IBAN

IBAN

Sayın Cumhurbaşkanı televizyonda IBAN verince kıyamet koptu. Ben halkımızı anlamakta zorlanıyorum. Yani ne verseydi. Demek ki IBAN’ı varmış da onu verdi. Belki yakınında IBAN vardı, o da “Uzanacağıma bari şu yakındaki IBAN’ı vereyim” diye düşündü. Yani çay verirken, makarna verirken iyiydi de IBAN verince mi kötü oldu lan bu cumhurbaşkanı?

Fıkrayı bilirsiniz, bir gün Nasreddin Hoca, komşusundan ödünç bir kazan ister. İşini bitirince kazanın içine küçük bir tencere koyup geri verir. Kazan sahibi tencereyi görünce:

– Bu nedir, diye sorar.

– Senin kazan doğurdu, der Hoca.

Komşusu sevinç içinde kazanla tencereyi alıp gider. Birkaç gün sonra Hoca yine komşusundan kazanı ister. Bir süre bekledikten sonra kazanının gelmediğini gören komşu Hocanın evine gelir, kazanı geri ister. Hoca:

– Başın sağ olsun, senin kazan öldü! der. Komşusu:

– Aman Hocam, hiç kazan ölür mü? Diye sorunca Hoca:

– Kazanın doğurduğuna inanırsın da öldüğüne niçin inanmazsın? der.

Teşbihte hata olmaz ama benim Sayın Cumhurbaşkanının yüz ifadesinden anladığım kadarıyla bizim kazan ölmüş. Çay dağıtılırken çekirge sürüsü gibi toplanıp da IBAN gelince laf edenler için tekrarlıyorum: Beyler, bizim kazan öldü. Nasıl öldü, niye öldü bilmiyorum ama durum bu. Bunu kabul edelim, içimize sindirelim lütfen.

Böyle kudurmuş, çıldırmış tuhaf bir güruh var. Sadece para istiyor. Ağzını açıyor para, başka laf yok. Yahu bir kere, sen niye olmayan bir şeyi ısrarla istiyorsun cumhurbaşkanından? Parası olsa verir herhalde. Efendim Almanya şöyle yapmış, Malezya böyle yapmış. Sen niye başka cumhurbaşkanlarının önünde para isteyip de mahcup duruma düşürüyorsun bizim cumhurbaşkanını? Ayıp lan, vallahi ayıp. Şu ülke vatandaşına bunu vermiş, başkası da bunu vermiş. Acaba o ülkenin vatandaşı bunu hak edecek ne yaptı, ben neyi eksik yaptım da cumhurbaşkanım bana para yerine IBAN verdi diye sormuyorsun lan? Suçu biraz da kendinde arasana. Çuvaldızı başkalarına saplıyorsan azıcık da iğneyi kendine saplasana.

Bakın zamanında kalabalıkları toplayıp da çay dağıttığına ben şahidim. Kimse de çıkıp falancaya iltimas geçti diyemez. Ben gördüm, elini öyle çuvala daldırıp yakaladığı çayı milletin kafasına fırlattı. Belki uzun boylu olanlar yakaladı da kısalar yakalayamadı ama kimse kusura bakmasın, o da vatandaşın kendi sorumluluğunda. Artık topuklu mu giyiyor, basketbol mu oynuyor, süt mü içiyor kendi karar versin.

Ben genel olarak Sayın Cumhurbaşkanının tarzını beğendiğimi söylemek istiyorum. Bazı adamlar vardır böyle sündüre sündüre borç ister, arabesk havalar takınır, kendini acındırır, etrafında dolaşmaktan konuya bir türlü gelemez. Bana ne senin çocuğun okulundan, karının pilates kursundan, bana mı sordun yazdırırken. Adam gibi söylesene kaç liranın lazım olduğu, gönder hesap numaranı paramız varsa yollayalım, yoksa yok diyelim.

Cumhurbaşkanımız her şeyden önce lafı uzatmıyor. İşte devlete yakışan da bu sadelik. Boş edebiyat, gereksiz açıklamalar, bıktıran detaylar yok. Ne var peki? IBAN. Kısa ve öz. İçeriğini eleştirebiliriz belki ama ben bu tavrı destekliyorum. Para isteyen vatandaşa “Al sana IBAN” dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Herif hâlâ soruyor “Para yok mu?” diye. Arkadaş sen ne halden anlamaz adamsın. Para mara yok. Para olsa herhalde IBAN vermezdi kendisi. Artık bu kadarını da sen anlayacaksın.

“Para nerede?” demenin anlamı var mı? Ben olmayan bir şeyin yerini sormayı da doğru bulmuyorum. Bir örnekle anlatmak istiyorum:

– Anne portakal var mı?

– Yok yavrum.

– Peki nerede portakal?

Bakın nasıl da sırıttı değil mi bu soru. Sen olan bir şeyin yerini sorabilirsin ancak, olmayan bir şeyin konumu da olmaz. Az önceki örneğe dönersek anne çocuğu şöyle yanıtlayabilirdi:

– Portakal buzdolabında yok yavrum.

Bu bilgi neye yaradı şimdi. Biz paraya dönelim, paralar nereye gittiyse gitti. Sen sonuca baksana. Para var mı, yok. O kadar. Neticeyle değil de Hatice’yle ilgilenmek isteyen ırz düşmanları bilsinler ki para mara yok. Hatice’yi de lütfen taciz etmesinler artık.

“Karım ve üç çocuğumla birlikte evde aç oturuyoruz” diyen vatandaş, cumhurbaşkanı sana “Üç çocuk yap da aç bırak” mı dedi. Niye lafı başka tarafından anlıyorsun sen, niye aç aç oturuyorsun evinde? Yemeğinizi yiyinsenize oğlum. Onu da Sayın Cumhurbaşkanı mı gelip yedirsin size.

Her şey devletten beklemeyin lütfen.

Uyarı: Sitede yer alan yazı, haber, görsel ve diğer tüm içerik kurgudur.

Burak Kaya hakkında
Müzisyen, yazar.

2 Comments

  1. Hocanin kazan hikayesi bence biraz farkli,yaninda kücük bir tencereyle hocanin kazanini getirdiklerinde hoca kendi kazanina bakar ve søyle der. -Bu kazan elbette dogurur amina koymusunuz kazanin. der.

Yorumlar kapatıldı.