Yürü be Kemal!

Yürü be Kemal. Dağları tepeleri aş, köyleri ovaları geç, geceleri güzelce uyu ama gün doğunca gene yürü Kemal.

Uzun yolculukların ilk kilometrelerdir en zoru. Az dayan, Arap atı gibi sonradan açılacaksın Kemal. Polisle, jandarmayla, itfaiyeyle tutamayacaklar seni. Sen yürürken büyüyeceksin, sana kara çalanlar hep küçülecek Kemal. Öylesine büyüyeceksin ki, önce yüzler, sonra binler, belki de milyonlar bekleyecek yolunu Kemal. Onun için arada dur dinlen ama sakın geri bakma, ok yaydan çıktıktan sonra yayı bir daha görmez Kemal. Bugün arkandan el sallayanlar yarınki durağında bekliyor olacak seni. Bu ülkede bir güzellik olursa ya mayıs ya haziranda olur Kemal. Sen de haziranda çıktın yola, demek ki senin yolun güzel yol Kemal.

Yorulursan dinlen, su içmeyi ihmal etme Kemal. Ayağına çek rahat bir ayakkabı. Havalar da iyice ısındı, kısa kollu gömlekle yürü Kemal.

Güvenlikleri evlerine yolla. Yola çıkan yoldaş bulur, yolcuya dokunan yanar Kemal. Orucun’ sorana seferiyim deme Aleyivim de Kemal. Yol sorana Hak yolu, hak sorana bileğini göster Kemal. Otellerde kalma, saçını sakalını kırpma, yıkanmana hiç gerek yok, yürüyen adam temiz kalır Kemal. Süslü püslü insanlarla belediye çıkmalarını sokma yanına Kemal. Mümkün oldukça tarlalardan yürü, tarlalar umut verir insana. Yemek de veren çıkar aralarında.

Bolu’da dağ çileği, Gümüşova’da kirazlar olmuştur Kemal. Yolcunun hakkıdır hepsi. Erikleri, kirazları yiyerek, geçtiğin derelerin suyunu içerek gel Kemal. Ama dereler kirlidir, ormanlarda hep testereler var. Hafriyat kamyonlarına dikkat et. Ölüm taşıyor onlar.

Ben kızınca ‘Git Kemal!’ dedim ama sen gene de gel Kemal. Ben döneyim ama sen yolundan dönme Kemal. İzmit körfezinden süzülüp, Boğaz’a giren bir gemi gibi, ağır ağır, düdüğünü çala çala, İstanbul’a gir Kemal. Haramilerin saltanatı sarsılacak sen İstanbul’a girerken.

Artık bu yolun yolcususun sen. Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar Kemal. Hem bu yol sadece senin yolun değil. Bu yol Hacı Bektaş’ın, Pir Sultan’ın, Mevlana’nın da yolu. Bu yol geceleri gezen hayvanlarla göçmen kuşların da yolu. Sen ki bu ırmakta bir kez yıkandın, artık bir kolunu kesseler, denize ulaşacak öbür kolun.

…………………
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani,
var olan bir şeyim ben.

Haydi ben bensiz geleyim,
sen sensiz gel.
Ne varsa şu ırmağın içinde var,
soyunalım iki can,
dalalım şu ırmağa, hadi.
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,
senin şânına sadece gelmek yaraşır.

Mevlana Celaleddin Rumi

Burak Kaya90 Yazı
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmaycak




Loading Facebook Comments ...