Bayraktar

Son zamanlarda dünyada adından söz edilen en büyük başarımız bu. Sadece AKP’liler değil, onların dışında kalan büyük bir grup da nerdeyse bunun ulusal bir konu olduğunu ve geliştirdiğimiz savaş araçlarının siyaset dışı olması gerektiğini söylüyor. Benim gözlemim işin içinde damat olmasa Türkiye bu Bayraktar konusunda tek yürek, tek bilek, hatta tek cep olurdu. Aslında Bayraktar’ı kendi yapmış gibi sahiplenecek ama Erdoğan karşıtlığı nedeniyle yüreği elvermeyen çok kişi var. Evine ekmek götüremeyen kişi de bankada trilyonları olan da aynı görüşte: Bayraktar bizim milli gururumuz. Bazı solcuların bu konudaki tek sıkıntısı ise araçların damat ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş olması.

Yıllardır mazlum edebiyatı yapanlar, emperyalistlerin yağdırdığı bombalara lanet okuyanlar el birliği yapmış Bayraktar’ı övüyor. Diyebilirsiniz ki bu araçlar ülke savunmasında kullanılıyor. Ama her emperyalist ülke geliştirdiği savaş aletleri için aynısını söyler. Senin geliştirdiğin aracın sivil bir yerleşimin bombalanmasında kullanılmayacağının bir garantisi var mı? Bayraktar’ın kullanma kılavuzunda yalnızca mazlum devletler tarafından işgalcilere karşı kullanılacağı mı yazıyor?

Bir yandan savaş uçakları ile övünmek diğer yandan barışı savunmak nasıl mümkün olabiliyor? Elbette saldırganları savuşturmak için araç gereciniz olacak ancak bombalama videolarından zevk almayı gerektirir mi bu? Yıllardır ABD’yi, İngiltere’yi eleştiren ve silahsızlanmayı isteyen zihniyet bu silahların çok daha basitini kendi geliştirince gerçek yüzü ortaya çıktı. Silah satıp ekonomiyi düzeltebileceğini sanan, dünyanın herhangi bir yerinde ülkeler arasında sorun çıkınca Bayraktar satmaya çalışan, sonra da Bayraktar’ın bombaladığı hedefleri içeren videolarla gurur duyan insanlar. Suriye’de, Ermenistan’da, Ukrayna’da gördüğümüz Bayraktarlar’ı yarın ABD ya da Rusya isterse sizce yanıtımız ne olur? Onlar muhtemelen istemez ama eğer isterlerse ne olacağını ben size söyleyeyim, muhafazakâr medyamız bunu bir başarı hikâyesi olarak yazıp sekiz sütuna manşet atar.

Zaten muhafazakâr kardeşimin barışla pek ilgisi yok, istiyor ki daha büyük zararlar versin bizim silahımız. Tüm dünya görsün gücümüzü, hatta ölenlerin mezarında, sakat kalanların bedeninde “Designed by Bayraktar” yazsın. Bu kafanın çok kısa sürede varacağı yeri tahmin etmek güç değil: “Hiroşima ve Nagazaki’de olduğu gibi atacaksın iki bombayı, işlerini bitireceksin.”

Ama gene de saf bir tarafımız var, bütün ülkeler geliştirdiği silahları gizlerken bizimkiler bayrak gibi orta yerde sallıyor. Adı da Bayraktar zaten. Videolar art arda gündeme girip bombalar düştükçe, tanklar isabet alıp ölen askerlerin cesetleri arttıkça duyulan haz da aynı oranda artıyor. Ve insanlar büyük bir gururla bu videoları dağıtırken altına yazıyor:

– Bayraktar, tam bir ölüm makinesi.

Elbette bir ülkenin savunma gücü olmalı ancak silahlarla övünmek, silah ticaretine soyunmak, silahlı sahnelerden kıvanç duymak. Bunlar normal değil. Silahlanarak dünyaya barışın geleceğini sanmak büyük bir kandırmaca. Silah belki hayatın bir gerçeği olabilir ama övünülecek bir şey değil. Hiç düşündünüz mü, ya yaptığınız silahlar bir gün yoksul ülkelerdeki yoksul köylüleri vurursa.

Korkmayın burası Türkiye. Hepimiz biliyoruz ki hiçbir şey olmaz köylüler vurulunca. On yıldan fazla zaman geçti Uludere’nin üzerinden. Bayraktar’dan önceki yerli İHA’mız Gözcü vermişti istihbaratı. Elbette bu ne İHA’nın ne de onu geliştiren mühendisin suçu. Bu suç silahları yücelten, barışı romantizm düzeyine indirgeyen ve bombalarla övünenlerin.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

Yorumlar

1 Comment

  1. Dostum çok ütopik bakıyorsun olaylara. Dünyada savaşlar olmasın, hapishaneler olmasın hatta, mahkemeler bile olmasın… O zaman silahlara, askere, polise de gerek olmaz… Fakat var bunlar değil mi.
    Eğer bir iş yerimiz varsa kasası kilitli durur, hatta evden çıkarken kapımızı bile kilitleriz… Herşeyimiz kilitlidir… Ticaret yapılırken söz yetmez, senet yaparız…
    Yani insanoğlunun tabiatı uygar değil ilkeldir.
    İnsan oğlu böyleyken silahı tutan el kendi eliyse kendisini güçlü hisseder, yapan kendisiyse bundan gurur duyar…
    En azından gurur duymak samimi bir tabiat ikrarıdır…
    ”Gurur duymuyorum demek” dünyada bu kadar kötülük varken, kimsenin bu kötülüğü üstlenmeyip kusuru başkalarında görmesi gibi ironik bir inkardır.
    ”Yanlış” kavramı bile bize hizmet etmeyeni eleştirme şeklimizden başkası değil. Bahsettiğin olay da bunu anlatmıyor mu.
    Hayali bir gezegene gittiğini düşün. O gezegende erk ve dişi uzaylıların birbirlerine yapacakları tecavüzden korunmaları için bir çok türevi olan bekaret kemerleri çeşitleri, anüs tıpası, çelik iç çamaşırı, bupi tuzaklı kemer gibi güvenlik önlemlerinin yanında; çelik kilot şifre kırıcı,kemer tuzak algılayıcı, uzaktan domaltıcı sinyal silahı gibi araçlarla birlikte satıldığını düşünsene. Üstelik bütün halk da tecavüzün ne kadar yanlış olduğundan bahsediyor.
    Bunlar o canlıların sapık olduğunu anlaman için yeterli değil mi sence?
    Hah işte hapishane ,asker, polis, silah, dünya barışı????

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...