğimizle ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Karantinayı hapis gibi düşünmek içinizi sıkabilir ancak içiniz sıkılsa da sıkılmasa da karantina evde hapsolmak anlamına geliyor. Şimdi bu yarı açık mapushanede neler yapabileceğimize, nasıl zaman geçirebileceğimize bir göz atalım. Evet, karantina günlerinde neler yapabiliriz:

Bir Dolu Boktan Film İzleyebiliriz: İstersek günde elli film izleyelim gene de bu çöplüğün binde birini bitirmiş olmayız. Onun için, tedbirli olalım, filmleri azar azar izleyelim diyerek boş kuruntulara kapılmayın. Virüsten insanlık bitse de bu dandik filmler bitmez. Dünya film endüstrisi bunun için var. Ben böyle zamanlarda özellikle felaket filmlerini öneriyorum. Bu tür filmlerde kahramanlarla empati kurarak kendimizi filmin akışına daha kolay kaptırabiliriz.

Evde Kavga Edebiliriz: Lütfen kimse ailemizle daha çok zaman geçirip sevdiklerimizle sohbet edebiliriz falan demesin. Biz de bu ülkede yaşıyoruz, az çok aile ortamlarını biliyoruz. Bizim ülkemizde bu kadar saat evin içinde bir arada kalan bireyler tepişir. Hır gür derken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Duvara son tabağı da fırlattığınızda bir de bakmışsınız ki havalar ısınmış, virüs etkisini kaybetmiş. Karantina günlerinin sonuna gelmişsiniz.

Götümüzü Büyütebiliriz: Mabad iki şekilde büyür: Bir daha az hareket ederek, iki daha fazla yiyerek. Karantina döneminde hareketimiz yeteri kadar azalacağından bizim odaklanmamız gereken bölüm ikincisi yani yemek bölümü. Bu eylemi pişir-ye gibi basit bir döngüye çevirerek çok kısa sürede inanılmaz sonuçlar alabilirsiniz. Aşağıdaki gibi programın bir benzerini evinizde siz de kolaylıkla hazırlayabilirsiniz:

09:00 Kahvaltı
10:00 Kurabiye yapımı
11:00 Kurabiye saati
12:00 Öğlen yemeği
13:00 Börek hazırlığı
14:00 Börek saati
15:00 Tatlı yapımı
16:00 Tatlı saati
17:00 Yemek hazırlığı
18:30 Akşam yemeği

Kitap Okumayabiliriz: Şimdi karantina konusu gündeme gelince hemen birileri “ne güzel olur, kitap da okuyabiliriz” diye ortaya çıkar. Ben onlar gelmeden bunu söylemiş olayım: Kitap okumayabiliriz. Bu zorunlu değil. Zaten yıllarca okumamışsın, okulda okuma ödevlerini yapmamış, tatilde verilen kitapları bir kez bile eline almamışsın. Sen her şeyden kolayca sıkılan tuhaf bir yaratıksın. Herkes biliyor ki gene okumayacaksın. Onun için kendini zorlamana falan gerek yok.

Hobilerimize Zaman Ayırabilirdik: Eğer bir hobimiz olsaydı bunu yapabilirdik ancak internette gezinip boş işlerle uğraşmaktan bugüne kadar bir hobimiz olmadı. Şu an elimizden gelen hiçbir iş olmadığına göre karantina zamanı bir hobiye bulaşmak kabiliyetsizliğimizi ortaya koymaktan başka bir işe yaramaz. Bunlar zaman, emek ister. Maalesef bunlar da bizde hiçbir zaman olmadı, olmayacak.

Mastürbasyon (Özçekim) Yapabiliriz: Evde canımız çok sıkıldı ve bir partnerimiz de yok. Üzülmeye gerek yok, mastürbasyon yaparak hoş zaman geçirebiliriz. Peki hangi elimizle mastürbasyon yapacağız? Benim önerim, şu an önlem alması gerekirken top çeviren hükümete veya halkı uyarmak yerine uyduruk işlerle uğraşan muhalefete hangi elimizle oy verdiysek aynı eli kullanmamız yönünde olacak. Burada işin içine “sana oy veren elimi seveyim” gibilerinden tatlı bir sitem de giriyor ki o da işin şakası tabii…

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...