Tunceli Dört Dağ İçinde

Çok sevdiğim bir türküdür. Orijinali yanlış yakılmış, sonradan düzeltildi bu türkümüz. Türkücüler de doğrusunu bilmiyor, başlıktaki gibi okunması lazım. Yani bu şehrin insanını anlamak mümkün değil. Şehrin adını da yanlış koymuş lan adamlar. Böyle bir cehalet olabilir mi, insan kendi yaşadığı yerin adını yanlış koyar mı lan, Allahtan günümüzde valiler, mahkemeler, kayyımlar falan var da bu tür yanlışlar düzeltilebiliyor. Yoksa yüzyıllardır süregelen bir yanlış günümüze sarkacaktı.

Bak şehrin adını yanlış koymuşsun, ilçelerinin çoğunun adı yanlış, çocuklarının adı bile yanlış. Kayyımlar gelip de bu yanlışı düzeltince kötü oluyorlar. Yani nerede görülmüş bir halkın yaşadığı yerin adına karar verdiği. Ankara niye var lan o zaman? Herkes istediği adla birbirini çağırsın, köyüne, mahallesine istediği adı versin. Buranın bir başı yok mu arkadaş? Mesela benim babam bana Burak adını vermiş ama devletimiz dese ki bu ad bir boka benzemiyor senin adın bundan sonra Murat olsun, ben bundan gurur duyarım. Hatta her iktidar değiştiğinde adımın değişmesini isterim. Çünkü güzelin de güzeli var. Bunda itiraz edilecek ne var ki, biz şehrimize, köyümüze ya da çocuğumuza doğru adı verebilecek kapasitede miyiz? Tabii ki değiliz. Bence en güzeli bu adların doğrudan devlet tarafından düzenlenmesi. Şu an herkes kendi çocuğuna kendisi ad veriyor. Durumumuz ortada. Yok ben doğayı severim çocuğumun adı Toprak olsun, ben su severim çocuğun adı Deniz olsun. Böyle bir saçmalık, böyle bir düzensizlik olabilir mi, adam yemek seviyor diyelim, çocuğunun adını enginar veya tencere koyabilir mi?

Tunceli, bir araya gelmesi mümkün olmayan partileri de bir araya getirdi. AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi tek yumruk oldu. Hayatında bu şehre gitmemiş milyonlar Tunceli’nin adının değişmemesi için büyük bir seferberlik başlattı. Ama yeter mi, bence yetmez. Türküler de yasaklanmalı, vatandaşlar kendi aralarında konuşurken Tunceli dışında bir ad söylememeli. Yani herhalde bir şehre ne ad verileceğine o şehirde yaşayanlar karar verecek değil. Bizler belki kayyımlara öneride bulunabiliriz. Ancak o adın uygun olup olmadığına kayyımlar karar vermeli. Bu vesileyle bazı iller için de önerilerimi sıralamak isterim. Devletimiz uygun bulur veya bulmaz. En doğrusunu onlar bilir. Benim naçizane önerilerim:

Adana => Fokurdak
Artvin => Yeşilcek
Ordu => Fındıkeli
Van => Miyavlı

Bu arada bir yanlış anlaşılma olmasın. En doğrusunu yöneticilerimiz bilir derken yerel yöneticilerden söz etmiyorum. Ankara’dan atanmış vali, kaymakam, kayyım tipi yöneticileri kastediyorum. Eğer iyi bir ad bulamazlarsa bir yarışma düzenlenebilir, en uygun ada jüri karar verebilir. O da olmadı kura yöntemiyle noter tarafından belirlenebilir. Hepsi olabilir. Yeter ki orada yaşayanlar karışmasın bu işe.

Son olarak başlıktaki türkünün doğrusunu bulamadığım için hatalı versiyonunu yazıya almak zorunda kaldığımı da belirteyim ancak eğer devletimiz atayacağı kayyımlara güzel bir kayıt yaptırırsa aşağıdaki yanlışı da doğrusuyla değiştiririm.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

3 Comments

  1. Muhteşem bir yazı daha. Burak bey sabah sabah güldürdünüz beni. Adana’nın adı niye fokurdak olmalı. Sıcağına istinaden mi öyle düşündünüz? Adanalı olarak çok merak ettim.

    • Çok teşekkürler Ayça Hanım. Tahmin ettiğiniz gibi, her şeyi kaynama noktasına getiren sıcağı için söylemiştim… Burak Kaya

  2. bundan sonra sözlerinde dersim geçen türkülerin, dersim kelimesinde bip sesinin çıkması gerekiyor ve hatta dersimiz: şu diye bir kelime olmamalı. ders: türkçe. dersim nedir allah seversen. tamam gitmedim, görmedim, bilmiyorum ama bu vatanın toprağını ezdirmeyiz. yok dersimmiş. yok anansının nikahı nahçivan.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...